İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 110. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Anayasanın bazı mad.değ.hakkında kanun. cumhurbaş.geri gön.(ss.200,201ek)

Orhan Sür

Balıkesir Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 110. Birleşim · 1. yasama yılı · 23 Temmuz 2003 · 1.222 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Orhan Sür (CHP), 23 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ANAYASANIN BAZI MAD.DEĞ.HAKKINDA KANUN. CUMHURBAŞ.GERİ GÖN.(SS.200,201EK)); konuşma 1.222 kelime.

Orhan Sür (CHP, Balıkesir). “Anayasanın bazı mad.değ.hakkında kanun. cumhurbaş.geri gön.(ss.200,201ek)”. TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim tutanağı, 23 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/orhan-sur-22-2003-07-23-anayasanin-bazi-mad-deg-hakkinda-kanun-cumhurbas-geri-gon-ss-200-201 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA ORHAN SÜR (Balıkesir)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında 4841 sayılı Kanun üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini ifade etmek üzere huzurlarınızda bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bugün burada, ilk görüşmesini 1 Nisan 2003 tarihinde yaptığımız, ikinci görüşmelerini 4 Nisanda tamamladığımız anayasa değişikliği teklifi üzerinde düşüncelerimizi ifade ediyoruz.

Bildiğiniz gibi, bu değişiklikler, Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından, bir daha görüşülmek üzere Yüce Meclisimize iade edilmiştir. Dün yapılan Anayasa Komisyonu toplantısında, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu, Anayasamızın 169 uncu maddesinde yapılmak istenilen değişiklik önergesini geriye çekmiş, 170 inci maddede yapılması düşünülen teklifte ise bazı değişiklikler yaparak Yüce Meclisin huzuruna getirmiştir.

Değerli arkadaşlarım, anayasa değişiklikleri, hem Mecliste hem de halkımızda geniş çaplı uzlaşmalarla yapılmalıdır. Gerek teklifin hazırlanmasında gerekse komisyonda yapılan çalışmalarda ve görüşmelerde, ülkemizde büyük halk kesimlerini temsil eden demokratik kitle örgütlerinin, odaların, Mecliste temsil edilsin veya edilmesin siyasî partilerin geniş bir konsensüsünü aramamız, en doğal olanıdır. Toplumumuzun hem bu konudaki görüşü alınmalı hem de toplumumuz bu değişikliğin tüm detaylarıyla doğru bilgilendirilmelidir.

Siyasî iktidar, Parlamento çoğunluğuna dayanarak "ben yaptım oldu" mantığıyla yasal çoğunluğu bulsa bile, böyle bir değişikliği gerçekleştirmemelidir. Eğer bir siyasal iktidar, gerçekten, çağdaş demokrasiyi içine sindirmişse ve bu değişikliklerin toplumun yararına olduğunu düşünüyorsa, denemesi gereken yol budur.

Değerli arkadaşlarım, peki, bu değişiklik önergelerinde uygulanan yol bu mu olmuştur; elbette ki, hayır. Sayın Başbakanımız ve Bakanımızın çeşitli konuşmalarında, görüşlerinin alındığını ifade ettikleri bu toplum kesimleri, bunun doğru olmadığını, çeşitli defalar Türk halkına açıklamışlardır.

Siyasal iktidar, öncelikle, daha önce başka yasa tekliflerinde olduğu gibi, birbiriyle ilişkisi olmayan iki konuyu bir bütün haline getirip, Yüce Meclisin önüne getirmektedir. Konunun birisi, milletvekili seçilme yaşının 25'e indirilmesi; diğeri ise, Anayasamızın ormanlar ve orman köylülerimizin korunmasını düzenleyen iki maddesiydi. Geçen görüşmelerde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına konuşma yapan arkadaşlarımız, bunların bir arada getirilmesinin, iktidarın bir kurnazlığından öte bir anlam taşımadığını net bir şekilde açıkladılar.

Gerçekten, bu iki konunun birbiriyle hiç ilişkisinin olmadığını hepimiz biliyoruz; ama, tasarının sonuna eklediğiniz bir maddeyle, eğer, Sayın Cumhurbaşkanı halkoylamasına giderse, bu iki konunun birlikte oylanmasını istiyorsunuz. Kendinize göre kurnazlık yapıyorsunuz; gençler üzerine oyun oynuyorsunuz. Size göre, seçilme yaşının 25'e indirilmesini isteyen gençlerimiz, ormanlarımızın geleceğini düşünmeden, sizin istediğiniz doğrultuda oy kullanacaklardır; ama, yanılıyorsunuz değerli arkadaşlarım. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün, geleceğimizi emanet ettiği Türk gençliği, bu tuzağa kesinlikle düşmez ve zaten, buna da gerek kalmayacaktır. Sayın Cumhurbaşkanımız, değişiklik, bugünkü haliyle yeterli oyu alırsa, gençliğimizi ilgilendiren değişikliği imzalayıp, ormanlarımızı ilgilendireni ise halkoyuna sunabilecektir.

Aslında, sizin demokrasi anlayışınızda bir çarpıklık var. Halkımızın, önüne gelen bir değişiklikte sunulan iki değişiklik konusunun birisine "evet", diğerine "hayır" deme hakkını elinden almaya çalışıyorsunuz. Bu, demokratik bir davranış değildir; bu, baskıcı bir yaklaşımdır ve çağdaş demokrasilerde buna kesinlikle yer yoktur.

25 yaş konusunun, Cumhuriyet Halk Partisi tarafından uzun yıllardır savunulan bir konu olduğunu ve bu konuda, geçen dönemde, Cumhuriyet Halk Partisi tarafından getirilen bir teklifin, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu tarafından reddedildiğini hepimiz biliyoruz. Ülke nüfusunun büyük bir kısmının 30 yaşın altında olduğunu düşünürsek ve bu kesimin, gerek eğitim seviyesi gerekse iletişim araçlarını kullanmada çok ileri bir noktada olduğunu gözönüne alırsak bu konunun tartışmasız bir şekilde kabul edilmesi gerektiğini ifade edebiliriz.

Ormanlarımızı ilgilendiren değişikliğe geldiğimizde ise, çok net bir şekilde söylenebilir ki, bu konu halkımızın büyük bir bölümü tarafından onaylanmamaktadır. Siyasî iktidar da, bunu fark ettiği için, önce, Sayın Cumhurbaşkanının yasayı geri göndermesinden hemen sonra kamuoyunu bu konuda yanına çekebilmek için büyük çaplı bir çalışma yapmıştır. Sayın Bakanımız, tüm ulusal kanallarda, uzun süreli katıldığı programlarda, kendi bakış açısından değişikliği anlatmaya çalışmış ve destek aramış; kitaplar bastırıp dağıtmış, televizyon filmleri yaptırıp bunların yayınlanmasını sağlamış ve inanıyorum ki, yapabileceği her türlü çalışmayı yapmıştır.

Aslî görevi ormanlarımızı korumak ve geliştirmek olan bir bakanın, orman alanlarının dışına çıkarılan bu alanları tekrar kazanmak yerine elden çıkarmaya yönelik bu çalışmalarını anlamak mümkün değildir.

Aslında, verimi düşük orman alanlarımızın -ki, ülkemizde orman diye kabul ettiğimiz alanların çok büyük bir bölümünde verim gerçekten düşüktür- veriminin artırılması gerekiyor. Sayın Bakanımızın çalışmalarını buralara yönlendirmesi gerekirken, maalesef, geçtiğimiz dönemdeki çalışmaları, büyük bir bölümü, bu alanların satışına yöneltilmiştir.

Elbette, Sayın Başbakan da kendisine bu konuda gereken desteği sınırsız bir şekilde vermiştir. Ulusa sesleniş konuşmasında uzunca bir süreyi bu konuya ayırmış, hazırlatılan filmlerin de katkısıyla halkımızın desteğini almaya çalışmıştır.

Sayın Başbakanımızın bu konuşmada kullandığı "size bu konuda yalan söylüyorlar; ben, size, doğruları anlatayım" diyerek bildiğimiz savları ard arda sıralaması, bence talihsizlik olmuştur. Bir başbakanın, kendisi gibi düşünmeyenlerin neler söylediğini topluma açıklamadan yalancı olduklarını açıklaması çok üzücüdür. Kendisi gibi düşünmeyip, Mecliste, gelen tasarıya oy vermeyen bizleriz. Hangi konuda yalan söylemişiz, bunların açıklanması gerekir. Ormanlarımızın güvenceye alınması için, orman kadastrosunun bitirilmesini istemek mi yalan?! Getirilen değişikliklerin, ülkemizin en yoksul kesimini oluşturan orman köylüsünü açlığa mahkûm edeceğini söylemek mi yalan?! Orman köylüsünün cebinde dolarların olmadığını söylemek, bu insanlarımızın karınlarını zor doyurduklarını söylemek mi yalan?! Bu değişiklikle, ormanlarımızın korumasız kalacağını söylemek, orman yağmacılığının cesaretlendirileceğinin söylenmesi mi yalan?! Nedir yalan olan?! Bu konuda, sanırım, muhalefete büyük bir haksızlık edilmiştir.

RECEP GARİP (Adana)Söylediklerine sen de inanmıyorsun...

ORHAN SÜR (Devamla)Ama, görünen odur ki, bu tür kamuoyu çalışmaları, iktidar tarafından beklenilen sonucu vermemiştir.

Ulusal basın, biraz önce ifade ettiğim gibi, Sayın Bakanımıza kapılarını sonuna kadar açmış olmasına, düşüncelerini defalarca halkımıza aktarmasına yardımcı olmasına rağmen, ne yazık ki, Meclisteki muhalefeti gerçekleştiren Cumhuriyet Halk Partisinin bu konuda ne düşündüğünü, halkımıza neler anlatmak istediğini yansıtmamıza izin vermemiştir. Tek yanlı bir çalışma sonucunda bile, Türk toplumunun çok büyük bir kesimi, çıkarılmak istenen bu orman yasasına, Anayasamızda yapılmak istenen bu değişikliğe, hâlâ, karşıdır.

Değerli arkadaşlarım, sonuçta, nisan başında görüşülen ve Cumhurbaşkanımızın imzasına gönderilen bu yasa, Cumhurbaşkanımız tarafından bir daha görüşülmek üzere Yüce Meclisimize geri gönderilmiştir.

Arkadaşlarım, ilk görüşmelerde, belki, Adalet ve Kalkınma Partisinden bu kürsüye çıkıp, düşüncelerini anlatan ve bu yasayı savunan arkadaşlarımızı iyiniyetli bir şekilde düşünebilir, değerlendirebilirdik; ama, o günden bugüne geçen gelişmeler bize şunu gösterdi ki, burada iyiniyet yok; burada iyiniyetin olmadığını, bu yağmalamanın içinde kimlerin olduğunu, ulusumuzun teker teker görmesiyle başladık. Bu yağmalamanın içinden, her zaman birçok yerde olduğu gibi, yine, Sayın Maliye Bakanımız çıktı. 50 000 metrekarenin üzerinde bir orman alanını satın aldığını açık açık, çekinmeden söyleme noktasına geldi. Bugün, yine gazetelerde görüyoruz; Başbakanımız, yine, bir orman arazisine yaptığı bir yapı nedeniyle yargılanıyor, ceza alıyor.

Değerli arkadaşlarım, bunlara baktığımızda, bu kürsüde nisan ayında yapılan görüşmelerde ifade ettiğimiz gibi, bu tasarının getiriliş amacının, hep o öne sürülen Türk köylüsü olmadığı, o mağdur, o en yoksul kesimimizin olmadığını çok açık ve net bir şekilde görüyoruz.

Zaten, Orman Bakanımız da hazırlattığı o güzel televizyon filmlerinde, Türk köylüsünden hiç bahsetmiyor; İstanbul'u gösteriyor, Bursa'yı gösteriyor, deniz kenarlarını gösteriyor; ama, bu kürsüye gelindiğinde, Türk köylüsünden bahsediliyor. Bu da, bu yasanın hangi amaçlarla, hangi düşüncelerle hazırlanıp, bizim önümüze getirildiğinin bir göstergesi.

Dün akşam, Anayasa Komisyonunda bu değişiklikler görüşülürken, Anayasa Komisyonu Başkanımız, özellikle, 169 uncu maddeyi geri çekip, 170 inci maddede bir değişiklik önergesi verdikten sonra, Cumhuriyet Halk Partisinden, bu 170 inci maddeye destek talebinde bulundu ve açık açık dedi ki: "Sizin istediklerinizi, Anayasanın düzenlemesi içinde gerçekleştiremeyiz. Siz bize güvenin; biz, sizin bu istediklerinizi, sizin bu söylediklerinizi, bu anayasa değişikliği doğrultusunda çıkarılacak olan yasalarda gözönüne alacağız, sizin istediğiniz gibi o yasaları çıkaracağız."

Değerli arkadaşlarım, 8 ayda ne yaptınız ki?! Türk Milleti size güvenmiyor, biz size niye güvenelim?! Niye güvenelim?.. (AK Parti sıralarından gürültüler)

ÜNAL KACIR (İstanbul)Ayıp, ayıp!..

ORHAN SÜR (Devamla)Bakın, siz, hoşunuza gitmediği zaman bu şekilde davranıyorsunuz. Şimdi, siz, söylediğiniz sözcükleri çok çabuk unutan bir siyasî partiyi temsil ediyorsunuz. (AK Parti sıralarından gürültüler)

FAHRİ KESKİN (Eskişehir)Anketlere bakın...

ORHAN SÜR (Devamla)Bakın, ben size...

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

34 konuşma daha · 23 Temmuz 2003

34 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook