Türkiye adalet akademisi kanun tasarısı (ss.213)
Adana Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 110. Birleşim · 1. yasama yılı · 23 Temmuz 2003 · 574 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Ziya Yergök (CHP), 23 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE ADALET AKADEMİSİ KANUN TASARISI (SS.213)); konuşma 574 kelime.
Mehmet Ziya Yergök (CHP, Adana). “Türkiye adalet akademisi kanun tasarısı (ss.213)”. TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim tutanağı, 23 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ziya-yergok-22-2003-07-23-turkiye-adalet-akademisi-kanun-tasarisi-ss-213-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA MEHMET ZİYA YERGÖK (Adana)Sayın Başkan, Yüce Meclisin çok değerli üyeleri; görüşmekte olduğumuz Kanunun 3 üncü maddesiyle ilgili olarak, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüş ve düşüncelerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Gecenin ilerleyen saatini de dikkate alarak, görüş ve düşüncelerimizi çok kısa şekilde özetlemek istiyorum.
Değerli milletvekilleri, Kanunun 3 üncü maddesinde "Bu Kanun halkoylamasına sunulması halinde tümüyle oylanır" denilmektedir. Bu düzenleme kesinlikle doğru bir düzenleme değildir, bu düzenleme demokratik değildir; bu düzenleme etik değildir; bu düzenleme hukukî değildir. Doğru değildir; çünkü, birbiriyle ilgili olmayan iki konu bir arada düzenlenmiştir. Birincisi, 25 yaşındaki gençlerimize, geleceğin güvencesi olan gençlerimize, genç insanlarımıza milletvekili seçilme olanağını sağlayan düzenleme; diğeri ise, Anayasanın ormanlarla ilgili 170 inci maddesini değiştiren düzenleme. Tamamıyla birbiriyle ilgisiz, birbiriyle hiç alakası olmayan böyle bir düzenlemenin birlikte oylanması, birlikte halkoyuna sunulması, haklı ve hukukî bir yaklaşım değildir.
Bu iki farklı konunun birlikte oylanması demokratik de değildir. Demokratik tavır, demokratik anlayış, yurttaşlarımızın halkoylamasına sunulan bu iki farklı konuda, gerektiğinde, iradelerini farklı biçimde, özgürce ve serbestçe ortaya koymalarına imkân vermektir, fırsat vermektir. Yurttaşlarımızın istemlerine aykırı olarak, farklı konuları düzenleyen yasanın tümüne "ret" veya tümüne "kabul" şeklinde oy kullanmaya zorlamanın, demokrasi inancıyla bağdaşır bir yanı yoktur. Bu, seçmenin özgür iradesine ve oyuna ipotek koyma anlayışını ifade eder. İktidar partisinin -bakan olsun, yöneticisi olsun, sade milletvekilleri olsun- tüm mensupları, her aşamada, demokrasi sözcüğünü ağızlarından düşürmüyor; ama, böyle bir dayatmanın demokratik bir yaklaşım olduğunu söylemek mümkün değildir.
Bu iki farklı konunun birlikte oylanması etik de değildir. Gençlerimize, kanun teklifindeki haliyle "senin 25 yaşında milletvekili seçilmene imkân getiriyoruz; ancak, bunun yasalaşması için, ormanlarımızın yok olmasına, tahrip olmasına yol açacak bir düzenlemeye de oy ver" diyerek, gençlerden ağır bir diyet istiyorsunuz; âdeta, dayatma yapıyorsunuz. Bir hakkı teslim etmenin böyle bir diyet talebiyle karşılanmaması gerekir. Bu düzenlemeyi bu nedenle de etik bulmuyoruz.
Lütfen, gençlerimizin temiz ve saf duygularıyla oynamayın. Gençlerimizi bu oyunlara alet etmeyin. Gençlerimize, lütfen, daha saygılı olun. Gençlerimiz, sizin bakanlarınızın 2/B kapsamındaki arazilerini kurtarmak için değil, Türkiye'nin geleceğini kurmak için görev bekliyor. Bundan sekiz ay önce, milletvekili seçilme yeterliğini düzenleyen Anayasanın 76 ncı maddesiyle ilgili değişiklik önergesinin bu Yüce Mecliste, Genel Kurulda görüşülmesi sırasında, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu, 25 yaşın milletvekili seçilme yaşı olarak kabul edilmesi için önerge vermişti, tam yeri ve sırasıydı; ancak, o önergemizi reddettiniz. Anlaşılıyor ki, o önergemiz, 25 yaş konusunu ormanla ilgili anayasa değişikliğinde kullanmak için reddedilmiş. Bu durum, bugün, açık ve seçik biçimde ortaya çıkmaktadır.
Getirilen düzenleme, kesinlikle, orman köylüsünün yararına bir düzenleme de değildir; bu bir aldatmacadır. Getirilen bu düzenleme, kısa sürede, ormanların tahribine, ormanların yok olmasına yol açacaktır. İyi düşünelim, ülkeyi ormansızlaştırmayalım. Hep birlikte, gelecek kuşaklara, yaşanabilir bir çevre, yaşanabilir bir toprak ve yaşanabilir bir ülke bırakmak zorundayız. Bu, hepimiz için bir şeref borcudur.
Bu düzenlemeden orman köylüsünün de hiçbir yararı olmayacaktır. Düzenlemede, sadece gençler değil, orman köylüsü de kullanılmakta ve yanıltılmaktadır.
Tüccar siyaset anlayışıyla orman konusuna yaklaşırsanız "ver kurtul, sat kurtul" anlayışıyla orman konusunu ele alırsanız, yanlış yaparsınız.
Değerli milletvekilleri, orman, sadece ağaç ve çeşitli türdeki bitkilerden ibaret değildir. Orman, canlı varlıkların oluşturduğu bir bütündür. Orman, tüm insanların, doğumdan ölüme, yani, beşikten mezara kadar ihtiyacı olan yaşamsal öneme sahip canlı bir organizmadır. Orman bitkidir, orman çiçektir, orman topraktır, orman vatandır.
Bugün yeryüzünde ormanlar süratle tahrip olmakta, ülkemiz de bu vahim tahribattan payını almaktadır; ancak, anayasa değişikliğiyle getirilen düzenleme, bu tahribatı daha vahim boyutlara ulaştıracak, orman tahribatını tetikleyecek, daha da derinleştirecektir.
O nedenle, bu düzenlemenin kabul edilmemesi yönünde oy kullanılmasını diliyor, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
34 konuşma daha · 23 Temmuz 2003