Kanun tasarı ve teklifler ile komisyonlardan gelen diğer işler kısmının 72 nci sırasına yer alan 477/1ek sıra sayısının bu kısmın 4 üncü sırasına alınması önerilmiştir.
Konya Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 74. Birleşim · 3. yasama yılı · 23 Mart 2005 · 1.070 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Atilla Kart (CHP), 23 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 74. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KANUN TASARI VE TEKLİFLER İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER KISMININ 72 NCİ SIRASINA YER ALAN 477/1EK SIRA SAYISININ BU KISMIN 4 ÜNCÜ SIRASINA ALINMASI ÖNERİLMİŞTİR.); konuşma 1.070 kelime.
Atilla Kart (CHP, Konya). “Kanun tasarı ve teklifler ile komisyonlardan gelen diğer işler kısmının 72 nci sırasına yer alan 477/1ek sıra sayısının bu kısmın 4 üncü sırasına alınması önerilmiştir”. TBMM Genel Kurulu, 74. Birleşim tutanağı, 23 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/atilla-kart-22-2005-03-23-kanun-tasari-ve-teklifler-ile-komisyonlardan-gelen-diger-isler-kismini (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ATİLLA KART (Konya)Sayın Başkan, lehte söz istiyorum.
BAŞKANBuyurun Sayın Kart.
Süreniz 10 dakika.
ATİLLA KART (Konya)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin Danışma Kuruluna sunmuş olduğu grup gündem önerisi üzerinde görüşlerimi ifade etmek üzere söz almış bulunmaktayım; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, halen Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Amasya Milletvekili olarak görev yapmakta olan Sayın Akif Gülle hakkında İçişleri Bakanlığı Mülkiye Başmüfettişliği tarafından 13 Temmuz tarihinde bir rapor düzenleniyor. Rapor içeriğine göre, 1999 yılından evvel İstanbul Büyükşehir Belediyesi Personel Eğitim Daire Başkanı olarak görev yapan Sayın Gülle, ihalesiz ve tenzilatsız işlem yapmak suretiyle 2886 sayılı, yani Devlet İhale Yasasının açık ve amir hükümlerine muhalefet etmiştir.
Rapor içeriğine göre, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin harita yapım işi bir protokolle BELBİM AŞ'ye verilmiş. Buna dair 3 Ekim 1995 tarihli Encümen kararı alınmış, daha sonra BELBİM AŞ Yönetim Kurulu, aradan iki aydan fazla bir süre geçtikten sonra, 26 Aralık tarihli bir Yönetim Kurulu kararı alıyor.
BELBİM AŞ hissesinin yüzde 95'i İstanbul Büyükşehir Belediyesine ait olan bir şirket değerli arkadaşlarım.
Sayın milletvekilleri, BELBİM AŞ'nin bu kararını kimler alıyor; bunu bilgilerinize sunmak istiyorum. Şirket Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Erman Tuncer, bakıyoruz, aynı zamanda Büyükşehir Belediyesinde Başkan Danışmanı olarak görev yapıyor. Yine, Şirket Yönetim Kurulu Üyesi İsmail Arslan belediyede Bilgi İşlem Dairesi Başkanı olarak görev yapıyor. Sayın Şenol Demiröz belediyede Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanı olarak görev yapıyor. Birol Tortop ise belediye Planlama ve İmar Daire Başkanı olarak görev yapıyor. Başka bir ifadeyle değerli arkadaşlarım, bu arkadaşlarımız hem Büyükşehir Belediyesi adına hem de BELBİM Anonim Şirketi adına sözleşmelere taraf oluyorlar.
Değerli arkadaşlarım, bakın, yapılan işlemin ihalesiz ve tenzilatsız yapılmasını bir tarafa bırakıyorum, oradaki hukukî garabeti, oradaki suç ilişkilerini bir tarafa bırakıyorum daha farklı bir olaydan söz ediyorum. Öyle bir hukuk tanımaz, öylesine hukuka aykırı bir ilişki ki, bir taraftan Büyükşehir Belediyesi adına taraf oluyorsunuz, bir taraftan da ihalesiz ve tenzilatsız iş verdiğiniz şirket adına sözleşmeye taraf oluyorsunuz. Yapılan bu işin tutarı da şu değerli arkadaşlarım: 1995 yılı fiyatlarıyla 321 466 941 500 Türk Lirası tutarında.
Sayın milletvekilleri, bakın, dört haftadan bu yana Genel Kurul gündemine dokunulmazlık dosyalarını getiriyoruz. Birinci dosya şuydu: İstanbul Büyükşehir Belediyesi eski Genel Sekreteri olan ve halen Adalet ve Kalkınma Partisi İstanbul Milletvekili olarak ve aynı zamanda da Genel Sekreter olarak görevini sürdüren Sayın İdris Naim Şahin'le ilgiliydi. Bu dosyada bilbord ve reklam panolarında yolsuzluk yapıldığı ve bu yolsuzluğun tutarının 146 trilyona ulaştığı iddiaları yer alıyor.
İkinci dosya Sayın Maliye Bakanıyla ilgiliydi değerli arkadaşlarım. Bu dosyadaki iddia ve raporlara göre, Maliye Bakanının da hissedarı ve ortağı olduğu Albaraka Türk Özel Finans Kurumu Anonim Şirketi, 1995-1998 yılları arasında 150 000 000 dolara ulaşan tutarda sahte fatura ticareti, yani naylonfatura ticareti yapmıştır değerli arkadaşlarım. Bu faturalar, yine, Hesap Uzmanları Kurulu raporuna dayanarak söylüyorum, bilerek düzenlenmiş ve bilerek kullanılmıştır ve tamamı sahtedir. Yani, denebilir ki 150 000 000 dolara ulaşan bir ciro içinde 1 - 2 milyon dolarlık bir kaçak, kayıp olabilir; bu, belli ölçülerde anlayışla karşılanabilir; ama, değerli arkadaşlarım, 150 000 000 dolarlık faturanın tamamı sahte.
Üçüncü dosya, kamuoyunda "İGDAŞ yolsuzluğu" olarak bilinen dosyadır. Bu dosyada da, Adalet ve Kalkınma Partisinin İstanbul milletvekilleri Hüseyin Besli, Mustafa Açıkalın, Kayseri Milletvekili Adem Baştürk ve Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Nevzat Pakdil yargılanmaktadır. Bu dosyada, ayrıca, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer ve Devlet Su İşleri Genel Müdürü Veysel Eroğlu'nun da yargılandığını biliyoruz. Dosya sanıklarının sayısı 159'a ulaşıyor. Burada bir hususu dikkatinize sunmak istiyorum. Bakıyoruz, Sayın Enerji Bakanı hakkında hem fezleke düzenlenmemiş hem de, enteresandır, iddianamede sanık olarak ismi geçmemiş. Bunu, ihtirazî kayıtla Genel Kurulun bilgilerine sunuyorum. Bu olayın hukuk dilinde, hukuk tekniğinde açıklamasının olmadığını, olamayacağını da yeri gelmişken ifade ediyorum.
MUSA SIVACIOĞLU (Kastamonu)Takipsizlik kararı...
ATİLLA KART (Devamla)Hayır, takipsizlik dosyası da söz konusu değil, takipsizlik kararı da söz konusu değil. Dosya, artık Genel Kurul aşamasına intikal etmiş, milletvekili sıfatını kazanmışlar; orada, artık, ilgili savcılık hiçbir işlem yapamaz biliyorsunuz; o andan itibaren dosyayı fezlekeyle Meclise ulaştırması gerekir; ama...
MUSA SIVACIOĞLU (Kastamonu)Takipsizlik verebilir yani.
ATİLLA KART (Devamla)Hayır, o sıfatı kazandıktan sonra bir işlem yapamaz değerli arkadaşım; yani, bu çok açık, 83 üncü madde çok açık biliyorsunuz.
Dördüncü dosya "kayıp trilyon" diye bilinen dosya biliyorsunuz. Bu dosyada da, o dosya içeriğinde 10 000 000 mark tutarındaki para ile 943 390 ABD Dolarının sahte faturalarla belgelerle, sarf edildiği iddiası var ve burada, bazı sanıklar açısından, yargılamanın mahkûmiyet aşamasına vardığını da biliyoruz.
Beşinci dosya, huzurunuza gelen bu dosya değerli arkadaşlarım.
Bakın, sayın milletvekilleri, bu anlattığım suçlamaların hepsi de, Anayasanın 76 ncı maddesi kapsamında kalan ve seçilme engeli teşkil eden suçlamalar. Yani, burada, kürsü sorumsuzluğu kapsamında kalabilecek, kürsü faaliyeti kapsamında kalabilecek bir çalışmadan söz etmiyorum değerli arkadaşlarım; hepsi de yüz kızartıcı nitelikte olan suçlamalardan söz ediyorum. Böyle bir suçlamadan dolayı, bu kadar ağır bir suçlamadan dolayı, yargılanma faaliyetinin önünün kesilmesinin bir açıklaması olabilir mi değerli arkadaşlarım?!
Bakın, geldiğimiz aşamada, biliyorsunuz ki, hepimiz biliyoruz ki, artık "soruşturma izni" kavramının da bir geçerliliği ve inandırıcılığının olmadığını görüyoruz değerli arkadaşlarım. Bakın, neyi görüyoruz; ordu komutanlarının yargılandığını görüyoruz değerli arkadaşlarım, askerlerin yargılandığını görüyoruz. Neyi görüyoruz?.. Burada, Sayın Adalet Bakanının soru önergeme verdiği cevap var; o cevaptan, aynen okuyorum; diğer bölümlerini okumuyorum, sadece, 2004 yılını okuyorum: Hâkimler ve savcılara yönelik olarak, 2004 yılında intikal eden 188 adet disiplin dosyasında, kurul tarafından, 48 kişinin uyarma, 6 kişinin aylıktan kesme, 40 kişinin kınama, 7 kişinin kademe ilerlemesini durdurma, 16 kişinin yer değiştirme, 7 kişinin ise meslekten ihraç, meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırıldığını, Sayın Adalet Bakanı, soru önergesine verdiği cevapta ifade ediyorlar. Demek ki, diğer kamu görevlilerinin soruşturma izni bulunduğu ve bunların yargılanamadığı, bunların imtiyazlarının bulunduğu yolundaki savunmanın da hiçbir ciddî tarafının olmadığını, bu olaylar, bu belgeler somut olarak gösteriyor; bunları, zaten biliyoruz; ama, kamuoyu, bu noktada, bilinçli olarak yanıltılıyor, yanlış bilgi veriliyor. Tekrar ifade ediyoruz, milletvekilleri dışında, dokunulmazlığı olan hiçbir kamu görevlisi yok değerli arkadaşlarım. Bütün kamu görevlileri yargılanabiliyor, soruşturma izni prosedürüne tabi olarak yargılanabiliyor. O soruşturma izni prosedürünün daha da etkili hale getirilmesini istiyorsanız, buyurun getirin, yasal düzenleme yapalım, o yasal düzenlemeye destek verelim. Bu yolda bir çalışmanız var mı; hayır. Bu yolda en ufak bir çalışmanın olmadığını biliyoruz. Üstelik, soruşturma izninin kaldırılması noktasında da, iktidar samimî değil. Soruşturma iznini kaldırmak istemiyor sayın iktidar. Niye kaldırmak istemiyor; böylesine önemli bir kozu elinde tutmak istiyor değerli arkadaşlarım. Niye elinde tutmak istiyor; özellikle, belediyelere yönelik olarak, bakanlık bürokratlarına yönelik olarak yapılan suçlamalarda, kendisine yakın gördüğü bürokratları koruyacak, kendisine yakın görmediği bürokratlar yönünden ise bu soruşturma iznini acımasızca kullanacak.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
49 konuşma daha · 23 Mart 2005