İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 114. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Maden kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.503)

Bayram Ali Bayramoğlu

Rize Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 114. Birleşim · 4. yasama yılı · 9 Haziran 2010 · 2.370 kelime · yaklaşık 12 dakikalık okuma

Kaynak göster

Bayram Ali Bayramoğlu (AK Parti), 9 Haziran 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MADEN KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.503)); konuşma 2.370 kelime.

Bayram Ali Bayramoğlu (AK Parti, Rize). “Maden kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.503)”. TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim tutanağı, 9 Haziran 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bayram-ali-bayramoglu-23-2010-06-09-maden-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-s-s-503 (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA BAYRAM ALİ BAYRAMOĞLU (Rize)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 503 sıra sayılı maden kanunu hakkında AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Aslında, benden önce konuşma yapan Cumhuriyet Halk Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi ve BDP milletvekili arkadaşlarımızın, en azından konuşma yapan arkadaşlarımızın burada olmasını arzu ederdim çünkü aynı zamanda, arkadaşlarımız, Alt Komisyon üyeleri olarak beraber çalıştığımız arkadaşlardı ve özellikle onların sarf etmiş olduğu ifadelere benim de ekstra olarak söyleyeceğim birkaç tane madde vardır. Bu arada gelirlerse onlara da en azından cevaben bu sözleri sarf etmiş olurum.

Sözlerime başlamadan önce, ben de en son Zonguldak’ta yaşanan hadisede ve daha önceki sürelerde de çeşitli vilayetlerimizde yaşanan maden kazalarında hayatını kaybetmiş bütün vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum; sağlığını, sıhhatini bu konularda çalışarak kaybetmiş bütün kardeşlerimize de Allah’tan acil şifalar dileyerek sözlerime başlıyorum.

Arkadaşlar, son derece önemli bir kanunu görüşüyoruz. Genelde madencilik sektörü, ülkelerin kalkınmışlık olarak gündemlerine taşıdığı, rakamlarıyla övündüğü ve özellikle de gayrisafi millî hasıla içerisindeki payları açısından sektör olarak her zaman gündemde bulundurduğu sektörlerden bir tanesi. Dikkat ederseniz, hem ulusal hem de uluslararası bütün ekonomik verilerin içerisinde başlık olarak açılmış önemli sektörlerden bir tanesidir maden ve ülkemizde de madencilik sektörü yaklaşık yirmi yıllık süreç içerisinde gayrisafi millî hasıladan payını yüzde 0,8 ile yüzde 1,6 arasında almış olan ülkelerden bir tanesidir. Ancak, bugüne kadar yapılmış çalışmalar, çeşitli veriler…

Bu maden kanununun neler getirdiği, bize neler sağlayacağı konusuna girmeden önce, yapılmış olan Komisyon çalışmaları hakkında hem diğer komisyonlara örnek teşkil etmesi hem de Türkiye Büyük Millet Meclisinde sadece milletvekillerinin kanun çalışması yapmadığını, sivil toplum kuruluşlarının, bu konularda fikir üretebilecek herkesin katkı sağlamak suretiyle nasıl bir çalışma yapıldığı hakkında da kısaca sizi bilgilendirmekte fayda görüyorum.

Komisyonumuza kanun geldikten sonra çeşitli detaylarını ve ilave maddelerini nazarıitibara almak suretiyle bir alt komisyon kuruldu. Bu Alt Komisyon Başkanlığını da ben yapmıştım. Benden evvel konuşma yapan gerek Cemaleddin Bey gerekse Mehmet Ali Bey de aynı zamanda Alt Komisyon üyelerimizdi. Kendilerinin de vâkıf olduğu gibi, Türkiye’de madencilik sektöründe ne kadar faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşu var ise -ortalama 45 tane, buna 42’yle başladık, 49’a kadar çıktığımız toplantılar oldu- sürekli olarak, birinci gününden son gününe kadar bütün maddelerini tek tek görüştük, her konuda her sivil toplum kuruluşuna söz verdik. Hatta bırakın söz vermeyi, onların önerge verme, kanunda değişiklik yapma hakları olmamasına rağmen, onları da birer milletvekili sıfatında değerlendirmek suretiyle, gönderdikleri bütün önergeleri tek tek değerlendirdik ve söz de verdik.

KAMER GENÇ (Tunceli)Söz verdin de, dikkate aldın mı, onu söyle.

BAYRAM ALİ BAYRAMOĞLU (Devamla)Yani, tam tersine, söz verdiğimiz bütün konularla ilgili -Komisyon üyesi arkadaşlarımız burada- söylediklerinin hem tutarlı hem uygulanabilir olanlarının hepsini de gündemimize aldık. Bunları ben tek tek size buradan, kanundan çıkartırım. Tek tek hepsini gündemimize aldık ve önergelerinin doğruluğunu gündeme getirdik.

KAMER GENÇ (Tunceli)Dikkate aldın mı, almadın mı, onu söyle.

BAYRAM ALİ BAYRAMOĞLU (Devamla)Bunun içerisinde sadece sivil toplum kuruluşları olarak değil, aynı zamanda Jeofizik Mühendisleri Odası, Jeoloji Mühendisleri Odası, Maden Mühendisleri Odası, konuyla ilgisi olması münasebetiyle Tarım Bakanlığı, Orman Bakanlığı ilgililerinin de hepsinin bütün fikirlerini gelip karşılıklı olarak orada değerlendirme ve teati etme imkânı bulduk.

Bu kadar geniş bir kitlenin katılımıyla maden kanununun hazırlanması, fikirlerinin alınmış olması, sektörün ehemmiyetine ve önemine göstermiş olduğumuz ışıktan başka ne olabilir ki? Burada değerlendirmemiz gereken en önemli konu budur. Bunu sadece ben sivil toplum kuruluşları açısından söylemiyorum, Alt Komisyonda arkadaşlarımızın getirmiş olduğu önerileri de tek tek görüştük. Bırakın sadece onları görüşmeyi, Komisyon bittikten sonra, Üst Komisyonda yapılan toplantılardan sonra yine Komisyon üyesi arkadaşlarımızla gerek önergeler ve gerek düzeltmeler konusunda tek tek hepsini masaya yatırıp, mutabakat sağladığımız konuların üzerine zaten bütün her şeyi bina ettik. Niye? Toplumsal bir uzlaşmayla son derece önem verdiğimiz bir kanunu çıkartalım diye. Velev ki bugün burada gündeme gelecek olan gerek redaksiyon sistemiyle yapılacak düzeltmeler gerekse kanuna son dönemlerde meydana gelen hadiselerden sonra ihtiyaç olan ilave madde ihdasları da yine ortak kanaatle hepimizin birlikte karar verdiği maddeler hâlinde gündemimize geldi.

Ben tabii, muhalefetin çeşitli önerileri gündeme getirmesini, eleştirileri yapmasını son derece doğal buluyorum, son derece önemli. Ama bunların içerisine madencilik sektörüne yönelik neler yapmayı arzu ettiğimizi, bu kanunun bize neler kazandıracağı konusunu, önümüze ne tip istihdamlar, gayrisafi hasılaya, ihracata ne tip katkılar sağlayacağı konusuna da en azından değinmiş olmaları bu sektöre ne kadar önem verdiğimiz açısından o arkadaşlarımızın da katılarak söylediği ifadelerde de bulunmuş olmalarını arzu ederdim ama zannediyorum ki önümüzdeki süreç içerisinde gerek önergelerinde gerekse diğer konuşmalarda bu konuları nazarıitibara alarak kendileri bunları gündeme getireceklerdir.

Bu arada özellikle şunu vurgulamakta fayda görüyorum: Anayasa Mahkemesinde yapılan değişiklikler, Anayasa Mahkemesinin zorunluluğu çerçevesinde yapılması gereken iki madde değişikliğine özellikle arkadaşlarımız vurgu yaptılar: “Sadece bunları çıkartalım bunlarla birlikte bir maden kanunu gündeme gelsin. Bu maden kanunu gündeme geldiğinde yeterlidir, hiç değilse sektörün önünü açalım.” Arkadaşlara da defalarca söyledim, burada da gene altını çizerek söylüyorum: Önümüze bir kanun gelmişken, sektörün ihtiyacı olan bütün maddeleri tek tek gündeme getirmiş olmamız sektörün faydasına olacak bir şeyse bunları niye yapmaktan imtina edelim ki? Velev ki benden önce konuşma yapan arkadaşlar önerge olarak gündeme getirerek bunların sektöre faydası olduğunu söylediği şeyleri sıralarken yedi sekiz tane madde sıraladılar, “Bakın şu şu maddeye şu önergeyi verdik, bu kabul edildi, bunun faydalı olduğuna inanıyoruz.” dediler. E demek ki faydalı olan bir şeyleri yaptık ki bu kanun bu hâle gelebildi ve ihtiyaç olmayan hiçbir şeyi de bu anlamda gündemimize almadığımızı özellikle vurgulamakta fayda görüyorum.

Bunun yanında özellikle sektörün teknik elemanlar noktasındaki ihtiyaçları konusunu da iyice altını çizerek vurgulamamız lazım. Yıllardır üç tane oda Jeofizik, Jeoloji ve Maden Mühendisleri Odası hiçbir konuda bir araya gelememişler. Hatta biz kendilerine de söyledik, dedik ki: “Ortak öneri getirin, getirdiğiniz ortak öneriyi nazarıitibara alalım.” Getiremediler ama biz kanunda öyle bir sistem gündeme getirdik ki, dedik ki: Bundan sonra ihtisaslaşmış çalışmalar konusunda her teknik eleman jeofizik mühendisiyse kendisiyle sınırlı olan alanı, jeoloji mühendisiyse jeolojiyle ilgili, madense madenle ilgili olan alanları ihtisaslaşmış alan olarak yönetmelikte madde madde sıralayarak bundan sonraki süreç içerisinde gündemimize getireceğiz ve böylece, teknik elemanlara daha fazla ihtiyaç duyulacak.

Arkadaşlarımız, özellikle BDP temsilcisi arkadaşımız burada söylerken “15 işçiden az çalıştıran yerlerde maden mühendisi çalışmayacak mı?” dedi. E, kanunda zaten çalışacağını zikrediyoruz özellikle. Açık işletmelerde de özellikle maden mühendisinin gündeme getirilmesi konusunu zikrettik. Hatta, bırakınız, sadece maden üretimi konusunda değil işletmeye başladığı andan itibaren teknik eleman nezaretinde bunların yapılması konusunu gündeme getirdik.

Bununla da sınırlamadık, kanunun içerisine yazdığımız özel bir hükümle, İş Kanunu çerçevesinde, uzmanlaşmış eleman statüsünde teknik elemanların eğitim almasını, bu eğitimle aynı zamanda, sadece madenin teknik olarak işlemesinden ziyade, iş güvenliği konusunu da bir sorumluluk olarak kendi üzerlerine almasını, sadece odalarda veya masa başında fennî nezaretçi olarak imza atarak, yerinde hiçbir uygulamayı takip etmeden böyle bir sorumluluğun altına girmektense fiilî olarak işletmede bunları yapmasını ve bu iş güvenliği konusunda da sorumluluk yükleyen maddeleri de buraya ilave ettik. Niye? Çünkü hem iş güvenliği önemli hem de o yer altındaki maden kaynağı önemli diye.

İşte, bunları nazarıitibara alırken temelde bu kanunu gündeme getirdiğimizde dört ilkeyi de nazarıitibara alarak bunu değerlendirdik:

1) Sektör, itibarlı bir sektör olmak zorunda.

2) Yaptığımız bütün işleri bir ilke çerçevesinde yapmak zorundayız.

3) Bunu bir kalite standardında değerlendirmek zorundayız.

4) Ve hepsinden önemlisi, ulusal ve uluslararası konuda bu sektöre itibar kazandırmak zorundayız. Neden? Çünkü ülkemizde yatırım yapacak sadece yerli değil yabancılar konusunda da ihtiyaç olan bütün düzenlemeleri bu çerçevenin içerisinde deruhte etme imkânı bulduk.

Hepsinden çok daha önemlisi, hepimizin arzu ettiği kalite ve ilke standardı konusunda gündeme getirdiğimiz en önemli iş, bu sektördeki çantacılığı tamamen ortadan kaldırmaktır.

Bakın, ben size bir örnek vereyim arkadaşlar; fiilî, şu anda Türkiye’de yaşanan bir örnek: Türkiye’de enerji konusunda enerji yatırımları yapılıyor, HES yatırımları var, yenilenebilir enerjiye yönelik yapılan yatırımlar var. Aynı bölgede nerede HES varsa uyanık vatandaşın bir tanesi gidiyor bir müracaat yapıyor arama ruhsatına, yer altında maden var veya yok ama bir ruhsat alıyor boşsa alan, ondan sonra ertesi gün gidiyor hemen şeyin kapısını çalıyor, enerji yatırımcısının, arkadaş ben geldim, selamünaleyküm, aleykümselam benim burada maden ruhsatım var kardeşim sen burada HES yatırımı yapamazsın. Niye yapamam? Çünkü burada maden var, ben ilk önce madeni çıkartacağım. Ula maden nerede? Yer altında maden var mı ki sen HES’in çalışmasını engelliyorsun?

Bu manada, maalesef, binlerce bu anlam içerisinde yapılmış müracaatlar gündeme geldi. Ama, biz, burada, kanunda bunları düzenleyerek eğer rezerv tespiti yapılması konusuyla ilgili ciddi bir rezerv yok ise, başta görünür rezervi olarak, işlenebilir bir rezerv yok ise bunların diğer yatırımları engelleme konusunu ortadan tamamen kaldırdık. Yani ben öyle bir ruhsat müracaatı yapacağım, ondan sonra bin liralık maliyetle elime bir ruhsat alacağım, bunu 10 bin liraya, 100 bin liraya, 500 bin liraya satacağım mantığı yok.

Bunun yanında, yine kanunun içerisine son derece önemli bir madde koyduk, o da ne? Kurul maddesi. Şimdi, Türkiye’de birçok sektörle ilgili yapılan çalışmalarda sektörün iki tane konusuyla ilgili, iki ayrı sektörün yatırımı konusuyla ilgili ihtilaflar hep mahkemeye düşmüş. Yani, diyelim ki, bir yerden kara yolu geçecek, kara yolunun olduğu alanda aynı zamanda maden işletmesi var veya gene bir enerji yatırımı var veya bir Telekom yatırımı var. Bunların ikisi arasındaki konularda problem gündeme geldiğinde iki taraf mahkemeye gidiyor, üç sene, beş sene, on sene mahkemeler sürüyor, hiçbir neticeye gidilemiyor. İşte, Devlet Planlama Teşkilatından sorumlu Devlet Bakanı, Enerji Bakanı ve ilgili diğer taraf bakanının katılımıyla oluşacak bir kurul bu ve benzeri ihtilaflı konuları önce kurulda değerlendirerek kamu yararı öncelikli yatırım hangisiyse onun kararını vererek mahkemeye gitmeden yatırımların önünü açacak bir mekanizma daha geliştirdik. Niye? Çünkü sektöre itibar kazandırmak ve kalite kazandırmak, önemli konulardan bir tanesi bu. Çünkü, biz, bugünkü gelmiş olduğumuz gayrisafi hasıladaki yüzde 1,5’luk, yani yaklaşık yılda 10 milyar dolarlık gayrisafi millî hasılanın maden sektörü açısından yeterli bir rakam olmadığına inananlardanız ve bunun önümüzdeki süreç içerisinde özellikle değerli mineraller başta olmak üzere ve bu dönem içerisinde kanuna yeni dercetmiş olduğumuz hem yer altı hem deniz altı sularıyla ilgili bazı özellikli madenlerle sektörün önünü açabilecek ve gayrisafi hasılaya, istihdama katkı sağlayacak birçok konunun da önünü bu anlamda açmış oluyoruz.

Çünkü bu noktada altını vurgulayarak çizmek istediğim bir konu var. Madencilik, sadece madencilik açısından önemli değildir; sosyalleşme, kalkınma, yerinde istihdam etme ve göçü önleme açısından son derece önemli bir sektördür çünkü genelde madenler, biliyorsunuz, daha ziyade dağlarda ve geri kalmış alanlarda ve köylere yakın bölgelerde oluşur. Eğer o köylere siz istihdam oluşturamıyorsanız o köyler ilçelere akar, ilçelerde istihdam bulamazsa şehirlere akar ama siz o kişilerin yanına, ayağına bir yatırım götürdüğünüz zaman bu götürdüğünüz yatırımda çalışacak insanların sayısı az değildir özellikle yer altı işletmelerinde; 100’lerce, 200’lerce, 300’lerce insanı çalıştırma ve istihdam etme imkânına sahip olursunuz. İşte bu anlamda özellikle madenlerin teşvik edilmesi konusuyla ilgili, yer altının ve yer üstünün teşvik edilmesi konusuyla ilgili bu kanunda son derece önemli noktalara parmak bastık.

İşte, burada basarken bir noktayı daha sizlerle paylaşmakta fayda görüyorum. Niye itibar kazandırmak? Bakın, 31/12/2009 tarihi itibarıyla Maden İşleri Genel Müdürlüğü tarafından verilmiş toplam ruhsat sayısını sizlerle şöyle bir paylaşmak istiyorum. Arkadaşlar söylediler gerçi, işte evvelki dönem Enerji Bakanı çok fazla arama ruhsatı vermeyle ilgili övündüğü konusunu. Ben böyle bir övüncü kabul eden insanlardan değilim. Ruhsat vermekle övünç olmaz. O ruhsatı aktif hâle getirmekle övünebilirsiniz yani orayı çalıştırarak, istihdam oluşturarak bunu değerlendirirsiniz eğer öyle bir ifade gündeme geldiyse ama bizim burada gündeme getirmemiz gereken konu şu: 44.342 tane ruhsat verilmiş Türkiye genelinde. Müracaat edilmiş, arama ruhsatları var bunun içerisinde; A grup, B grup, birinci, ikinci, üçüncü, beşinci ruhsatlar. Bunların içerisinde aktif olan ruhsat sayısı ne kadar diye baktığımızda 4.400 ile 4.500 arası yani verilmiş ruhsatın yüzde 10’u aktif. Birincisi, bu aktifleri daha aktif hâle getirmenin yolunu kullanacaksınız; ikincisi, geriye kalan, aktif olmayan alanlarda aktif olabilecek sektörel çalışmaların önünü açacaksınız.

İşte bu noktada, AK PARTİ İktidarı döneminde yapılan en önemli çalışmalardan bir tanesini söyleyeyim size: 2002’li yıllar çerçevesinde toplam 100 bin metre sondaj yapılırken, 2009 senesi itibarıyla 300 bin metresi MTA olmak üzere, 700 bini de özel sektör olmak üzere toplam 1 milyon metreye çıkartılmış sondaj sayısı. Bu son derece önemli bir gelişme çünkü 1 milyon metre de sondaj açısından çok cazip bir şey değildir. Bunun rakamsal olarak daha artmış olması, görünür rezervlerin aktif rezervler hâline getirilebilmesi, işletilebilir rezerv hâline gelmiş olması son derece önemlidir.

Az evvel yine arkadaşlarımızın gündeme getirmiş olduğu uç ürünler konusu da son derece önemlidir ama şunu unutmayalım: Türkiye ciddi bir krom ülkesidir. Bu ürettiği kromlardan ferrokrom yapabilir, velev ki de yaptı uzun yıllar Elâzığ’da ama ferrokrom yaptığınız miktara göre kuracak olduğunuz paslanmaz çelikle ilgili ham madde miktarının sayısal ve tonaj olarak rakamını iyi düşünmemiz lazım. Ha, ferrokrom tesisini paslanmaz çelik üretimine döndürmek zor mu? Hayır, yaparsınız. Bu manada eksik kalan minerallerinizi, madenlerinizi, yarı maddelerinizi yurt dışından ithal ederek yine bir ferrokrom tesisinden sonraki uç ürün olarak paslanmaz çelik tesisi üretebilirsiniz ama bunu kim kuracak? Bunu devlet kurmaz, bunu özel sektör kurar. Özel sektör eğer Türkiye’de paslanmaz çelikle ilgili ihtiyaç olduğuna inanırsa ve bu ihtiyacı karşılayabilecek miktarda değerlendirme yapabilecek ham maddeyi de temin ederse kurabilir, buna mâni hiçbir şey yok. Hatta şu anda, bakın, Türkiye’de özellikle bölgesel yatırım planından sonra krom minerallerinin ağırlıklı olduğu bölge Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’dir. Bu bölge dördüncü sıradaki bölgedir ve her türlü yatırımda da avantajlı bölgelerden bir tanesidir. İsteyen bunu kurabilir, kurmakta mâni yok. Dolayısıyla bizim sektörün önünü açabilecek, bu manada yapalım, özel sektöre özel teşvikler getirtelim, uç ürünler ürettirelim konusunu masaya yatıralım derseniz, hay hay, yatıralım. Bunun için, önünü açabilecek her türlü işi beraber yapalım ama sadece rakamlarla, “Bunu yapmamız lazım.” demekle olmuyor. Bu fizibiliteye bağlı olan bir şey. İşte bu manada bizim bu bahsetmiş olduğumuz ruhsatlar konusuyla ilgili çok ciddi derecede, bundan sonraki süreç içerisinde kemiyet, keyfiyet meselesinde özellikle kemiyet konusundaki yapılacak çalışmalar açısından biz son derece kararlı ve üzerinde ısrarla duracağımız bir konuyu bu maden kanununun içerisine dercettiğimizi söylemekte fayda görüyorum.

Yine arkadaşlar verdiler, bu rakamları da sizlerle paylaşmakta fayda görüyorum. İhracatımız 2008 senesi sonu itibarıyla 3,2 milyar dolardı. Burada ağırlıklı olarak yaptığımız ihracatı da mermer ve travertenler oluşturuyor. 2009 yılında dünya genelindeki ekonomik daralmadan dolayı 2,5 milyar dolara doğru bir gerileme var. Dünyadaki fiyatların düşüşünden dolayı maliyetlerin getirdiği bir sıkıntı var. 2010 yılının ilk dört ayındaki rakamlar ise yaklaşık 1 milyar dolar yani bu rakamları normal prosedür çerçevesinde devam ettirirsek bu sene, inşallah, 2008 senesindeki rakamları yani 3,2 milyar dolarlık rakamı da sektörümüzün yakalama ihtimalini güvenli görüyoruz. İşte, bu noktada bu 3,2 milyar dolar yeterli mi derseniz, o da yeterli değil ama bu noktada kanuna dercettiğimiz, özellikle yeni mineraller ve mevcut madenlerin uluslararası pazarda kendisine bulabilecekleri yerler açısından değerlendirdiğimizde hakikaten madenciliğin önümüzde hem istihdama hem de gayrisafi millî hasılaya çok ciddi katkı sağlayacağına inandığımı sizlerle paylaşmak istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

106 konuşma daha · 9 Haziran 2010

106 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook