Bayındırlık ve iskan bakanı koray aydın hk meclis soruşturması açılmasına ilişkin (9/8)-(s.s.670)
Yozgat Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 15. Birleşim · 3. yasama yılı · 9 Kasım 2004 · 917 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Bekir Bozdağ (AK Parti), 9 Kasım 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 15. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAYINDIRLIK VE İSKAN BAKANI KORAY AYDIN HK MECLİS SORUŞTURMASI AÇILMASINA İLİŞKİN (9/8)-(S.S.670)); konuşma 917 kelime.
Bekir Bozdağ (AK Parti, Yozgat). “Bayındırlık ve iskan bakanı koray aydın hk meclis soruşturması açılmasına ilişkin (9/8)-(s.s.670)”. TBMM Genel Kurulu, 15. Birleşim tutanağı, 9 Kasım 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bekir-bozdag-22-2004-11-09-bayindirlik-ve-iskan-bakani-koray-aydin-hk-meclis-sorusturmasi-acilmas (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
BEKİR BOZDAĞ (Yozgat)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bayındırlık ve İskân eski Bakanlarından Sayın Koray Aydın hakkında, Meclisimizce 1.4.2004 tarihinde kurulan (9/8) esas numaralı Soruşturma Komisyonu raporu hakkında şahsî görüşlerimi açıklamak üzere söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.
Saygıdeğer milletvekilleri, komisyonumuz, Türk Milleti adına, önüne gelen iddiaları tam bir tarafsızlıkla, kimsenin onurunu ve şahsiyetini incitmeden, kimseyi itham etmeden, ulaştığı bilgi ve belgeleri büyük bir titizlik ve gizlilik içerisinde inceleyerek, elde ettiği hususları bir rapor halinde Meclisimizin takdirlerine sunmuştur. Sayın Bakan hakkında, 2001 yılında da bu meyanda bir komisyon kurulmuş ve bu komisyonun raporu Mecliste oylandıktan sonra, Sayın Bakanın Yüce Divana sevkına gerek olmadığına dair bir karar çıkmış; ancak, halk, Türkiye Büyük Millet Meclisindeki çoğunluğun koalisyon ortaklarına ait olduğu ve bu ortakların iktidarın devamını temin bakımından böyle bir karar verip Sayın Bakanı siyaseten akladığına inanmış, kahvelerin, siyasetin ve ev sohbetlerinin konusu bu husus olmuştur.
3 Kasım 2002 seçimlerine gelirken Türkiye'nin gündemi yolsuzluklar idi. Siyasal iktidara talip olan bütün partiler hırsızlığın, yolsuzluğun, hortumculuğun önünü kesmek için milletimize birtakım vaatlerde bulundular ve milletimiz de, bu doğrultuda, pek çok sebebin yanında bu hususu da gözeterek oyunu kullandı, 22 nci Dönem Yasama Meclisini oluşturdu. Yasama Meclisimizin göreve başlamasından kısa bir süre sonra, yolsuzlukların sebeplerinin araştırılarak gerekli çarelerin alınması konusunda oluşturulan komisyon, çalışmalarını büyük bir özveriyle tamamlamış ve Sayın Meclisimizin bilgilerine sunmuştur. Bu çerçevede de değişik soruşturma komisyonları kuruldu ve Koray Aydın soruşturma komisyonu da bunlardan bir tanesi.
Sayın Bakan, gerek altkomisyonda gerek soruşturma komisyonunda gerekse daha önceki komisyonlarda, daha önceki dönemde Yasama Meclisi tarafından hakkında bir karar verildiği gerekçesiyle komisyonun bu konuda inceleme yapamayacağını, Meclisin bu konuyu yeniden incelemeye ve soruşturmaya tabi tutamayacağını iddia ederek bu konuda usule dair itirazlarda bulunmuştur; Meclis kararı kesindir, kesin olan bir konunun yeniden değerlendirilmesi mümkün değildir düşüncesiyle. Ancak, değerli milletvekilleri, Sayın Bakanın bu itirazı yerinde ve hukukî değildir. Zira, Meclis kararları kesin değildir. Bundan önceki dönemlerde de Meclisimiz değişik soruşturma komisyonları oluşturmuş ve o doğrultuda alınan kararlar olduğu halde, daha sonra aynı konuda başka soruşturma komisyonlarını kurduğunu da görüyoruz, Meclisimizin aldığı kararları değiştirdiğini de görüyoruz. Hatırlarsanız, 1995 erken genel seçimleri öncesinde, seçim tarihi değişik nedenlerle değiştirilerek, seçimin 25 Aralıkta yapılmasına karar verdiğini de görüyoruz ve bu konuda herhangi bir sıkıntı yoktur.
Bu konunun soruşturması sırasında Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa göre soruşturma yapılır. Ceza Muhakemeleri Usulü Yasası açısından bakıldığı zaman da, soruşturma komisyonunun yaptığı işin hukukî mahiyeti, normal adlî kollukta yapıldığı gibi, kolluk gücünün, yani, polisin veya jandarmanın yaptığı işin niteliğindedir. Yasama Meclisinin bu rapor üzerine verdiği karar ise, savcının verdiği karar niteliğindedir. Bilirsiniz ki, savcıların verdiği takipsizlik kararları itiraza tabi karardır, kesin değildir. Kesin olsaydı, itiraza tabi karar olmazdı; ancak, itiraz üzerine konu itiraz mahkemesi tarafından incelenir ve bu konuda bir karar verilirse, bu, o zaman kesinleşmiş olur. Olayımızda böyle bir durum da söz konusu olmadığı için, Meclisimiz, hem Anayasa ve İçtüzüğümüz açısından hem de Ceza Muhakemeleri Usulü Yasamız açısından bu konuyu incelemeye, soruşturmaya ve bu konuda karar vermeye yasal açıdan yetkilidir, görevlidir. Bu nedenle, bu konudaki iddiaların doğru olmadığını ifade etmek istiyorum.
Neden bu kadar açıklama yaptım; zira, komisyonun raporunu takip ederseniz, Sayın Bakanın iddialarının tamamı, neredeyse böylesi bir usul tartışması üzerine bina edilmiştir. Bu da, bizde ve komisyon üyesi arkadaşlarda, sanki esasa dair konular üzerinde açıklama yapmaktan kaçınır bir intiba uyandırmıştır. Ben inanıyorum, Sayın Bakan, esasa dair konularda da gerekli açıklamaları, Sayın Meclisimizin değerli üyeleri karar verdiği takdirde yetkili makamlar huzurunda yapacaklardır.
Ben, esasla ilgili birkaç hususu da Yüce Heyetin bilgilerine takdim etmek istiyorum.
Bunlardan bir tanesi, 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 44 üncü maddesinin uygulamasıyla ilgilidir. Bilirsiniz, 44 üncü madde, kapalı teklif usulünün, diğer bir ifadesiyle davet usulünün, hangi tür ihalelerde nasıl uygulanacağını düzenlemektedir. Ben, bu maddeyi detaylı okumak istemiyorum; ama, özü şu: Belli bazı niteliği gerektiren işlerin veyahut da olağanüstü hal koşullarının gerektirdiği durumlardaki işlerin, ancak belli nitelikteki personele sahip, belli nitelikteki teknik elemana sahip, belli nitelikteki iş tecrübesine sahip firmalar tarafından yapılabilmesi halinde bu usul uygulanabilir; zira, o firmalar davet edilebilir; bu da, asgarî 3 firmadır, azamî sınır yoktur.
Değerli milletvekilleri, şimdi, bakıyoruz, Sayın Bakan döneminde Yapı İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yapılan 237 tane ihale var. Bu ihalelerin 220 tanesi davet usulüyle yapılmış, 17 tanesi ilan suretiyle yapılmış. Sayın Bakandan önceki beş yıllık süre içerisinde davet usulüyle yapılan ihale sayısı 143; diğerleri ilan usulüyle yapılmış. Bir bakıyorsunuz, Sayın Bakandan önceki dönemde, beş yılın ortalaması, ayda 3,3 ihale yapılırken, Sayın Bakan döneminde ayda ortalama 8,5 ihale yapılmıştır.
Şuna dikkatinizi çekmek istiyorum: Birdenbire, beş senede yapılamayan ihaleler, hemencecik, yirmisekiz ay içerisinde yapılıvermiş. Çok ilginç, bunların pek çoğunun karşılığında da sembolik rakamlar gösterilmiş; yani, karşılıkları da bütçeye yeteri kadar konulmamış. Yaklaşık, belki, on yılın ihaleleri yirmisekiz ayın içerisinde yapılıvermiş.
Burada daha bir başka husus, ihaleye davet edilen firmaların incelenmesinde ortaya çıkıyor. Zira, bu dönemde 264 tane firma davet usulüyle yapılan ihalelere davet edilmiş. Bakanlığın kayıtları tetkik edildiği zaman, kapalı teklif usulüyle yapılacak ihaleleri üstlenmek üzere 3 000'in üzerinde firmanın, tanıtım formu dosyası takdim ettiği görülüyor; ama, maalesef, bunlardan sadece 264'ünün ihalelere davet edildiğini görüyoruz. Bir firma 130 tane ihaleye davet edilirken, 3 tane alıyor; bir başka firma 4 ihaleye davet ediliyor, 4'ünü alıyor; diğer taraftan, 49 firma, 49 tane ihaleye birer defa davet ediliyor, o ihaleleri alıyor; kimileri 3 tane ihaleye davet ediliyor, 3'ünü de alıyor; kimisi de onlarca ihaleye çağrıldığı halde birini dahi alamıyor.
Bir başka husus, ihaleye davet edilen firmaların ortakları incelendiğinde ortaya çıkıyor. O da, firma ortaklarının, akrabalık ilişkileri içerisinde, hatta karı-koca ilişkileri içerisinde olan firmaların davet edildiği gözüküyor. Öte yandan, adres birliği içerisinde pek çok firmanın, birlikte, buralara davet edildiği gözüküyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kesildi)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
21 konuşma daha · 9 Kasım 2004