Türk ceza kanununun bazı maddelerinde değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi hakkında (s.s.215)
Batman Milletvekili ·
Genel Kurul, 96. Birleşim · 2. yasama yılı · 29 Nisan 2008 · 654 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Bengi Yıldız, 29 Nisan 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK CEZA KANUNUNUN BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ HAKKINDA (S.S.215)); konuşma 654 kelime.
Bengi Yıldız (Batman). “Türk ceza kanununun bazı maddelerinde değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi hakkında (s.s.215)”. TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim tutanağı, 29 Nisan 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bengi-yildiz-23-2008-04-29-turk-ceza-kanununun-bazi-maddelerinde-degisiklik-yapilmasina-dair-kanu (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
DTP GRUBU ADINA BENGİ YILDIZ (Batman)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Tabii, gecenin bu vaktinde 301’inci maddenin Türkiye’deki düşünce ve ifade özgürlüğü önünde ne kadar engel teşkil ettiğinin aslında somut sonuçlarını gördük. Mesela, bir hatip burada “301’inci maddeyi değiştirmek isteye hainler”le başlayıp devam eden bir söylem içerisine girdi ne yazık ki.
Şimdi, bu ülkede yasama organı bir maddenin değiştirilmesi noktasında düşünce açıkladığı zaman eğer vatan hainliğiyle suçlanıyorsa, Türkiye’deki düşünce özgürlüğünün sınırlarının, kapsamının ne kadar dar olduğu, milletvekilleri açısından bile ne kadar riskli bir noktada olduğumuz açıkça ortaya çıkmaktadır. Bu uygulamayı tabii… 301 aslında bir zihniyettir ve bir zihniyetin cumhuriyet Türkiye’sine seksen yıldır damgasını vurduğunu görüyoruz.
Tarihsel arka planına gittiğimizde “tam bağımsız Türkiye” şiarıyla yola çıkan Deniz Gezmişlerin, Mahir Çayanların, Amerikan emperyalizmine karşı, 6’ncı Filo’ya karşı çıkan Denizlerin, Mahirlerin, o dönemde sırf Amerika’ya karşı çıktıkları için vatan hainliğiyle suçlandığını biliyoruz. Nazım Hikmet’in vatan hainliğiyle suçlandığını biliyoruz ve Nazım Hikmet’in o meşhur “Nazım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor” şiiri herkesin hafızalarındadır, ”Eğer vatan hainliği Amerikan filosuysa” şeklinde başlayan. Dolayısıyla, bu yüce Parlamentoda düşüncelerimize karşı belirli bir tahammül göstermemiz gerektiği inancındayız.
Şimdi, rakamlar açıkça ortada. Avrupa Birliği Uyum Komisyonunda bu 301’i müzakere ederken değerli arkadaşlarımız önümüze belirli materyaller koydular, bazı hatipler de bunu zaten dillendirdi. Türkiye’de 2003 yılından 2007 yılına açılan dava sayısı 1.894, mahkûmiyet kararları 2003’ten 2007’ye kadar 744.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına bakıyoruz değerli arkadaşlar. En çok hüküm giyen ülkeleri işaretledim. 2005 yılında Almanya 16, Avusturya 22, Çek Cumhuriyeti 33, Fransa 60, İtalya 79, Rusya 83, Türkiye Cumhuriyeti 290. 2006 yılında Fransa 96, Almanya 10, İtalya 103, Norveç 1, Polonya 115, Rusya 102, Türkiye 334 ve hiç mahkûm olmayan bir sürü ülke var.
301 benzeri maddelerin diğer ülkelerde olduğunu belirtiyoruz. İtalya’da 290, 291, 292’nci maddeler var. Toplam 18 mahkûmiyet var 2000’den 2004 yılına kadar. Bunların çoğu para cezası. Polonya’da 2004 yılında 1 kişi hakkında dava açılmış, şartlı tahliye kapsamında serbest bırakılmış, 2005 yılında 1 kişi hapse mahkûm edilmiş. İspanya’da 1 kişi mahkûm edilmiş ve böyle devam ediyor.
Demek ki, değerli bazı hatiplerin de belirttiği gibi, ülkemizde bir uygulama problemi, bir zihniyet problemi var, öncelikle bunu düzeltmemiz lazım.
Türk Ceza Kanunu’nun 125’inci maddesi, 125/5, kurumsal anlamda Türkiye Büyük Millet Meclisi, Millî Güvenlik Kurulu ve benzeri kurumlara hakareti suç saymış, cezalandırıyor zaten ayriyeten. 216/2’nci fıkra, halkın bir kesimini sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet ve bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişiyi bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırıyor.
Değerli arkadaşlar, 301’inci maddedeki Türklük ve Türk milleti kavramındaki temel problem bizce şudur: Eğer, 301’inci maddeden, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan ve Türklük kavramı bir üst kimlik olarak yargı organlarında karara dönüştürülmüş olsaydı mesela o alt kimlik içerisinde Kürtlere hakaret edenler, mesela “Kürtler şeytan soyundan geliyor.” diyenler hakkında bir dava açıldı mı bu ülkede? Hayır ama bunu söylediler veya “Ermeni dölleri” diyenler hakkında 301’den dava açıldı mı? Hayır. 216’ncı maddeden dava açıldı mı? Ondan da hayır.
Türklüğün bir üst kimlik hâline gelebilmesi için… Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına hakaret yapıldığı zaman eğer 301’den dolayı insanlar yargılanıp ceza alsaydı gerçekten, gerçek anlamda Türklük bir üst kimlik hâline gelebilirdi.
Bazı değerli hatipler Adriyatik’ten Orta Asya’ya kadar bir Türklük tanımını yaptılar. Bizce kim hangi ırka, hangi mensubiyete hakaret ediyorsa esas o haindir. Eğer hainlik kavramı olarak nitelenebilecek bir şey varsa, hangi mensubiyetinden dolayı birileri kınanıyorsa, eleştiriliyorsa, hakarete uğruyorsa esas o noktada o ülkenin bütünlüğüne, birliğine, beraberliğine bir dinamit konuluyor diye düşünüyoruz.
Biliyorsunuz, 1930’lardaki Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt’un bir tanımlaması vardır bu ülke için: “Türk bu ülkenin yegâne efendisi, yegâne sahibidir. Saf Türk soyundan olmayanların bu memlekette tek hakları vardır: Hizmetçi olma hakkı, köle olma hakkı. Dost ve düşman hatta dağlar bu hakikati böyle bilsinler.” Bu, işte, bu ülkenin temeline aslında dinamit koymanın bir başka ifadesiydi.
301’inci maddenin 2’nci fıkrasındaki en temel tehlike, sayın milletvekilleri, Türk Silahlı Kuvvetlerini ve emniyet teşkilatını alenen tahkir meselesinde uygulamada çok büyük problemlerin ortaya çıktığını görüyoruz. Burada, hakarete uğradığı iddia edilen kesim bizzat soruşturmayı, hazırlık tahkikatını yapan kurumların kendisidir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
81 konuşma daha · 29 Nisan 2008