İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 104. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Yoksulluğun azaltılmasında mikrokredi uygulamalarıyla ilgili

Beşir Atalay

Ankara Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 104. Birleşim · 1. yasama yılı · 9 Temmuz 2003 · 1.735 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma

Kaynak göster

Beşir Atalay (AK Parti), 9 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 104. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YOKSULLUĞUN AZALTILMASINDA MİKROKREDİ UYGULAMALARIYLA İLGİLİ); konuşma 1.735 kelime.

Beşir Atalay (AK Parti, Ankara). “Yoksulluğun azaltılmasında mikrokredi uygulamalarıyla ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 104. Birleşim tutanağı, 9 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/besir-atalay-22-2003-07-09-yoksullugun-azaltilmasinda-mikrokredi-uygulamalariyla-ilgili (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

DEVLET BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilimiz Sayın Akgül, bugün, hepimizin çok duyarlı olduğu, yoksullukla ilgili bir konuyu gündeme getirdiler; ben, kendisine teşekkür ediyorum. Bu vesileyle, hükümetimizin ve özellikle de Bakanlığıma bağlı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonunun çalışmalarından kısaca bahsetmek için söz almış bulunuyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yoksulluk olgusu ve yoksullukla mücadele, çağımızın en temel sorun alanlarının başında gelmektedir. Sorunun evrensel önemi dolayısıyla, uluslararası kuruluşların da dikkatlerini giderek bu yöne yönelttikleri görülmektedir. Bu vesileyle, uluslararası kuruluşlar kendi aralarında yoğun bilgi ve deneyim paylaşımında bulunmaktadır.

Son yıllarda yaşanan ekonomik sendromun, işsizliği ve beraberinde yoksulluğu derinleştiren bir etki yarattığı, bilinen bir husustur. Toplumsal bir kaygının ve gelecek endişesinin temel nedeni olan yoksulluk, yaygın işsizlik ve gelir kayıplarının önlenmesi, ülkemizin en önemli sorun alanını oluşturmaktadır.

Bugün, bilindiği gibi, eğitim, sağlık, konut, ulaşım ve benzeri sorumluluklar, ailelere büyük yükler yüklemektedir. Ailenin, günlük ihtiyaçlarını dahi karşılamakta güçlük çekmesi, toplumun en temel direnç noktası olan aile kurumunu da yıpratan bir sorun haline gelmektedir. Ailelerin güç kaybetmesi, özellikle, ailenin güçsüz bireyleri olan kadın, çocuk ve yaşlıları olumsuz yönde etkilemektedir.

Özürlü bireyler bakımından, sorun daha da önem kazanmaktadır. Özürlü birey bulunduran aile, toplumun içinde yalnız, özürlü birey de aile içinde yalnızdır.

Tüm bu nedenlerle, ekonomik ve sosyal yoksunluk içinde olan kişi ve ailelere el uzatmak, toplumsal ve kamusal bir sorumluluktan öte, insanî ve vicdanî bir görevdir.

Hükümetimizin ve Bakanlığımın sosyal politikaları ve yaklaşımlarının özünde, böylesine bir insanî ve vicdanî bilinç ve toplumsal sevgi yatmaktadır. Sorunların büyüklüğüne karşılık, Türkiye'nin, gelişme dinamikleri, güçlü potansiyeli ve büyüme iradesi yüksek bir ülke olduğundan da hiç şüphe yoktur. Yapılacak olan, bizim inandığımız, Türkiye'nin potansiyelini, Türk toplumunun refah ve mutlu geleceği için tam anlamıyla harekete geçirmekten ibarettir.

Değerli milletvekilleri, hükümetimizin ve Bakanlığımızın böylesi bir sorumluluk anlayışı içinde ülke ve toplum sorunlarına eğilmekte olduğundan hiç kuşku duyulmamalıdır. Esasen, 58 inci hükümetin kuruluşundan bu yana, özellikle tarım kesimine, en düşük maaşlı SSK ve Bağ-Kur emeklilerine ve diğer kesimlere dönük geliştirdiği politikalar da bunu yansıtmaktadır. Amacımız, birey ve aileyi, bilhassa ailelerin güçsüz bireylerini sarsan depresif ekonomik ve sosyal şartların hızla telafisi; özellikle alt gelir gruplarını ve bu kapsamda yer alan aileleri derinden yaralayan yoksulluk olgusunun aşılmasıdır. Bu hususta, ülkemiz, hem tarihsel ve sosyal tecrübelere hem de sivil ve kamusal imkân ve dinamiklere sahiptir. Kırsal kesimde büyük ölçüde varlığını koruyan ve sürdüren, Türk toplumunun sosyolojik derinliğinde var olan paylaşma ve dayanışma bilinci, ekonomik ve sosyal yoksulluğun, toplumsal varlığımızda çok yaygın ve derin yaralar açmasını önlemektedir. Türkiye'nin, bu alanda, toplumsal tecrübe bakımından, diğer ülkelere ve toplumlara göre mukayeseli bir üstünlüğe sahip bulunduğu da açıktır. Buna rağmen, sorun, özellikle günümüzde modern şartların yarattığı zorluklar nedeniyle, her toplumda olduğu gibi bizim toplumumuzda da tabiî sosyal koruma alanını ve boyutunu çok aşmış bulunmaktadır; bunu da kabul etmek durumundayız.

Yoksullukla mücadele ve işsizliğin önlenmesi konusunda, hem kamusal mekanizmaların hem de sivil inisiyatiflerin birlikte ve paralel sorumluluklar yüklenmesi önem taşımaktadır. Tabiî, biraz önce Sayın Akgül'ün belirttiği, mikrokredi uygulaması, dünya genelinde, uygulandığı ülkelerde, sivil bir inisiyatif olarak yürümektedir. Ülkemizde de, doğrusu, yine, tarihî birikimimizden gelen pek çok sivil kuruluş, gönüllü toplumsal kuruluşlar, bu alanda faaliyet göstermektedir. Esas olan, sosyal yardımlaşmanın, yine, sivil toplum kuruluşları vasıtasıyla yürümesini teşvik etmektir; fakat, bu arada da, tabiî, devlet, hükümet, yönetim, hem bu sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarına destek olacak hem de kendisi, bunların yetişemediği, sosyal yardımlaşma alanlarının zayıfladığı noktalarda devreye girecektir. İşte, şu anda, hükümetimiz de bu gayret içerisindedir. Değerli milletvekillerimiz şundan emin olunsun, AK Parti İktidarında, devlet, yeniden, sosyal devlet olacaktır. Anayasamızda hükmünü bulan; fakat, belki yeterince vurgulanmayan sosyal devlet ilkesi, bizim iktidarımız döneminde tam anlamıyla vurgusunu bulacaktır ve politikalarımızın tamamına damgasını vuracaktır, bugüne kadar da böyle olmuştur; özellikle, yoksul kesimleri, toplumun az gelirli kesimlerini gözetmektedir; bunu, zaten, hükümetimiz, başından beri göstermektedir.

Bu genel girişten sonra, bu konuda, bu kapsamda size sözünü etmek istediğim; bildiğiniz gibi, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu, sosyal yardımları koordine etmek üzere kurulmuş, direkt bu alanda faaliyet gösteren tek devlet mekanizmasıdır, kamu mekanizmasıdır. Bütün bakanlıklarımızın sosyal yardıma dönük, yoksul kesimlere yardıma dönük faaliyetleri vardır. Mesela, Sağlık Bakanlığımızın hastalara bakma, bütün hastanelerimizin yoksul kesimlere -parası olmasa da- bakma, tedavi etme faaliyeti vardır veya diğer bakanlıklarımızın buna benzer faaliyetleri vardır; fakat, topluma bizzat, direkt aynî veya nakdî yardım götüren devlet kuruluşumuz, Bakanlığımın bünyesindeki Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonudur. Bu kapsamda, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu, diğer toplumlar için de bir model özelliği taşıyan, bir sosyal himaye ve sosyal destek kuruluşu olmak bakımından ulusal bir öneme sahiptir. Gerek fon, gerekse fona paralel olarak yurt çapında her il ve ilçemizde oluşturulmuş bulunan ve bugün itibariyle sayıları 931'e ulaşmış olan sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları, halkımızın millî kültür ve geleneğinde güçlü bir şuur olarak var olan, yoksulu, kimsesizi gözetme duygusunun ve dayanışma ruhunun günümüzdeki en doğal yansıması olmak yanında, sosyal devlet tanımının da en temel karşılığı olmuştur.

Kabul etmek gerekir ki, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu, bu özelliği ve ulusal önemi dolayısıyla, rahmetli Cumhurbaşkanımız Turgut Özal'ın milletimize en büyük miraslarından birisi olmuştur; kendisini de bu vesileyle rahmet ve minnetle anıyoruz.

Bu fonun kaynakları çok düşük de değildir. Gerçi, ilk kurulduğu zaman, o zaman sayıları da çok olan pek çok fondan pay aldığı için kaynağı daha yüksekti; fakat, bugün, gelir kaynağı azalmış, fakat miktarı çok düşmemiştir. Bu fonun başlıca gelir kaynağı, bildiğiniz gibi, Gelir ve Kurumlar Vergisinden alınan yüzde 4 pay, bütün trafik para cezalarının yüzde 50'si ve RTÜK'ün radyo ve televizyonların reklam gelirlerinden aldığı payın yüzde 15'i, bugün bu fonun belli başlı gelir kaynağını oluşturmaktadır ve bu yıl için, bizim tahminimiz, bu fonun toplam yıl geliri -şu ana kadarki gelirlerini, ay gelirlerini de hesap ettiğimizde- yaklaşık 750 trilyon Türk Lirası civarında olacaktır.

Bu fonun giderlerini de biliyorsunuz. Fon, şu anda, gerçekten, pek çok alanda derde deva bir kaynak durumundadır. Şöyle, kısaca, bu fonun kaynakları nerelere harcanıyor, onu arz edeyim: Bildiğiniz gibi, bütün il ve ilçelerimizde çalışmakta olan, başkanlığını vali ve kaymakamlarımızın yaptığı ve mütevelli heyetlerinin kararlarını verdiği vakıflarımıza, her ay düzenli olarak para gönderilmektedir. İl ve ilçelerimizin nüfus büyüklüğüne göre ve sosyoekonomik özelliklerine göre, bu pay dağıtılmaktadır. Bu yıl ortalaması, yani, 2003 yılı altı ay ortalaması olarak, vakıflarımıza, her ay, yaklaşık 10 trilyon Türk Lirası gönderilmektedir, toplam olarak.

Bu vakıflar şöyle çalışmaktadır: Bu vakıflar, kendi yörelerinde, çok acil bir ihtiyacı olan, geçimini sağlayamayan, kış döneminde yakacağını temin edemeyen, çocuğunun okul ihtiyacını temin edemeyen vatandaşlarımıza aynî ve nakdî yardımlar yapmaktadırlar; yani, vakıflarımız, gerçekten, âdeta, bir acil yardım kurumu gibi çalışmakta, kendi bölgelerinde çaresiz vatandaşlarımıza ulaşmaktadır.

Biraz sonra kısaca arz edeceğim, bu vakıflarımızın çalışma sistemleri, mütevelli heyetlerinin oluşumu, yardım dağıtma yöntemleriyle ilgili de çalışmalarımız var. Esasen, bu konuda, bir yasa tasarımız da, Bakanlar Kurulumuzdan çıkarak Meclisimize ulaşmıştır.

Bunun yanında, yükseköğrenim bursu vermektedir. Yoksul ailelerin çalışkan çocuklarına -ilke olarak- karşılıksız burs vermektedir ve şu anda fondan burs verilen öğrenci sayısı, yaklaşık 220 000 civarındadır.

Biliyorsunuz, Türkiye'de yeşil kart diye bir uygulama vardır ve yeşil kartlı vatandaşımızın sayısı da çok yüksektir. Şu anda Maliye Bakanlığımız ve Sağlık Bakanlığımız yeşil kart uygulamasını tekrar disipline etmek için çalışmalar yapmaktadır; fakat, şu anda, Türkiye genelinde, bütün hastanelerimizde yeşil kartla tedavi olan vatandaşlarımızın, ayakta tedavi olan vatandaşlarımızın tedavi masrafları ve ilaç giderleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonundan karşılanmaktadır; bu da çok yüksek bir miktardır. Sağlık Bakanlığımızdan bize ulaşan aylık yeşil kart faturası 25 trilyon Türk Lirası civarındadır ve bu rakam giderek de yükselmektedir.

Bunun yanında, yine "taşımalı eğitimin öğle yemeği" diye isimlendirdiğimiz, Türkiye genelinde belli merkezlere taşınan ve şu anda sayısı 700 000 civarında olan ilköğretim öğrencilerinin öğle yemeği parası bu fondan ödenmektedir. Buna benzer diğer küçük harcamalar vardır.

Yani, şöyle bir baktığımızda, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu, ülke genelinde dengeli olarak, bütün il ve ilçelerimizde, vakıflarıyla birlikte, en önemli sosyal yardım mekanizmasıdır ve çalışmalarını büyük bir titizlikle yürütmektedir. Fakat, burada üzülerek şunu belirtmeliyim, son yıllarda, fon harcamalarına haddinden fazla yükler getirilmiştir. Geçmiş dönemlerde, özellikle son üç dört yılda, fonun gelirlerinin bir kısmı direkt bütçe gelirlerine aktarılmış, bir kısmı da yatırıma kaydırılmış, yurt yapımı gibi bazı alanlarda kullanılmıştır. İlk defa AK Parti İktidarları döneminde, ben bu göreve başladığımda, bu fonla irtibatım kurulduğunda, bu fonun gelirinin tamamı fonun amaçları doğrultusunda kullanılmaktadır; yani, hiçbir bütçe kesintisi veya başka bir harcama kalemine aktarılması söz konusu olmamıştır. Bu, önemli bir noktadır. Ayrıca, yatırım harcaması gibi, fonun amaçlarıyla direkt çakışmayan, uyuşmayan harcama kalemleri de durdurulmuştur. Fondaki en büyük titizliğimiz, fonun gelirlerinin, mümkün olabildiğince, kendi amaçları doğrultusunda, en yoksul vatandaşlarımızın ihtiyaçlarına dönük olarak harcanmasıdır.

Burada, birkaç noktayı bilginize sunarak konuşmamı bitireceğim. Bizim, bundan sonrası için, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu ve vakıflarımızla ilgili ve bu fonun kullanımıyla ilgili planladığımız -şu anda bir kısmını sonuçlandırdığımız- bazı hedeflerimiz vardır; onları, size kısa bilgi olarak sunayım:

Birincisi, fon yönetiminin -yani, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu yönetiminin- bir kuruluş yasası yoktur. Şu anda, değişik kurumlardan ödünç alınan, kadroları orada olan bir grupla bu çalışmalar yürütülmektedir. Biz de, burayı bir kurum haline getirme, önemli bir sosyal yardım kurumu olarak organize etme ve özellikle de sosyal yardım gibi çok hassas bir alanda, uzmanları yetiştirme ve uzmanlar eliyle bunu yürütme yönünde bir çalışma yaptık. Tasarıyı hazırladık, Bakanlar Kurulumuza sunduk, Bakanlar Kurulumuz kabul etti ve Meclise intikal etti. Sayın Başbakanımızın, dün, grup konuşmasında da ifade ettiği gibi, bu tasarımızın, bu temmuz ayında yasalaştırılması için sizlerin yardımını, desteğini bekliyoruz. Bu önemli ve duyarlı konuda destek vereceğinize inanıyorum.

Bunun yanında, Sayın Akgül'ün de ifade ettiği ve benzeri mikro kredi veya vatandaşlarımıza, yoksul insanlara, yoksul ailelere, geçici yardımlar yerine, mümkün olabildiğince kalıcı, kendi geçimini sağlar bir hale getirici destek nasıl verilebilir; bunun çalışmalarını yapıyoruz.

Son birkaç aydır bu konu üzerinde çok yoğunlaştık; hatta, 3-4 Temmuzda, Ankara'da, iki gün süren büyük bir toplantı yaptık; Türkiye'nin her bölgesinde, her kurumunda -sivil veya kamu- bu konuda düşünen, yazan, bu konuda sözü olan insanları bir araya topladık; bir, kırsal kesim olarak, iki, kent kesimi olarak, işsiz, yoksul, fondan destek almaya muhtaç aile ve kişilere, kalıcı, iş edindirici, istihdam ve üretim projeleri dediğimiz uygulamayı nasıl geliştirebiliriz; bunun yöntemlerini aradık.

Fon, aslında, geçmiş dönemlerde bu yönde uygulama yapmış. Bir ara, özellikle ilk kurulduğu yıllarda, kaynağının yaklaşık yüzde 20'sini bu yönde ayırmış; fakat, denetimsizlikten, verimli yürümemiş ve son yıllarda, bu, yüzde 1'lere kadar düşmüş.

Şimdi, bizim hedefimiz, fonun diğer harcama kalemlerini biraz azaltarak, mümkün olabildiğince, vatandaşlarımızı, bu yoksul kesimi küçük kredilerle desteklemek ve kendi geçimlerini sağlar bir hale getirmektir.

Takdir edersiniz, geçici aynî ve nakdî yardımlar, bazen incitici özellik bile taşımaktadır. Biz, bu yardımı onur kırmadan yapabilmek için, o vatandaşlarımızı üretime de katarak, hem de iş sahibi yaparak yaşamalarını temin yönünde çalışmalar yaptık. Bu konuda, kırsal kesimle ilgili çalışmamızı, Tarım Bakanlığımızla birlikte organize ediyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

23 konuşma daha · 9 Temmuz 2003

23 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook