İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 104. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Sözleşmeli sağlık personeli çalıştırılmasına dair (s.s.209)

Mehmet Uğur Neşşar

Denizli Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 104. Birleşim · 1. yasama yılı · 9 Temmuz 2003 · 1.081 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Uğur Neşşar (CHP), 9 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 104. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SÖZLEŞMELİ SAĞLIK PERSONELİ ÇALIŞTIRILMASINA DAİR (S.S.209)); konuşma 1.081 kelime.

Mehmet Uğur Neşşar (CHP, Denizli). “Sözleşmeli sağlık personeli çalıştırılmasına dair (s.s.209)”. TBMM Genel Kurulu, 104. Birleşim tutanağı, 9 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ugur-nessar-22-2003-07-09-sozlesmeli-saglik-personeli-calistirilmasina-dair-s-s-209 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Denizli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan tasarının 1 inci maddesiyle ilgili görüşlerimizi bildirmek üzere, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sağlık Bakanının, ülke sağlık sorunlarını bir türlü tümüyle kavramadan, bir o ucundan bir bu ucundan tutarak, kısmî, palyatif ve kalıcı olmayan önermelerle, sistemi zaman içinde tümüyle içinden çıkılmaz duruma sokacak yasa tasarılarından bir yenisiyle karşı karşıyayız. Bu tasarı da, AKP Grubunun oylarıyla yasalaşacak ve tıpkı diğer uygulamalarda olduğu gibi, daha ilk günden, kamuoyu önünde, gerçek yüzü ve amacıyla kendisini sergileyecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 224 sayılı Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesi Hakkında Kanunun 26 ncı maddesinin ilk paragrafını aynen okuyorum: "Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı veya ilgili bakanlık, sağlık hizmetlerinin sosyalleştirilmiş olduğu bölgelerde kadro mevzuu olan hizmetlerde mukavele ile sağlık personeli istihdam eder." Yani, sizin, bir yenilikmiş gibi, bir devrimmiş gibi ortaya attığınız önerme, bundan kırkiki sene önceki 224 sayılı Yasada aynen var ve üstelik de, beğenmediğiniz solcular tarafından hazırlanmış bir yasadır; siz, bugün Meclis gündemine getiriyorsunuz.

Aynı yasanın 30 uncu maddesinin (d) bendi de aynen şöyle: "İşçi Sigortaları Kurumuna ait sağlık tesisleri, binaları, tıbbî malzeme, eşya ve ilaçlar, iktisap bedeli verilmek suretiyle, Sağlık ve Sosyal Yardım ve Çalışma Bakanlıkları tarafından müştereken tespit edilecek esaslar dairesinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığına devredilir." Bu da, sizin bir türlü gerçekleştiremediğiniz, sağlık kuruluşlarını tek çatı altında toplama meselesi. Bildiğiniz gibi, sigortalı hastayı devlet hastanesine sevk etmek, tek çatı altında toplamak olarak kabul edilmemelidir.

Bu saptamaları birkaç açıdan değerlendirmeye değer buluyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, zamanında gerçekten devrim niteliğinde olan, ülke sağlık sistemine kalıcı ve etkin çözüm getirecek 224 sayılı Yasayı, burada, bir kez daha dikkatinize getirmek isterim. Bu yasanın iki maddesinden biri, AKP Hükümeti tarafından bugün gündeme getirilmekte, diğer bir maddesi ise AKP programında yer almaktadır. Bugün yasalaştırılması düşünülen maddenin neden bir türlü yaşama geçirilemediğini ve neden geçmemesi gerektiğini, ben ve diğer arkadaşlarım, bugün tartışacağız. Bugünkü tartışma, buna ek olarak, sağlık konusunda gerçekten uzman ve birikim sahibi olanların neden ısrarla ve inatla, 224 sayılı Yasayı gündemde tuttuğunu ve Cumhuriyet Halk Partisi programlarında 224 sayılı Yasanın revize edilerek işletilmesinin neden bu kadar altı çizilerek önerildiğini, bir kez daha, açıkça ortaya koyacaktır.

Sayın Recep Akdağ'ın "birinci basamak" kelimesini telaffuz etmeye başladığını memnuniyetle görüyorum. Bu sevindiricidir; ancak, yeterli değildir. Sayın Bakanın, büyük merakla, 31 Temmuzda kendisine sunulmasını beklediği ulusal sağlık hesapları araştırma sonuç raporunu aldığında, sağlıkta tedavi edici hizmetlere ödenen rakamların artması koşulunda maliyetlerin ne kadar arttığını, tedavi edici hizmetlere ödenen rakamların artması koşulunda da sağlıkta kalitenin ne oranda düştüğünü göreceğini biliyorum. Sayın Bakan günün birinde koruyucu hizmetlerden bahsetmeye başladığı zaman da, biz, kendisine, 224 sayılı Yasayı bir kez daha anımsatacağız.

Sağlık sistemini dışa bağımlı, kaynak tüketen bir sömürü canavarına döndürmüş karşı devrim hareketinin ve bu sömürüye, bilerek ya da bilmeyerek katkıda bulunan herkesin, sırf ideolojik gerekçelerle elinin tersiyle ittiği; ancak, Türkiye'de sağlık konusunda temel eser niteliğindeki bu yasanın mutlaka okunması ve kırk yıldır eskimeyen felsefesinin iyice irdelenmesi gerektiğine inanıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; değinmek istediğim ikinci konu da şudur: Bu oturumda tartışacağımız tasarı hazırlanırken, yapılması gereken ön araştırmanın AKP tarafından yapılmadığı ve eski mevzuatın gözden geçirilmediği gerçeğidir. Tıpkı bilimde olduğu gibi, kamu yönetiminde de, yeni bir önermeyle ortaya çıkılmadan önce, geçmişte bu yönde yapılmış yasa ve uygulamaların incelenmesi ve irdelenmesi gereklidir. Böylece, geçmişte yapılan ya da yapılamayanların neden yapılıp ya da yapılamadığının anlaşılması, dolayısıyla, geçmiş hataların yinelenmesiyle vakit yitirilmemesi sağlanmış olur. Konuya bu yönden yaklaşılması halinde, tartıştığımız tasarının, uygulamasının sakıncaları nedeniyle kırkiki yıldır gündeme getirilmediği açıkça görülecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sağlık Bakanlığının elinde toplam 275 000 kadro bulunmaktadır ve bunların 216 000'i doludur. Bakanlık, buna ve IMF'yle yapılan anlaşmalar çerçevesindeki sınırlamalara karşın, kısa zaman önce, yine, eleman temin edilmesinde güçlük çekilen yerlerde kullanılmak üzere 11 200 yeni kadro almıştır. Bu durumda, Bakanlığın elindeki kadroların yüzde 25'inin halen kullanılmadığı görülmektedir. Şimdi de, Bakanlık, yeniden, sözleşmeli, 22 000 ek kadro almak istemektedir. Yani, 657 sayılı Yasaya tabi, münhal 70 000 kadronuz olacak, 657 sayılı Yasa, size, özel koşullarda, özel hizmete fazla ödeme yapma olanağını verecek, iyiniyetle, pozitif katkı yapan ve sağlık konusunda son derece duyarlı bir muhalefet partisi olacak ve siz, yine de, illaki sözleşmeyle atama yapmak için yasa çıkaracak ve 22 000 kadro alacaksınız; bu yasayla da, aynı kuruluşta, aynı anda, 657 sayılı Yasaya göre çalışan ile sözleşmeli olarak, diğerinin 2,5 katı maaşla çalışan personeli, yan yana, hem de eşit işe eşit ücret prensibini çiğnediğinizi bile bile çalıştıracaksınız ve o işyerinde huzur ve verimlilik arayacaksınız; bu olanaklı değildir. Bu iki çalışan arasındaki barışı nasıl sağlayacaksınız? 657'ye göre çalışan doktorun, kendisinden 2,5 kat fazla maaş alana hangi gözle bakacağını hiç düşündünüz mü? Sağlık Bakanlığındaki kadrolaşmanın bir klasik ve bir marka durumunda olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu alınan kadroların, mevcut sağlık sistemimizin kötü ortamında yurttaşlarımızın iyi bir hizmete duyduğu özlem suiistimal edilerek, sağlık hizmeti arzına yönelikmiş gibi masumca sunulmak suretiyle, siyasî kadrolaşma için kullanılmayacağına biz inansak bile, bunu yan yana ve eşitsiz koşullarda çalışan sağlık personeline nasıl anlatacaksınız? Bu kadrolara gerçekten, kurayla ve iyiniyetle atama yapıldığını varsayalım. Peki, sizin gibi düşünmeyen personelin sözleşmelerinin bitimine yakın, salt belirli davranış ve giyim kurallarına sizin gibi uymadıkları için sözleşmelerinin uzatılmayacağı korkusuna -üstelik de AKP iktidardayken- kapılmayacaklarına nasıl inanırsınız? Biz inanmıyoruz. Bu kadroların yandaşlarınıza ekkazanç sağlamak için ve sizinle yandaş olmayanlara da baskı yapmak için kullanılacağı kuşkusunu ciddî olarak taşıyor ve tarihin önünde tutanaklara yansıtıyoruz.

NURETTİN AKTAŞ (Gaziantep)68 000 000'un hepsi bizim yandaşımızdır.

MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla)Sabredin efendim, sabredin.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biz, sözleşmeli personelle sağlık hizmeti verilmesini uygun bulmuyoruz ve bu kadar yıldır, yasada olmasına karşın, hiçbir iktidarın uygulamaya koymamış olmasının nedenlerini de burada size aktarıyoruz. Her uygulamanızda olduğu gibi, şimdiye kadarki hiçbir iktidarın cesaret edemediği işleri yaptığınızı iddia edeceksiniz. Sizin bu tasarıyı kadrolaşma amacıyla değil de, gerçekten ülkemize uygun olduğunu varsayarak çıkarmak istediğinizi düşünelim; yani, sözleşmeli personel kullanarak, daha özendirilmiş ve daha kaliteli sağlık hizmeti verileceğine gerçekten inanıyor olduğunuzu varsayalım. O zaman, neden, o meşhur cesaretinizle sağlık hizmetlerine ulaşmada güçlük çekilen yörelerimizdeki tüm sağlık çalışanlarını aynı statüde sözleşmeli çalıştırmak için gerekli girişimleri yapmıyorsunuz? Neden, önce 11 200 kadro aldıktan sonra şimdi de sözleşmeli kadro peşine düşüyorsunuz? Bu yaptıklarınızın, akıl, mantık, insaf ve iyi niyetle düşünüldüğünde, bir açıklaması olmadığı gibi, artık, gizliliği de kalmamış olan niyetinizi kamuoyu önünde açıkça bir kez daha ortaya koymaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sağlık, ciddî iştir ve ülkemizin kaynakları da kısıtlıdır. Ülkemizin köklü bir sağlık reformuna gereksinmesi açıktır. Bilgiye dayanmayan, kulaktan dolma bazı yaklaşımların önemli bir şey yapıyormuş edasıyla uygulamaya konulmasının 1950'den beri ülkeye faturası, 200 milyar dolara ulaşmış, geçmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

23 konuşma daha · 9 Temmuz 2003

23 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook