2005 mali yılı bütçesi kan tas. ( 4 üncü tur görüşmelerinde ) hazine müsteşarlığı,devlet planlama teşkilatı,devlet istatistik enstitüsü başkanlığı
Ankara Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 37. Birleşim · 3. yasama yılı · 22 Aralık 2004 · 1.480 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma
Kaynak göster
Beşir Atalay (AK Parti), 22 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2005 MALİ YILI BÜTÇESİ KAN TAS. ( 4 ÜNCÜ TUR GÖRÜŞMELERİNDE ) HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI,DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI,DEVLET İSTATİSTİK ENSTİTÜSÜ BAŞKANLIĞI); konuşma 1.480 kelime.
Beşir Atalay (AK Parti, Ankara). “2005 mali yılı bütçesi kan tas. ( 4 üncü tur görüşmelerinde ) hazine müsteşarlığı,devlet planlama teşkilatı,devlet istatistik enstitüsü başkanlığı”. TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim tutanağı, 22 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/besir-atalay-22-2004-12-22-2005-mali-yili-butcesi-kan-tas-4-uncu-tur-gorusmelerinde-hazine-m (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
DEVLET BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan Devlet İstatistik Enstitüsü bütçesi ve Devlet İstatistik Enstitüsü bütçesi üzerindeki konuşmalarla ilgili kısa bir açıklama yapmak üzere söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Konuşmamı, mümkün olduğunca, sayın milletvekillerimizin konuşmalarında değindikleri hususlara yer vererek sürdürmek istiyorum. Ben, önce, bütün katkılar, konuşmalar için teşekkür ediyorum; biz, onlardan daima faydalanıyoruz. Esasen, komisyondaki görüşmelerde de bunların bir kısmı dile getirilmişti, oradaki soruları da cevaplandırmaya çalışmıştık.
Bildiğiniz gibi, Devlet İstatistik Enstitüsü, resmî istatistikleri tutmakla görevli çok önemli bir kuruluşumuzdur; bu görev, Devlet İstatistik Enstitüsüne verilmiştir ve büyük bir özveriyle, büyük bir uzman birikimiyle Enstitümüz bu görevini yerine getirmektedir. Gerçekten, Devlet İstatistik Enstitüsü, nüfus sayımı, enflasyon araştırmaları, göstergeleri gibi bazı vesilelerle ancak gündeme geliyor belki; fakat, yakından bakılırsa, incelenirse, Devlet İstatistik Enstitüsü çok yoğun çalışan, ürün yelpazesi her gün biraz daha genişleyen ve gerçekten de çok önemli, değerli veriler üreten bir kuruluşumuzdur. Zaman zaman, değerli milletvekillerimizi, Devlet İstatistik Enstitüsünün çalışmalarını göndererek bilgilendirmeye çalışıyorum.
Esasen, çağımızda araştırmanın, güvenilir verinin önemini hepimiz biliyoruz. Artık, iyi strateji, sağlam plan, doğru gelecek perspektifi çizmek doğru verilerle oluyor. Elinizdeki şartları, mevcut durumu iyi bileceksiniz, elinizde çok güvenilir veriler olacak ki, geleceğe ancak o zaman daha emin adımlarla yürüyebilirsiniz, gelecek planlamaları yapabilirsiniz; işte, araştırmaların önemini de bu şekilde ortaya koyuyoruz.
Devlet İstatistik Enstitüsü şu dönemde ciddî değişim geçiriyor, ona kısaca işaret edeyim; pek çok yapısal değişimle birlikte, Devlet İstatistik Enstitüsü de değişim geçiriyor. Bilirsiniz, uzun yıllardır hepimizin sıkıntısı, uluslararası standartlarda veri üretememekti. Komisyonda da bir milletvekilimiz değinmişti; yani, uluslararası yayınlarda bütün ülkelerin verileri sıralanır; ama, Türkiye'ye gelindiğinde karşısına bir çizgi çizilirdi; çünkü, uluslararası mukayese edilebilirlikte veri üretemiyorduk. Bunu araştırmacılar çok iyi bilirler. Şimdi, Devlet İstatistik Enstitüsü bu yönde kendisini hızlı şekilde değiştiriyor. Bir defa, tabiî, artık, önümüzde reel bir durum var; Avrupa Birliğiyle -sadece Ulusal Program falan değil- artık, müzakereye başlayacağız. Onun için de, kuruluşun önce, Avrupa ülkeleriyle mukayese edilebilir, o standartta veri üretmesi gerekiyor. Avrupa Birliği İstatistik Ofisi (EUROSTAT) ile çok yakın bir işbirliği içinde çalışılıyor ve yeni yapılanmada onların fonlarından da faydalanıyoruz. Esasen, bu yapılanmayı öngören bir kanun tasarımız şu anda Meclisimizdedir, komisyonlarımızda görüşülecektir; orada da zaten bu görülecektir. Umarım, çok gecikmeden Genel Kurulumuza, sizin huzurunuza gelir.
Tabiî, belirtmeye gerek bile yok, Avrupa Birliği müzakere sürecinde Devlet İstatistik Enstitüsüne çok görev düşüyor; en merkezî kurumlardan biri olacak, eksik verileri derleyecek, yeni araştırmalar yapacak, mevcut verileri güncelleştirecek ve görüşmelerde zemin teşkil edebilecek, mukayese unsuru olacak bütün verileri Devlet İstatistik Enstitüsü üretecek.
Bu vesileyle, Devlet İstatistik Enstitüsünün yeni yapılanmasıyla ilgili size bir iki teknik bilgi sunmak isterim. Bildiğiniz gibi, şu sırada, Devlet İstatistik Enstitüsü, bölgesel teşkilatlanma ve bölgesel veri üretme sistemine geçiyor. Bakanlar Kurulumuzun 2003 yılında aldığı bir kararla zaten bölge sistemi kurulmuştur; 26 bölgeye çıkarılmıştır. Bundan sonra o bölgeler bazında, hem geçmiş envanter hem de bugünden sonraki veri üretme sistemi üretilmiş olacak bölge bazında ve bu da, bizim için, Türkiye için, ülkemiz için yeni bir imkân olacaktır; bölgelerimiz için de, bu, önemli olacaktır.
Diğer bir yeni gelişmeyi, biraz da güncel olduğu için sizinle paylaşmak isterim. TÜFE ve TEFE; yani, tüketici fiyatları ve toptan eşya fiyatlarındaki endeksler ve bununla ilgili araştırmalarda 2005 yılının başından itibaren bir değişiklik oluyor. Bildiğiniz gibi, bizim elimizdeki tüketici ve toptan eşya fiyatları endeksleri 1994 yılı bazına dayanıyor şu anda. Genelde, uluslararası standartlarda, enflasyon hesaplamaları dediğimiz tüketici ve toptan eşya fiyatları endekslerinde en geç beş yılda bir yenilenme gerekiyor; fakat, Türkiye, bunu yenileyememiştir. İşte, 1994 yılından 2005'e ancak on yıl sonra, biz, endeksi yenilemiş oluyoruz.
Yenilenmemesinin sebebi nedir derseniz; bu endekslerin dayandığı bir araştırma var. İçinizde bilenler eminim var; hane halkı gelir ve tüketim harcamaları araştırması. Bu, ciddî, çok zor bir araştırmadır; bir yıl boyunca sürer. Tespit edilen haneler ayda 8 defa ziyaret edilir; yani, hanenin bütün gelir ve giderlerini kayda geçen bir araştırmadır. Esasen, gelir dağılımı gibi nitelediğimiz bütün tespitler de bu araştırmadan çıkar.
İşte, 1994 yılından 2002 yılına kadar bu araştırma, maalesef yapılmamış. Aslında, 1988 yılında başlanılmış yapılmasına; önce, belki, biraz, geçici olarak bazı yıllar istikrarlı şekilde yapılmış; ama, ondan sonra yapılmamış. Onun için de, endeks yenilenememişti. İşte, biz, şu anda, bu hane halkı gelir ve tüketim harcamaları araştırmasını çok ciddî şekilde, düzenli olarak yapıyoruz ve 2003 yılı araştırmasının sonuçlarına, analizlerine dayalı olarak da endeksi değiştiriyoruz.
Endeks dediğimiz, bazen enflasyon sepeti olarak da yansıtılır biliyorsunuz; yani, bu endekste, bu araştırmada elinizde hangi ürünlerin fiyatları esas olacak, hangi ürünlerin fiyatları bir ay süresince takip edilecek de onun sonuçları yayımlanacak, bunu anlıyoruz. Bu da, niçin yapılıyor; insanların, ailelerin tüketim alışkanlıkları değişiyor, ürünler değişiyor, bazı yeni ürünler giriyor, bazı ürünler artık tüketimden kalkıyor, onun için de bu yenilemenin yapılması gerekiyor, işte bu yapılmış oluyor.
Burada iki husus gündeme getirildi -Sayın Tanla ifade etti zannediyorum- enflasyon sepetiyle ilgili olarak -önce, teşekkür ederiz, Enstitüyle ilgili sözleri, tabiî, çalışanlarımızı memnun edecektir- mevcut enflasyon sepetinde gıda harcamaların oranının düşük olmasının bazı yanlış sonuçlara yol açtığı ifade edildi. Mevcut enflasyon sepetinde gıda harcamalarını payı yüzde 31,09'dur; yeni sepette bu oran daha da düşüyor, yüzde 29,42'ye düşüyor. Bu neye göre yapılıyor; tüketilen ürünlerin, tüketilme oranına göre. Bir ürünün enflasyon sepetine girebilmesi için en az binde 1 oranında tüketilmesi gerekiyor. Bu hesaplamaya göre bu sepetin içindeki ürünler tespit ediliyor.
Tabiî, buradan da görüleceği gibi, bu sepette oranın düşük olması, aslında, enflasyon hesabında, iddia edildiği gibi bir artışa değil, azalışa yol açabilecektir; çünkü, 2003 Aralık-2004 Kasım arasında enflasyon oranı yüzde 8,8 iken, gıda grubunda bu oran yüzde 4,6'dır. Yani, gıda fiyatları, ortalama fiyatlara göre, daha düşük bir oranda artmaktadır. Bakın, bu yılın başından beri, 11 aylık ortalama yaklaşık yüzde 4,6'dır diyebiliriz.
Ayrıca, ben, şunu da bu vesileyle ifade etmek isterim: Hane halkı gelir ve tüketim harcamaları araştırmasına göre, Türkiye geneli tüm gelir gruplarında gıda artı alkolsüz içki harcamalarının toplam harcama içerisindeki oranı yüzde 26,7'dir, en düşük gelir gruplarında ise yüzde 38,7'dir. Dikkat edilirse, tabiî, enflasyonun gıda grubunda daha düşük olması, düşük gelirlilerin daha lehine bir durumdur.
Diğer bir konu, bu ulusal hesaplar sistemiyle ilgiliydi. Aslında, bunu, Sayın Tütüncü komisyonda gündeme getirmişti, yazılı cevap da iletmiştik. Değerli arkadaşlar, bu, tabiî, karmaşık bir şeydir. Millî gelir rakamlarının tespiti, revizyonu, çok metodolojik, karmaşık bir olaydır. Yani, burada o detayın hepsini size açıklasam çok uzun bir vakit alır; ama, kısaca şunu ifade etmek istiyorum: Millî gelir hesaplamalarında, şu anda, 1990 yılının girdi-çıktı tabloları kullanılmaktadır.
Değerli arkadaşlar, bu işi bilenler iyi bilecektir; bu hesaplamalarda öyle, hemen en güncel, en yeni tabloları ve verileri kullanamıyorsunuz. Genel dünya standartları da böyledir; birkaç yıl geriden gitmek zorundasınız, o tabloların oluşması, onları hemen kendi hesaplamalarınıza geçirmeniz.... İşte, şu anda, bizim elimizdeki en yeni tablo -2003 sonunda yayımlandı bu- 1998 girdi-çıktı tablosudur ve bunun revizyonu da, bu tablolara göre, 2005 Mart ayından itibaren yapılacaktır, bu konuda da açıklamalar yapılacaktır.
Bunlar niye şimdiye kadar yapılmadı, niye gecikti gibi ifadelerle ilgili, genel olarak şunu belirtmek isterim ben: Bakın, Devlet İstatistik Enstitüsü şöyle bir yapılanma içinde değerli arkadaşlar. 2005 yılının başından itibaren, hangi gün, hangi hafta, hangi ay, hangi araştırmayı yapacağını ve bunun sonuçlarını hangi gün, hangi saatte açıklayacağını bir takvim olarak verecektir; bütün bu belirsizlikler de ortadan kalkacaktır. Yani, bugüne kadar yapılmadıysa... Devlet İstatistik Enstitüsünde bazı araştırmalar zamanında tamamlanamamış, onun için de o verileri biz kullanamıyoruz. Şu anda, hem o verileri analiz ediyoruz, onların sonuçlarını çıkarıyoruz hem de onları yeni değerlendirmelerimizde kullanmak için çaba sarf ediyoruz.
Tabiî, son olarak... Sayın Başkanım, vaktim de doluyor; ama...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
DEVLET BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla)Sadece 2 dakika Sayın Başkan.
BAŞKANBuyurun Sayın Bakan.
DEVLET BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla)Teşekkür ederim.
Yine, gündeme getirilen bir konuyu, işgücü araştırmalarıyla ilgili bir konuyu da burada kısaca ifade etmek istiyorum.
Tabiî, Sayın Tütüncü de iyi bilirler, gündeme getirdiler; uluslararası mukayeselerde, o ülkelerin kendi yapılarındaki işgücü oranlarını dikkate almak lazım. Avrupa'yla neredeyse aynı oranlar diyorlar; fakat, bizde çok önemli bir fark var bilindiği gibi; bizde tarım istihdamı, tarım alanındaki istihdam çok yüksektir ve şu anda, Türkiye'de, tarımdışı işsizlik oranı yüzde 14'ler civarındadır; yani, bu, Devlet İstatistik Enstitüsünün hane halkı işgücü araştırmalarında da, sektörel analiz olarak yayımlanıyor. Yani, Almanya'yla, vesaireyle mukayese ederken, bizim tarımda yaşayan nüfusumuzun oranının yüksekliğini, tarımdaki istihdamın ve bizim kent kesimindeki işsizlik oranlarının onlardan çok daha yüksek olduğunu hesaba katmak lazım.
Son olarak da, burada elma armut benzetmesi yaparak "2004 yılının başından itibaren büyük bir metodoloji değişikliği yapıldı; ama, bu, geçmiş yıllarla mukayese ediliyor, halbuki, mukayese edilemez" dediniz.
Evet, metodolojik bazı değişiklik yapılıyor; fakat, bu, katiyen mukayeseyi engelleyen değişiklikler değildir. Bakın, nedir değişiklikler; soru sayısı artırıldı. Bu da, tamamen Avrupa Birliği standartlarına uymak için; yani, onlardaki hane halkı işgücü araştırmalarıyla irtibatını ve mukayesesini kolaylaştırmak içindir. Anket formlarındaki soru sayısı artırıldı, 47'den 98'e çıktı. Bu, 2005'te, belki biraz daha artırılacak.
Örneklem hacmi 7 800 iken, bölgesel sisteme geçtiğimiz için -çünkü, biz, 26 bölge esasına göre veri üreteceğiz- örnek olarak aldığımız hane sayısı 12 300'e çıkmış. Bunlar, takdir edersiniz, geçmiş yıllarla mukayeseye engel olacak metodolojik değişiklikler değildir; sadece, yeni sorularla daha fazla bilgi, daha fazla veri elde edilmiş olunuyor; onu da arz etmiş olayım.
Ben, katkılarınız için, tekrar, teşekkür ediyorum, bütçemizin hayırlı olmasını diliyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
40 konuşma daha · 22 Aralık 2004