İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 37. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

2005 mali yılı bütçesi kan tas. ( 4 üncü tur görüşmelerinde ) hazine müsteşarlığı,devlet planlama teşkilatı,devlet istatistik enstitüsü başkanlığı

Ali Babacan

Ankara Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 37. Birleşim · 3. yasama yılı · 22 Aralık 2004 · 887 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ali Babacan (AK Parti), 22 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2005 MALİ YILI BÜTÇESİ KAN TAS. ( 4 ÜNCÜ TUR GÖRÜŞMELERİNDE ) HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI,DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI,DEVLET İSTATİSTİK ENSTİTÜSÜ BAŞKANLIĞI); konuşma 887 kelime.

Ali Babacan (AK Parti, Ankara). “2005 mali yılı bütçesi kan tas. ( 4 üncü tur görüşmelerinde ) hazine müsteşarlığı,devlet planlama teşkilatı,devlet istatistik enstitüsü başkanlığı”. TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim tutanağı, 22 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-babacan-22-2004-12-22-2005-mali-yili-butcesi-kan-tas-4-uncu-tur-gorusmelerinde-hazine-m-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

DEVLET BAKANI ALİ BABACAN (Ankara)Teşekkür ediyorum.

Batık bankaların maliyetiyle ilgili iki ayrı soru vardı. Plan ve Bütçe Komisyonunda bu konuyla ilgili soru olduğu için, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun hazırlamış olduğu bir cevap var; müsaade ederseniz Tasarruf Mevduat Sigorta Fonunun metninden aynen okuyacağım: "Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından üstlenilen banka çözümleme süreci maliyeti, faizlendirilmiş değerlerle 46 milyar dolar olarak hesap edilmiştir. Bu 30 Haziran 2004 tarihi itibariyledir. Bu tutarın 2 200 000 000 doları tazmin ve tahsil edilmiş, ilaveten, 6 ilâ 8 milyar dolar mertebesinde tahsil ve tazmin beklenmektedir. Bu önhesaplamaya göre, tazmin ve tahsil imkânı bulunmadığı öngörülen yaklaşık 35-37 milyar dolar tutarındaki banka çözümleme maliyeti idare tarafından acze düşürülen tutar değil, Türk finansal tarihinin en büyük krizinin maliyetidir" diye devam eden yazılı bir açıklama. Bunu, yazılı şekilde, daha sonra da size iletebilirim.

Medya banka sahipliği, yeni bankacılık yasası çerçevesinde konuşulacak, tartışılacak bir konu. Ben, burada, şahsî görüşümü beyan etmek istemiyorum.

IMF'yle olan ilişkilere gelince. Türkiye, IMF'yi ilk kuran 29 kurucu üye ülkeden bir tanesidir; şu anda 184 üyesi vardır. Bu üye ülkelerin tamamında gözetleme çalışmaları yaparlar ve üye ülkelerin tamamında, yılda en az bir defa olmak üzere, ekonomilerini inceleyip, kendi önerilerini sunarlar. Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, İngiltere gibi dünyanın en büyük ekonomileri de bu kapsamdadır. Bir gün, bakarsınız, Japonya'nın bankacılık sistemini eleştirirler, öteki gün Amerika Birleşik Devletlerinin Merkez Bankasının faiz politikasını eleştirirler. Bu, uluslararası bir kuruluştur.

Sayın Başbakanımızın da ifade ettiği gibi, öncelikle şunu söyleyeyim ki, seçimlerden önce o tür ifadeler kesinlikle olmamıştır. Eğer, varsa bir örneği, getirin, daha sonra gösterin, onu inceleyelim; ama, böyle bir ifade olmamıştır.

CAVİT TORUN (Diyarbakır)Tarzımız değil...

DEVLET BAKANI ALİ BABACAN (Ankara)Sayın Başbakanımızın da söylediği gibi, biz IMF düşmanlığı ya da IMF taraftarlığı gibi basit yaklaşımlarla değil dünyanın gerçeklerine uygun hareket edeceğiz. Şu da çok önemli: Eğer, biz, Türkiye'deki ödediğimiz faizleri, IMF'yle yapılan anlaşmalar sonucunda 1 puan, 2 puan, 3 puan bile düşürebiliyorsak, bu, bizim için önemlidir. Türkiye, eğer, daha az maliyet ödüyorsa böyle bir anlaşma sonucunda, biz böyle bir anlaşmayı yaparız ve halkımıza daha yüksek faiz bedelleri ödetmeyiz.

Emlak Bankasıyla ilgili sorunuza gelince. Bunları daha sonra yazılı verelim; çünkü, şu anda bu rakamlar yok; üstelik, Ziraattan, Emlaktan da arkadaşımız yok burada.

5020 sayılı Yasanın uygulaması, tamamıyla Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun inisiyatifindedir; bağımsız bir kurul, bağımsız bir kurumdur. Yasal çerçevesi içerisinde kendine verilen yetkileri şu ana kadar gayet güzel bir şekilde, isabetli bir şekilde kullanmıştır; bizim kanaatimiz budur.

Borçlanma limitiyle ilgili bir soru vardı. Borçlanma limitimiz, 45,8 katrilyon; yüzde 5 de bahsettiğiniz 2,3 katrilyonu eklediğimiz zaman, toplam 48,09 katrilyon. Ocak-eylül döneminde kullanılan, yani bu 48 katrilyondan kullanılan, sadece 26,5 katrilyondur ve aralık sonu itibariyle, bu limitin çok çok altında kalınacaktır.

Devlet Planlama Teşkilatının çalışmalarıyla ilgili soruya da müsaade ederseniz, burada uzun bir not var, daha sonra yazılı olarak cevap verelim.

DFİF kredilerinin maliyetine gelince. Bu yüzde 37,5'ten yüzde 25'e düşmüştür; bu düşürülmüş olandır ve önümüzdeki dönemde de piyasadaki rakamlara paralel bir şekilde düşmesi devam edecektir.

Zaman hızlı ilerliyor; e-devletle ilgili soruya daha sonra yazılı cevap verelim, bu notları size iletelim.

Borçlarla ilgili bir soru vardı; borçlar önemli, hemen onu açıklayayım. Şimdi, katrilyon cinsinden baktığımızda, Türk Lirası cinsinden baktığımızda, bütçesi açık veren bir ülkenin borçlarının nominal olarak, yani, katrilyon cinsinden düşmesi zaten hesaben mümkün değildir, aritmetik öyle değildir; eğer, bütçemiz açık veriyorsa, o açığı ilave borçlanmayla kapatma zorunluluğumuz var. Dolayısıyla, borçlar niye artıyor sorusunun cevabı, eşittir bütçemiz açık veriyor. Borçların azalması için ne olması lazım; ya bütçemizin fazla vermesi lazım ya da denk bütçe olup, özelleştirme geliri kadar, yine, borçlarımızı azaltıyor olmamız lazım; yani, bunun hesabı oldukça kolay. Ailemizden örnek alacak olursak, düşünün ki, bir ailenin, aylık 2 000 000 000 lira geliri var, 10 000 000 000 lira da borcu var. Bu aile ayda 2 500 000 000 harcıyorsa, bu 10 000 000 000 borcun üzerine, her ay 500 000 000, 500 000 000 ilave ederek gider ve üstelik faizi de eklenir. Bu 10 000 000 000'lık bir aile borcunu düşürmenin yolu, 2 000 000 000 geliriniz varsa, 1 500 000 000 falan harcayacaksınız ki, 500 000 000 lirayla bu eski borcu ödeyeceksiniz ya da bir başka yerde duran bir varlığınızı satıp bu borcu ödeyeceksiniz. Bunun devlet hesabındaki karşılığı özelleştirme. Ama, biliyorsunuz, bütçemizdeki açık hızla azalıyor; inşallah, 2006'da, bütçe açığı açısından ilk Maastricht Kriterini tutturuyoruz, gayri safî millî hâsılaya oranı yüzde 3'ün altına iniyor. Bizim baktığımız, toplam borçların toplam gayri safî millî hâsılaya oranı; bütün dünya da zaten buna bakıyor. Hiçbir ülkenin borcunun nominal olarak büyüklüğüne bakılmaz. Bugün, Amerika Birleşik Devletleri, dünyanın en borçlu ülkesidir, 6 trilyon dolar borcu vardır; ama, kimse, Amerika'nın çok borcu var diye, bir ekonomik problem olarak bunu ortaya koymaz, gayri safî millî hâsılaya oranına bakar; o, Türkiye'de, geçen yılbaşında yüzde 70'ti, bu yıl sonunda yüzde 70'in biraz altına ineceğini düşünüyoruz; üç yıl içerisinde yüzde 60'ın da altına inerek; yani, 2007 sonunda, Maastricht Kriterini de tutturacağımızı ümit ediyoruz. Kaldı ki, Avrupa'da, yüzde 100'ün üzerinde olan ülkeler vardır, Belçika, Yunanistan, İtalya gibi; Japonya'da yüzde 130'dur sadece içborçlarının gayri safî millî hâsılaya oranı. Bu oran bazında konuşmak ve borcun yapısına bakmak daha önemli. Kaldı ki, borçlarla ilgili risklerin en önemli göstergesi faizdir; yani, borç stoku ne kadar riskli bir stoksa, onun faizi o kadar yüksektir, ne kadar rahat ve ödeme endişesi olmayan bir borç stoku haline gelirse, onun faizleri de o kadar düşer.

Ben, süremi fazlasıyla kullandığım için Sayın Bakanımıza çok az süre kaldı.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

40 konuşma daha · 22 Aralık 2004

40 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook