Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma
Aydın Milletvekili · Yeni Parti
Plan ve Bütçe Komisyonu · 5. yasama yılı · 27 Ekim 2026 · 485 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Bülent Tezcan (Yeni Parti), 27 Ekim 2026 tarihinde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu oturumunda konuştu (gündem: Tutanak Metni); konuşma 485 kelime.
Bülent Tezcan (Yeni Parti, Aydın). “Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma”. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu tutanağı, 27 Ekim 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bulent-tezcan-2026-10-27-tutanak-metni (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeKomisyonKonusmaTutanakDetay?tutanakId=90885
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)BÜLENT TEZCAN (Aydın)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Çok kıymetli hazırun, herkesi başlangıçta saygıyla selamlıyorum. "Bu bütçe neyin bütçesi?" diye herkes kendi penceresinden, kendince bir cevap veriyor. Bence bu bütçe soygunu finansman bütçesi. Bu bütçeyi yaparken Türkiye çok büyük bir soygunla karşı karşıya. Fon soygunu. Yani vurgun murgunun ötesinde bir şey, fon soygunu. 110 milyar dolar bunun ekonomiye maliyeti.
Değerli arkadaşlar, eskiden devlet üzerinden millet soyulurdu. Yolsuzluk devlet üzerinden yürür, millet de onu vergileriyle ya da mahrum kaldığı şeylerle finanse ederdi. Fon soygunu bize başka bir soygun modelini ortaya koydu. Artık doğrudan milletin soyulduğu bir döneme geçtik. Yani devlet üzerinden yolsuzluk yaparak soygun yetmedi, devlet soyuldu, doymadılar. Şimdi, seçkin, ayrıcalıklı, sırtını iktidara dayayan bir kesim elini milletin cebine soktu; üç kuruş, dört kuruş biriktirdiği tasarrufunu soydu. Yani seçkinlerin, ayrıcalıklıların milleti doğrudan doğruya soyduğu bir döneme geçtik.
Yani bir şeyi anlamıyorum: Biraz önce de söylendi, sürekli bir, "Sonuna kadar gidilecek. Nereye kadar giderse oraya kadar gidilecek." İyi, güzel. E, biz de aynısını söylüyoruz. "Kimse suçlu ortaya çıksın." Burada da söylendi, hep söyleniyor, kimse suçlu ortaya çıksın. E, biz de bunu söylüyoruz. E, niye gidilmiyor? "Sonuna kadar gidilecek." dediğimiz yerde nereye kadar gidiliyor? Gazetecilere kadar gidiliyor. Bu gerçeği ortaya çıkarmaya çalışan habercilere gidiliyor, televizyon kanallarını kapatmaya gidiliyor. Bunu yazan sosyal medyadaki haber sitelerine erişim yasağı getirilmeye kadar gidiliyor. Bununla ilgili paylaşım yapan sosyal medyadaki hesapları yasaklamaya kadar gidiliyor. E, sonu nereye gidiyor? Soygunu yapmak serbest, haberini yapmak yasak. Soygunu yaparsan iltifat görürsün, haberini yaparsan ceza görürsün, hapse girersin; yaşadığımız tablo bu, böyle bir noktadayız. Yani şimdi ben soruyorum, merak ediyorum: Murat Ağırel niye tutuklu, niye cezaevinde? İsmail Arı niye cezaevinde? İsmail Saymaz niye ev hapsinde? Mustafa Balcı yayınladığı bir fotoğraf nedeniyle hem de aleni bir fotoğraf nedeniyle niye hapiste? Şaban Sevinç niye hapiste? Bunlar ne yaptılar; bunlar fona 1 verip 500 mı aldılar, yüzde 1.335 mi kazandılar Fatma Betül Sayan Kaya gibi? Hayır. Bunlar oradaki yolsuzluğu yazdı, bunun haberini yaptılar Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım. Böyle bir Türkiye! Ve şimdi, bununla ilgili her yerde söylenen şey: "Suçlu kimse hesabını versin!" E, versin; versin suçlu kimse hesabını ama hesabı veren gazeteci, hesabı veren haber yapan; hesabı veren siyasetçi değil. Bakın, bu kirli çark; bir tarafında siyasetçi -iktidar siyasetçisi herhangi bir siyasetçi değil- bir tarafında yetki kullanan iktidar siyasetçisi, bir tarafında o iktidar siyasetçisine sırtını dayayan bürokrat, öbür tarafında ondan yetki alarak kollanan teknokrat, bunların iş birliği olmadan bu yolsuzluk zinciri bu hâle gelmez, gelemez! E, şimdi, "Nereye kadar giderse gitsin." gideceği yer belli, gideceği yer: Yaratılan bu sistemdir, tek adam düzeni diye, tek adam rejimi diye başından beri Anayasa görüşmelerinde bu mecliste itiraz ettiğimiz düzen. Sırtını sarayda bir başdanışmana, bir danışmana, birine dayayan birisi zaman geliyor sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım, sizden fazla yetki kullanıyor. Sizin arkanızdan dolanarak yetkinin kullanıldığı bir düzen yaratıldı ve denge-denetleme-kontrolün olmadığı, yolsuzluğun önünün açıldığı, yolsuzluğun haberinin yapılmasının yasaklandığı bir dönem. Böyle bir dönemde hangi bütçeyi yaparsanız yapın, o bütçe soyguncunun cebine kaynak aktarmaktan öteye geçmez.
Saygıyla selamlıyorum.
AYNI TOPLANTIDA
Aynı gün bu komisyonda konuşanlar
46 konuşma daha · 27 Ekim 2026