İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 121. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Türk ceza kanunu tasarısı (ss.664) ve (664'e 1inci ek)

Cânân Aritman

İzmir Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 121. Birleşim · 2. yasama yılı · 16 Eylül 2004 · 1.279 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Cânân Aritman (CHP), 16 Eylül 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 121. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK CEZA KANUNU TASARISI (SS.664) VE (664'E 1İNCİ EK)); konuşma 1.279 kelime.

Cânân Aritman (CHP, İzmir). “Türk ceza kanunu tasarısı (ss.664) ve (664'e 1inci ek)”. TBMM Genel Kurulu, 121. Birleşim tutanağı, 16 Eylül 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/canan-aritman-22-2004-09-16-turk-ceza-kanunu-tasarisi-ss-664-ve-664-e-1inci-ek (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA CANAN ARITMAN (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce Heyeti şahsım ve Cumhuriyet Halk Partisi adına saygıyla selamlıyorum.

Görüşmekte olduğumuz 664 sıra sayılı Türk Ceza Yasası Tasarısının 287 nci maddesi "Genital muayene" başlığını taşımaktadır. Yanlış da buradan başlamaktadır; çünkü, tıbbî açıdan anlamı genital sistemin muayenesidir; yani, bir organ değil, birçok organın, hormonun, enzimin oluşturduğu üreme organları sisteminin muayenesidir. Aslında tıpta daha çok üregenital sistem olarak değerlendirilir; yani, idrar yolları ve üreme organları sistemi. Aynen, kalp-damar sistemi; yani, kardiyo-vasküler sistem veya mide-bağırsak sistemi; yani, gastrointestinal sistem gibi. Mesela, enüresis nokturna dediğimiz gece altını ıslatma hastalığı var. Sistit (idrar yolları iltihabı), adnexitis (yumurtalık iltihabı), salpenjit (çocuk yolu iltihabı) ürogenital sistem hastalıklarıdır. Hekimler, sistem muayenelerini tanı ve tedavi amaçlı yapar.

Şimdi, bu madde düzenlemesinde üreme organları sisteminin muayenesine yaptırım getiriliyor. Bir kez sormak istiyorum, niçin Türkçe yazmıyoruz da tıbbî terimlerle madde düzenliyoruz? Türk Ceza Yasası Tasarısının amaçlarından biri de dilini anlaşılabilir kılmak, halkın anlamasını sağlamak değil miydi?!

Gelelim bu muayeneye. Madde, yetkili hâkim ve savcı kararı olmaksızın kişinin üreme organları sistemi muayenesine gönderilmesi halinde fail hakkında üç aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmediyor. Bu madde hangi amaçla düzenlendi; bir cinsel saldırı veya tecavüz vakasında delil toplayabilmek adına. O zaman yeri de Türk Ceza Yasası değil CMUK olmalıdır diye düşünüyorum.

Ayrıca, bu konularda genital sistem muayene istemi yetersizdir. Cinsel saldırı durumunda, örneğin anal muayene de gereklidir; ama, anüs genital sistem dışında kalır, gastrointestinal sisteme ait bir organdır.

Yine, cinsel saldırı, tecavüz durumlarında delil elde etmek için tüm bedenin fizikî muayenesi, kişinin psikolojik muayenesi, giysilerin muayenesi, olayın geçtiği mahallin kontrolü ve buralardan delil toplanması gerekir. Bunlar en basit adlî tıp öğretileridir. Hekimler, bu muayeneye, mağdurun gerçek yaşını tespit etmekle başlar ve cinsel saldırının tek kanıtı genital muayene değildir, bunu genital muayeneyle sınırlamak da bir bilimsel yanlıştır.

Ayrıca, bu madde düzenlemesi, hastalıkların tanısı ve tedavisi için yapılacak genital muayeneleri de engelleyecektir. Örneğin, yatılı okulda 13-15 yaşlarında bir kız çocuğu hayatî tehdit oluşturabilecek, örneğin, bir disfonksiyonel kanama geçirirse, hâkim ve savcı kararı yok diye okul müdürü tarafından doktora yollanamayacak veya doktor onu muayene edemeyecektir.

Aslında, tasarıda yer alan bu "genital muayene" tanımının altında yatan veya üstü örtülen muayene, hymen muayenesidir. Türkçe adıyla kızlık zarı muayenesi veya bekâret kontrolü, bekâret denetimidir. Hymen, dış genital organlardan sadece birisidir ve cinsel saldırının tek kanıtı da bu muayene değildir.

Ülkemizde yıllardır toplumsal bir sorun olarak süregelen ve hâlâ önemini koruyan kızlık zarı muayenesi, bir başka deyişle bekâret denetimi, kadın sağlığını psikososyal boyutuyla önemli ölçüde etkileyen, cinsiyet ayırımcılığına dayalı bir uygulamadır. Aynı zamanda, kadının kendi bedeni üzerinde söz sahibi olma hakkını ortadan kaldıran, fiziksel ve ruhsal sonuçları açısından da kadın bedenine uygulanan bir şiddettir. Kadının insan hakları ihlalidir ve haklı gösterilemez.

Mahkemelerin ya da ailelerin zoruyla yapılan bekâret kontrolleri, kadınların intihar etmelerine ya da namus adına öldürülmelerine neden olabilecek kadar ağır sonuçları olan uygulamalardır. Bu muayeneye maruz kalan kadın, fiziksel ve psikolojik bir travma yaşar. Yapılan bir bilimsel araştırmaya göre, istekleri dışında kızlık zarı muayenesine götürülen genç kızların yüzde 30'u intihara teşebbüs etmiş, bunların beşte 1'i de ölümle neticelenmiştir. Zaten, bekâret kaybı söz konusu olduğunda, pek çoğu da namus temizleme adına öldürülmüştür. Hayatta kalanların yüzde 93'ünde, bireylerin tüm yaşamlarını olumsuz etkileyecek psikolojik bozukluklar tespit edilmiştir; yani, kadının beden ve ruh bütünlüğü bu incelemeyle bozulur. Sağlığın tanımı, basitçe, kişinin bedensel, fiziksel, psikolojik olarak tam bir iyilik halidir. Dolayısıyla, bu muayene, kadın sağlığına yönelik değildir.

Kadına yönelik şiddet, genellikle şöyle tanımlanır: Kadının fiziksel, cinsel ve psikolojik yönden zarar görmesiyle sonuçlanan ya da sonuçlanması olası eylemler ve kadının maruz kaldığı cinsiyet ayırımına dayalı her türlü şiddeti kapsamaktadır.

Kadının istemi dışında yapılan bu muayene, kadının kendi bedeni üzerindeki söz hakkını ortadan kaldıran, fiziksel, cinsel, sosyal ve ruhsal sonuçları açısından kadına yönelik bir şiddettir. Türk Tabipler Birliği Etik Kurulu raporu ve pek çok uluslararası belge, bu muayeneyi aynen bu cümleyle tanımlar.

Önce insanı ele alan, insan haklarını gözeten, çağdaş bir yasa hazırlanırken, siyasî bir irade ve kararlılıkla ayırımcılığa göz yuman, insan haklarını ihlal eden, kadını ikincilleştiren tüm toplumsal normların değiştirilmesi gerekir. Bu tasarı bir fırsattı; ama, ne yazık ki, bunu, bu fırsatı kullanamıyoruz.

Kızlık zarı muayenesini hukuksal boyutuyla incelersek, Anayasanın 10, 12, 17 ve 20 nci maddelerine aykırılığı tespit edilir. 10 uncu madde eşitlik ilkesi, 12 nci madde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez hak ve hürriyetleri, 17 nci madde tıbbî zorunluluklar dışında kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamayacağı, 20 nci madde ise herkesin özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu hükümlerini içerdiğini hepimiz biliyoruz.

Muayenenin yapılış amacı ve şekliyle cinsiyet ayırımcılığı yapılmakta, beden bütünlüğüne ve özel hayata müdahale edilmiş olunmaktadır.

Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerden Birleşmiş Milletler Evrensel İnsan Hakları Bildirgesine göre, kızlık zarı muayenesi, onur kırıcı ve insan haklarını ihlal eden bir uygulama olduğu için, bildirge hükümlerine aykırıdır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi insanlıkdışı aşağılayıcı muamele yasağını ve özel yaşama saygı gösterilmesini karara bağladığı için, kadının aşağılandığı ve ruhsal olarak örselendiği, özel yaşamının ihlal edildiği bu uygulama da, sözü geçen sözleşmeye aykırıdır. Ayrıca, CEDAW (Kadınlara Karşı Her Türlü Ayırımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi) Pekin Deklarasyonu, Kahire Uluslararası Nüfus ve Kalkınma Konferansı, Birleşmiş Milletler Kadına Yönelik Şiddetin Yok Edilmesi Bildirisi kararlarına da aykırıdır. Ülkemiz, tüm bu uluslararası belgeleri imzalamış, bunların gereğini yerine getirme sözü vermiştir, bunu da hatırlatırım.

Değerli milletvekilleri, 1999 Dünya Sağlık Asamblesinde, hükümetlerin kadın ve kız çocuklarına karşı cinsiyete bağlı uygulamalardan kaçınmaları ve bu uygulamaları engellemeleri gerektiği vurgulanarak, kızlık zarı muayenesinin kadına yönelik bir şiddet olduğu belirtilmiştir. Ayrıca, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi başta olmak üzere, hiçbir uluslararası mahkeme bekâret muayenesini geçerli delil olarak kabul etmemektedir. Tecavüze uğramış kadının bakire olup olmaması işlenen suçun niteliğini değiştirmediği için, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine açılan davaların hepsi reddedilmiştir.

Yine, Sağlık Bakanlığının 1998'de tüm sağlık kuruluşlarına gönderdiği Hasta Hakları Yönetmeliği ve Genelgesinde, kişinin rızası olmadan beden bütünlüğüne dokunulamayacağı ve bekâret muayenesi yapılmaması belirtilmiştir. Bu yönetmelik ve genelge doğrultusunda davranmayan sağlık personeli hakkında yasal işlem yapılacağı bildirilmiştir.

Türk Tabibler Birliği Etik Kurulunun, yine, 1998 yılındaki raporunda, kadının cinsel kimliğine bir saldırı olarak tanımlanan bu muayenenin hiçbir yasal dayanağının olmadığı ve bu işlem sırasında tıbbî etik ilkelerinin çiğnendiği belirtilerek, hekimlerin etik ve hukuk açısından bu muayeneyi yapmamaları istenmiştir.

Değerli milletvekilleri, gördüğünüz gibi, özellikle biz hekimler açısından bu sorun çok daha karmaşık, çok daha zordur. Çağdaş tıp uygulamalarında dikkate alınması gereken etik ilkeler zarar vermeme, adalet, yararlılık ve özerkliktir. Bu ilkeler doğrultusunda konuya baktığımızda insan hakları, gizlilik, özel yaşam kavramlarıyla karşı karşıyayız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Arıtman.

CANAN ARITMAN (Devamla)Teşekkür ederim.

Kızlık zarı muayenesi bireyin özgür iradesiyle istemi dışında yapılırsa, insan haklarına ve tıbbî etiğe aykırıdır. Ayrıca, insan haklarına saygı ilkesi ihlal edilirken, diğer önemli bir ilke olan "hasta sırrını bir başkasıyla paylaşmama" ilkesi de önümüze çıkmaktadır. Muayene sonrası elde edilen bilgilerin kişi ya da kurumlara sözlü ve yazılı aktarılması istenilmektedir. Bu da tıbbî etiğin sır saklama ilkesinin çiğnenmesi anlamına gelmektedir.

Yine, Evrensel Hasta Hakları Bildirgesi, tıbbî etik kuralları, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve uluslararası bağlayıcı sözleşmelerin gereği olarak hekimlerin kişinin rızası olmaksızın hiçbir kimseyi muayene ve tedavi etmesi mümkün değildir.

Hekimlerin tıp uğraşı sırasındaki temel yaklaşımı, insan sağlığını korumak ve düzeltmektir. Kadının beden ve ruh bütünlüğünü, sağlığını bozacak bu muayeneyle, hekimlerin, ettiği yemine, meslekî ahlak kurallarına, Anayasaya, uluslararası bağlayıcı sözleşmelere aykırı hareket etmesini kimse isteyemez; biz hekimlerden, lütfen, bunu istemeyiniz.

Değerli milletvekilleri, hukuk ile tıp örtüşmek zorundadır. Cinsel saldırı muayenesi bir tıbbî müdahaledir. Hastayı, rızası dışında muayene etmek, fiziksel ve ruhsal bir müessir fiildir, kişinin vücut bütünlüğünü bozmaktır, bir yaralama suçudur, şu anda yürürlükte olan Türk Ceza Kanununun 456/1 inci maddesine göre kasıtlı yaralama suçudur; hekimler hüküm giyebilir bu suçtan. Aynı zamanda, bu muayene esnasında hasta psişik inhibisyondan ölürse, yine, yürürlükteki Ceza Yasanının 452/2 nci maddesine göre hekim, kastı aşan adam öldürmekten yargılanır. Bu arada, hatırlatmak isterim ki, vajen, rahim, anüs gibi organlar insan vücudundaki inhibisyon merkezleridir.

Tıbbî girişimin hukuka uygunluğunun...

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

15 konuşma daha · 16 Eylül 2004

15 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook