Türk ceza kanunu tasarısı (ss.664) ve (664'e 1inci ek)
Ankara Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 121. Birleşim · 2. yasama yılı · 16 Eylül 2004 · 841 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Cemil Çiçek (AK Parti), 16 Eylül 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 121. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK CEZA KANUNU TASARISI (SS.664) VE (664'E 1İNCİ EK)); konuşma 841 kelime.
Cemil Çiçek (AK Parti, Ankara). “Türk ceza kanunu tasarısı (ss.664) ve (664'e 1inci ek)”. TBMM Genel Kurulu, 121. Birleşim tutanağı, 16 Eylül 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cemil-cicek-22-2004-09-16-turk-ceza-kanunu-tasarisi-ss-664-ve-664-e-1inci-ek (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Ceza Kanununun bazı maddeleri var ki, gerçekten, içinden geçtiğimiz süreç açısından üzerinde konuşulabilir, tartışılabilir, olmasaydı denilebilir. Biz de, nitekim, bu müzakereler sırasında bazı şeyler olmasın; bunu bir başka şekilde düzenledik, bir başka şekilde karşıladık; artık, bu neviden maddelere gerek yoktur dedik, demek istedik; ama, netice itibariyle, bu tasarının bir uzlaşma tasarısı olduğunu daha ilk günden ifade etmeye çalıştık. O sebeple, bazı maddeleri değerlendirirken, o izahatın ışığı altında değerlendirmek lazım; birincisi budur.
İkincisi, sanki, bu Ceza Kanunundaki tartışılan bazı maddeler ilk defa bu dönemde geliyor, bu dönemde düzenleniyor, daha evvel yokmuş gibi yeteri kadar bilgi sahibi olunmadığından ya da bir içtüketim malzemesi olarak kullanmak daha kolay olacağı için, o yol tercih edildiğinden dolayı, vatandaşımız da, haklı olarak, kendi binbir türlü derdi içerisinde, acaba, bugün burada konuşulan madde ya da bazı maddeler eski kanunda var mıydı yok muydu, bunu doğru dürüst araştırma imkânı da bulamadan belli bir noktaya doğru yönlendirilmek isteniyor. Onun için, bazı arkadaşlarımız da, bunu, burada, bir bütünlük içerisinde konuşmak yerine, ifade ettiğim gibi, içtüketim malzemesi yapmakta fayda görüyor. Hatta, bazı telgraflardan, yazılardan bahsediyor. Bizim, zannediyorum, Malatya'daki arkadaşlarımız, halen, Ümmet Beyi AK Partide zannediyorlar galiba; yanlış adrese gitmiş. O da işin bir başka yanıdır.
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)Olmadı Sayın Bakan...
ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Devamla)Olabilir, mahzuru yok, herkese gidebilir de; yeri gelmişken ifade etmek istedim.
Şimdi, tabiatıyla, demokratik süreç, demokratik standart bir gecede olmuyor, bir haftada olmuyor, bir iktidar döneminde olmuyor. Bunun, bölüm bölüm, parça parça ve olabildiğince sancısız, sükûnet içerisinde, soğukkanlılıkla sürdürülerek bir yere getirilmesi gerekiyor. Biz, parti olarak da, hükümet olarak da şu an üzerinde konuştuğumuz maddenin Ceza Kanunundan çıkarılmasında fayda gördük; çünkü, burada zikredilen hususların, Ceza Kanunu Tasarısının başka maddelerinde zaten karşılanabileceğini ifade etmeye çalıştık. Neticede, herkesin bu tasarıyla ilgili içine sindiği noktalar var, sinmediği noktalar var; ama, işin bu noktasında... Bu yasa tasarısını böylece geçiririz; belki, zaman içerisinde, bugün birlikte kabul ettiğimizi, yine birlikte yeni baştan gözden geçirme imkânımız olur.
Özellikle bu madde bakımından gözden kaçan bir husus var. 219 uncu madde, yürürlükteki Ceza Kanununun 241 ve 242 nci maddeleridir; 241 inci madde, görevin kötüye kullanılması, 242 nci madde, sıfatın kötüye kullanılmasıyla ilgilidir. Bunu, herkesin iyi bilmesi lazım; yani, ilk defa bu Hükümet, bu Parlamento döneminde böyle bir madde düzenlemesi yapılmıyor; çünkü, burada bir çarpıtma var, bu çarpıtmayı herkesin iyi bilmesi lazım, iyi anlaması lazım.
İkincisi, biraz evvel konuşan arkadaşımız, böyle bir maddeye gerek yoktur diye bir önerge vermiş olsaydı, sözlerini daha tutarlı bulurdum. Halbuki, verilen önergeye bakarsanız, orada, bu maddeleri metinden çıkarmak bir yana, üstelik, ilave bir unsur daha getiriliyor. Bakınız, orada deniliyor ki -şimdi, esas tezat da burada- "imam, hatip, vaiz, müftü, rahip, haham gibi din hizmeti veren kişiler görevlerini yerine getirirken devlet idaresini ve kanunlarını alenen kötüler yahut hükümet icraatının veya herhangi bir siyasî partinin..." Herhangi bir siyasî partiyi de katıyor, 241 ve 242 nci maddelerde bu yok; bunu da getiriyor koyuyor. Şimdi, hani, özgürlüğü genişleteceğiz, herkes konuşsun derken, bu defa işi biraz daha daraltıyorsunuz. Kendi içerisinde bir tutarsızlık var; ama, tutarsızlık maddenin kendisinde; belki, onu, zaman içerisinde uzlaşarak kaldırmamız lazım. O da şuradadır: Giderek, kamu görevlilerinin de bir siyasî partiye üye olup olmaması tartışılıyor. Şu anda, kamu görevlilerinin sendikaları var; hatta, bir adım ötesi, grev yapma hakkına da sahip olarak sendika kurmasını öngörüyoruz; önümüzdeki dönem böyle bir sürece doğru gidiyor. Eğer, siz, siyasî partilere üye olmayı da kamu görevlilerine imkân olarak getirirseniz, zaten bu neviden maddelerin çok fazla bir anlamı da kalmayacak; ancak, bu bir süreç meselesi, bir zaman meselesi. Bunun kaldırılması şu an mıdır derseniz; uzlaşabilseydik bugün kaldırabilirdik, uzlaşamadığımıza göre, ümit ederim, kısa bir süre içerisinde, bunu ortadan kaldırmak gibi bir imkânı birlikte bulabiliriz.
Bir şey daha var, onu da söyleyeyim. Bizim, bugün, tasarıda yaptığımız düzenleme, bu söylediğim çerçevede, yürürlükteki 241 ve 242 nci maddelerden çok daha iyi bir düzenlemeydi; bunu samimî olarak söylerim; ancak, bu anlamda, sağdan soldan konunun o kadar çok çarpıtıldığı anlaşıldı ki, biz, iyileştirme yapacağız derken, mesele tümüyle başka bir istikamete doğru tartışılmaya başlayınca, biz de, dedik ki "herhalde maksadımızı anlatamadık. Diyelim ki, bu kanun yürürlükte yok, tasarıyı geri çektik, uygulanacak olan 241 ve 242 nci maddeler değil mi; o zaman, aynı maddeleri getirir, buraya derc ederiz; sistematiğine uymasa da, birkısım kavramlara uymasa da, biz, 241 ve 242 nci maddeleri getirip bu noktaya derc ederiz." Bu, böyle bir mutabakatla geliyor.
Benim temennim, hepimizin temennisi, uygun bir sürede, birleşerek, uzlaşarak, anlaşarak, bu ve benzeri yasakları tümüyle ortadan kaldıran makul bir düzenlemeyi, bir demokratikleşme paketi içerisinde, herhalde Türkiye'nin gündemine getiririz; böyle düşünüyorum; ama, bunları yapabilmenin yolu, burada görev yapan insanları rencide etmeden, kurumları rencide etmeden, Türkiye'de gerginliklere de sebebiyet vermeden Türkiye'yi bir yere getirebilmektir.
Bence, gözardı ettiğimiz husus, belki başka maddelerde de gözönüne almamız gereken husus şu: Biz zannediyoruz ki, demokratikleşme, sadece ve sadece yasal düzenlemelerle olur. Bence, demokratikleşmenin, en evvel anlayışlarda olması lazım, zihinlerde olması lazım, sonra, onun maddelere yansıması lazım. Henüz o noktaya geldik mi derseniz; gelebilmiş olsaydık, bu maddeleri burada düzenlemek durumunda olmazdık. Böyle bir zaruretin olduğunu da ben takdirlerinize arz ediyorum.
Hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti ve CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
15 konuşma daha · 16 Eylül 2004