İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 121. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Türk ceza kanunu tasarısı (ss.664) ve (664'e 1inci ek)

Ümmet Kandoğan

Denizli Milletvekili ·

Genel Kurul, 121. Birleşim · 2. yasama yılı · 16 Eylül 2004 · 456 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ümmet Kandoğan, 16 Eylül 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 121. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK CEZA KANUNU TASARISI (SS.664) VE (664'E 1İNCİ EK)); konuşma 456 kelime.

Ümmet Kandoğan (Denizli). “Türk ceza kanunu tasarısı (ss.664) ve (664'e 1inci ek)”. TBMM Genel Kurulu, 121. Birleşim tutanağı, 16 Eylül 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ummet-kandogan-22-2004-09-16-turk-ceza-kanunu-tasarisi-ss-664-ve-664-e-1inci-ek-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun tasarısının 260 ıncı maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum; sizleri saygıyla selamlıyorum.

260 ıncı maddenin birinci fıkrasıyla ilgili olarak söylenecek çok fazla bir şey yok; ancak, aynı maddenin ikinci fıkrasına bakacak olursak, bu düzenlemenin son derece antidemokratik olduğu, kurum içerisinde, haklarını, isteklerini, arzularını elde etmek için bir ifade şekli olarak bunu ortaya koymaya çalışacak olan kamu görevlileriyle ilgili getirilen düzenlemenin yanlış olduğu inancındayım.

Özellikle bu maddenin ikinci fıkrasındaki "verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza da verilmeyebilir" gibi bir hükmün konulmasının da yanlış olduğu inancındayım. Eğer, bu konuyla ilgili olarak, bu görevlilerle ilgili bir işlem yapılması gerekiyorsa, zaten, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun, 125 inci maddesinden başlayan disiplinle ilgili hükümleri mevcuttur, bu fıkrada da açıkça görülmektedir zaten;"mesleki ve sosyal hakları ile ilgili olarak, hizmeti aksatmayacak biçimde, geçici ve kısa süreli iş bırakmaları veya yavaşlatmaları hâlinde..." Hizmeti aksatmayacağını yazıyoruz "geçici ve kısa süreli" ibaresini de kullanıyoruz ve sonra da "verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza da verilmeyebilir" gibi bir ucubeyi buraya yerleştiriyoruz. Kanun yapma tekniği açısından da yanlış olduğu inancındayım. Böyle bir hükmün, "ceza verilmeyebilir" gibi bir hükmün Ceza Kanununa konulmasının da yanlış olduğu inancındayım; eğer, böyle bir hükme karşı bir şey yapılacaksa, zaten 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun disiplinle ilgili hükümleri çalıştırılabilir. Getirilen hükümle, yeni bir kanun yapıyoruz, yeni bir reform getiriyoruz derken, içinden çıkılmayacak bir şekle dönüştürüldüğünü üzülerek görüyorum.

Biraz önce görüşülen 219 uncu maddede eski kanun maddesinin aynı şekliyle yerleştirilmesinin de ne kadar mantıksız, ne kadar yanlış olduğunu takdirlerinize bırakıyorum. Bir kere, bu tasarı yazılırken, dili, tekniği son derece farklıyken, bir tek 219 uncu maddenin 1926 yılının diliyle yazılmış olmasını hiçbir şekilde izah etmek mümkün değil. Avukatlar dahi -yeni kanun eğer bu şekilde yasalaşacak olursa- yanlarında bir sözlük, 219 uncu maddeye kadar gelecekler, 219 uncu maddede herkes sözlüğü açacak, acaba bu kanun ne söylemek istiyor, ne anlatmak istiyor şeklinde büyük bir sıkıntı içerisine girecekler. Ben, tekrar ifade ediyorum; yeni bir kanun, yeni bir reform derken, eski kanunun bir maddesinin noktasına ve virgülüne dokunmadan aynen yerleştirilmesinin de bir mantıklı izahı olması mümkün değildir. Adalet Komisyonu Başkanımız, ilk gün, çıktı "ben, bu kanunla hayatımın en mutlu anını yaşıyorum; bugün, şu yaşa geldim, büyük bir mutluluk içerisindeyim" şeklinde ifadelerde bulundu. Ancak, 1926 yılının Ceza Kanununun bir maddesinin, kelimeleriyle, cümleleriyle, noktasıyla ve virgülüyle bu kanun tasarısının içerisine yerleştirilmesinin reformla uzaktan yakından bir ilgisinin olmadığını da takdirlerinize ifade etmek istiyorum.

Yalnız, demin, benim konuşmamdan sonra, Sayın Adalet Bakanı, Malatya AK Parti İl Başkanlığından gelen yazının, beni, hâlâ AK Partideymiş zannederek gönderildiğini, alaylı bir tarzda, ima ederek söyledi. Ben, İktidar Partisinden ayrılarak muhalefet partisine geçtim; ancak, Sayın Adalet Bakanı, üç parti değiştirmiştir ve değiştirdiği bir partiden, seçime bir gün kala, iktidara gelmek üzere olduğu anlaşılan bir partiye geçmiştir.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

15 konuşma daha · 16 Eylül 2004

15 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook