Türk ceza kanunu tasarısı (ss.664) ve (664'e 1inci ek)
Adana Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 121. Birleşim · 2. yasama yılı · 16 Eylül 2004 · 931 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Tacidar Seyhan (CHP), 16 Eylül 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 121. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK CEZA KANUNU TASARISI (SS.664) VE (664'E 1İNCİ EK)); konuşma 931 kelime.
Tacidar Seyhan (CHP, Adana). “Türk ceza kanunu tasarısı (ss.664) ve (664'e 1inci ek)”. TBMM Genel Kurulu, 121. Birleşim tutanağı, 16 Eylül 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/tacidar-seyhan-22-2004-09-16-turk-ceza-kanunu-tasarisi-ss-664-ve-664-e-1inci-ek (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA TACİDAR SEYHAN (Adana)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bilgi toplumuna giden yolda, elbette ki, bilgi toplumunu yaratma yönünde devletin, hükümetin ve bu alanda faaliyet gösteren herkesin sorumluluğu vardır. Elbette ki, görevimiz, bilgi toplumuna geçişi sağlamak, bu yolda bilişimin gelişmesini öngörmek, belli cezalar koyarak da bunun olumsuz yönde kullanımının önüne geçmektir; temel hedefimiz budur. Bu Ceza Kanunu Tasarısı, bunu engellemek, kötüye kullanılmasının önüne geçmek amacıyla hazırlanmıştır; ancak, değerli arkadaşlarımızla yapmış olduğumuz görüşmede, burada, 243 ve 244 üncü maddede belirlenen koşulların fiilin ağırlığına uygun olarak düzenlenmediğini gördük ve belirsizlik ortamında bir tanımlama yaratıldığını gördük. Bu nedenle, bu maddeler üzerinde değişiklik önergesinin daha uygun olacağı kanaatine vardık.
Değerli arkadaşlarım, 243 üncü maddede, bir kere, konunun başlığı "Bilişim Sistemlerine Karşı Suçlar"dır. Eğer, bir insan, girer, bankamatikte bir kişinin hesabına zarar verirse, o kişiye karşı, onun haklarına karşı da bir suç işlemiş olur, bankaya karşı, kuruma karşı da bir suç işlemiş olur; yani, buradaki suç, tek başına sisteme karşı işlenmemiştir, aynı zamanda kuruma karşı işlenmiştir, aynı zamanda kişilik hakları çiğnenmiştir. Bu nedenle, buradaki başlığı "Bilişim Sistemlerine Karşı Suçlar" şeklinde değil de, bu alanı kapsayacak genel bir değerlendirmeye tabi tutmayı daha uygun gördük.
Değerli arkadaşlarım, 243 üncü maddede bir şeye daha dikkatinizi çekmek istiyorum. Burada "Bilişim sistemine girme" deniliyor. Çocuğunuz 16 yaşında; geldi, bilişim sistemine girdi ve istemeden bir değişikliğe ya da veri kaybına neden oldu. Biz, şu andaki tasarıda diyoruz ki, bu kişiyi iki yıldan dört yıla kadar mahkûm edelim; ama, bir sonraki maddede diyoruz ki, bozma niyeti olana, bozma amacıyla, veriyi değiştirme amacıyla, sistemin tamamına zarar verme amacıyla bu eylemi işleyene de bir yıldan üç yıla kadar ceza verelim; hazırlanan metin bu şekilde. Şimdi, bir şey düşünün; suçu işleyen kişi, hâkimin karşısına geçecek, bu işi bilmeyerek yaptıysa, daha az ceza almak için "hâkim bey, benim kastım vardı, bu işi bilerek, isteyerek yaptım" diyecek ve bunun karşılığında daha az bir ceza alıp kurtulacaktı. Fiilde dengesizlik var.
Arkadaşlarımız, sağ olsun, anlayış gösterdi, biz bunu düzenledik, altı aydan iki yıla kadar yaptık; istemeden değiştirdi veya bilişim sistemine girdi bir şekilde, bilginin değişmesine neden oldu, cezayı altı aydan iki yıla kadar yaptık.
Biliyorsunuz, bir de bilgisayar sistemini bozan hackerlar var; onlar size bir şey gönderdi, üzerine tıkladınız ve bir sisteme girdiniz. Hemen bunu suç haline getirirsek, çok geniş bir kapsama almış oluruz, suçun kapsamını genişletmiş oluruz. Burada da -hazırladığımız taslakta- girme ve orada kalma şartını koyduk; çünkü, bu bir kasıttır. Kazara girersiniz çıkarsınız, bu başka bir şey; ama, girdiniz, kaldınız, değiştirdiniz, bozdunuz, bu farklı bir şey. İşte biz, tasarıda buraya açıklık getirdik. Bağlantılı olarak madde 244'te de bir açıklık getiriyoruz.
Değerli arkadaşlarım, eğer, bir sistemin tamamını çökertirseniz, sistemin kendini bozarsanız, onun içerisindeki bütün programlara zarar vermiş olursunuz; ancak, aktif olarak kullanılmayan, belki o anda zarara uğramayacak bir veriyi, bir programı, isteyerek de biri değiştirmiş olabilir. Sisteme zarar vererek, malî açıdan, maddî ve manevî kayba neden olan biri ile içerisinden herhangi bir veriyi değiştiren insanı aynı kefede değerlendirirsek, yine yanlış yapmış oluruz. Bu nedenle, 244 üncü maddede, sistemin bütününü bozma veya işlemesine engel olma suçu ile verileri bozma, değiştirme, bir başkasına yollama, araya veri ekleyerek kişinin kendi bilgisayarındaki verilerin farklılaşmasına neden olma suçlarını birbirinden ayırdık. Aslolan budur. Hepimizin isteği, bilişim sektöründe bir gelişimin ortaya çıkmasıdır.
Bu nedenlerle, sizlerin, yapmış olduğumuz değişikliklerde bizlere destek vermenizi istiyoruz. Bu konuda yardımcı olan bütün arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum; ama, geneli hakkında da, kalan zaman içerisinde, bir şeyler söylemek istiyorum.
Değerli arkadaşlarım, bilgi toplumuna giden yolda, bilişim sektörünü bağımsız bir sektör olarak görmememiz lazım. Şu anda, kamuya baktığımızda, bilgiişlem müdürlüklerini ortadan kaldırmaya çalışıyoruz ya da bir başka birime bağlamaya çalışıyoruz. Buraya da, lütfen, dikkatinizi verin. Bilişim sektörü, bir sektörün daha rahat işlemesinde, uygun işletilmesinde, seri olarak faaliyete girmesinde katalizör rolü oynayabilir, destek olabilir, onun bir parçası olabilir; bu doğrudur; ama, bir gerçek daha vardır; bilişim, farklı bir alandır, farklı bir bilgi, birikim ve yetenek gerektirir ve bilişime dönük uygulamaların da ayrı politikalarla desteklenmesi lazım ve hızla, Türkiye'nin bilişim stratejisinin ortaya konulması lazım. Eğer, biz, bilişim stratejisi ortaya koyarsak ve ciddî bir yazılım politikası belirlersek, ulusal yazılım politikamızı da oluşturursak, Türkiye, zannediyorum, bilgi toplumuna geçişte, topyekûn bir faaliyet içerisine girecektir; ama, eğer, yapılmak istenilen gibi, bazı kanunlarda değişiklik yapıp, bilişim sektörünü veya bilgiişlem müdürlüklerini bir başka müdürlüğün altına sığıştırarak, onu gelişimden uzaklaştırırsak, denetimden uzaklaştırırsak, çağdaş rekabet ortamlarından uzaklaştırırsak ve bu konuda yetişmiş elemanlarımızı bir başka sektörde çalışan yetişmiş elemanın bir uzantısı haline getirirsek, bu sektöre zarar veririz. Bu nedenle, ben, tüm yetkililere, diğer kanunlarda yapılan düzenlemelerde de, yetkinlikle davranarak, bilişim sektörünü bir kenara sıkıştırmak yerine, her sektörün motoru haline getirmeyi teklif ediyorum. Böyle bir duruşun ülkeye katkı sağlayacağı kanaatini taşıyorum.
Değerli arkadaşlarım, bir kanaatim de -bu konuda, özellikle yazılımcı arkadaşlara veya internet sitesi olan arkadaşlara seslenmek istiyorum- bilişim sektöründe, bilgiden yararlanmak, bilgiyi yenileyip insanlara sunmak zorundayız. Lütfen, ülkeler, kurumlar, bilgi kıskançlığından vazgeçsinler. Bilginin özeli olmaz. İnsanı geliştirecek şeyi, insanı yetiştirecek şeyi, bir kutuya koyarak saklayamazsınız. Çağdaşlığın ilk kuralı, bilgi paylaşımıdır, bilgiyi enternasyonal kılmaktır, uluslararası etkilerini artırmaktır; birincisi bu.
İkincisi, son yıllarda hızla yayılan veri çöplüğü olma yolundaki internet ağlarını temizlememiz lazım. Burada da, sistemlerle uğraşan, yazılımla uğraşan arkadaşlarımıza büyük rol düşüyor. Her veriyi, insanlığa, insanoğluna faydalı bilgi, veri olarak değerlendirmemek lazım. Şu anda bilgisayarlarımızda, bizim işletim sistemimizi yavaşlatan, aradığımız bilgiye daha rahat ulaşmamızı engelleyen bir dolu gereksiz, hatta insana zarar verecek bilgi var. Hep birlikte, ülkeyi, bir veri çöplüğü olmaktan çıkaralım, doğru, faydalı, toplumu geliştirecek yeni bir bilişim anlayışına doğru yönlendirelim.
Bu konuda hepinizin destek vereceğinize inanıyor, bu çalışmaya katılan Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekillerine ve uzmanlarına ve Cumhuriyet Halk Partisindeki çok değerli milletvekili arkadaşlarıma şahsım ve partim adına çok teşekkür ediyor, hayırlı olsun temennisiyle hepinizi selamlıyorum.
Sağ olun. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
15 konuşma daha · 16 Eylül 2004