Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma
Antalya Milletvekili · Yeni Parti
Plan ve Bütçe Komisyonu · 5. yasama yılı · 2 Kasım 2026 · 847 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Cavit Arı (Yeni Parti), 2 Kasım 2026 tarihinde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu oturumunda konuştu (gündem: Tutanak Metni); konuşma 847 kelime.
Cavit Arı (Yeni Parti, Antalya). “Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma”. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu tutanağı, 2 Kasım 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cavit-ari-2026-11-02-tutanak-metni (erişim: 2 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeKomisyonKonusmaTutanakDetay?tutanakId=90992
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)CAVİT ARI (Antalya)Sayın Bakan, Bakan Yardımcıları, değerli bürokratlar, kıymetli milletvekili arkadaşlarım, sayın basın mensupları; öncelikle ben de sizleri saygıyla sevgiyle selamlıyorum.
Türkiye'nin sanayisinin ve teknolojik yatırımlarının büyümesini biz de arzu ederiz ancak sanayinin büyümesi yalnızca belli şehirlerde yapılacak olan yatırımlarla ölçülemez. Özellikle ilim Antalya başta olmak üzere -ki Antalya hem tarımın hem de turizmin başkenti- tarımsal üretimlerin doğru değerlendirilmesi hem Antalya açısından hem de bütün ülke açısından çok önemli. İşte, bu nedenle de bu gelişmelerin bütün Anadolu'ya yayılmasında çok fayda olduğunu ifade etmek isterim. Yerel üreticinin ürününü değerlendirebildiği, sanayicinin yatırım yapabildiği, gençlerin kendi ilçelerinde iş bulabildiği ekonomik bir yapı oluşturmalıyız. Bunun için AR-GE yatırımlarını artırmalı, üniversite-sanayi iş birliğini güçlendirmeli, tarıma dayalı sanayiyi desteklemeli ve teşvik sistemini adil hâle dönüştürmeliyiz.
Sayın Bakan, Teknoloji Bakanlığısınız, bu dönem yaşanan çok önemli bir sorun oldu üretici açısından, buradan yola çıkarak düşüncemi ve talebimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Özellikle tarımda istikrar çok önemli ancak "tarımda istikrar" dediğimizde üretilen ürünün her dönem belli şekilde fiyatının sabit kalabilmesi ve üreticinin de bundan para kazanabilmesi gerekiyor ancak özellikle yaşadığımız sorunların başında gelen fiyatların her yıl değişen bir istikrar seyretmesi, bir yıl kazanan ürünün ertesi yıl gerek iklimsel nedenle gerekse çok ekilmesi, yetişmesi nedeniyle o ürünün fiyatının çok düştüğünü görmekteyiz. Örneğin, bu yıl, işte, en önemli ürünlerden en önemli ürünlerden nar, armut, erik, elma ve tropikal meyvelerin şu an fiyatlarının dip seviyede olduğu, geçen yılki fiyatların bile çok çok altında, üçte 1 fiyatına neredeyse satılabildiği, onun da müşteri bulursa satıldığı günlerden geçiyoruz. Eğer ki bu ürünleri işleyecek bir teknolojik imkân yaratılmış olsa yani meyve sebze kurutma tesislerine, soğuk hava depolarına, paketleme, işletme tesislerine ağırlık verilmiş olsa, gıda sanayisine yönelik yatırımlar artırılmış olsa -yok demiyorum bakın- üreticimizin ürünü para edecek. İşte, bu yıl bu bahsettiğim ürünlerden biri erik, normalde 20, 30, 40 lira olması gerekirken bahçede 6 liraya alıcı bulamadı. Antalya'da bir ilçemizde, Korkuteli ilçemizde Antalya Büyükşehir Belediyesinin faaliyete geçirdiği kapasitesi 2-3 bin ton arasında değişen bir kurutma tesisi var, bu da talebi karşılamaya yetmedi. Sayın Bakan, işte, bir taraftan ihracat, bir taraftan gelişme diyoruz ama en önemli bizim üretim alanımız olan tarımda maalesef ki yeterli destekler verilmediği için çiftçi perişan vaziyette düştü, ürünleri para edemez hâle geldi. O nedenle, sizin Bakanlığınızın -tabii ki teknoloji, sanayi vesaire ama- bir taraftan da bu alanlara dair özel ilgi göstermeniz Türk tarımı açısından da çok önemli ve değerli olacaktır. Üreticiye sadece "üret" demek yetmez, ürettiğini değerlendirebileceği bir sanayi altyapısı oluşturmak zorundayız. Örneğin, mantar bizim Korkuteli ilçemizde en çok üretim alanlarından biri, taze bir ürün olduğu için de sattın, sattın, satamadın ertesi birkaç gün içinde çürür. İşte, onun sanayisini geliştirebilseydik, fazlasıyla yayabilseydik üretici bundan para kazanmış olacaktı. Bu alanların da özellikle desteklenmesi, teşvik edilmesi çok önemli.
Bugün Türkiye'nin nasıl bir sanayi ülkesi olacağını, gençlerimizin geleceğini nerede arayacağını, sanayicimizin ayakta kalıp kalmayacağını, bilim insanlarımızın bu ülkede üretmeye devam edip etmeyeceğini esasen tartışıyoruz. Çünkü sanayi yalnızca bir fabrikadan ibaret değildir, sanayi istihdamdır, bağımsızlıktır, refahtır, teknolojik egemenliktir. Teknoloji ise yalnızca birkaç büyük şirketin başarısı olarak sınırlandırılamaz. Bu ülkenin geneline yayılması ve teknolojik gelişimi birlikte sağlamak zorunlu bulunmaktadır.
Sanayi için en önemli konulardan biri bütçe, bulunla birlikte de finans ve finansa da ulaşım konusu. İşte, finansa ulaşım konusu gerçekten en önemli konulardan biri ve bir işadamı arkadaşımızın önerdiği gibi, bu finans yani kredilendirmede sadece çok garanti olan şirketlere kredi veren bir durumda bankalar, bu durumda da sadece belli şirketler bu krediye ulaşmakta ve gelişme mücadelesi veren şirketlerin krediye ulaşmalarında ciddi bir sorun olduğunu ifade etmek istiyorum. Yani sanayicinin en önemli konulardan biri günümüz koşulları içerisinde finansmana ulaşım konusu. İşte, bir sanayiciye biz durumun nasıl diye sorduğumuzda aslında teknolojiden çok ödemekte zorlandığı elektrik faturasını, kredi maliyetini, ham madde fiyatlarını, tahsil edemediği alacaklarını, çalışanın ücreti meselelerini gündeme getirdiğine tanıklık ediyoruz. Özellikle KOBİ'lerimiz açısından finansmana erişim üretimin devamı açısından da hayati bir önem kazanmaktadır. Türkiye'nin gerçek teknolojik sıçraması yalnızca makine, otomotiv ve elektrikli teçhizat üretimini artırmakla değil yarı iletken, ileri teknoloji, biyoteknoloji, ilaç, yapay zekâ, hassas makine ve kritik malzemelerde kendi teknolojisini geliştirmekle mümkündür. Bir ürünü Türkiye'de monte etmek başka, o ürünün kritik teknolojisine sahip olmak başka. Bir fabrikanın Türkiye'de bulunması başka, patentinin, tasarımın, yazılımın, fikrî mülkiyet hakkının Türkiye'de olması başka bir mesele. Bizim hedefimiz yalnızca ihracat yapmak değil, daha fazla yerli teknoloji ve daha fazla yerli katma değerli ürün yetiştirmek olmalı.
Sonuç itibarıyla bugün KOBİ'ler ve tüm işletmeler yönüyle baktığımızda faaliyetlerini sürdürmek isteyen iş insanı, işletmesini ayakta tutmaya çalışan sanayici, aylarca maaşını bekleyen emekçi, laboratuvarında geliştirdiği projeyi hayata geçirmek isteyen genç bilim insanı, mezun olduktan sonra başka bir ülkede değil kendi ülkesinde çalışmak isteyen mühendis; bizim bütün bu insanlara karşı bir sorumluluğumuz olduğunu ifade etmek isterim.
Son olarak bu BYD meselesine bir cümleyle ben de katılmak istiyorum. Sayın Bakan, BYD meselesiyle ilgili bir cümlelik, bir kelimelik sorum var. Acaba biz BYD'de kandırıldık mı? Çünkü birçok olayda en güzel savunma "Kandırıldık."tı bu ülkede, çok sık karşılaştığımız bir kelime. Kandırıldık mı? Soruyorum çünkü BYD'ye tanınmış olan teşvikle vazgeçilmiş olan çok ciddi bir vergi var. Bu vergiden eğer BYD taahhüdünü yerine getirmediyse bu vergi geriye nasıl alınacak? Alınamıyorsa bu bir kamu zararı mıdır? Bu kamu zararını başta şahsınız olmak üzere, bu teşviki uygulayanlar ödeyecekler mi? Sizlere soruyorum.
Teşekkür ederim.
AYNI TOPLANTIDA
Aynı gün bu komisyonda konuşanlar
43 konuşma daha · 2 Kasım 2026