Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma
Antalya Milletvekili · Yeni Parti
Plan ve Bütçe Komisyonu · 5. yasama yılı · 28 Ekim 2026 · 917 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Cavit Arı (Yeni Parti), 28 Ekim 2026 tarihinde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu oturumunda konuştu (gündem: Tutanak Metni); konuşma 917 kelime.
Cavit Arı (Yeni Parti, Antalya). “Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma”. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu tutanağı, 28 Ekim 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cavit-ari-2026-10-28-tutanak-metni (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeKomisyonKonusmaTutanakDetay?tutanakId=90929
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)CAVİT ARI (Antalya)Türkiye Büyük Millet Meclisi Sayın Başkanı ve kıymetli başkanlar, öncelikle hepinize hoş geldiniz diyorum.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nın 103'üncü yıl dönümünü kutluyorum. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Kurtuluş Savaşı'nı veren ve cumhuriyeti kuran tüm kadroları, şehit ve gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyorum.
Ayrıca, bugün Antalya Muratpaşa Kaymakamı Sayın İhsan Kara bir sağlık sorunu nedeniyle, kalp krizi nedeniyle vefat etmiştir. Görevi başında vefat eden ilçe Kaymakamımıza Allah'tan rahmet, ailesine, sevenlerine ve mülki idare camiasına başsağlığı diliyorum.
Sayın Meclis Başkanımız, öncelikle, Meclisimizin ve milletvekillerinin saygınlığını, itibarını korumak Meclis Başkanı olarak sizin asli göreviniz olduğunu ifade etmek isterim. Ancak üzülerek söylemek gerekir ki burada da izhar edildi, ifade edildi, Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygınlığı, milletvekillerinin yine, saygınlığı her geçen gün azaltılmakta. Buna da maalesef ki yol açan faktörler var. Sizin Başkan olarak bu konularda gerekli önlemleri, tedbirleri almanızda fayda olduğunu ifade etmek isterim. Çok basit bir örnek vereyim yani örnek şöyle, basit dediğim çok sık tekrarlandığı için o şekilde ifade ettim ama çok önemli konular yaşanmakta malum. Örneğin, gündelik bir eylem içerisinde bile polislerin bir milletvekiline yarım metreden gözüne direkt biber gazı sıkabildiği bir yerde milletvekili itibarından söz etmenin herhâlde doğru olmayacağını ifade etmek isterim. Geçtiğimiz yıllarda da benzer sorunlar yaşanmıştı, bugün de hâlâ aynı sorunlar devam ediyor. İşte, cezaevi ziyaretleri taleplerinde yaşanan engeller, zaman zaman işte, kurumlarla ilgili konularda yaşanan ve yaşatılan sorunlar, yine Meclis çalışmaları içerisindeki durumlar bu sıkıntıyı her geçen gün artırmakta.
Sayıştay denetimiyle ilgili geçmişte de çok şeyler söyledik, yine tekrar etmek gerekirse ben Sayıştayın görevini yapmaya çalıştığını, Sayıştay denetçilerinin kendilerine verilen görevleri yapmak için mücadele ettiklerini tahmin ediyorum ancak burada, 2008'den beri bu Komisyonda görev alan birisi olarak söylüyorum, geçmişte kalın kalın burada çok sayıda bakanlık faaliyetleriyle ilgili bulgular gelirken, son dönemde artık sadece matbu yazılmış olan belli konuları içeren ince kitapçıkların geldiğini, birçok konunun artık Sayıştay denetimlerinde yer almadığını görüyoruz yani bu, olayların olmadığı, eksik olduğu, kanuna aykırı uygulamalar olmadığı anlamına gelmez ancak oraya yazılamadığı için o Sayıştay raporlarının maalesef ki yeterli olmadığını düşünüyorum ve bunu bir kez daha tekrar ediyorum. Ancak tabii, Sayıştay başta olmak üzere, özellikle diğer kamu müfettişlerinin, mülkiyelilerin özellikle, İçişleri Bakanlığı müfettişlerinin maalesef ki mesailerinin büyük çoğunluğunu belediyelerimizde geçirdiklerini ifade etmek isterim. Şimdi, bir taraftan belediyelere yargının uygulamaları nedeniyle birçok belediye başkanımızın haksız, hukuksuz bir şekilde tutuklandığını, bir kısmının görevden alındığını tekraren burada bir kez daha söyleyelim ancak Sayın Başkanım, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanım, bakın, belediyelerde başka bir konu daha var yani yargı organı tarafından baskıya uğrayan belediyelerin yanında mülkiye müfettişleri baskısı altında kalan belediyeler var. Yani bir mülkiye müfettişi geliyor, bir yıl, iki yıl bir belediyede denetim yapıyor, üstelik hangi Meclis kararının nasıl alınacağına, hangi karardan neden vazgeçileceğine, hangi işlemle ilgili nasıl karar alınacağına dair belediye başkanlarına, efendim, birtakım talimatlar veren, onları yönlendiren, yapmazsa hakkında farklı farklı işlemler yapılacağını telkin eden müfettişler var bu ülkede. Yargı baskısı bir tarafta, bir taraftan da mülkiye müfettişlerinin baskısı altında olan belediyelerimiz var. Örnek, Antalya Büyükşehir Belediyesine gidin, orada bir müfettiş var, bir buçuk yıldır bir adamın işi bitmez mi? Eğer görevi varsa, kendisine tanımlanmış bir görevi varsa görevini yapar, ayrılır ama belediyeyi yönetir hâle gelmiş, birçok belediyemizi yönetir hâle gelmiş müfettişler bugün yerel yönetimlerimizde yani belediyelerimizde devam ediyor. İşte, Sayıştay denetçileri de muhalefet belediyelerinde yoğun mesai harcamaya devam ediyor. İşte, yeterli denetimler yapılsaydı bugün belki de bu fon vurgunu meselesi çok da gündeme gelmeyecekti.
Sayın Başkanım, ülkemizi, ülkemizin ticaretini, ihracatını çok yakından ilgilendiren bir konuyu, her ne kadar Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı olarak direkt bugünkü konu olmamakla beraber ülkemiz adına önemli bir konu olduğu için ve konunun aciliyeti olduğu için buradan bu konuyu paylaşmak istiyorum. Dışişleri Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı bu konuda acil tedbir almalı. Başta ilim Antalya'da üretici açısından çok önemli olan ihracat konusuyla ilgili kara yolu taşımacılık sektörü Türkiye'nin toplam ihracatının yüzde 30-35'ini yapan, taşıyan bir sektör ve özellikle de Avrupa pazarında 70 milyar dolar gibi bir ihracat kara yoluyla yapılmakta. İşte, Türkiye ekonomisinin can damarı olan ihracatımızın ve gece gündüz demeden yollarda direksiyon sallayan, alın teriyle helal kazanç sağlamaya çalışan taşımacı sektörünün, uluslararası tır şoförlerimizin yaşadığı büyük bir vize sorunu var ve bu vize sorunu şundan kaynaklanmakta: Şimdi, başta Bulgaristan ve Schengen ülkelerine tır şoförleri girdiğinde kendilerine verilmiş olan yüz seksen gün içerisinde doksan gün kalabilme imkânı nedeniyle bu süreç içerisinde giriş-çıkış yaptığı her gün bir güne tekabül ettirilip doksan günlük süresi dolması nedeniyle işte o verilmiş olan doksan günlük izin süresi yani vize süresi hızlı bir şekilde dolmakta. Bu nedenle de ihracatın en önemli ayağı olan kara yolu taşımacılığındaki tır şoförleri maalesef ki sınır kapılarında beklemek zorunda kalıyorlar. Şu an Trakya'da sınır kapılarımızda çok uzun kuyruklar var. Ben burada sizin aracılığınızla Dışişleri Bakanlığı yetkililerine, Ticaret Bakanlığı yetkililerine sesimizi duyurmaya çalışıyorum çünkü orada çok sayıda tır şoförü, ihracat için bekleyen tırlar maalesef ki sınır kapılarında bekletilmekte. Şimdi, buradan hızlı bir şekilde çözüm bulunması lazım. O nedenle, şoförlerimize mürettebat statüsünün tanınması dolayısıyla bu süre sınırlamasından vazgeçilmeli. Diplomatik girişimler, ifade ettiğim gibi, hızlandırılmalı ve D tipi vize, ulusal vize ve kota kolaylığı sağlanmalı. Aksi hâlde, işte buraya gelindiğinde Ticaret Bakanlığı, Maliye Bakanlığı "Efendim, ihracatımız şu rakamlara ulaştı. Efendim, işte üretim şöyle oldu." diye anlatırken ürettiğini satamayan bir ülkede, işte özellikle örneğin Antalya'da sebze fiyatları yerde, meyve fiyatları yerde çünkü ihracat kapıları kapanmış durumda. İhracat yapamazsanız ürettiğiniz ürünün hiçbir anlamı kalmaz. Bugün gidin bahçelere, meyve para etmiyor, sebze para etmiyor çünkü işte ihracat yapacak olan üretici sınır kapılarında bekletiliyor. Bu konu Sayın Başkanım, tekrar söylüyorum, acilen çözülmeli, hem ihracatın yolu açılmalı hem de tır şoförlerinin yaşadığı bu önemli sorun çözülmeli diyorum.
Sizlere teşekkür ediyorum.
AYNI TOPLANTIDA
Aynı gün bu komisyonda konuşanlar
18 konuşma daha · 28 Ekim 2026