İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 84. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Gelir idaresi başkanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanun (s.s.861)

Cemal Uysal

Ordu Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 84. Birleşim · 3. yasama yılı · 14 Nisan 2005 · 495 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Cemal Uysal (AK Parti), 14 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 84. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN (S.S.861)); konuşma 495 kelime.

Cemal Uysal (AK Parti, Ordu). “Gelir idaresi başkanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanun (s.s.861)”. TBMM Genel Kurulu, 84. Birleşim tutanağı, 14 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cemal-uysal-22-2005-04-14-gelir-idaresi-baskanliginin-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kanun-s-s (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CEMAL UYSAL (Ordu)Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun tasarısının 18 inci maddesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabiî, vergi, gerek toplum için gerekse devlet için fevkalade önemli, çok önemli. Burada, özellikle vergi konusunda devlet ile halkın, daha doğrusu devlet ile mükellefin ilişkileri de fevkalade önemli. İşte, getirilen bu kurumsal yapı, kurumsal yapıdaki değişiklik, vergi ödemeye hazır olan mükelleflerin, bu vergiyi ödemeleri sırasında, yani, vergi idaresiyle muhatap oldukları durumlarda daha iyi, daha rasyonel bir yapıyı ortaya koymaktadır.

Tabiî, burada, vergi oranlarıyla ilgili, vergi ihdasıyla ilgili, verginin artırılması veya eksiltilmesiyle ilgili bir hüküm yok. O bakımdan, bu, bir kurumsal değişikliktir. Bu, kurumsal değişiklik olduğu için de, bu Parlamentoda, tahmin ediyorum, gerek muhalefette gerekse iktidarda bu konuda bir mutabakat olduğunu zannediyorum.

Ben esasen şuna değinmek istiyorum: Vergi özellikle toplumun üzerindeki yük bakımından, yani, topluma yüklenen yükler bakımından, yani, gayri safî millî hâsıla içerisinde vatandaştan alınan vergiler bakımından dünyadaki gelişmeye baktığımız zaman, Birinci Dünya Harbine kadar, hiçbir devlet, toplumun kazançlarından yüzde 5'ten fazla bir hisse almıyordu. Birinci Dünya Harbinden sonra yüzde 5'in çok çok üzerinde vergi alınmaya başlandı. Bu, özellikle 1929 ekonomik buhranından sonra daha da hızlandı. Devletin elinde para birikince, yani, toplumun cebindeki veya müesseselerin kasalarındaki parayı devlet iyice keşfettikten sonra, devlette, millî gelirin yüzde 38'ine, yüzde 40'ına varan gelirler toplandı. Devletin elinde gelir toplanınca, devletin de, bununla ekonomik kalkınmayı bizzat kendisinin gerçekleştirmesi; yani, sahip olacağı ekonomik işletmelerle bizzat yönetimini de kendisinin yapmış olduğu; ama, tamamen kamu sermayesiyle kurulmuş olan kamu iktisadî teşebbüsleri organizasyonu kuruldu dünyada. Bu, Türkiye'de de oldu. 1930'lu yıllarda, tabiî ki, yegâne sermaye birikimi, nakdî sermaye birikimi devletin elinde olduğu için, devlet, kamu iktisadî teşebbüsleri organizasyonunu kurdu. Bu organizasyon, maalesef, Türkiye'de malî disiplinin bozulmasına sebep oldu. Neden; gerçekten bütçenin kendi içerisinde bir disiplini vardı, malî disiplin ekonomik istikrar bakımından çok önemli, tamamen özerk bütçeler, kendi harcamalarında siyasî otoriteye bağlı olmadan tamamen yöneticiler ve oranın yönetim kurulu üyeleri tarafından yapılan bütçeler kanalıyla devlet harcama yaptı; ama, bunun sermayesinin tamamı devlet tarafından konulduğu için, tabiî iflasa da tabi olmadığı için, böyle bir sıkıntısı da olmadığı için bunlar gitgide büyük zararlar etti ve zararlar da devlet bütçesinden karşılanmaya başlandı ve bütçe disiplini bozuldu. İşte özelleştirmenin, KİT'lerin özelleştirilmesinin temel sebebi budur.

İkinci bozulma fonlarla oldu; fonlarla bütçe sisteminin dışında çok daha rahat harcanabilen birtakım kaynaklar yarattı. Biliyorsunuz bizim hükümetimiz zamanında bu fonlar da mümkün olduğu kadar kaldırıldı veya bütçe içerisine alındı. İşte, böylece bütçe sistemi içerisinde daha disiplinli bir malî yapı oluştu.

Tabiî, bütçenin kendi harcamalarını da özellikle belli bir disiplin içinde yapması, harcamalarda rasyonel davranış, bugünkü ekonomik istikrarın doğmasına sebep oldu. Gerçekten, ekonomi politikasının da çok önemli bir aracı olan malî politika, böylece Türkiye'de istikrarın sağlanmasında, ekonominin istikrara kavuşmasında, enflasyonun düşmesinde fevkalade yardımcı oldu.

O bakımdan da, bu idarî sistemle, yeni gelen bu idarî sistemle bütçe disiplini yanında ayrıca idarî bakımdan da çok daha rasyonel bir sistemin olacağına ve devlet ile mükellef arasındaki ilişkilerin bu yeni idare sayesinde çok daha iyi olacağına inanıyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

37 konuşma daha · 14 Nisan 2005

37 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook