Türk ceza kanunu ile hapishane ve tevkifhanelerin idaresi hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı ve adalet komisyonu raporu (1/304) (s. sayısı: 43)
Ankara Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 31. Birleşim · 1. yasama yılı · 5 Şubat 2003 · 896 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Cemil Çiçek (AK Parti), 5 Şubat 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK CEZA KANUNU İLE HAPİSHANE VE TEVKİFHANELERİN İDARESİ HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI VE ADALET KOMİSYONU RAPORU (1/304) (S. SAYISI: 43)); konuşma 896 kelime.
Cemil Çiçek (AK Parti, Ankara). “Türk ceza kanunu ile hapishane ve tevkifhanelerin idaresi hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı ve adalet komisyonu raporu (1/304) (s. sayısı: 43)”. TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim tutanağı, 5 Şubat 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cemil-cicek-22-2003-02-05-turk-ceza-kanunu-ile-hapishane-ve-tevkifhanelerin-idaresi-hakkinda-kan (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum; bu yasa vesilesiyle, katkılarınızdan dolayı hepinize teşekkürlerimi arz etmek istiyorum.
Evvela, bu yasanın neden gündeme geldiğini kısaca ifade etmek isterim. Bu yasa, bir tepkiden dolayı gündeme gelmiyor. Testi kırılmadan tedbir alma anlayışıyla bu yasa gündeme gelmiştir; bunun altını evvela çizmek isterim. Bir ihtiyaçtır; cezaevlerinde bir defa daha eski sıkıntıları, eski acıları, ıstırapları yaşamak istemiyorsak, bu neviden düzenlemelere ihtiyaç vardı. Yasal yetersizliği, yetmezliği, boşluğu ortadan kaldırmak istiyoruz; bunun için bu yasa gündeme getirilmiştir.
İkincisi, burada ifade edildiği gibi, biz, 58 inci hükümet olarak ve onun Adalet Bakanı olarak, doğruların kabulünde hiçbir kompleksim yok, hükümet olarak da yok. Doğruyu kim söylerse söylesin, kimin zamanında gündeme getirilirse getirilsin, biz, o doğrunun takipçisi oluruz, o yasa tasarısının arkasında oluruz. Elbette, bu yasanın, belli acıların, belli üzüntülerin ve sıkıntıların arkasından gündeme getirildiği doğrudur; ancak, belli düzenlemelerden sonra da, çok şükür, belli sıkıntılara rağmen, şu an, cezaevlerinde huzur ve düzen sağlanmıştır. Temenni ediyoruz ki, bu yasayla birlikte, burada görev yapan infaz memurlarımız ve bizler, buraların sevk ve idaresinde daha yetkili ve daha etkili olma imkânına kavuşmuş olacağız.
Şüphesiz, ceza infaz kurumlarıyla ilgili kurallar belirlenirken, bunların maksadı, cezaevleri içerisinde düzeni sağlamak, oradaki insanların güvenliğini sağlamak ve orada hükümlü bulunan insanların cezaların infazından sonra topluma faydalı bir insan olarak katılmalarını temin etmek maksadıyla yapılmaktadır. Dikkat ederseniz, bu yasanın 2 nci, 3 üncü, 4 üncü, 5 inci maddelerine baktığınızda, esas itibariyle, bu maksatlardan birini, ikisini, üçünü karşılamak üzere düzenleme yapılmıştır. En çok tartışılan konu, 6 ncı maddeyle alakalıdır.
Şüphesiz, burada, maksadı aşan değerlendirmeler yapıldı. Ben de avukatlık mesleğinden geliyorum. Bugün sahip olduğum imkânı bu meslekteki kazanımlarıma borçluyum. Bundan dolayı da, avukatlık mesleğini icra etmiş ve bugün bu noktaya gelmiş bir insan olarak, bu mesleğin mensuplarıyla ilgili bizim bir peşin hükmümüz olamaz; bu, mümkün değildir. Tümünü hesaba katarak bir değerlendirme yapmamız da mümkün değildir.
Onun için, burada, maksadı aşan beyanların bu tasarıyla uzaktan yakından bir alakası da yoktur. Kaldı ki, bir şey daha ifade etmek isterim. Eğer bu düzenleme yapılmasaydı... Zaten, burada zikredilen bir protokol var, üçlü protokol; Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı. Bugün getirdiğimiz düzenlemelerden daha ağır birkısım hükümleri ihtiva etmekte ve bunlar uygulanmakta. Halbuki, bu 6 ncı maddeyle ilgili düzenleme, muhalefetle birlikte -bizim getirdiğimiz tasarıya rağmen- ortaya çıkan bir düzenlemedir. Dolayısıyla, üçlü protokole nazaran da daha ileri bir uygulamayı getirmektedir. Bu protokol yargıya gitmiştir. 15 baro, bu uygulamanın savunma hakkını kısıtladığı, Anayasaya, yasaya aykırı olduğu iddiasıyla Danıştaya götürmüştür. Şimdi, biz, burada hukuk adına bir konuşma yapıyorsak... Anayasanın 138 inci maddesi de gayet açık, orada deniliyor ki, yargı kararları herkesi bağlar. Bu üçlü protokolle ilgili olarak Danıştay 10. Dairesi, 2000/776 esas 2000/2531 sayılı kararıyla "ceza ve tutukevlerindeki gözetim ve denetim görevinin en etkin biçimde yapılabilmesi ve avukatlık görevinin her türlü isnat ve iftiralardan da korunmasını sağlamak amacıyla getirilen düzenlemede hukuka aykırılık görülmemiştir" demiştir. Biz de zaten bunları düzenlemeye çalışıyoruz. Dolayısıyla, yaptığımız işte hukuka aykırı bir yan da yoktur. Vicdanen müsterih olabilmeniz açısından -şu an yasalaştı; inşallah, bunları kullanmaya ihtiyaç olmaz; orada huzur ve sükûn sağlanır; bir defa daha o acılı günleri yaşamak istemeyiz- bir şeyi ifade etmek istiyorum; acaba, biraz evvel kabul ettiğimiz yasa, bize mahsus bir yasa mı; 6 ncı maddeyle ilgili düzenlemeler sadece Türkiye'de mi var?.. Şimdi, her cümlemize başlarken Avrupa Birliğine bir atıf yapıyoruz, bütün müktesebatımızı Avrupa Birliği normlarına uydurmaya çalışıyoruz. Bunun için de ne fedakârlıklara katlandığımız hep beraber ortadadır. Ben, komisyonda da ifade etmeye çalıştım. Bir tartışma açmak anlamında söylemiyorum; ama, vicdanen müsterih olasınız.
Şimdi, Avrupa Birliği ülkelerinde cezaevi giriş çıkışlarıyla ilgili uygulamadan birkaç metin okuyacağım. Mesela Almanya'da, tutuklu ve hükümlüleri ziyaret izni verilmiş olan avukatlar, güvenlik nedeniyle, dedektör ya da elle aranabilmekte; savunmaya ilişkin belgelerine bakılmakta; fakat, içeriği incelenmemektedir. Söz konusu belgeler, idarece verilen bir dosyaya konulmakta; çantaları içeriye sokulmamaktadır. Birçoğumuzun Almanya'da yakınları var; isterseniz, burada okuduğum bilgileri, bilvesile oradan da öğrenme imkânı olabilecek; ancak, Alman Ceza Kanununun 129 uncu maddesi kapsamında, terör örgütleri veya mensuplarının avukatı olan kişilerin beraberinde bulunan belgeler, Alman Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 148 inci maddesi gereğince, cezaevinde el konularak hâkime incelettirilebilmektedir. Ayrıca, avukatla ilgili olarak, tutukluyla yaptıkları görüşmeler izlenebilmekte, yaptıkları yazışmalar denetlenebilmektedir.
Diğer taraftan, Alman Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 138 inci maddesine göre, örgüt üyesi müvekkiliyle ilişkiye giren ya da gireceğinden haklı olarak şüphe edilen avukatlar, hâkim kararıyla davadan uzaklaştırılabilmektedir. Alman yüksek mahkemeleri, kararlarında, tutuklu müvekkillerini ziyaret etmek isteyen avukatların, cezaevi ziyaretçileri için öngörülmüş bulunan üst baş arama yükümlülüğüne katlanmak zorunda olduklarını belirterek, açmış oldukları davaları reddetmişlerdir.
İtalya'da, cezaevlerine giren avukatlar, duyarlı kapıdan geçerek bir metal dedektörle üst aramasına tabi tutulmakta; eğer, cezaevine yasaklanmış bir şey sokacağına dair bir şüphe varsa, savcının sözlü emriyle üzerleri de aranabilmekte; bu arama sırasında, savunmaya ilişkin belgeleri incelenmemektedir; ancak, bu belgeler, avukat tarafından, doğrudan tutukluya verilmemekte, bir zarfa konularak idareye verilmekte ve idare tarafından tutukluya verilmektedir. Avukatlar mafya veya terör örgütü mensuplarıyla açık görüş yapamamakta, aralarında ayrıca cam bulunmaktadır. Bizde yüz yüze görüşüyorlar.
Belçika'da cezaevlerine giren avukatlar, meslekî belgesini göstererek duyarlı bir kapıdan geçirilmekte ve çantaları açılarak içerisinde bulunan belgelere basitçe bakılmakta, şüphe üzerine üzerleri elle aranabilmekte; ancak, bu arama polis tarafından yapılmaktadır. Fransa'da, Amerika'da, Kanada'da, Hollanda'da, Danimarka'da, Finlandiya'da, Norveç'te benzer hükümler var.
Demek istediğim şey, bizim getirdiğimiz düzenleme, Avrupa Birliği uygulamalarından farklı bir uygulama değil; belki, bazı noktalarda ondan çok daha fazla bu konuda avukatlık mesleğine duyarlılık gösteren, savunma hakkının kısıtlanmaması noktasında bir çabanın, gayretin mahsulü olarak huzurunuza gelmiştir; bunu da bu vesileyle ifade etmek istiyorum.
Katkılarınızdan dolayı tekrar teşekkür ediyor; saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
19 konuşma daha · 5 Şubat 2003