İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 27. BİRLEŞİM · CUMARTESİ

Ceza muhakemeleri usuhlü kan.tas.(s.s.698)

Cemil Çiçek

Ankara Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 27. Birleşim · 3. yasama yılı · 4 Aralık 2004 · 546 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Cemil Çiçek (AK Parti), 4 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CEZA MUHAKEMELERİ USUHLÜ KAN.TAS.(S.S.698)); konuşma 546 kelime.

Cemil Çiçek (AK Parti, Ankara). “Ceza muhakemeleri usuhlü kan.tas.(s.s.698)”. TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim tutanağı, 4 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cemil-cicek-22-2004-12-04-ceza-muhakemeleri-usuhlu-kan-tas-s-s-698 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara)Sayın Başkan, yerimden, bir iki cümleyi Genel Kurulun bilgisine sunmak istiyorum.

BAŞKANBuyurun Sayın Bakan.

ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara)Değerli arkadaşlarım, tabiî, Ceza Muhakemesi Yasası, kendi içinde dengeleri olan, arkadaşlarımızın burada dile getirdiği hususları bir bütünlük içerisinde tolere eden, hak ve özgürlükleri de olabildiğince teminat altına alan bir düzenlemedir.

Geneli üzerinde konuşurken de söyledim; hiç şüphesiz, biz, iki şeyi gözetiyoruz ve gözetmek mecburiyetindeyiz. Bunlardan bir tanesi, hak ve özgürlüklerdir. Şu anki uygulamalara ve genel mevzuatımıza baktığımızda, bu düzenlemenin birçok noktada yeni teminatlar getirdiği, mahkemelerin daha aleni bir yargılama yapmasını, daha adil bir yargılama yapmasını ve kısa sürede gerçeğin ortaya çıkarılmasını hedeflediği aşikârdır; ama, öbür taraftan da, sosyal düzenin korunması esastır. Hep ifade etmeye çalışıyoruz; bundan sonra da ifade edeceğiz; sosyal düzen bozulduğu andan itibaren, hiçbir özgürlüğü kullanma imkânınız yoktur; bu bir.

İki; biz bu düzenlemeyi yaparken, hem devlet ve toplum olarak bizim geçirdiğimiz tecrübeler hem de hukuk devleti olarak birbirimize örnek gösterdiğimiz ya da hukuk devleti olarak bugün yeryüzünde mevcut olan devletlerin uygulamalarının dışında hiçbir hüküm de getirmedik; ama, şunun kabul edilmesi hazım: Sayın Yarbay'ın söylediği tarzda ne tarihte bir devlet var ne de bugün bir devlet var. Eğer bir sanal devlet için, bir sanal toplum için usul hukuku yapıyorsak, ona bir diyeceğim yok; ama, yaşanan gerçeklerden ki, usul kuralları, belli tecrübelerin, belli sıkıntıların sonucu konulmuş olan, trafik kuralları kadar hayatî birkısım kurallardır.

Değerli arkadaşlarım, bakınız, şimdi, lise önlerine varıncaya kadar uyuşturucu tacirleri dağılmaya başladı. Gençlik tehdit altında; kapkaç vesaire. Şimdi, buradaki suçları, devletin örgütü, nasıl takip edecek, nasıl izleyecek, bunları nasıl ortaya çıkaracak da gelecek kuşakları uyuşturucu belasından, kapkaçtan, örgütlerin... Şu an arkadaşlar bilmiyor, emniyetten gelenler bilir, cezaevlerimizdeki örgüt sayısını, isimlerini bile çoğunuz bilmiyorsunuz; 47 örgütün mensubunu biz cezaevlerimizde barındırıyoruz. Türkiye örgütlü suçlar açısından ya hedef ülke ya geçiş ülkesidir. Bunları hesaba katmadan bir hukuk düzenlemesi yapılamaz. Ben de özgürlüğün ne anlama geldiğini biliyorum, komisyonumuz da ne anlama geldiğini biliyor, sizler de biliyorsunuz. Onun için, özgürlükler kadar, Türkiye'yi suç örgütlerinin cirit attığı, her istediğini yaptığı, geleceğimizi tehdit edecek bir özgürlük ortamını onlara vermememiz lazım. Devletin, güvenlik güçlerimizin, bu anlamda, bu düzenlemeleri yapmasına ihtiyaç var, bunların güçlendirilmesine...

Kaldı ki -bir şey var- yine biz, Ceza Kanunu düzenlemesini yaparken, özel ceza hükmü taşıyan kanunların hepsini Ceza Kanununun bütünlüğü içerisinde değerlendirmeye çalıştık. Şimdi, burada, 139 uncu madde, arkasından gelen 140 ıncı madde, zaten, 4422 sayılı Kanunda var olan düzenlemelerdir. Biz, artık, yasanın yürürlük tarihiyle birlikte bu kanunlar ortadan kalkacağı için, onlarla ilgili, suçla mücadelede ihtiyaç duyulan yetkileri bu kanunun içerisine almaya çalıştık.

Bir üçüncüsü, tabiatıyla, bir hukukî düzenleme yaparken, mukayeseli hukuktan istifade edersiniz. Dün de sıkça atıf yaptım; 1 Eylül 2004 tarihinde yürürlüğe girmiş olan Alman Ceza Usul Yasasının 110 uncu maddesinde aynen böyle "aşağıda yazılı suçlar söz konusu olduğunda, gizli soruşturmacı görevlendirilebilir" diyor; yani, bu, ilk defa bizim hukukumuza bu kanunla gelen olmadığı gibi, Batı hukukunda da uygulama imkânı bulan ve her devlette olan bir uygulamayı burada getirmeye çalıştık.

Bunu şunun için söylüyorum: Yani, böyle bir yasa, özgürlükçü bir yasayla ilgili olarak, sadece içinde iki yerde gizli maddesi geçiyor diye ya da gizli ifadesi geçiyor diye, özgürlükleri kısıtlayan, polis devleti imajını ortaya koyan bir düzenleme yapmadık. Bu yasa güzel bir yasadır ve kendi içinde de tutarlılığı olan bir yasadır.

Bunu bilgilerinize arz etmek istedim.

Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

26 konuşma daha · 4 Aralık 2004

26 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook