İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 27. BİRLEŞİM · CUMARTESİ

Ceza muhakemeleri usuhlü kan.tas.(s.s.698)

Cemil Çiçek

Ankara Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 27. Birleşim · 3. yasama yılı · 4 Aralık 2004 · 953 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Cemil Çiçek (AK Parti), 4 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CEZA MUHAKEMELERİ USUHLÜ KAN.TAS.(S.S.698)); konuşma 953 kelime.

Cemil Çiçek (AK Parti, Ankara). “Ceza muhakemeleri usuhlü kan.tas.(s.s.698)”. TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim tutanağı, 4 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cemil-cicek-22-2004-12-04-ceza-muhakemeleri-usuhlu-kan-tas-s-s-698-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ceza Muhakemesi Yasası Tasarısıyla ilgili olarak, yukarıda, bu madde, üzerinde en çok tartışılan maddelerden bir tanesidir. O sebeple, kısaca bilgi vermek istiyorum. Gereğini, şüphesiz, takdirlerinize arz edeceğiz.

Bu konuyu, biz, yukarıda müteaddit defalar konuştuk. Ayrıca, hükümet olarak kendi içimizde de konuştuk. Son defa, Sayın Dengir Mir Mehmet Fırat, Sayın Salih Kapusuz, Sayın Komisyon Başkanımızla beraber, bu tasarıyla ilgili, Sayın Başbakana ve Anamuhalefet Partimizin Değerli Genel Başkanına bilgi verdikten sonra, Sayın Başbakanla birlikte de konuştuk. Hukukumuzda da, zaman zaman tartışılan bir konudur; ancak, bu tartışmalar yapılırken, dünyadaki uygulamaları da ortaya koyarak bir değerlendirme yaparsak daha sağlıklı bir sonuca varırız diye düşünüyorum. Umumiyetle, konuşmayı yaptığımızda, zannediyoruz ki dünyada tek tip bir uygulama var; yani, bütün Avrupa ülkelerinde, demokratik ülkelerde, iddia makamıyla, savcıyla sanık ve müdafii eşit seviyededir. Böyle bir genelleme yapılıyor. Evvela, bu doğru değil. Özellikle, Amerikan filmlerinin de belki etkisiyle, sanki, bütün uygulamalar o filmlerde gördüğümüz gibi gözüküyor. Esas itibariyle, bu uygulama, Anglosakson ülkelerindedir; yani, İngiltere'de ve Amerika'dadır. Halbuki, bizim uygulamalarımız, daha çok, Kıta Avrupası hukukundan alınmadır; ya kaynak ülke Fransa'dır ya da büyük ölçüde Almanya ya da İtalya'dır. Oradaki uygulamalara baktığımızda ise, bu söylediğimizin bu kadar olmadığını, böyle olmadığını, orada iddia ile savunmanın aynı seviyede olmadığını görüyoruz. Fotoğrafı göreceğiz, ona göre karar vermemiz lazım.

Şimdi, bu neden böyle; bunun sebebi şudur: Anglosakson sisteminde, iddia makamı taraftır, sadece iddia ettiği hususlarla ilgili olarak delil toplar; sanık lehine delil toplamaz, sanığın menfaatına olan herhangi bir talebi söz konusu olmaz. Halbuki, bizim hukuk sistemimizde, Fransa'da, Belçika'da ve benzeri ülkelerde, savcı, teorik olarak da -şu ana kadar kabul ettiğimiz bazı maddelerde de var- sanığın lehine olan delilleri de toplamak, onun lehine bir talep söz konusu olacaksa onu da ortaya koymak durumundadır. Yeri geldiğinde tutuklanmasını talep eder, yeri geldiğinde beraatını talep eder, yeri geldiğinde tahliyesine katılır, tahliyesini talep eder. Eğer, şimdi, biz, bu eşitliği sağlayacaksak, iddia makamının, gerçek anlamda, aynen Anglosakson ülkelerinde olduğu gibi, tam taraf olması lazım, teşkilatlanmasının ona göre yapılması lazım, anayasal düzenlemelerin de ona göre yapılması lazım. Halbuki, bizim Anayasamızda, savcılar ve hâkimler aynı statüye tabidir, aynı teminatlara tabidir. Mesleğe atanmalarından, mesleğe kabullerinden, tayinlerine, terfilerine, özlük haklarına varıncaya kadar, hâkim ne hakka sahipse, savcılar da aynı hakka sahiptir. Halbuki, bu ülkelerde savcılık ayrı bir teşkilattır. Bunların çoğunun bağımsızlığı da yoktur, bu neviden teminatları da yoktur, önemli bir kısmı da Adalet Bakanlığına bağlıdır, bir nevi Adalet Bakanlığı memuru gibidir. Bunu görmüş olmamız lazım. Eğer, taşları yerli yerine oturtacaksak, o zaman bu düzenlemeleri de yapmak gerekir.

Bakınız, bu maddeden evvel -şimdi bu 188'i konuşuyoruz- 170 inci maddede şöyle bir düzenleme yaptık: "İddianamenin sonuç kısmında, şüphelinin sadece aleyhine olan hususlar değil, lehine olan hususlar da ileri sürülür." Yani, iddia makamı bunu da tespit edecek, bunu da araştıracak, buna göre de değerlendirme yapacak.

Ayrıca, arkadaşlarımızın haklı olarak şikâyet ettiği bir husus var. Zannediyorum, bunu karşılayacak düzenlemeyi de, biraz sonra görüşeceğimiz 227 nci maddede yaptık. O da şudur: Heyet halindeki müzakerelerde, ağır ceza mahkemelerinde, savcıların müzakereye katılmamaları lazım; ama, zaman zaman müzakereye katılıyorlar. Bu, hukuku yeteri kadar hazmedememiş olmalarından ya da müzakereyi yürüten mahkeme başkanının dirayetsizliğinden kaynaklanıyor. Müzakereyi, sadece mahkeme başkanı ve katılan üyelerin yapması gerekir, cumhuriyet savcısının bu müzakerelerde olmaması lazım; birçok yerde de olmuyor; ama, bu kurala riayet etmeyenler de var; o da arkadaşlığa, aynı çatı altında olmaya... Mesela, hâkim ve savcıların çoğu aynı lojmanlarda oturuyorlar. Bu anlamda, çok fazla bir farklılıkları da yok.

Onun için, biz, bu endişeleri ortadan kaldırmak adına, 227 nci maddeye şöyle bir hüküm getirdik: "Müzakerede ancak karara ve hükme katılacak hâkimler bulunur." Yani, bundan sonra, 227 nci madde bakımından savcıların müzakerede bulunmaları mümkün değildir. Eğer bulunurlarsa, işte, o zaman, sanık müdafii veya sanık şikâyet ederse, görevini yapmayan savcıyla ilgili soruşturmayı da açarız, müzakereye katılmaması gerekenleri kattığı için o mahkeme heyeti hakkında da soruşturmayı açarız. Dolayısıyla, bu anlamda, biz, burada, taşları yerli yerine oturtmaya azamî ölçüde gayret sarf etmeye çalıştık.

Kaldı ki, sistem bu esasa göre düzenlenmediği için, şimdi bu maddeyle ilgili farklı bir düzenleme getirdiğimizde, gerçekten çok ciddî bir karmaşa çıkar. Yargının zaten yeteri kadar sıkıntıları var, zorlukları var; bir de, bu neviden kargaşalarla hukuk hayatını içinden çıkılmaz hale getiririz. Özü itibariyle, ben de, bu düzenlemelerin belli bir süre sonra Türkiye'nin gündemine geleceğine, bunu yapacağımıza inanıyorum; ama, kabul edelim ki değerli arkadaşlarım, şu iki sene içerisinde o kadar çok, o kadar yoğun değişiklikler yaptık ki, hepsini de bu sene içerisinde, bir kanun içerisinde çözmemize gerek yok. Bunu, zaman içerisinde, belki bir başka dönemde; ama, Anayasanın ilgili maddelerinde de değişiklik yapmak kaydıyla... Çünkü, o değişiklik yapılmadan bir teşkilat yasasını çıkarmak da mümkün değil, Anayasaya aykırı bir düzenleme yapmış oluruz. Bütün bunları hesaba katarak, inşallah, Anayasadan başlamak üzere, yargı hayatımızda bir başka temel değişikliği ileride yapma imkânı olur.

Bu 188 inci maddenin bu şekliyle düzenlenmesi, bir ihtiyaçtan, bir zaruretten ve şu ana kadar yaşadığımız tecrübelerden kaynaklanıyor. Kaldı ki, şu an, Fransa'daki uygulaması aynen bizdeki gibidir, Belçika'daki uygulaması aynen bizdeki gibidir. Bu, benim fikrim değil; bir yanlış beyanda bulunmamak adına, bilim adamalarından da mütalaa aldım, metinleri de kendi el yazılarıyla elimdedir.

Hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

K. KEMAL ANADOL (İzmir) -Sayın Bakan, Almanya'da bizim dediğimiz gibi, aynı platformda...

ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Devamla)Almanya'da bizimki gibi değil; onu da, şöyle okuyayım: Elimdeki metinde, aynen "Almanya'da ise, saray içinde yer alan mahkemelerde hâkim ve savcı yüksek konumda bulunurken, yeni yapılan duruşma salonlarında -eyaletlere göre değişiyor- hâkim dahil, tüm mahkeme süjeleri aynı düzlemde oturmaktadır" diyor; hâkim dahil; bakın, orada farklı. Şimdi, bu getirilen sistemde, hâkim yukarıda; iddia edilen sistemde, savcı ile sanık tarafı aynı düzlemde. Halbuki, yeni Alman düzeninde, hâkimi, savcısı ve sanık tarafı aynı düzlemdedir diye, bir bilim adamımızın -oradaki uygulamayı da bilen bir arkadaşımız ve biz, usul düzenlemelerinde ondan çok istifade ettik- metni var. Bu bilgiyi de takdirlerinize arz ediyorum.

Saygılar sunarım. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

26 konuşma daha · 4 Aralık 2004

26 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook