Türk ceza kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tas.(ss.842)
Ankara Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 78. Birleşim · 3. yasama yılı · 31 Mart 2005 · 1.220 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Cemil Çiçek (AK Parti), 31 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 78. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK CEZA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TAS.(SS.842)); konuşma 1.220 kelime.
Cemil Çiçek (AK Parti, Ankara). “Türk ceza kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tas.(ss.842)”. TBMM Genel Kurulu, 78. Birleşim tutanağı, 31 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cemil-cicek-22-2005-03-31-turk-ceza-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tas-ss-842-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Anlayışınız ve katkınız için hepinize de teşekkür ederim.
Eğer bu düzenlemelerle ilgili bir siyasî sorumluluk gerekiyorsa, bunu, alnım açık, yüzüm ak olarak peşinen kabule hazır olduğumu da burada ifade etmek isterim. (AK Parti sıralarından alkışlar) Ben, uzun zamandan beri bu çatı altında siyaset yapıyorum. Hiçbir yasaya, bu ceza hukuku alanıyla düzenlenen yasalarda ayrıldığı zaman kadar zaman ayrılmamıştır. Bu tasarı, 2003'ün mayısında Türkiye Büyük Millet Meclisine geldi; yani, şimdi, şu aceleye getirildi, aceleye getirildi, aceleye getirildi... Yani, iki sene bu Meclisin çatısı altında müzakereye tabi tutulmuş, toplumun her kesiminin katkısına açık olduğu açıkça ifade edilmiş bu tasarılarla ilgili 7 klasör -bilseydim buraya getirirdim- yazı yazılmış. Bunun çok önemli bir kısmında da çok demokratik bir düzenleme olduğu, çok demokratik yasalar olduğu, Türkiye'nin bu yasalarla çağ atlayacağı hep ifade edilmiş. Kimler tarafından; bu toplumun toplum önderleri tarafından, yazarları, çizerleri, konuşanları tarafından, neticede bu kürsüde de dile getirildi ve ilk defa bir şeyi yaptık; bunu gözardı ediyoruz. Elbette, muhalefeti anlarım; ama, bu müesseseye bu dönemdeki kadar da çok fazla imkân tanınmamıştır, fırsat tanınmamıştır şu yakın tarihimiz içerisinde. Her defasında dile getirilen husus ne; milletvekilleri emme basma tulumba gibi, hükümet bir tasarı getirir, ne olduğu bilinmeden eller kalkar iner... Bu defa öyle olmamış, bu tasarı, bizatihi Meclis tarafından hazırlanmış. Hükümet, bu tasarıya demiş ki, geçiş süreci bir yıl; ama, katılımı sağlama adına, uygulamacılarla konuşulmuş, bu alandaki bilim adamlarıyla konuşulmuş, kendi içimizde tartışmışız; denilmiş ki, bu neviden yasalar için bir yıl uzun bir süre, davalar sürüncemede kalır, zaten yeteri kadar iş yoğunluğu var, bir yıl beklemek hak kayıplarına sebebiyet verir; onun için, bu yasanın yürürlük tarihinin öne alınması gerekir. Hükümet bu neviden gelen taleplere kulaklarını açtıysa, kamuoyunun sesine kulak verdiyse, uygulamacıların sesine kulak verdiyse, bu, olsa olsa, bu hükümetin fazileti olması lazım, lehine yazılacak bir not olması lazım. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Şimdi, bir taraftan deniliyor ki, iktidar hiç kimsenin sesine kulak vermez, getirilen değişiklik önergelerine itibar etmez, kendi bildiğini okur; bu bir suç oluyor. Şimdi, bu defa, tam tersi, bir demokratik hükümet geliyor, toplumun her kesiminin taleplerine olabildiğince itibar ediyor, onun gereğini yasalarına yansıtmaya çalışıyor, eğer, bu noktada bir yanlışı varsa da bundan açıkyüreklilikle dönüyor. Ben dönerim, bunda hiçbir mahzur yoktur; çünkü, siyaseti, hepimiz, bu millet için yapıyoruz, bu milletin hayrına olmayan bir şeyden son anda dahi olsa dönmekte ne mahzur var ki, siyaset hesabına olumlu bir puan olarak zikredilmesi gereken hususlar -ister bu yasa için ister bu uygulamalar için- bir hata olarak yazılıyor; bunu anlamak mümkün değil.
Biz, katılıma açığız. Günümüzdeki demokrasi sadece sandıktan çıkmayla olmuyor. Toplumun her kesiminin katılımına açık olmak lazım. Biz, bu katılımı sağlamak adına, bu ceza hukuku alanıyla ilgili olarak herkese başvurduk. Bunu sizler de biliyorsunuz. 400 tane kuruluşa başvurduk. Hukuk fakültelerinin tamamına gönderdik. Şimdi, mart ayından itibaren, televizyonlarda fikirlerini saygıyla dinlediğimiz hukukçularımız var, ilim adamlarımız var; bunların her birisi de bir fakültede görev yapıyor; bana desinler ki, benim fakültem, görev yaptığım benim filanca hukuk fakültesi, bu Ceza Kanunuyla ilgili şu itirazları yaptı.
Şimdi, zamanında hiçbir itiraz yapmayacaksınız, sesiniz çıkmayacak, ne oluyorsa onbeş ay, onaltı ay sonra, onyedi ay sonra, mart ayı gelince, herkes, düne kadar çok demokratik açılımları sağlıyor bu yasal düzenlemeler derken, birdenbire bu yasalar, mart ayında bir antidemokratik yasa görüntüsüne bürünmeye başladı; ama, bu memlekette zamanında görüş bildirmediği halde "evet, biz o noktada atladık" diyen dürüst, medenî cesareti olan, yeri geldiğinde de bu sorumluluğu alan insanlar oldu. Belki şu anda böyle bir yürürlük süresini iki ay uzatmamızda da, bu neviden insanların, bu süre zarfında, bu yasaların daha da demokratik olabilmesi noktasındaki katkısına imkân sağlamak...
Şimdi televizyonlarda bu yasalarla ilgili görüş serdedenlerin varsa son diyecekleri, bunu bir an evvel söylemelerine imkân vermek adına böyle bir tehir, yürürlüğün iki ay süreyle tehir edilmesi Meclisin iradesi olarak ortaya çıktı.
Sayın Koç, ben, eğer, bugün bir şey söylediysem Meclise saygımdan dolayı söyledim; çünkü, ben, hükümetin emrinde bir Meclis anlayışına, parlamenter anlayışına çok fazla itibar etmiyorum. Meclis iradesinin yerine geçerek, o konuşmayı yaptığım saatte 1 Nisan olarak bu yasalar yürürlüktedir; şu an itibariyle de bu sözüm geçerlidir; ama, yarın itibariyle ne olacak; çünkü, buna burada Meclis karar verecek. Meclis iradesinin yerine geçerek, ben, kamuoyuna bir açıklama yapamam; bu, sizlere olan saygımdandır, parlamenter sisteme olan saygımdandır. Yoksa, bu noktadaki bir belirsizlikten ya da başkalarının söylediği gibi bir farklılıktan meydana gelmiyor; bunun, böyle anlaşılması gerekiyor.
Bir şeyi daha ifade etmeden geçemeyeceğim.
MUHARREM KILIÇ (Malatya)Sayın Başbakanın da aynı özeni göstermesi lazım, Sayın Bakan!
ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Devamla)Şimdi, arkadaşlarım, hepimizin hedefi Avrupa Birliği. Toplumun önemli bir kesiminin önünde böylesine bir önemli hedef var. Bu hedef önümüze bir takvim koymuş, bir zaman koymuş; bu zamandan sekmek mümkün değil, bu zamandan sapmak mümkün değil. Yani, diyelim ki -bugün bir vesileyle daha ifade etmeye çalıştım- bir banda binmişsizin; bu, saatte 6 kilometre hızla dönüyor; ama, bizim alışkanlıklarımız da saatte 2 kilometre yürümeye müsait. Bu bandın üzerinde yürüyemezsiniz. Bundan sonra kim ne katkı sağlayacaksa, saatte 6 kilometre hızla dönen bir banda göre görüşlerini, katkılarını, fikirlerini söyleyecek.
Sizi temin ederim, bakın göreceksiniz, efendim bu kanunlar aceleye getirildi... 1985'ten beri Türkiye'nin gündeminde olan bir alanı bu Parlamento alnının akıyla tamamladı, bu noktaya getirdi. Sizi temin ederim, iki ay değil de iki sene versek, yarından itibaren birkaç gün bu konu konuşulacak, başka gündemler girecek, yine herkes kendi hayatına, kendi gündemine devam edecek.
Onun için, şunu biliyoruz: Biz, bu Parlamento olarak, bu Hükümet olarak yepyeni bir bina yapmışız, yepyeni, modern bir bina; ama, eski evin perdesi bu binaya uymuyor. Şimdi, perde uymuyor diye binaya girmekten vaz mı geçeceksiniz?! Lazım olan şey, doğru olan şey, yeni binaya anlayışımızı, felsefemizi, katkımızı, usullerimizi, üslubumuzu uydurmak mecburiyetindeyiz. Aksi halde, o zaman, bu bindiğimiz bant, bizi, gelir, bir gün atar.
Onun için, bu noktada, 1 Nisan tarihi itibariyle bizim bir tereddütümüz yok, onu söylüyoruz; ama, niye söylüyoruz "biz katkı sağlayacağız" deniliyor. Bizim yaptığımız düzenlemeler sadece bizi ilgilendirmiyor, başkalarını da ilgilendirir hale geldi. Onun için, demokratik katkıyı zamanında verememiş olanlar "biz bu katkıyı vereceğiz" diyor; verecekseniz, buyurun.
Biz, bu anlamda bir açılım sağlamak, bu anlamda bir demokratik katılımı daha üst noktaya çıkarmak, yaptığımız yasayı Türk Milleti adına ve onun için yaptığımıza göre onun mutluluğunu temin edecek ilave bir düzenleme olacaksa bunu yaparız. Bu noktada da bir inatlaşma içerisine girmenin bir anlamı yok.
Parlamentolar eğer yasaları yapıp bir daha ona dönmeyecekse, bu kadar dinamik bir hayat içerisinde, o zaman toplumu geri bırakırız. Çok statükocu bir toplum oluruz, çok statükocu bir hukuk düzenini tesis etmiş oluruz. Dinamik hayata, dinamik yasalar da gerekir. Lazım olduğu zaman, bunu, icap ediyorsa 10 defa da değiştiririz, 20 defa da değiştiririz. Niye; çünkü, ülkenin ihtiyacı bunu gerektiriyor. Bu anlayış içerisinde bunun böyle kabul edilmesi gerekir. Kaldı ki, bu değişiklikler bunun için değil.
Hepimizin partileri var. Hiç kimse partisinin kurulduğu gündeki tüzüğüne göre bugün partisini yönetmiyor. Yeri geldi haftada bir tüzük değişiklikleri oldu, yeri geldi her kongre arasında tüzük değişiklikleri oldu. Halbuki, bu tüzük değişiklikleri, işte, yeteri kadar partinin kademelerinde tartışılıyor, tartışılıyor, tartışılıyor; ama sonra tekrar değiştiriyoruz. O zaman, bu tenkitlerimizin altında hepimiz kalırız bakın. Meseleyi doğru yere oturtmak lazım.
Muhalefetin, muhalefet üslubunu saygıyla karşılarım. Bu kanun tasarılarında da, bu düzenlemelerde de, en az benimki kadar bu arkadaşlarımızın da katkısı oldu ve hiçbir zaman, bu olumlu katkıyı gizleyen, bu noktada hasislik eden, cimrilik eden, inkâr eden bir anlayış içerisinde olmadım. Eğer, siyaseti böyle yaparsak, önümüzdeki bu süreci böyle anlayabilirsek, bunun ülkemize çok büyük katkılar sağlayacağına inanıyorum.
Hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
24 konuşma daha · 31 Mart 2005