İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 78. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Tarım kredi kooperatifleri ve birlikleri kan.değ.yap.dair kan.kan.tas.(ss.835)

Gökhan Durgun

Hatay Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 78. Birleşim · 3. yasama yılı · 31 Mart 2005 · 1.672 kelime · yaklaşık 8 dakikalık okuma

Kaynak göster

Gökhan Durgun (CHP), 31 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 78. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARIM KREDİ KOOPERATİFLERİ VE BİRLİKLERİ KAN.DEĞ.YAP.DAİR KAN.KAN.TAS.(SS.835)); konuşma 1.672 kelime.

Gökhan Durgun (CHP, Hatay). “Tarım kredi kooperatifleri ve birlikleri kan.değ.yap.dair kan.kan.tas.(ss.835)”. TBMM Genel Kurulu, 78. Birleşim tutanağı, 31 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/gokhan-durgun-22-2005-03-31-tarim-kredi-kooperatifleri-ve-birlikleri-kan-deg-yap-dair-kan-kan-tas (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA GÖKHAN DURGUN (Hatay)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tarım Kredi Kooperatifleri ve Birlikleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 3 üncü maddesi hakkında söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bugün, Türkiye'nin yüzde 40'ını temsil eden, teşkil eden tarım çiftçilerimizin, köylülerimizin yakından ilgilendiği bir kanunu görüşüyoruz; ama, böyle bir kanunu görüşürken, şu anda çok büyük sıkıntı içerisinde olan bu kesimin sorumluluklarını duyma noktasında olan, çözüm getirme noktasında olan Sayın Tarım Bakanının burada olmayışını da ben biraz farklı karşılıyorum; herhalde, Sayın Tarım ve Köyişleri Bakanı da, bu sorunlara çözüm bulma noktasında inancını kaybetti gibi geliyor. Eğer, öyle olmasaydı, Sayın Bakan burada olurdu, burada, bu kanunun çıkması konusunda gerekli katkıyı da sunardı.

Değerli arkadaşlarım, bahar dönemindeyiz. Çiftçilerimiz, tarlasını sürmek, tohumunu ekmek, gübresini atmak gibi önemli bir dönemin içerisinden geçiyor; ama, çiftçinin yanına gittiğinizde şunu görüyorsunuz: Çiftçi, kan ağlıyor, oturmuş kara kara düşünüyor; çünkü, tarlasına atacak gübrenin parasını bulamıyor, geçen sene yaptığı borcun faizini ve anaparasını ödeme gibi bir sıkıntının içerisinde. Eğer, bu dönemde, tarlasına gübre atamazsa, tarlasına ilaç atamazsa, yarın, mayıs ayında, hasat dönemi geldiğinde, rekolte düşecek, beklediğinin altında bir ürünle karşı karşıya kalacak. Petrol fiyatları da, gübre fiyatları da son bir yıl içerisinde yüzde 50 arttı; ama, ürünün fiyatı ne oldu; geçen sene sattığı fiyata, buğdayını, pamuğunu satma noktasında.

Değerli arkadaşlarım, çiftçi bu şekilde devam ederse, çiftçiye sahip çıkılmazsa, Türkiye'nin yüzde 40'ını temsil eden bu kesim, yarın, çok ciddî bir şekilde, Türkiye'de, önemli sorunlu bir kesim olarak karşımıza çıkma noktasında olacak.

Şimdi, yaklaşık 1,5 milyon ortağı olan, yüzkırk yıllık da geçmişi olan kooperatifleri konuşuyoruz. Bu, yaklaşık 10 000 000 da çiftçi ailesini ilgilendiriyor. Baktığınız zaman tasarının içeriğine, ne yazık ki, kredilerle ilgili, ucuz gübre temin etmekle ilgili, traktör temin etmekle ilgili hiçbir şey yok; sadece, bir genel müdürün, bir yönetim kurulunun işleyişi, yürüyüşü hakkında birtakım düzenlemeler var.

Şimdi, çok önemli olan bu kurumun başına Bedrettin Yıldırım isminde bir genel müdür atanmış. Bu Genel Müdürün özgeçmişine baktığımda, tarımla hiçbir ilgisi olmadığını görüyorum. Kendisi, tarih öğretmeni, millî eğitim müdür yardımcılığı yapmış, millî eğitim müdürlüğü yapmış; daha sonra, Tarım Bakanlığında müsteşar olmak istemiş; ancak, Sayın Cumhurbaşkanı, tarih öğretmeninden müsteşar olmaz dediği için, kendisini, uygun bir yere, Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği Genel Müdürlüğüne atamışlar. Böyle bir özgeçmişe sahip bir Genel Müdür var. Böyle bir birliğin, 1,5 milyonu aşkın üyesi olan birliğin, yüzkırk yıllık geçmişi olan bir birliğin başına, hiç olmazsa, tarım konusunda deneyimi olan bir genel müdür getirilseydi, belki, biraz daha farklı çalışmalar yapılabilirdi.

Tabiî, ben merak ediyorum, bu Genel Müdür kaç para maaş alıyor? Bu Sayın Genel Müdür başka herhangi bir yerde yönetim kurulu üyesi midir? İkramiyesi kaç paradır? Çiftçilerin yakından ilgilendiği kooperatifleri kaç defa ziyaret etmiştir? Kaç defa yurtdışı ziyarette bulunmuştur? Bu yurtdışı ziyaretlerde ne kadar para harcanmıştır? Ben, bunları da merak ediyorum. Madem çiftçilerin sorunlarını konuşuyoruz, Sayın Genel Müdür Bedrettin Yıldırım da bu konuda iddialı, hükümetimiz de, onu iddialı gördüğü için bu göreve atamış; bari, bu konularda da neler yapıldığını bütün halkımız, hepimiz bilmek istiyoruz.

Değerli arkadaşlarım, geçmişte, bir Türkiye Ziraî Donatım Kurumu vardı. Ben, önünden geçerken, üzerindeki logosundan, sembolünden çok hoşlandığım bir kurumdu; ama, ne yazık ki, daha sonra tasfiye edildi. Niye tasfiye edildi; orası meçhul. Ne için tasfiye edildi; o da pek fazla belli değil. Bu Ziraî Donatım Kurumu ne yapardı; çiftçimize, traktör, pulluk, tarımda kullanılacak araç ve gereçlerin temininde yardımcı olurdu; bu kurumu tasfiye ettik. Şimdi, böyle giderse -biraz önce özgeçmişine değindiğim, ifade ettiğim Sayın Genel Müdür de bu kurumun başında, uzun yıllar devam edecek gibi görünen bir yasa da çıkarsa, öyle görünüyor- bu kurumun da, herhalde, akıbeti, sonu, Ziraî Donatım Kurumu gibi olacak diye düşünüyorum.

Bugün, kooperatifler, birlikler, Çukobirlik, Antbirlik, Güneydoğu Birlik, Fiskobirlik büyük sorunlarla karşı karşıya. Bunların sorunlarını çözmeye yönelik hiçbir düzenlemenin olmadığı da içler açısı.

Değerli arkadaşlarım, eskiden, çiftçimiz, bu kurumlardan, bu teşekküllerden ihtiyacını karşılardı; tohumunu, gübresini, ilacını, traktörünü, kredisini; ancak, ne yazık ki, şimdi, çiftçimizle görüştüğümüz zaman, bu teşekküllere, bu kurumlara hiç gitmiyor, hiç ihtiyacı yok gibi görünüyor; gidiyor özel kurumlara, belki de bu kurumlardan aldığı fiyatın altında gübresini, mazotunu, ilacını alma noktasına geliyor.

Ben, korkuyorum, yakında bunların üyeleri de azalacak; çünkü, gördüğüm kadarıyla birçok ortak bu kurumlardan, bu kooperatiflerden, kendi sorununa çözüm bulamadığı için, üyeliğini, ortaklığını fesheder noktaya gelmiş; bir kısmı da feshetme noktasında.

Sulama için kullanılan enerjiye zam yaptınız, gübreye zam yaptınız, petrole zam yaptınız... Son yıllarda tarımın temel noktası olan sulama barajları konusunda hiçbir yatırım yapılmadı. Hatay'da Amik Ovasında yerin altından çıkan suyla sulama yapılıyordu; geçen, on gün önce oraya gittim, çiftçiler diyor ki, artık su çıkmıyor. Ne yapmak lazım; baraj yapmak lazım. Bizim orada bir Reyhanlı Barajı var, programına da çok küçük bir para ayrılmış, iki tane de traktör orada çalışıyor. Çiftçilerimiz perişan bir vaziyette, bu sene sulamayı nasıl yapacağını düşünüyor; ama, ne yazık ki, bu sorunlara duyarlı bir politika hükümetimiz tarafından da oluşturulamıyor.

Değerli arkadaşlarım, geçenlerde Hatay Bağ-Kur İl Müdürüyle görüştüm, 22 000 tane tarım kredilisinin, tarım Bağ-Kurlusunun dosyasının haciz işleminde olduğunu söyledi bana; 22 000. Büyük bir rakamdır; yani, Hatay'ın nüfusuna oranla baktığınızda, bu, çok büyük bir rakamdır.

Peki, çiftçi bu borcunu niye ödeyemiyor; ödeyememesinin sebebi, paranın olmaması, her yıl sattığı üründen zarar ediyor olması... Ki, görünen odur, bu yıl da eğer desteklemeler zamanında verilmezse, eğer primler ödenmezse... Ki, şu anda 2005 yılı doğrudan gelir desteğiyle ilgili herhangi bir müracaat da alınmamaktadır. Geçen yıllarda, intikali yapılmamış, veraset konusunda intikal etmemiş olanlarla ilgili doğrudan destekleme yapılırken, bu sene o da yapılmama noktasına gelmiş. Halen, şu anda, Antakya'da Derince Köyünde doğrudan desteklemesini alamayan insanlar var. Şimdi, tablo bu iken, çiftçimizin Bağ-Kur borcunu ödeyebilmesi, kredi borcunu ödeyebilmesi, gübresini atabilmesi, tohumunu alabilmesi, hasadını elde edip, götürüp satabilmesi çok da mümkün görünmüyor.

Bundan on gün kadar önce Antakya'da sebze halini gezdim; içler acısı. Çok dikkatli dinlemenizi istiyorum; 10 kilo havuç 2 000 000 lira, patates 150 000 lira, lahana 175 000 lira; yani, 200 000 lirayı bulan herhangi bir ürün yok. 10 kilo havucun 2 000 000 olması... Bunun gübresini düşündüğünüzde, mazotunu düşündüğünüzde, ilacını düşündüğünüzde, toplamasını düşündüğünüzde, bu paranın çok daha üzerinde bir maliyeti olduğunu görüyorsunuz. Oradaki kabzımala soruyorum, peki, alıyorlar mı bari; işte, bak, ucuz, insanlar gelip, alışveriş yapıyor mu diye. "Hayır Sayın Vekilim, geçen sene sattığımızdan daha az sattık" diyor. Peki, ne oldu, Türkiye'nin nüfusu mu azaldı; hayır. Savaşa mı girdik, insanlar kırıldı mı; hayır, tam tersine, nüfus arttı. Peki, insanlar pazardan 10 kilo havucu 2 000 000 liraya alamaz hale gelmişse, bunun bir tek açıklaması vardır; insanlar aç yatıyor demektir; insanlar, şu anda, bu ülkede, geceleri aç yatıyor demektir. Bu kadar ciddî bir noktaya gelmiş durumdayız; ama, ne yazık ki, biz, hâlâ, burada, Lisanslı Depoculuk Yasasıyla, tarım kredi kooperatiflerinde, yeni atanan Sayın Genel Müdürü orada nasıl biraz daha uzun tutarız anlayışıyla -yeni bir kadrolaşma anlayışıdır tabiî, onu da ifade etmekte yarar görüyorum- bu anlayışlarla, çiftçimizin sorunlarını çözermiş gibi yapıyoruz; ama, ciddî hiçbir adım atmıyoruz.

Gelin şunu yapalım: Çok ciddî sıkıntı içinde olan bu çiftçimize destek olmak amacıyla, kredi borçlarını, bir defaya mahsus olmak üzere, getirin, beraberce silelim. Bu insanların yüzünü güldürelim. Artık, patlama noktasına gelmiş bu insanları, o noktadan, biraz daha mutluluğa, biraz daha refaha, biraz daha güvene doğru yönlendirmeye çalışalım. Gelin, bunların, bir kereye mahsus olmak üzere, Bağ-Kurdaki borçlarını silelim. Bunu bekliyor insanlar bizden. Ya da bir kereye mahsus olmak üzere, bu insanlara bir miktar destek verelim, kredi verelim. Hiç zannetmeyin ki, yarın, bu çiftçi kardeşlerimiz, arkadaşlarımız, tarım kredi kooperatiflerine gidecekler, aman bize kredi ver diyecekler. Hayır, diyemeyecekler; çünkü, biliyorlar ki, o krediyi aldıklarında, onu, gübreye, tohuma, ilaca yatırdıklarında ve elde ettikleri ürünü topladıklarında zarar edecekler; çünkü, geçen sene böyle oldu, bir önceki sene böyle oldu. Nereye kadar zarar edecekler? Siz bir işletme düşünün ya da bir aile düşünün, son iki yıldır sürekli açık veriyor, sürekli borçlanıyor, sürekli faizle para alıyor ve bekliyor; hükümetine bakıyor, Meclisine bakıyor, "benim derdime çare bulurlar mı" diyor. Meclisteki, evet, Cumhuriyet Halk Partisi çare bulmaya çalışıyor, bunu dile getiriyor; ama, hükümetten, ne yazık ki, tık yok, ses yok.

Değerli arkadaşlarım, bu Sayın Genel Müdürün, GÜBRETAŞ Yönetim Kurulu Başkanlığında üyeliği var mıdır; Güven Sigorta Yönetim Kurulunda üyeliği var mıdır; Kıbrıs Güven Hayat Kurulunda üyeliği var mıdır; Güven Hayat AŞ'de üyeliği var mıdır? Şayet buralarda yönetim kurulu üyelikleri varsa, buralardan ne kadar maaş almaktadır? Ben, bunun da açıklanmasını istiyorum.

Benim aldığım bilgilere göre, elde ettiğim sonuçlara göre, Sayın Genel Müdür 15 milyara yakın maaş alıyor. Çiftçimiz 15 milyarı bulup da gübre alamazken, borcunu ödeyemezken, Sayın Genel Müdürün 15 milyar maaş aldığıyla ilgili bir iddia da var. Ben bu iddianın da açıklanmasını istiyorum; bu da önemli bir noktadır diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, bizim bu üzerinde konuştuğumuz kanun, bana bir hikâyeyi hatırlattı. Gerçek olduğu söylenir; ama, biraz da fıkramsı bir özelliği var. Bir yetkili arkadaşımız Fransa'ya gitmiş, orada bir sucuk fabrikasını gezdiriyorlar, bir taraftan canlı hayvan giriyor, öbür taraftan, birtakım işlemlerden sonra, salam, sosis, sucuk gibi, et ürününden elde edilen malzemeler, ürünler çıkıyor. Bizim bu yetkili arkadaşımız demiş ki "bu taraftan sucuk versek, öbür taraftan canlı hayvan çıkar mı?"

Şimdi, tarım bizden ne bekliyor, biz ne yapıyoruz; yani, tarım kredi kooperatiflerinin yapması gereken, çiftçiye sahip çıkması gereken işlemlerin ötesinde, yönetim kurulu üyelikleriyle, bunun 6'sını mı atayalım, bunu 6'ya mı indirelim; bu Sayın Genel Müdür için daha uygun hangi şartları sağlayalım düşüncesiyle bir çalışma yapıyoruz. Bunu da ben bilgilerinize sunmak istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, çiftçimizin durumu çok sıkıntılı, çok kötü. Ben, bu hafta, tekrar gidiyorum; çiftçilerimizle görüşeceğim.

Artık, olay, bir sosyal patlama boyutuna da gelmiştir. Bunu, bir muhalefet milletvekili olarak söylemiyorum; bunu, sadece size muhalefet olsun diye de söylemiyorum; sadece çiftçimize iyi mesaj vermek için de söylemiyorum, bir gerçek olduğunu ifade etmek için söylüyorum. Çiftçi bu sene sahiplenilmezse, çiftçiye sahip çıkılmazsa, çiftçiye destek verilmezse, çiftçi, çok sıkıntılı yaşadığı dönemi farklı anlayışlara doğru yönelme noktasına gelecek ve yarın köylerde insan bulamayacaksınız, yarın tarlaların boş kaldığını göreceksiniz. Zaten, şu anda, büyük bir kısmı boş durumda. Türkiye, bütün tarım girdilerini, bütün ihtiyacını dışarıdan ithal eder noktaya gelmiş. Yine, bugün, dışborç stokunun bir miktar daha arttığını mesaj olarak aldık; o da haberlerde geçiyor. Bu şekilde devam edersek, çiftçimize, Türkiye'nin temel taşına sahip çıkmazsak, dışborcumuz da artacak, çiftçimiz de perişan olacak, Türkiye'nin de sonu iyiye doğru gitmemiş olacak.

Bu duygu ve düşüncelerle, sizleri saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

24 konuşma daha · 31 Mart 2005

24 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook