Denizcilik sektörünün yeterince gelişmemesinin nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemler(10/23)
İstanbul Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 91. Birleşim · 1. yasama yılı · 10 Haziran 2003 · 1.600 kelime · yaklaşık 8 dakikalık okuma
Kaynak göster
Cengiz Kaptanoğlu (AK Parti), 10 Haziran 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DENİZCİLİK SEKTÖRÜNÜN YETERİNCE GELİŞMEMESİNİN NEDENLERİNİN ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER(10/23)); konuşma 1.600 kelime.
Cengiz Kaptanoğlu (AK Parti, İstanbul). “Denizcilik sektörünün yeterince gelişmemesinin nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemler(10/23)”. TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim tutanağı, 10 Haziran 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cengiz-kaptanoglu-22-2003-06-10-denizcilik-sektorunun-yeterince-gelismemesinin-nedenlerinin-arastirila (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA CENGİZ KAPTANOĞLU (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. AK Parti Grubu adına, 21 Ocak 2003 tarihinde verdiğimiz, denizcilik sektörü hususundaki Meclis araştırması önergemiz üzerindeki görüşlerimi sizlere arz edeceğim; ama, ben hem mutluyum hem üzgünüm. Mutluyum; Cenabı Allah'a binlerce şükürler olsun, Türkiye Büyük Millet Meclisi denizciliği fevkalade konuşuyor, onun için, hazırladığım bu konuşmayı da hiç açmayacağım ve Sayın Bakanıma da çok geniş izahatından dolayı da teşekkür ediyorum, Ahmet Ağabeyimize de teşekkür ediyorum ve ne şanstır, Türkiye'de, Türkiye Büyük Millet Meclisi 22 nci Dönemi yaşıyor ve bu 22 nci Dönemde Partimizin Genel Başkanı -bizim hem Genel Başkanımız hem de Başbakanımız- denize gönüllüler ve dolayısıyla, görüyorum ki, onun bütün parlamenterleri de -burada bulunanlar- denizi ilgiyle dinliyor; ama, öyle zannediyorum, biraz sonra, kulisteki arkadaşlarım da çok dikkatle dinleyecekler ve dolayısıyla, burada da bize katılım sağlayacaklar.
Mutluyum dedim, bu güzel konuşmaları, inanın, 21 inci Dönem Meclisinde, 20 nci Dönem Meclisinde yahut da gelin 1'den 21'e kadarki Meclislerde, şu anda, benden evvel konuşanların dakikası kadar denizciliği konuşmamışlardır. Demek ki, biz denizci oluyoruz.
AHMET GÜRYÜZ KETENCİ (İstanbul)O yola girdik.
MEHMET YILDIRIM (Kastamonu)Biz, hep denizciyiz zaten.
CENGİZ KAPTANOĞLU (Devamla)O yola girdik, hep beraber; inşallah, devam edeceğiz, Meclisin sesini de halkımız duyacak. Özlediğimiz nedir; bizim, deniz ticaret odamızda, en son yaptığımız bir beyin fırtınasından çıkan slogan var: "Denizci millet, denizci ülke." Mutluluğum bundan geliyor. Üzüntüm, Sevgili Sayın Bakanıma, bu araştırma önergesinin özelliğini, içeriğini, meselenin anasını, herhalde ben anlatamadım.
Eğer, bunu iyi anlatabilmiş olsaydım, Sayın Bakanım araştırma açılmasını benden önce isterdi; çünkü, denizciliği benden fazla okumuş ve hakikaten, denizciliği önplanda yapmış arkadaşımızdır.
Şimdi, bakın, milletvekili olarak benim canım sıkılıyor ve sizlerin de sıkıldığınızı biliyorum. Sağ olun, bizim Genel Başkanımız çok yoğun çalışıyor diyorsunuz -muhakkak, diğer Genel Başkanımız da öyle diyordur- ama, biz, şu milletvekillerimiz, birey olarak, bizim becerilerimizi ve ihtisas konularımızı, bu ayrı günlerimizde, eğer bizim hükümetimize intikal ettirir, yardımcı olursak ve bu konuları daha detaylı, yerinde görerek önlerine getirirsek, hani, Sayın Başbakanımın dediği gibi, bürokratımız takoz koymaz, o bürokratımızla da diyalog kurulur ve yatırımlar ve yapılacak olanlar çok daha çabuk olur.
Bakın, Sayın Bakanım söyledi; biz o işe talibiz ve Sayın Bakanım, zannediyorum ki, benim konuşmamdan sonra, bu araştırma önergesi kabul edilsin diyecek.
Şimdi, Sayın Bakanım konuşmasının sonunda diyor ki: "Bizim, hükümetimizden ve Yüce Meclisten beklentimiz, çalışmalarımızda bize destek verilmesidir." Bizim araştırma önergemizin bundan başka da gayesi yoktur.
Ne yapacağız biz?.. Ben söyleyeyim; ben, bugüne kadar, çok arkadaşıma, vilayetleri açısından konuyu çok dile getirdim; Sevgili Bakanımın kendisine -bana da çok yol veriyor; onu da açık açık söyleyeyim- ve kendi bürokratlarına, Türkiye denizcilikte unutulmuş veya ben çok acele etmişim, belki, ben bu gündemin içindeyim; mesela, bir kruvaziyer limanın yapılması gereğini, hazır olan limanı getirdiğim zaman, Bodrum'da Bodrum Belediye Başkanına müracaat ettiğim zaman "evet Başkanım, hemen bu hizmeti yapalım." Ne oldu; Sevgili Başbakanımla çok uzun senelerdir -yedi senedir- güya bürokratik engellerin aşılamadığı; ama, Sevgili Bakanım ve Bayındırlık Bakanımızla çok kısa zamanda -üç ayda- hallederek, Ereğli'de temelini attığımız tersane gibi... Biliyorsunuz, Beşiktaşlıyım, 100 üncü yılı kutluyoruz; o gün Galatasaray maçımız vardı; o kadar kısa zaman olmasına rağmen, ben, Ereğli'deki o tersane temeli atıldıktan sonra, Akçakoca yoluyla Karasu'ya gittim ve Sakarya milletvekillerinin hepsine söyledim. Sayın Bakanımla da oluşturduğumuz, gemi inşa sanayiiyle ilgili Genel Müdürümüzle oluşturduğumuz fikri, onlara empoze ediyoruz. Yazık, günahtır, ülkede denizciliğe. Hele, bizim hükümetimiz bundan istisna; ama, öbürleri de istisna; taş üstüne taş koyanın biz elini öperiz; ama, bu önergede, envanter yapalım dedim.
Bakın, barınakların çoğu Karadeniz'dedir. Ben, bir Karadeniz çocuğuyum; ama, barınakların bu kadar yanlış yapıldığını cesaretle söylüyorum ve o kardeşlerime, bütün milletvekili arkadaşlarıma da bunları söylüyorum. Dolayısıyla, benim sunduğum önerge ve dolayısıyla, Ahmet Güryüz Ketenci'nin sunduğu önerge, ne bundan evvelki bakanları veya hükümetleri ne de şimdiki bizlerin Türkiye'de yaptıklarının soruşturması şeklinde ilgilendirmiyor; ama, Türkiye'nin bir şeye ihtiyacı var. Türkiye'de denizcilik sektörünün bir anayasasına ihtiyaç var. Biz dedik ki, Türkiye'de denizcilik sektörünün potansiyeli, envanteri nedir, neler yapabiliriz; bunları bir tespit edelim, hatta, bunları bir kitapçık haline getirelim, bu Meclisin kürsüsünden konuşalım, gerekirse bu kitapları kütüphanemize de koyalım; bizler gelip geçiciyiz; ama, bizden sonra gelenlere de bir ışık tutsun o kitap ve onlara kolaylık sağlasın. Amacımız sırf buydu.
İkincisi, ülkenin denizci bir ülke olmasını istememizin bir sebebi var. Bizlerin aradığı neydi; kaynaktır; ama, Türkiye'nin sürdürülebilir kaynağa ihtiyacı vardır. Görünmeyen muamelelerin içindeki en büyük pay denizciliğindir. Bugün 9 milyar dolar getiremeyiz. Ben filomu ezbere biliyorum, ben bu işle yaşıyorum. Filomuz, bugün, belki Sevgili Bakanımızın notlarında veya sicil bürolarında 9 000 000 ton gözükebilir; maalesef yok. Bugün 6 500 000-7 000 000 tondur; ama, bugün, denizcilik sektörü, bütün böyle olmasına rağmen, kamunun ve özel sektörün gelirleriyle 7 milyar dolar civarlarında getirir. Hükümetimiz bu önlemleri alıyor, onu söylüyorum ve ben size bir kitapçık dağıttım, o kitapçığı hiçbir zaman tek başıma ürettiğimi de iddia etmedim. Çünkü, ben Deniz Ticaret Odasından buraya geldim, oranın onüç sene Başkanlığını yaptım, yirmiiki sene yönetim kurulunda bulundum. Onlarla beraber hazırladığımız o kitapçığa en büyük duyarlılığı Sayın Bakanım göstermiştir ve dolayısıyla bugün -işte, 1 Temmuzları bekleyeceğiz- merhale merhale, inanın, hep birlikte denizcilik sektörünü istediğimiz yere ve o kitapçıkta, hiçbir -onu da bahsettim o gün, hatta Abdulkadir Ateş Bey güldü- finansman istemeden... Çünkü, artık, Türkiye'de denizciliğin önü açılmıştır. Bakın, bugün bile denizcilik sektörü, dünyanın her yerinde 1 500 000 dwt'a kadar petrol gemileri, kimyevî madde gemileri ve diğer gemileri yaptırmakta; ama, Türkiye'den bir kuruş finansman almamaktadır. O kitapçığı zannediyorum atmadınız. Deniz ticaret mecmualarımız size devamlı geliyor. O kitapçığımızın zaten ilk 3 tanesinin müjdesini Sevgili Bakanım verdi. Eğer, beraber, müsteşarlık kanununu ve diğerlerini de çıkardığımız zaman, samimî söylüyorum, iki sene içinde, bugün ne; 2003, 2005 bu tarih, 15 milyar dolar denizden gelir. İnanın, turizmcilere... Turizm, hiç benim konum değil; ama, söyleyeyim, turizme Türkiye'de yapılan destek 2 000 000 000 dolar civarındadır; ama, Türk denizciliğine, bugüne kadar, Türkiye'de, maalesef, 100 000 000 dolar kadar teşvik verilmemiştir; ama, böyle olmasına rağmen, Türkiye'ye bugün 7 000 000 000 dolar getiriyorsa, turizm 12 000 000 000 dolar getiriyorsa, denizcilik sektörüne, iyi niyetle, buğz yapmadan baktığımız zaman, 15 000 000 000 dolar iki sene içinde getirecektir; ama, ne olacaktır; 15 000 000 000 dolardan sonra üstüne getirecektir.
Ufak bir örnek; mesela, denizle ilgili, her hükümet bir şey yapmak istemiştir; ama yeterli olmadığına ve ilgisiz kalındığına bir örnek vereyim; bugün kabotajda... Kabotaj nedir; kendi karasularımızdır, kendi millî sularımızdır; yani, İstanbul'dan Trabzon'a giden vasıta, İstanbul'dan İzmir'e giden vasıta... Maalesef, bir tane yolcu gemimiz yoktur ve denizdeki yük taşımacılığı da yüzde 1'e inmiştir, yok şeklindedir. Dolayısıyla, bizim kabotajımıza alınan tedbirler bizi ihya edecektir. Yunanistan, deniz ticaret filosundan 100 000 000 000 dolar kazanır; yani, kimin fazla kepçesi var, onun karşılığında para kazanır. Bugün, bizim 6 000 000-7 000 000 ton varsa; bu, dünya deniz ticaret filosunun yüzde 1'iyse, biz, oradan, ancak 3 000 000 000 dolar para kazanırız; ama, gelin, taşıtamadığımız yüklere... Gemilerimiz kendi yüklerimizin yüzde 30'unu taşırken, maalesef, yapılan yanlışlıklarla, bugün, bu oran yüzde 18'e inmiştir. Yani, 4 500 000 nüfuslu bir Norveç 18 000 000 000 dolar kazanabiliyorsa, bir Yunanistan dünya ticaret payının üçte 1'ini alabiliyorsa, herhalde, Türkiye'ye, hani bir taraftan 3 000 000 000 dolar alıyorsun, bir taraftan 3 000 000 000 dolar veriyorsun; bu, yakışmaz.
Deniz turizmi çok önemlidir; deniz turizmimizde, ufacık bir hareketle, ufacık bir ilgiyle alınan bu tedbirler, ikiye katlar. Bakın, deniz turizmi dediğim... Ülkemize gelen turistin yüzde 80'i de denize gelir. Bizim coğrafî durumumuzu, bizim kıyılarımızı bir gözönüne getirin...
Gemi inşaat sanayii deyip geçmeyin; bugün, İngiltere'ye, Almanya'ya gemi ihraç ediyoruz. Bugün, bu, Türkiye'nin en sevindirici durumudur. Yüzde 60 kapasiteyle çalışıyoruz, 200 000 000 dolar eder, bunun yüzde 60'ını ihraç ediyoruz; yani, dışarıdaki adam 10 000 000 dolarını yolluyor, burada istihdam yaratıyor, gemi yapılıyor. Böyle bir tablo çizersek, inanıyorum ki, Türkiye'de denizcilik sektörüne, tekstil sektörü gibi, tekstil ihracatı gibi gereken önemi verirsek, bizim bu ihracatımızın yekûnu 100 milyar dolarları bulur; bulmaması mümkün değil. Biz, yat inşaat sanayiinde, mega yatta dünya dördüncüsüyüz; ama, gelin -Bakanım söyledi, inşallah halledeceğiz- bugün, Sabah Gazetesinin yazdığı Hollanda'ya yolladığımız o 600 tane mobilya gibi tekneler, nasıl bir yerde yapılıyor, görseniz, şaşarsınız -bütün milletvekili arkadaşlarımla gidip, dolaşıyorum; Mehmet Denizolgun'u götürdüm, Mustafa Açıkalın'ı götürdüm, gösterdim- ama, insanlar yer istiyor, yer; para da istemiyor. Hollanda'dan, zaten, siparişinin bir kısmı peşin geliyor.
Onun için, benim, tekrar istirhamım -fazla vaktinizi almayayım- bence, gelin, Bakanım; yani, erdemdir... Bizim Sevgili Bakanımız, esasında, denizcilikte, tabiî, işin lokomotifidir; ama, biliyorsunuz, bizim bir de diğer sorunlarımız var. Ahmet Güryüz Ketenci'nin demin dediğine tamamen katılıyorum. Bakın, esasında, Turizm Bakanı da bizim bakanımız, Tarım Bakanı da bizim bakanımız, teşvik uygulamalara baktığı için, gemi inşa ve yat turizmini yakından ilgilendirdiği için, Hazineden sorumlu Devlet Bakanı da bizim bakanımız, gümrüklerden sorumlu Devlet Bakanı da bizim bakanımız, Kürşad Tüzmen, iki türlü bakanımız, hem yüklerle ilgilenir hem de gümrükle ilgilenir, İçişleri Bakanı da bizim bakanımızdır ve dolayısıyla, bakın, denizcilik, böyle bir karmaşa içinde. Tabiî, Sevgili Bakanım, inşallah onu yaparız. İnşallah, hep birlikte, yani, bizim, İktidar Grubu olduğumuz, hükümetin bizde olduğu, bakanlıkların da bizde olduğu bir dönemde, gelin -ben, denizcilik bakanlığı diye ısrar etmeyeceğim; olsaydı, tabiî sevinirdim; ama- en azından Müsteşarlığımızda, yani, bizim Denizcilik Müsteşarlığı içinde, bu bütün birimleri üzerine alan ve tek otoriteyle, bu size anlattığım çok detaylı konuları bir araya getirelim ve başarılı olalım.
Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ediyorum. İnşallah, denizcilik sektörü, Türkiye'nin en büyük ihracat, döviz kazandırıcı potansiyelinde sürdürülebilir kaynağı olacağı düşüncesiyle, yine, Sevgili Bakanıma bir hatırlatma daha yapıyorum: Müsaade etsin, biz, bu önergeyi kabul edelim; çünkü -ben onu da demedim- ben, bütün valiliklere yazıları yazdım, belediyelere yazıları yazdım, hepsinden neticelerini aldık; hemen hemen çalışmaları biliyoruz, Denizcilik Müsteşarıyla her gün beraberiz; yani, hiç masraf yapmayacağız, onu da söyleyeyim, tasarruf ilkelerine de uyacağız, masraf yapmayacağız; ama gelin, biz, hep birlikte Türkiye'nin geleceğinin denizcilik anayasasını hazırlayalım. O duygularla, ben, yine önergemizin kabul edilmesi şeklinde oy kullanmanızı rica ediyorum.
Hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
21 konuşma daha · 10 Haziran 2003