Türk ceza kanununun bazı maddelerinde değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi hakkında (s.s.215)
Mardin Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 96. Birleşim · 2. yasama yılı · 29 Nisan 2008 · 756 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Cüneyt Yüksel (AK Parti), 29 Nisan 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK CEZA KANUNUNUN BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ HAKKINDA (S.S.215)); konuşma 756 kelime.
Cüneyt Yüksel (AK Parti, Mardin). “Türk ceza kanununun bazı maddelerinde değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi hakkında (s.s.215)”. TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim tutanağı, 29 Nisan 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cuneyt-yuksel-23-2008-04-29-turk-ceza-kanununun-bazi-maddelerinde-degisiklik-yapilmasina-dair-kanu (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
CÜNEYT YÜKSEL (Mardin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 29/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 301’inci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi hakkında görüşlerimi sunmak üzere şahsım adına söz almış bulunmaktayım.
Bugün burada, Türk demokrasisinin uzun zamandır tartışılan önemli düzenlemelerinden birisi olan Türk Ceza Kanunu’nun 301’inci maddesiyle ilgili değişiklikleri görüşmek üzere toplandık.
1926 tarihli ve 765 sayılı Ceza Yasası’nın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bugüne kadar geçen seksen iki senede binlerce aydın, gazeteci, yazar, insan hakları savunucusu, sendikacı, kısacası birçok vatandaşımız 301’inci maddeyi ihlal nedeniyle yargılanmıştır ve bazıları da mahkûm olmuştur.
Küresel dünyanın bir parçası olup sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak, küresel hukuk standartlarına uygun düzenlenmiş iyi işleyen bir demokratik sistem kurmadan mümkün değildir. Bu bağlamda, Hükûmetimiz iktidarda bulunduğu sürece, demokrasi alanında devrim niteliği taşıyan yasal düzenlemelere imza atmıştır ve demokrasi alanındaki çalışmaları desteklemiştir. Buradaki amaç, Türkiye’de çağdaş normları hâkim kılmaktır. Amacı Türk halkının yaşam standartlarını her alanda yükseltmek olan reformların devamı, bizim açımızdan ilkesel nitelikte ve vazgeçilmez önemde bir konudur. İşte, 301’inci madde de ifade özgürlüğü açısından taşıdığı kritik önem itibarıyla tarihe bu adımlardan birisi olarak geçmektedir.
Türkiye'nin de yargı yetkisini kabul ettiği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin pek çok kararında vurgulandığı üzere, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 10’uncu maddesinde düzenlenen ifade özgürlüğü, demokratik bir toplumun en önemli temellerinden birini oluşturur. Bu özgürlük, bireylerin şahsiyetini tekâmül ettirmesinin ve dolayısıyla demokratik toplumun gelişmesinin temel koşuludur.
İfade özgürlüğü, 10’uncu maddenin ikinci fıkrasının sınırları içinde sadece lehte olduğu kabul edilen veya zararsız veya ilgilenmeye değmez görünen haber ve düşünceler bakımından değil, aynı zamanda, aleyhte olan, çarpıcı gelen veya rahatsız eden haber ve düşünceler bakımından da söz konusudur. İfade özgürlüğü, bu kapsamıyla demokratik toplumun olmazsa olmaz unsurları olan çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirliliğin gereğidir. Bunlar olmaksızın demokratik toplumdan söz edilemez.
Temel hak ve özgürlüklere yaklaşımımız, özünde bireyi devletin üstün otoritesi karşısında korumaktan çok, devleti bireyin anayasal hürriyetleri karşısında korumaya odaklandıkça bu sorun devam edecektir. Halbuki, çağdaş bir demokraside anayasal düzenin amacı, devlet otoritesini sınırlandırarak bireyin temel hak ve özgürlüklerini korumak ve bunların gelişimine fırsat yaratmaktır. Bu bağlamda, çağdaş dünyanın etkin bir üyesi olma yolunda reform hareketlerine girişen ülkemizde liberal ve demokratik bir ruha sahip çağdaş yasalar yapmak zorunlu bir öncelik hâline gelmiştir. Yasama olarak bizim görevimiz, ülkemizin demokrasi yolculuğunun önünü açacak çağdaş ve özgürlükçü yasalar yapmaktan geçer. Bizler biliyoruz ki, bir ülkeye yapılacak en büyük iyilik iyi yasalar yapmaktır. Ancak, ülkemizin demokratik kalkınma projesini hayata geçirebilmek, yalnızca yasamanın iyi yasalar yapmasıyla değil, yargının da bu yasaları özgürlükçü ve çağdaş bir süzgeçle yorumlamasına bağlıdır. Benzer maddeler Avrupa Birliği ülkelerinde de yok değil. Bunu hepimiz bilmekteyiz. Ancak, yargı uygulaması özgürlükçü bir yaklaşıma sahip olduğundan benzer maddelerle ilgili verilen mahkûmiyet kararları Türkiye’yle kıyaslanmayacak derecede azdır.
Bakınız, sizlere bir örnek vereyim. Avusturya Ceza Yasası 248’inci maddesi birinci paragrafında, devlet ve alametlerinin aşağılanması ele alınmaktadır. Buna göre, “Her kim anılan davranışları alenen ve taammüden sergiler, Avusturya Cumhuriyeti’ne ve eyaletlerine hakaret eder ve aşağılar ise bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.” denmektedir. Bakınız, Avusturya’da ilgili maddeyle verilen mahkûmiyet kararı yalnızca bir tanedir.
Teklifle 301’inci maddede yer alan “Türklüğü” ibaresinin “Türk milleti”, “cumhuriyeti” ibaresinin de “Türkiye Cumhuriyeti Devleti” olarak değiştirilmesi öngörülmektedir. Maddeye aykırı hareket edenlere verilecek cezanın üst sınırı üç yıldan iki yıla indirilmektedir. Türk Ceza Kanunu’nun 301’inci maddesine aykırı hareket edenlerle ilgili soruşturma yapılması da Adalet Bakanının iznine bağlanmaktadır.
Teklifle yapılan önemli değişikliklerden ilki belirlilik ilkesiyle ilgilidir. Yasaklayıcı, sınırlayıcı nitelikteki düzenlemelerin belirginliği konusu, insan haklarının teminat altına alınabilmesi açısından son derece önem arz etmektedir. Kamu düzeninin sağlanması hürriyetlerin sınırlanmasını zorunlu kıldığı kadar, sınırlamaya ilişkin normların belirginliğini de zorunlu kılmaktadır. Birey hak ve hürriyetlerini kısıtlama konusunda resmî makamlara takdir yetkisinin verilmesi durumunda, bu yetkinin her türlü keyfîliği bertaraf edecek şekilde kapsamının, amacının ve sınırlarının belirgin olması gerekmektedir. Yapılan düzenleme, sınırlamaya ilişkin normu belirgin hâle getirdiği gibi, yüksek mahkeme kararlarına da paralel nitelik taşımaktadır.
Bakınız, Yargıtay Ceza Kurulunun 11/7/2006 tarihinde verdiği bir kararda “Fıkradaki ‘Türklük’ kavramı devletin insan unsuruyla ilgili olup, bu kavramla Türk milleti kastedilmektedir. ‘Türklük’ten maksat, Türk milletini oluşturan insani, dinî, tarihî değerleri ile millî dil, millî duygular ve millî geleneklerden oluşan millî, manevi değerler bütünüdür.” denmiştir. Diğer yandan, Türk Ceza Kanunu’nun 301’inci maddesine aykırı hareket edenlerle ilgili soruşturma yapılmasını da Adalet Bakanının iznine tabi kılmaktadır. Ayrıca, belirli fiillerin yurt dışında işlenmesi hâline özgü olarak cezalandırma bakımından vatandaşlar arasında gözetilen ayrım da ortadan kaldırılmıştır. Bugün burada görüşülen yasa, bireylerin ifade özgürlüğünü en etkili şekilde koruyarak temel hak ve özgürlükleri, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ve Anayasa’mızın getirdiği ilke ve standartlarda güvence altına almaktadır.
Bu düzenlemeyi demokratikleşme yolunda oldukça olumlu bir adım olarak değerlendiriyor, teklifin milletimize hayırlı olmasını diliyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
81 konuşma daha · 29 Nisan 2008