Türkiye iş kurumu kanunu tasarısı (s.sayısı : 137 )
Tekirdağ Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 97. Birleşim · 1. yasama yılı · 24 Haziran 2003 · 812 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Enis Tütüncü (CHP), 24 Haziran 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE İŞ KURUMU KANUNU TASARISI (S.SAYISI : 137 )); konuşma 812 kelime.
Enis Tütüncü (CHP, Tekirdağ). “Türkiye iş kurumu kanunu tasarısı (s.sayısı : 137 )”. TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim tutanağı, 24 Haziran 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/enis-tutuncu-22-2003-06-24-turkiye-is-kurumu-kanunu-tasarisi-s-sayisi-137-3 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kanımızca olağanüstü öneme sahip bir maddeyi görüşüyoruz. Bu yasa tasarısının, yani, bildiğimiz klasik İş ve İşçi Bulma Kurumunun çağdaş Avrupa örneğinde bir istihdam kurumuna dönüştürülmesiyle ilgili bu yasa tasarının en önemli maddesini görüşüyoruz.
Bu maddenin olağanüstü öneme sahip olması nerelerden kaynaklanıyor; çok sayıda neden var; ancak, burada bir iki tanesine değinebileceğimi sanıyorum.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; bu madde, birinci olarak, İŞKUR'un kurumsal yapısını, kimliğini, kişiliğini, organlarını, yapacağı işi, yani, kıymeti harbiyesini ortaya koyuyor. Buna göre, bakanlık, dört organdan oluşuyor; genel kurul, yönetim kurulu, genel müdürlük, il istihdam kurumları ve maddenin sonunda -dikkatinizi çekiyorum- "Kurum teşkilatı ekli 1 sayılı listede gösterilmiştir" açıklamasıyla ya da ibaresiyle, ihdas edilen kadrolar bu maddede düzenleniyor. Ekli 1 sayılı listeye baktığımızda, 681'i merkezde, 2 399'u taşrada olmak üzere, bu yasa tasarısıyla, 3 080 adet kadronun ihdas edildiğini görüyoruz. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bunun yeterli olmadığını görüyoruz, yeterli olmadığına inanıyoruz.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; yani, Avrupa ölçeğinde, Avrupa örneğinde bir çağdaş istihdam kurumu oluşturacağız. Sayın Kumkumoğlu konuşurken "Almanya'da 80 000 kişi" dedi; ama, hayır, 90 000-95 000 kişi çalışıyor Alman istihdam kurumunda -dikkatinizi çekerim; yani, iş yapacaksak, doğru yapalım- ve Alman istihdam kurumunda çalışan 90 000-95 000 kişinin çok büyük bir oranı taşra teşkilatlarında çalışıyor. Yüzde 10 ilâ yüzde 15'i merkezde, geri kalanı, yüzde 85'i, yüzde 90'ı taşrada. Şimdi, bizim 3 080 kişilik bir kadromuz var ve yüzde 22'si merkezde, yüzde 78'i taşrada. Yani, eğer Almanya'yı örnek alacaksak, bence, bu yasa tasarısının en önemli maddesinin son derece eksik, son derece yetersiz kaldığı ortaya çıkıyor.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; çok sayıda neden var dedim. İkinci nedene değineyim. Bu madde, ikinci olarak, insanın değerini ve onun yaratıcılık melekesini doğrudan ilgilendiriyor. Bunu şunun için söylüyorum: Bizim, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, tüm ekonomik, tüm siyasal ve tüm toplumsal hedeflerimizin temelinde, merkezinde insan var. İnsan, insan, insan!.. Bizim var da, dünya sosyalist hareketinin, sosyalist enternasyonalinin temelinde de insan var. Biliyorsunuz, dünyada sosyalist ya da sosyaldemokrat hareket, sınıf eksenli bir hareket olarak doğdu; ancak, zaman sürecinde evrim geçirdi, insan merkezli bir siyaset anlayışına dönüştü. Neden; çünkü, evrende en yüce varlık, yaratılmış en yüce varlık insan. İnsanı diğer varlıklardan, yaratılmışlardan ayıran nedir; insanın, yaratıcılık melekesine sahip olmasıdır. İnsan, yaratıcılık melekesini kullanarak kendi sınırlarını aşıyor ve yaratıcılık melekesini kullanarak insan, tamamen insansal bir sanat eseri ya da yapıt ortaya koyuyor ve bu yaratıcılık edimini kullanırken bu süreç içerisinde insan kendi sınırlarını aşıyor, evrenin sınırlarını aşmaya çalışıyor ve kimi zaman evrenin sınırlarını aşıyor.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; işte, insanın yaratıcılık melekesini en etkin kullandığı alan neresidir diye baktığımızda, bu alanın, iş yaşamı, üretim süreci, çalışma yaşamı olduğunu görüyoruz. İnsan çalışma yaşamında yer alamadığı zaman zarfında, insan çalışma melekesini kullanamadığı zaman zarfında, önce psikolojik olarak ezilir, sonra dağılır gider. Bize göre, bir insana yapılabilecek en büyük işkence, onu işsiz bırakmaktır. İşte bu nedenle, bu madde böylesine yaşamsal önemlidir; ama, geliniz görünüz ki, böylesine yaşamsal önemli bir madde son derece zayıf düzenlenmiştir.
Tabiî ki, yasa tasarısının görüşülmesi sınırları çerçevesinde bunu düzeltmek mümkün değil; ama, hükümeti uyarıyorum; mademki çağdaş bir istihdam kurumu yaratılacak, bir an önce, Avrupa'daki örnekler gibi, güçlü, taşra ve merkez teşkilatı dengeli bir çağdaş istihdam kurumuyla karşımıza geliniz.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; bu madde dördüncü olarak, çağdaş sosyal devlet anlayışının geçirdiği evrim açısından yaşamsal önemlidir. Ne demek istiyorum biliyor musunuz; özellikle, İkinci Dünya Savaşından sonra, hepimizin bildiği gibi, sosyal refah devleti anlayışı gündeme geldi ve insanlık, İkinci Dünya Savaşıyla birlikte, ikinci kuşak insan haklarını talep etme ve yaşama sürecine girdi. İkinci kuşak insan hakları nedir: Ekonomik ve sosyal haklar. Bununla, sosyal refah devleti, çağdaş devlet, sosyal devlet anlayışı ortaya çıktı ve oturmaya başladı. Sosyal devletin olmazsa olmaz üç koşulu, üç yükümlülüğü var. Bu yükümlülükler, sosyal devletin asgarî koruma yükümlülükleri oluyor. Birincisi, tüm çalışanlara insan onur ve saygınlığına yaraşır bir ücret ve gelir sağlanması. İkinci sorumluluk, hem çalışan nüfus grupları açısından hem bölgeler açısından gelir dağılımındaki çarpıklıkların, adaletsizliklerin ortadan kaldırılması. Üçüncü yükümlülük alanı ise, yaşlılık, malûliyet, ölüm, iş kazası, meslek hastalığı, analık, sağlık, hatta işsizlik gibi ekonomik ve toplumsal risklere karşı, tüm çalışanları, beşikten mezara kadar, sosyal güvenlik şemsiyesi altına, koruma altına almak.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; özellikle, 1980'li yıllardan itibaren, çağdaş sosyal devlet anlayışının bu olmazsa olmaz üç yükümlülük alanının sıkıntılarla karşılaşmakta olduğuna tanık olduk. Özellikle, batı ülkelerinde 1980'li yıllardan itibaren -hepimiz anımsayacağız- enflasyonun ve işsizliğin artmaya başladığını gördük. Çeşitli nedenleri var bunun. En önemli neden, dünya yeni bir teknolojik devrime girmişti. Üretim ilişkileri, toplumsal altyapı değişiyordu. Emek kavramının içeriği değişiyordu. Bir geçiş dönemindeydi dünya. İşte bu nedenle, çağdaş sosyal devlet anlayışının bu olmazsa olmaz yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde ciddî zorluklarla karşılaşıldı. Bunun üzerinde tartışıldı. Sosyal devlet anlayışının, Batı Avrupa'da, gelişmiş ülkelerde temel taşlarının erozyona uğramaya başladığı anda dediler ki, biz, sosyal devlet anlayışını, acaba, yaşama yeniden nasıl geçirebiliriz, bu erozyona uğramış olan temel taşlarını nasıl onarabiliriz. Bu asgarî üç yükümlülük alanının iki yeni öğeyle, iki yeni unsurla desteklenmesi zarureti ortaya çıktı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
41 konuşma daha · 24 Haziran 2003