Türkiye iş kurumu kanunu tasarısı (s.sayısı : 137 )
Tekirdağ Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 97. Birleşim · 1. yasama yılı · 24 Haziran 2003 · 714 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Enis Tütüncü (CHP), 24 Haziran 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE İŞ KURUMU KANUNU TASARISI (S.SAYISI : 137 )); konuşma 714 kelime.
Enis Tütüncü (CHP, Tekirdağ). “Türkiye iş kurumu kanunu tasarısı (s.sayısı : 137 )”. TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim tutanağı, 24 Haziran 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/enis-tutuncu-22-2003-06-24-turkiye-is-kurumu-kanunu-tasarisi-s-sayisi-137-5 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli arkadaşlarım, saygıdeğer milletvekilleri; 12 nci madde taşra teşkilatıyla ilgilidir ve az önce okunduğu gibi, kurumun taşra teşkilatı, il düzeyinde kurulacak il müdürlüklerinden ve merkez nüfusu 100 000 ve yukarı olan veya Sosyal Sigortalar Kurumuna tâbi çalışan sayısı 10 000'in üzerinde bulunan ilçelerden gerekli görülenlerde kurulacak şube müdürlüklerinden oluşacak.
Şimdi, bu konuda merkez ve taşra arasındaki kadro dengesinin, daha doğrusu, yasa tasarısıyla getirilen kadro dengesizliğinin üzerine dikkatlerinizi çekmek istiyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bundan önceki bir maddede de konuşurken dile getirdiğim gibi, bu yasa tasarısıyla, toplam 3 080 kişilik kadro ihdas edilmektedir; merkezde 681 kişi, taşrada 2 399 kişi çalışacak. Yanlış anımsamıyorsam, şu anda İş ve İşçi Bulma Kurumunda çalışanların sayısı 1 500 civarında. Yani, bu yasa tasarısıyla, ek 1 500 kişilik yeni kadro ihdas ediliyor. Bunu, güçlü bir istihdam kurumunun oluşturulması açısından son derece yetersiz bulduğumuzun bir daha altını çizmek istiyorum.
Avrupa Birliği ülkelerine bakıyoruz, Avrupa Birliği ülkelerinde, özellikle halkla ilişkilerin yoğun olduğu hizmet birimleri, personel ve donanım açısından son derece güçlü bir duruma getirilmiş. Türkiye'de, özellikle, sanayiin gelişmiş olduğu bölgelerde buna daha fazla ihtiyaç var; örneğin, Tekirdağ'da, İstanbul'da, Adapazarı'nda, İzmit'te, Bursa'da, İzmir'de, Denizli'de, güneydoğuda Gaziantep'te. Sanayiin gelişmiş olduğu yörelerde, illerde halkla ilişkilerin yoğun olduğu hizmet birimleri, mutlaka ve mutlaka, personel ve donanım açısından güçlendirilmeli.
Şu anda, dikkatlerinizi çekmek istediğim bir başka konu var: Taşra teşkilatı, genelde yürekler acısı bir manzarada. Kamu hizmet binası niteliği taşımayan mekânlarda veya şehir merkezlerinden çok uzak yerlerde İş ve İşçi Bulma Kurumuna ya da sorumluluğuna hiç yakışmayan binalarda hizmet sunulmaya çalışılıyor. Konunun daha iyi anlaşılması için, daha doğrusu, ne kadar büyük bir görevle kamu istihdam kurumunu, Türkiye İş Kurumunu sorumlu kıldığımızı daha iyi anlatabilmek için, konunun bu açıdan daha iyi anlaşılabilmesi için, Sayın Bakanın konuşmasında değindiği üç noktaya dikkatlerinizi çekmek istiyorum. Sayın Bakanımız, işsizlik oranını, kentlerdeki ya da tarım dışındaki işsizlik oranını yüzde 17,1 olarak açıkladılar; her yıl 700 000 gencin işgücü piyasasına katıldığını ifade ettiler ve bu çerçevede, her yıl 1 000 000 kişiye iş yaratılması gerektiğini vurguladılar.
Şimdi, hemen bu arada bir konuya dikkatinizi çekmek istiyorum. Evet, Devlet İstatistik Enstitüsü, Sayın Kepenek'in de ifade ettiği gibi, son yıllarda, özellikle işsizlik ya da işgücü piyasasıyla ilgili, anlamlı, olumlu çalışmalar yapıyor, gelişmelere imza atıyor; ancak, şunu bilmenizi istiyorum: Toplam istihdamın yüzde 40'ına yakınının hâlâ tarımda bulunduğu bir ekonomide ve tarımdışı istihdamın da çok büyük oranda kayıt dışında olduğu, informal sektör dediğimiz, sigortasız çalışanların, kaçak çalışanların böylesine yaygın olduğu bir ekonomide, yani, Batı ekonomilerindeki kıstaslarla, ölçütlerle işsizlik tahmini, araştırması yapmak doğru bir şey değil. Ben burada aynı zamanda, belki, Devlet İstatistik Enstitüsü yetkililerine de seslenmiş oluyorum; olmaz böyle bir şey, yüzde 17,1.
Şimdi, Sayın Maliye Bakanının, Plan ve Bütçe Komisyonundaki, zabıtlarda olan, bir açıklamasını anımsıyorum, Sayın Maliye Bakanına göre işsiz sayısı 10 000 000 -Sayın Başbakanın bir açıklamasını anımsıyorum- Sayın Başbakana göre işsiz sayısı 15 000 000.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; işte, İş ve İşçi Bulma Kurumunu yeniden yapılandırarak, bunu çağdaş bir istihdam kurumuna dönüştürmemiz bu açıdan da çok önemli. Gerçek işsiz miktarını dahi biz bilemiyoruz. Bundan sonra, gerçekten, İş ve İşçi Bulma Kurumu istediğimiz şekilde bir çağdaş istihdam kurumuna dönüşürse, işsizlerin miktarının da ne olduğunu yakalayabiliriz, öğrenebiliriz ve buna göre friksiyonel (arızî) işsizlikle mücadelede gerçekten sağlıklı politikalar oluşturabiliriz.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; sonuç şu oluyor: Sayın Bakanın ifadesinden sonra şuraya bakmamız lazım; yani, her yıl 700 000 genç işgücü piyasasına giriyorsa, her yıl 1 000 000 kişiye iş yaratmamız gerekiyorsa ve bu işi yaratamıyor isek, işsizlik de istatistiklere göre artmıyorsa, o zaman, Türkiye'de ekonomik bağımlılık oranları artıyor. Dikkatinizi çekmek istediğim konu bu. Yani, hane halkı reisinin bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sayısı artıyor. Yani, bir hanede pişirilen bir somun ekmek ya da bir tas çorba, diyelim ki, beş yıl önce 5 kişi arasında pay ediliyorsa, şimdi, 7 kişi, 8 kişi arasında pay ediliyor. Yani, Türkiye'deki fakirliğin, fukaralığın, yoksulluğun temel nedeni bu. Ben, Sayın Bakanın bu güzel konuşmasından, açıklamasından bunu çıkarıyorum. Evet, her yıl 700 000 genç, işgücü piyasasına giriyor, her yıl 1 000 000 kişiye iş yaratmamız gerekiyor; yaratamıyoruz. O zaman ne oluyor -işsizlik istatistikleri de göstermiyor- o zaman, babaya ya da hane reisine ekonomik açıdan bağlı olanların sayısı artıyor. Zaten, enflasyon, reel hane halkı gelirlerini kemiriyor, eritiyor. Türkiye bir taraftan bu acıyı çekerken, yaşarken, diğer taraftan da ekonomik bağımlılık oranları yükseliyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
41 konuşma daha · 24 Haziran 2003