İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 23. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

İmar kanunu ve imar ve gecekondu mevzuatına aykırı yap.uygu.işlm.hk.ss.267

Erdal Karademir

İzmir Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 23. Birleşim · 2. yasama yılı · 3 Aralık 2003 · 988 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Erdal Karademir (CHP), 3 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İMAR KANUNU VE İMAR VE GECEKONDU MEVZUATINA AYKIRI YAP.UYGU.İŞLM.HK.SS.267); konuşma 988 kelime.

Erdal Karademir (CHP, İzmir). “İmar kanunu ve imar ve gecekondu mevzuatına aykırı yap.uygu.işlm.hk.ss.267”. TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim tutanağı, 3 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erdal-karademir-22-2003-12-03-imar-kanunu-ve-imar-ve-gecekondu-mevzuatina-aykiri-yap-uygu-islm-hk-ss (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ERDAL KARADEMİR (İzmir)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 3194 sayılı İmar Yasasının 18 inci maddesi ile 2981 sayılı Yasanın 13/b maddesinin değiştirilmesine ilişkin kanun tasarısının tümü hakkında kişisel olarak söz aldım; hepinize saygılar sunuyorum.

Türkiye'de, kentleşme denilince, akla hemen, yerel yönetimlerin ve devletin izlediği toprak politikası gelmektedir. Birleşmiş Milletler raporlarında, ulusal ve uluslararası literatürde, toprak politikası denilince, kamu kurumlarının toprağa yönelik davranışları anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, ülke genelinde yürütülen toprak politikası ve daha küçük ölçekli kentsel arsa politikalarıyla, belirli amaçlar için uygun arazilerin zamanında ve uygun fiyatlarla hazırlanarak, kentleşmenin somut istekleri sonucu ortaya çıkan arsa sorununun çözümlenmesi hedeflenmektedir. Arsa politikasının amaçladığı etkinliği sağlayabilmenin temel koşulu ise, devlet kurumlarının ve yerel yönetimlerin geniş katılımları ve tartışmaları sonucu hazırlanacak arazi kullanış kararlarının oluşturulmasıdır. Arazi kullanış kararlarının belgesini oluşturan imar planı, arsa politikalarının en önemli altlıklarından ve dayanaklarından biridir. İmar planı, idarî hukuk açısından, kişisel olmayan, genel ve düzenleyici nitelikte bir yönetsel işlemdir ve bugünkü durumu yeniden düzenlemekte, değiştirmekte, kaldırmakta, yeni bir durum yaratmaktadır. İmar planı, mülkiyet hakkına konulan çeşitli sınırlamaların yasal kaynağını oluşturduğu gibi, devletin, belediyelerin ve özel kişilerin girişecekleri çeşitli hizmetlerin ve yapılaşma çalışmalarının genel çerçevesini de oluşturmaktadır.

Türkiye'de, kentleşme ve yerleşme düzeninin sağlanmasında zorlayıcı, kısıtlayıcı ve yönlendirici kararlarla ülke genelinde tekdüze kurallar koyan 3194 sayılı İmar Yasasının 5 inci maddesine göre, uygulama imar planı, uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntılarıyla gösteren plandır. Buna göre, imar planlarının, planlı ve programlı çalışmalar içerisinde, etaplar halinde uygulanması gerekmektedir. Bu amaçla, 3194 sayılı İmar Yasasının 10 uncu maddesinde "belediyeler, imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç üç ay içinde, bu planı tatbik etmek üzere beş yıllık imar programlarını hazırlarlar" kuralına yer verilmiştir. İmar Yasasının 18 inci madde uygulama yönetmeliğinin 5 inci maddesinde, belediyelerin ve valiliklerin, beş yıllık imar programlarına öncelik tanımak, kentin gelişme ve gereksinimlerine göre yeterli miktarda arsayı konut yapımına hazır bulunduracak şekilde uygulama imar planlarında düzenleme alanları saptamak, bu alanlarda imar planlarını uygulamak zorunda oldukları belirtilmektedir. Yasa ve uygulama yönetmeliğinin bu kesin kuralları, imar planlarının, belirli süreler içerisinde gerçekleştirilecek planlı ve programlı çalışmalarla yaşama geçirilmesini öngörmektedir. Ancak, bu kurallar ülkemiz belediyelerince pek az işletilmekte ya da hiç uygulanmamaktadır.

Meclis gündemine getirilen yasa tasarısında belirtilen konulara hiç değinilmemesi dikkat çekmektedir. Yasa tasarısında, imar planlarının, belediye meclisleri ya da il idare kurullarında onaylanmasının ardından hemen yaşama geçirilmesinden hareketle, 3194 sayılı İmar Yasasının 18 inci ve 2981 sayılı Yasanın 13/b maddesinde değişiklikler öngörülmektedir. Yasa tasarısıyla yapılmak istenen değişiklikler olumludur; ancak, yeterli değildir. IMF'nin ve Türkiye'ye kredi veren kuruluşların isteği yerine getirilmek ile imar sorunlarımızın çözümü farklı konulardır. Hükümetin, Türkiye'nin imar sistemini bir bütün olarak ele alan bir tasarıyı Meclisin gündemine getirmesi beklenirdi.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 2 nci maddesinde ifadesini bulan, ülkemizin temel niteliklerinden biri olan laiklik ilkesinin bir gereği olarak, İmar Yasasının 18 inci maddesinde düzenleme ortaklık payı adıyla yapılacak kesintilerden karşılanan alanlar arasındaki "cami" deyiminin "ibadet yeri" olarak değiştirilmesi ve aynı zamanda ilk ve ortaöğretim alanlarının bedelsiz karşılanmasına olanak tanınması, elbette olumlu ve imar sisteminde gecikmiş değişikliklerdir. Ancak, İmar Yasası mevzuatı ile imar sistemindeki en büyük sorun imar planlarının yapılmasında değil, bu planların araziye uygulanmasını sağlayan arsa ve arazi düzenlemelerinin hayata geçirilmesinde yaşanmaktadır.

Sayın milletvekilleri, bilindiği gibi, arsa ve arazi düzenlemesi, arazinin son kullanma durumunu gösteren kadastro haritaları ve tapu kütüğü bilgilerinin İmar Kanunu ve yönetmeliklerine göre imar planında öngörülen arazi kullanış kurallarına uygun biçimde imar parsellerinin oluşturulması için yapılan ayırma, birleştirme ve yeniden dağıtma işlemlerine denilmektedir. Dolayısıyla, arsa ve arazi düzenlemesi, tapu kütüğünde kayıtlı taşınmazların, imar planıyla getirilen düzene uygun biçimde kullanılmalarını sağlayan bir yöntemdir ve gereği gibi uygulanmamasının sonuçları, yasa tasarısının gerekçesinde de belirtildiği gibi, çarpık ve kaçak yapılaşma, plansız ve sağlıksız yerleşme şeklinde ortaya çıkmaktadır.

Yasa tasarısıyla öngörülen değişikliklerin, İmar Kanununun "arazi ve arsa düzenlemesi" başlıklı 18 inci maddesinde yapılmak istenmesiyle, kentlerimizde yaşanan bu çarpık gelişmeye bir son vermek ve imar planlarının, ülke çapında planlı ve programlı çalışmalarla, arsa ve arazi düzenlemeleri yoluyla yaşama geçirilmesi bir fırsat olarak değerlendirilebilirdi. Görülmektedir ki, hükümetin böyle bir niyeti de bulunmamaktadır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; yasa tasarısının 2 nci maddesiyle, 2981 sayılı Yasanın 13/b maddesine eklenen paragrafla, kamuya ayrılan alanlardaki gecekondu ve kaçak yapıların tapu sahiplerinin, imar uygulamasında imar hakları almaları kayıt ve şartıyla tasfiyesi öngörülmektedir. Bu durumda, kamuya ayrılan alanlarda ve kapsayan yerlerde imar planları ne zaman ve ne şekilde uygulanacaktır. İmar planlarının uygulanmasında en önemli bir araç olan arsa ve arazi düzenlemeleri, müşterek mülkiyetli parsellerde her hissedara müstakil parsel verilmesi ve en çok küçük hisselerin dağıtımında yaşanan sorunlar nedeniyle bir türlü geniş uygulama sahası bulamamaktadır. Bu sorunlar dikkate alınmadan, uluslararası alandaki bazı çevrelere şirin görünmek pahasına, özünde olumlu olmakla birlikte, ülkemiz belediyelerinin ve şehirleşmenin önünün açılmayacağının bilinmesi gerekmektedir.

İmar Yasasının 18 inci maddesinde yapılan bu değişikliğin, aynı kanunun "imar programları" başlıklı 10 uncu maddesinde, beş yıllık imar programlarının imar planlarıyla birlikte yürürlüğe girmesi öngörülerek desteklenmeliydi. Bu şekilde bir düzenleme yapılması halinde faydalı sonuçlar doğurabileceği gözardı edilmiştir. Ayrıca, müşterek mülkiyetteki parsellerin, arsa ve arazi düzenlemeleri sırasında, imar şartları da dikkate alınarak, her hissedara müstakil bir imar parseli verilecek şekilde düzenlemeye konu olabilecekleri hükmüne yer verilmelidir.

Türkiye'de harita mühendislik hizmetleri içerisinde önemli bir yere sahip olan arazi ve arsa düzenlemeleri, belediyeler ve valilikler tarafından taşınmaz sahiplerinin oluru aranmaksızın yapılmakta ve resen, tapu siciline tescil edilmektedir. Bu özelliği nedeniyle, arsa düzenlemeleri, Türk hukuk sistemi tarafından, sübjektif ve kişisel nitelikli bir idarî işlem olarak görülmektedir. Arsa ve arazi düzenlemeleri, belediyeler veya valiliklerin kamu gücünü kullanarak yürüttükleri bir işlemdir ve yürürlükteki bu kuralların uygun biçimde yapılıp yapılmadığının tek denetim aracı da idarî yargıdır. Anayasa Mahkemesine göre, kamu hizmetlerine ayrılan yerlerin ne zaman kamulaştırılması gerektiği ya da yapımından ne zaman vazgeçileceğinin belirtilmesi hukuk devletiyle doğrudan ilgili bir konu değildir. Bunun nedeni ise, 1982 Anayasasının 65 inci maddesinde yer alan "Devlet, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir" şeklindeki kuraldır. Danıştay da, imar planı uygulamalarını, belediyelerin, malî olanakları gözetilerek ya da yasa gereği belli bir program çerçevesinde gerçekleştireceğinden, bu konuda herhangi bir zorlama bulunamayacağı görüşündedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

24 konuşma daha · 3 Aralık 2003

24 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook