İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 85. BİRLEŞİM · SALI

Ergene nehrinhdeki kirliliğin araştırılması hk.(10/2 ve 10/6)

Erdoğan Kaplan

Tekirdağ Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 85. Birleşim · 1. yasama yılı · 27 Mayıs 2003 · 1.060 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Erdoğan Kaplan (CHP), 27 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ERGENE NEHRİNHDEKİ KİRLİLİĞİN ARAŞTIRILMASI HK.(10/2 VE 10/6)); konuşma 1.060 kelime.

Erdoğan Kaplan (CHP, Tekirdağ). “Ergene nehrinhdeki kirliliğin araştırılması hk.(10/2 ve 10/6)”. TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim tutanağı, 27 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erdogan-kaplan-22-2003-05-27-ergene-nehrinhdeki-kirliligin-arastirilmasi-hk-10-2-ve-10-6 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ERDOĞAN KAPLAN (Tekirdağ)Sayın Başkanım, çok değerli milletvekilleri; bilindiği üzere, Ergene Nehri, Trakya yöresinde, kuzeyinde Istıranca Dağlarındaki kaynaklardan doğan 194 kilometre uzunluğunda, 10 730 metrekare drenaj alanına sahip, 16 ana kolu olan, Trakya yöresinin can damarı konumunda bir akarsudur. Ergene Nehri havzası, ayrıca, Kırklareli'nin Lüleburgaz, Babaeski, Vize, Pınarhisar, Pehlivanköy ve Kofçaz; Tekirdağ'ın Çorlu, Çerkezköy, Malkara, Hayrabolu, Saray ve Muratlı; Edirne'nin Uzunköprü, Yeniköy, Havsa, Süloğlu, Meriç gibi, yerleşimin son derece yoğun olduğu ilçeleri ve bu ilçelere bağlı diğer yerleşim yerlerini içine almaktadır. Ergene Nehri, ayrıca, Trakya yöresinde, çiftçilerimizin yaklaşık 300 000 dekarlık birinci, ikinci ve üçüncü sınıf önemli tarım alanlarının beslendiği en önemli akarsudur. Diğer taraftan, Ergene Nehri, uluslararası su niteliğinde olan Meriç Nehrinin en önemli kolu durumdadır.

Yukarıda açıklandığı kadarıyla, ülkemiz ve özellikle Trakya yöremizde, gerek çevresel gerekse sosyoekonomik açıdan önemli bir yer işgal eden Ergene Nehri ve havzasının doğal dengesinin korunması, son derece hayatî bir öneme sahiptir; ancak, Ergene Nehri, sanayi atıkları, evsel atıksular, uygun olarak yapılmayan tarımsal gübreleme nedeniyle hızla kirlenmekte, havza içerisindeki bitki türleri azalmakta, canlı türleri yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır. Ergene'nin suyuyla temas eden insanlarda ishal, cilt ve solunum yolları hastalıkları görülmektedir. Ayrıca, insan sağlığını tehdit eden zehirli maddeler yeraltı sularına karışmakta; bu sulardan içen hayvanların süt ve etlerinde görülen maddelerde, yine, çeşitli hastalıklara yakalanma riskini artırmaktadır.

Yakın geçmişe kadar Ergene'nin hayat verdiği tarımsal faaliyetler için en verimli ve elverişli yerler olarak kabul edilen toprakların, 1985 yılından beri, Trakya yöresine ait master plan olmaması, sanayileşme ve tarım alanlarının birbirinden ayrılmaması, birtakım kişilerin rant peşinde olması, bugün, çoğu sanayi alanı olarak kullanılan bu topraklarda verimliliğin yitip gitmesine neden olmuştur. Ayrıca, Istıranca Dağlarında, dünyada ender görülen Longos ormanları, Havsa güneyinde yer alan sulak alanlarda Gala Gölü gibi birçok değerli ekosistem bu kirlilikten etkilenmektedir.

Toprak zengini olan ülkemizde, sanayimiz için doğru alanları seçme imkânına ve özgürlüğüne sahibiz; ancak, hiçbir teknoloji, Ergene havzası gibi bir tarım alanını, yeniden ve istediğimiz yerde inşa etmemizi mümkün kılamaz. Yörede tarımsal faaliyetlerini sürdürmekte olan yurttaşlarımız, tarımsal sulamayı Ergene Nehrinden yaptıkları için, tarımda ürün verimi ve kalitesinde düşmeler meydana gelmiştir. Ergene Nehri yakınında çeltik tarımı yapan üreticilerimiz, çeltiklerinde hastalık meydana geldiğinden, 70 000 dönüm arazilerinin ekilemediğini belirtmektedirler. Bu da, yaklaşık 50 000 ton çeltik ürününün kaybı demektir. Kriz döneminin zorluklarıyla mücadele eden çiftçimiz ve ülkemiz için büyük bir kayıptır.

Trakya Üniversitesi ve Devlet Su İşlerinin yaptığı incelemeler sonucunda, mevcutta 132 200 dekar tarım alanının kirlilikten etkilendiği, sulama yapılamadığı ve halen işletmede olan Devlet Su İşlerinin sulamalarından Altınyazı, Karasaz, Sultanköy, Karpuzlu sulamalarının da, bu kirlilikten etkilenerek, bölgede, yaklaşık 700 000 dekar arazinin bu kirliliğin etkisi altında kalacağı neticesi ortaya çıkmıştır.

Ergene Nehrinin temizlenmesi, insan ve çevre sağlığının yok edilmesine karşı bir mücadeledir. Bu bağlamda, akılcı ve gerçekçi yaklaşımlarla çözüm aranması zorunludur. Ergene'nin suyu, her mevsimde tarımsal sulamaya yetecek miktardadır; ancak, su kalitesi ve temizliği açısından artık tarımsal sulamaya elverişli değildir. Bölgede, bugüne kadar sanayi alanlarının ve tarım alanlarının birbirinden ayrılmaması, sanayi tesislerinin gerekli çevresel önlemleri almadan atıklarını doğrudan havzaya boşaltması, bölgedeki yerleşim alanlarının kanalizasyon sistemlerinin hiçbir önlem alınmadan Ergene Nehrine akıtılması, yaşanan çevre felaketini gün geçtikçe artırmakta ve ileride telafisi mümkün olmayacak sonuçlara gidilmesini hızlandırmaktadır.

Trakya yöresinin, nedenleri bilinen bu çevre felaketinden bir an önce kurtarılması, ileride oluşacak sosyoekonomik problemlerin bir an önce önlenmesi ve sürdürülebilir kalkınma anlayışı içerisinde Ergene havzasının master planının bir an önce hazırlanması bir zorunluluktur.

Bölgede, bugüne kadar, Trakya Üniversitesi, Çevre Bakanlığı, Devlet Su İşleri ve benzeri kamu kurum ve kuruluşları tarafından planlama çalışmaları ve projeler başlatılmış; ancak, birbirinden bağımsız ve yetersiz bütçelerle yürütülen bu çalışmalar, doğal olarak, bir sonuca ulaştırılamamıştır.

GAP Projesinde olduğu gibi, Ergene havzasının da bir bütün olarak ele alınması ve kurumlar arasında gerekli koordinasyonun sağlanması gerekmektedir. GAP Projesine şu ana kadar 20 000 000 000 dolar harcanmışken, GAP kadar önemli ve verimli Trakya toprağını kaybettiğimize dikkat çekmek istiyorum.

Sanayileşme ve şehirleşme sürecine giren ve bu süreci tamamlayan ülkeler, bu gelişme sırasında tabiatı sonsuz bir kaynak kabul etmiş ve kullanmışlardır; fakat, tabiatın kendini yenileme kabiliyetinin sınırlığı olduğu ve ekolojik dengenin bir daha düzelmemek üzere bozulduğu görüldüğünde, geri dönüşün mümkün olmadığı anlaşılmıştır.

Toprağın, içmesuyu, yeraltı suyu ve yüzeysel su kaynaklarının bazı ağır metaller açısından kirlenmesinde evsel ve endüstriyel atıkların rolü büyüktür. Bu atıkların, direkt olarak tarım arazilerine veya yüzeysel su kaynaklarına boşaltılması ya da bir içmesuyu iletişim hattının yanından geçmesi, hem toprakta hem de yüzeysel veya içmesularında ağır metal kirlenmesine neden olmaktadır.

Geçmiş zamanlarda Ergene, Trakya'nın Nil'i kabul edilirdi. Çorlu'dan itibaren Edirne'ye kadar uzanan bu ana akarsuya -nehre- ışıltılı, pırıltılı su anlamına gelen "Ergene" demişlerdir. Osmanlılar için Trakya, buğday ambarı sayılırdı. Doğal ki, Ergene'nin kıymeti yanında, külfeti de vardı; taşkınlığı, en büyük sorunuydu. Bu nedenle, cumhuriyet hükümetleri için, disipline edilmesi gereken sular olarak görüldü.

Esasen, 1926 yılında Alpullu Şeker Fabrikasının kurulmasıyla, Trakya şeker sanayi bölgesi, toplam arazi büyüklüğüyle ikinci bir Çukurova olarak düşünülmüştür. Bu politika doğrultusunda, zaman içerisinde, bölgede, 150 gölet yapılması hedeflenmiştir; ancak, cumhuriyet hükümetlerinin Trakya'yı ikinci Çukurova yapma hedefleri 1980'li yıllara doğru terk edilmiş, böylelikle, Ergene feda edilmiştir. Sonuçta, Trakya'da toprak, hava ve sular kirlenmiştir. Şimdi, gündeme, Ergene'yi nasıl kurtarırız sorusu gelmiştir. Hiç kimse kimseyi oyalamasın; zira, Ergene, Trakya'nın kanalizasyonu durumuna gelmiştir.

Ergene ve Trakya topraklarını, yalnız fabrikalar değil, kasaba ve şehirlerin atıksuları da kirletmektedir. Önce, kentlerde, kasabalarda arıtma tesisleri kurulması gerekir. Fabrikaların arıtma tesislerinin 24 saat çalıştırması, ısrarla takip edilmesi lazımdır. Su kaynakları çevresine ve su havzalarına kirleticilerin yapılması önlenmeli, hiç değilse, kontrol edilmelidir. Bunun da, bir devlet politikası ve çevrecilik bilinciyle olacağı unutulmamalıdır.

Ergene'nin kirlilikten kurtarılması için, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün dere ıslahı çalışmalarına hız vermesi; ayrıca, Trakya su, kanalizasyon ve katı atık idaresi genel müdürlüğünün kurulması ve atıksu arıtma ve katı atık tesislerinin yerlerinin, sayısının ve deşarj yöntemlerinin belirlenmesi gerekmektedir. Arıtılmış atıksuların Ergene Nehrine akıtılması, denize deşarj edilmemesi gerekmektedir; çünkü, sulama tarımı yapan üreticilerimiz su sıkıntısı çekecektir. Arıtma yapılacak yerlerden aşağıda kaynak ve dere yoktur. Sular, arıtıldıktan sonra, tekrar kullanılmaya uygun şekilde, kendi akarına bırakılmalıdır. Her ne kadar, komisyon raporunda tersi karar olmakla beraber, doğrusu budur. Ergene'nin tek başına kurtarılmasının fazla bir yarar sağlaması, Trakya'yı kirleten tüm kirleticilerin üstüne gidilmesine bağlıdır.

Yabancılar "Türkler, önce sorun yaratır, sonra yarattıkları sorunları çözmek için çalışırlar" der. Bu gerçek Ergene için de geçerlidir. Ne diyelim, biz böyleyiz işte! Bugüne kadar yapılan çalışmalarda her şey, rapor olarak, kâğıt üzerinde kalmıştır. Umut ederim ki, komisyonumuzun raporu somut çözüm üretir ve hayata geçirilir.

Bütün bu komisyon faaliyeti içerisinde emeği bulunan kamu kurum ve kuruluşlarına, göstermiş oldukları çalışma ve hassasiyetten dolayı teşekkür eder; hepinize saygılarımı sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

21 konuşma daha · 27 Mayıs 2003

21 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook