İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 37. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

G.antep ilinin düşmen işgalinden kendi imkanlarıyla kurtuluşu nedeniyle

Erkan Mumcu

Isparta Milletvekili ·

Genel Kurul, 37. Birleşim · 2. yasama yılı · 25 Aralık 2003 · 609 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Erkan Mumcu, 25 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: G.ANTEP İLİNİN DÜŞMEN İŞGALİNDEN KENDİ İMKANLARIYLA KURTULUŞU NEDENİYLE); konuşma 609 kelime.

Erkan Mumcu (Isparta). “G.antep ilinin düşmen işgalinden kendi imkanlarıyla kurtuluşu nedeniyle”. TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim tutanağı, 25 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erkan-mumcu-22-2003-12-25-g-antep-ilinin-dusmen-isgalinden-kendi-imkanlariyla-kurtulusu-nedeniyl (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERKAN MUMCU (Isparta)Sayın Başkan, çok teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlar, Sayın Başkanın Yüce Heyetinize ifade etmiş olduğu gibi, yıldönümleri vesilesiyle söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Her şeyden önce, Ulusal Kurtuluş Savaşımızın büyük kahramanlarından merhum, Cumhurbaşkanımız İsmet İnönü'yü, rahmetle ve minnetle yâd etmek istiyorum. Yine, Ulusal Kurtuluş Savaşımızın büyük kahramanlarından, İstiklal Marşımızın şairi, büyük Türk edebiyatçısı Mehmet Âkif Ersoy'u da, rahmetle ve minnetle yâd ediyorum ve tabiî, Gaziantep'i, Gazianteplileri kutluyorum; Gaziantep'in kurtuluşuna kanlarıyla katılmış bütün şehitleri rahmetle yâd ediyorum; gazileri de -bugün hayatta olanları var mıdır bilmiyorum; ama, zannediyorum yoktur- rahmetle yâd ediyorum, minnetle yâd ediyorum ve şükranlarımızı ifade ediyorum.

İzin verirseniz, bütün bunlar etrafında olmak üzere, Âkif'e ilişkin birkaç söz söylemek istiyorum.

Bir toplumun ulusal varlığı, esas itibariyle, o toplumun ortak arzuları, ortak beklentileri, ortak hayalleri ve tabiî, ortak geçmişiyle oluşur, ondan ibarettir ve bir toplumun ulusal bilinci dediğimiz şey, bütün bu değerlere olan inancı, bağlılığıdır. Pek çok değerle zenginleşen ulusal varlığımız, ulusumuzun geleceği konusunda da önemli bir teminatımız. Bunun için de, Âkif'in özel ve önemli bir yeri var; bir düşünür olarak, bir Kurtuluş Savaşı kahramanı olarak, bir şair olarak, edebiyatçı olarak çok özel bir yeri var. Herkes bu konuda birçok şey söyledi, benim için en çarpıcı olanlarından bir tanesini müsaade ederseniz sizinle paylaşmak istiyorum.

Âkif'in en büyük özelliği kendi ulusuna bir yabancı gibi bakmamasıdır. Kendi ulusunun, kendi toplumunun beğenmediği hususiyetlerine dahi kendi meselesi olarak yaklaşması, içeriden yaklaşmasıdır. Toplumu uygun görmediği, beğenmediği ya da layık bulmadığı halinden, formundan, yaşayış biçiminden birtakım mekanik yöntemlerle başka bir biçime, başka bir hale transforme etmek isteyen, daha çok yabancılaşmış aydın tipine benzemeyen, toplumunun bütün meselelerini içinden kavrayan, toplumunu içeriden kavrayan ve toplumunun değişimine, dönüşümüne içeriden öncülük eden son derece önemli, değerli ve şahsiyetli bir aydın tipidir. Kendi dönemindeki aydınlardan bir kısmının, ülkenin ve toplumun içinde bulunduğu hoşnutsuz koşullar karşısında topyekûn değişimci, hatta mandacı diyebileceğimiz birtakım yol ve yöntemlere prim verdikleri, sözcülüklerini yaptıkları, bayraktarlığını yaptıkları, hatta, siyasî aksiyona dönüştürdükleri bir dönemde, Akif, toplumunun yaşadığı bütün sorunları, toplumla beraber yaşayan; onun, o halini değiştirmesi için ihtiyaç duyduğu enerjiyi, ihtiyaç duyduğu morali, maneviyatı, yine, onun, kendi dinamiklerinden üretip, ona sunan, son derece önemli bir millî aydın tipidir.

Âkif'in Safahatında, o gün tanık olduğu sosyal meselelere, toplumsal meselelere ilişkin çok detaylı tablolar, sahneler görmek mümkündür. Âkif, toplumunun bütün meselelerine tanıklık etmiş ve bunu eserlerinde yansıtmıştır. Dikkat çekici ve önemli olan şey, Safahat'ta zikredilen pek çok problemin, aradan geçen yaklaşık yüz yıla rağmen, bugün, hâlâ, toplumumuzun çeşitli biçimlerde yaşadığı sorunlar olmaya devam etmesidir.

Sorgulamamız gereken bir şey var. Bizim mi sorun çözme yeteneklerimizde bir problem, bir sorun var, sorun çözmeyi beceremiyoruz; yoksa, sorun çözme yaklaşımımızda mı bir şey var; yoksa, bunlar çözülemez, aşılamaz sorunlar mı? Bu, düşünmemiz gereken ve üzerine sistematik akıl koymamız gereken bir şey. Bunun için, aydınlara ve bir aydın tavrına ihtiyacımız var.

Ben, konuşmamın sonunda, Türkiye'nin, bugün, karşı karşıya olduğu meselelerin bir çözüme kavuşturulmasında, Türkiye'nin, Atatürk'ün bize gösterdiği çağdaş uygarlık düzeyine ulaştırılmasında bir sistem çözümü sunabilecek, daha doğrusu, çözüm sistemleri üretebilecek bir katkının, ancak, Mehmet Âkif'inkine benzeyen bir aydın duruşundan üretilebileceğine inanıyorum. Toplumuna yabancılaşmayan, toplumuna tepeden, yukarıdan, üstten, yandan; ama, toplumun dışında bir yerde durarak bakmayan, onu içeriden kavrayan, onun gelişmesini, onun büyüyüp, serpilmesini, onun sorunların üstesinden gelmesini, kendi iç dinamikleriyle başarmasına yardımcı olan bir aydın sorumluluğu. Âkif, gerçekten, bir Türk aydını arayışının, profilinin son derece önemli örneklerinden birisidir; daha çok İstiklal Marşı ve Kurtuluş Savaşındaki katkılarıyla öne çıkarılmış profilinin yanında, algılanmasının yanında, bu boyutunun kavranılmasının da, bugün, yeniden düşünülüp tartışılmasının da daha anlamlı, daha yararlı olacağını düşünüyorum. Bu vesileyle, kendisine Allah'tan rahmet diliyorum.

Sözlerimin sonunda, yeniden, Ulusal Kurtuluş Savaşımızın büyük önderi, İkinci Cumhurbaşkanımız İsmet İnönü'ye ve bütün şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyor, hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

48 konuşma daha · 25 Aralık 2003

48 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook