İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 88. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Sosyal güvenlik kurumu kanunu tasarısı ve sağlık, aile, çalışma ve sosyal işler hk. (s.s.1102)

Erkan Mumcu

Isparta Milletvekili ·

Genel Kurul, 88. Birleşim · 4. yasama yılı · 13 Nisan 2006 · 966 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Erkan Mumcu, 13 Nisan 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL GÜVENLİK KURUMU KANUNU TASARISI VE SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER HK. (S.S.1102)); konuşma 966 kelime.

Erkan Mumcu (Isparta). “Sosyal güvenlik kurumu kanunu tasarısı ve sağlık, aile, çalışma ve sosyal işler hk. (s.s.1102)”. TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim tutanağı, 13 Nisan 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erkan-mumcu-22-2006-04-13-sosyal-guvenlik-kurumu-kanunu-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sos (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA ERKAN MUMCU (Isparta)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlar, Meclisimizi, Genel Kurulumuzu televizyonlarından da izleyen vatandaşlarımız genellikle kanun tasarılarının ayrıntıları hakkında grup başkanlarının konuşmasına pek alışkın değildirler; ama, özellikle, Anamuhalefet Partisi Cumhuriyet Halk Partisinin, iktidar grubunun tasarıyı temel kanun olarak görüşmek konusundaki ısrarını protesto ederek görüşmelerden çekilmiş olması dikkate alındığında, muhalefetin bu tasarıya ilişkin görüşlerinin seslendirilmesi; ama, bundan daha önemlisi, sosyal hayatımızın her alanını ilgilendiren böyle bir konunun enine boyuna konuşulabilmesi, gerçek çözümlerin bu kürsüden tartışılabilmesi için bu görüşmelerin sınırlandırılmış imkânlarla dahi olsa bir imkân olduğu ve iyi değerlendirilmesi gerektiği kuşkusuzdur. O bakımdan, sosyal güvenlik şemsiyesi dışında kalan milyonlarca insanımızın haklarını, ücretler üzerindeki aşırı vergi ve prim yüklerinden bunaldığı için ya kayıtdışılığa kaçmak zorunda kalan ya kayıtdışılıkla rekabet etmek zorunda bırakılan yüzbinlerce, milyonlarca işverenimizin sorunlarını çözebilecek ve Türkiye'nin rekabet gücünü yeniden Türkiye'ye kazandırabilecek imkânları bulabileceğimiz; diğer yandan, kayıtdışılık dolayısıyla gerek vergi tabanını gerek prim tabanını yayamamış olmaktan kaynaklanan finansman açıkları sorununu borçlanarak, yükselen borçlanmanın bedelini yüksek risk primi, yani yüksek faizlerle ödemek zorunda kalan ekonomimizin belki bu tasarı içinde ele

(x) 1102 S. Sayılı Basmayazı 12.4.2006 tarihli 87 nci Birleşim Tutanağına eklidir.

alınabilecek çözümlerle gerçekten bir kurtuluşa doğru yönelebileceği fırsatını kaçırmamak için, iktidar grubunun dikkatini bir kez daha çekmek üzere huzurlarınızdayım ve bu kanun görüşüldükçe de huzurlarınızda olacağım; çünkü, bu mesele son derece önemlidir, bu meselede birbirimize meramımızı anlatmamız gerekiyor. Ya siz bana, Sayın Bakan ve sizler gelip bana, bize yanıldığımızı kanıtlayacaksınız ve buradan bizi izleyen insanlar da sağduyulu bir müzakerenin neticesinde aklıselimi bulduğumuza ikna olacaklar ya da ben sizi ikna edeceğim ve Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu devrim niteliğinde bir çözümü hep beraber hayata geçirmek fırsatını bulacağız.

Değerli arkadaşlar, dün, ana hatlarıyla, bana sağlanan sınırlı zaman aralığı içinde anlatmaya çalıştım; müsaade ederseniz, bugün tekrar etmek istiyorum. Burada çok dikkat edilmesi gereken ve asla yabana atılmayacak bir çözüm önerisiyle huzurunuzda bulunuyorum.

Sistemimizin temel problemi, aktueryal dengesidir arkadaşlar. Sistemimizde 13,3 milyon prim ödeyen çalışan var, sistemimizde yaklaşık 7,5 milyon -bu rakamlar net rakamlar değil, yaklaşık rakamlardır- emekli var ve sistemimizin, sosyal güvenlik sistemimizin toplam olarak prim tahsilatından elde ettiği gelir 30,6 katrilyon liradır. Sistemin diğer gelirleri, sair gelirleri, yani, işletmelerinden, aldığı kiralardan ve katılma paylarından sair gelirleri, toplam 4,6 katrilyon lira civarındadır. Katılma payı dediğim, sağlık harcamalarına katılma payıdır. Sistemin 35,2 katrilyon lira geliri vardır.

Sistemin emekli aylıkları için 2005 yılı içinde ödediği para 39,2 katrilyon liradır. Sistemin sağlık giderleri için ödediği para 14,2 katrilyon liradır. Sistemin sair giderleri için ödediği para, yani, kurumun işletmesi adına ödediği para 5 katrilyon liradır. Yani, toplam giderleri 58,4 katrilyon liradır. Hastane birleşmeleri dolayısıyla henüz tahakkuk ettirilememiş, tahakkuk işlemleri tamamlanamamış faturaların da eklenmesiyle, bu rakam daha da büyüyecektir. Ancak, bu, bahsi diğerdir. Bunu şimdilik bir tarafa bırakıyorum. Hastane birleştirmeleri kararının hazırlıksız ve plansız yapılmış olmasının maliyetini çok ağır olarak ödeyeceğimizi, o gün Sayın Bakan da söylemişti, aranızdan değerli arkadaşlarım da ifade etmişlerdi, biz de ifade etmiştik; ama, bunu bahsi diğer tutuyoruz.

58,5 katrilyon giderimiz, toplam 35,2 katrilyon gelirimiz var; açığımız 23 katrilyon. Bu açığı, biz, hazineden, açık finansman olarak, doğrudan kurumlararası kaynak aktarımı biçiminde karşılıyoruz; bu para bütçemizde var. Şimdi, sistemin sıhhate kavuşturulması için ne yapmamız gerekiyor? Sisteme prim ödeyicisi yeni üyeler katmamız gerekiyor ki, Avrupa Birliği ülkelerinde olduğu gibi, prim ödeyen sayısının oranını 3'e 1, 4'e 1 düzeylerine çıkarabilelim. Peki, var mı, prim ödeyecek insan var mı? O noktada sorun şurada ortaya çıkıyor. Prim yükleri aşırı yüksek bir hale geldiği için, sistemin bağlıları sayıca azaldığı, sistemin giderleri arttığı için, yükselen prim oranları karşısında insanlar kayıtdışılığa yöneliyorlar. Bu kayıtdışılık çeşitli biçimlerde ortaya çıkıyor. Bunun birinci biçimi, hiç kayıt altına girmemek; ikinci biçimi, gerçek ücreti daha yüksek iken, daha düşük düzeyli, asgarî ücreti baz alan bir düzeyde sisteme kayıtlı gözükmek. En çok rastlanılan örneklerden bir tanesi de, aileden bir kişinin sisteme üye olması, diğerlerinin ücret-prim pazarlığıyla sistemin dışında kalmaları; ama, sistemin eş, yakınlar ve çocuklar için sağladıkları sağlık ve sair gibi güvencelerden de yararlanmaya devam etmeleridir. O yüzden, sistemin sağlık harcamaları prim ödeyenlerin sayısıyla mütenasip olmayacak biçimde yüksektir, sistemin sağlık şemsiyesi altındaki insan sayısı kat be kat fazladır.

Şimdi, biz diyoruz ki değerli arkadaşlar, bu 23 katrilyon finansman elimizde var. Bunu, doğrudan doğruya kurumlararası kaynak aktarımı biçiminde kullanmak yerine, "reel sektörde rekabet edemiyoruz, ücretler üzerindeki prim yükleri çok yüksek" diyen işverene, "bu ücretlerle prim ödersem geçinemem" diyen kayıt dışında kalmış işçiye, aslında, sisteme kayıtlılığı 1 gün ile 10 yıl arasındaki bütün çalışanlara prim desteği olarak versek. Asgarî ücreti baz aldığımızda, asgarî ücret üzerindeki ortalama prim yükü 150 ile 200 milyon Türk Lirası arasındadır işçi ve işveren beraber. Bunun, ortalama, dolar karşılığı 135 dolar diye kabul edelim. Biz desek ki, başlangıçta, 135 doların sisteme yeni katılanlar için 100 dolarını, sistemin birinci yılında olanlar için 90 dolarını, sistemin ikinci yılında olanlar için 80 dolarını, üçüncü yılında, dördüncü yılında giderek azalan oranlarda, yani, devlet için prim desteğinin giderek onuncu yıla doğru azaldığı, sisteme yeni katılanlar için onuncu yıla doğru tamamlandığı bir grafik içerisinde prim desteği olarak verdiğimizi söylesek, teşvik olarak söylesek, sisteme, en azından şu anda istihdam piyasasında var olduğunu bildiğimiz, fakat, kayıt dışında kalan 8 000 000 çalışanı katma imkânımız olur.

Elimizdeki kaynak neye tekabül ediyor, buna dikkatinizi çekmek istiyorum. 2006 yılı için elimizdeki kaynak 26 katrilyon liradır. Sistem dışında kaldığı için, yeşilkart dolayısıyla yükünü sosyal güvenlik sistemine bindiren 13 000 000, yani, başka bir fondan karşıladığımız 13 000 000 insanın harcamalarını dışarıda bıraktığımızda, başka sosyal yardım mekanizmalarıyla yapılan harcamaları da dışarıda bıraktığımızda, sadece sosyal güvenlik kurumlarının açık finansmanı için bütçeden ayrılan finansmanı baz aldığımızda, 26 katrilyon, yani yaklaşık 20 milyar dolar paramız var elimizde. 20 milyar dolar parayı… Tabiî ki, değişik düzeylerde sisteme katılacak insanlar için değişik rakamlar tespit edilecektir; ama, onların daha yüksek düzeylerde prim ve ödemelerle katılması halinde getirecekleri katkı da büyüyeceğinden, işçi ve işveren adına ortalama 100 dolar prim desteği sağlayacağımızı düşünürsek, elimize 16 600 000 kişi için kullanılabilir bir kaynak geliyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

35 konuşma daha · 13 Nisan 2006

35 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook