Türk ceza kanunu tasarısı (ss.664) ve (664'e 1inci ek)
Ankara Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 120. Birleşim · 2. yasama yılı · 15 Eylül 2004 · 462 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ersönmez Yarbay (AK Parti), 15 Eylül 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 120. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK CEZA KANUNU TASARISI (SS.664) VE (664'E 1İNCİ EK)); konuşma 462 kelime.
Ersönmez Yarbay (AK Parti, Ankara). “Türk ceza kanunu tasarısı (ss.664) ve (664'e 1inci ek)”. TBMM Genel Kurulu, 120. Birleşim tutanağı, 15 Eylül 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ersonmez-yarbay-22-2004-09-15-turk-ceza-kanunu-tasarisi-ss-664-ve-664-e-1inci-ek (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ERSÖNMEZ YARBAY (Ankara)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 78 inci madde üzerinde söz almış bulunuyorum; ancak, görüşmeler neticesinde bu madde biraz hafifletildiği için, artık, bu maddeye girmek istemiyorum, bu maddenin müzakeresini yapmak istemiyorum; ancak, bazı konulardaki düşüncelerimi de paylaşmak istiyorum.
Ben, ceza kanunları hazırlanırken, takdir yetkisinin hâkimlere çok geniş bir şekilde tanınmış olmasını, Türkiye gibi ülkelerde sakıncalı görüyorum; şundan dolayı: Türkiye, demokrasinin yeni yeni oturduğu, demokratik geleneklerin yeni yeni yerleştiği bir ülke. Dolayısıyla, tartışma konuları da çok fazla. Böyle, tartışma konularının çok fazla olduğu yerlerde çok fazla takdir yetkisi tanındığı zaman... İşte "on yıldan yirmi yıla kadar..." Arada bir ölçü yok. Örgütü kuranlar ve katılanlar aynı kategoride. Böyle, takdir yetkileri çok geniş kullanıldığı zaman, bunun, ileride, sanıkların aleyhine kullanılabileceğini düşünüyorum.
İnsanlığa karşı işlenen suçlar gerçekten önemli suçlar ve uluslararası suçlardır ve Türkiye'nin yumuşak karnıdır uluslararası suçlar. Zaten bir Ermeni soykırımından dolayı Türkiye'nin başı uzun yıllardır ağrıyor ve bu konu, her yerde tartışma konusu yapılıyor. Şimdi, insanlığa karşı işlenen suçlarda böyle bir zamanaşımı da işlemeyeceği için, ileride, bu maddeler Türkiye'nin başını daha fazla ağrıtacaktır diye düşünüyorum.
Türk Ceza Kanunu Tasarısının hazırlıkları uzun zamandır devam ediyor; Mecliste bulunan iki partinin böyle temel bir kanun üzerinde anlaşmış olmasından da son derece mutluyum; iktidar ve muhalefet partileri gerçekten önemli konularda zaman zaman anlaşmalıdır, buna da katılıyorum; ancak, bu anlaşmalar -burayı özellikle vurgulamak istiyorum- halkın aleyhine olmamalıdır. Yani, bu, özgürlükleri daraltan, özgürlükleri azaltan ve insanları, suçlu olmadıkları halde sanık durumuna düşüren, mahkûm ettiren bir mekanizma haline dönüştürülmemelidir. Biz, Türkiye'de bunları hep yaşadık; 12 Eylül, 28 Şubat süreçlerini yaşadık ve bu süreçlerde, çoğu zaman, ceza kanunlarının ve Anayasanın tam uygulandığını da görmüyoruz...
Biraz önce, yanlışlıkla "Ermeni soykırımından dolayı" dedim, biz Ermeni soykırımını kabul etmediğimiz için onu düzeltiyorum.
...mesela, Yargıtayda, normal bir sanığın dosyasının görüşülmesine üç senede, beş senede sıra gelmezken, bazı dosyaların sipariş usulü -MİT veya benzeri kurumlar devreye girdiği zaman- en alt sıradan çıkarılıp, bir hafta içerisinde görüşülüp karara bağlanması yanlıştır; bütün bu olaylara şahidiz. Tabiî, biz yargıya güveniyoruz; ama, yargının düzenli hareket etmesi kaydıyla güveniyoruz. Sanıklar arasında ayırım yaparak, bazı suçlar öncelikli suçlardır bazı suçlar da -aynı tipten suçlar olduğu halde- ikinci planda suçlardır, şeklinde bir ayırıma gitmemek kaydıyla; evet, yargıya güveniyoruz.
Tabiî, bu kanunların çıkarılması çok önemli değil, önemli olan yargı mensuplarının iyi yetiştirilmesidir, yargı mensuplarının sosyal, kültürel haklarının en iyi şekilde tanzim edilmesidir, onların kimseye muhtaç edilmeden, kimseye bağımlı kalmadan karar vermelerinin sağlanmasıdır; ama, bugünkü sistem içerisinde, maalesef, bu konular yeterince gerçekleştirilebilmiş değildir.
Bir de, şunu özellikle vurgulamak istiyorum: Türk Ceza Kanunu Tasarısı gibi önemli bir kanun tasarısını bir hafta üst üste görüşüyoruz; ancak, bu haftalık zaman dilimi içerisinde, zamandan kazanalım, konuşan arkadaşlarımız vakit kaybettiriyorlar, bir an önce evlerimize dönelim, tatile gidelim gibi bir anlayıştan öte, biraz da konuşan arkadaşlarımıza, tolerans gösterilmesi, hatta, konuşmalarının teşvik edilmesi gerektiğine de işaret ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
24 konuşma daha · 15 Eylül 2004