Türk ceza kanunu tasarısı (ss.664) ve (664'e 1inci ek)
Ankara Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 120. Birleşim · 2. yasama yılı · 15 Eylül 2004 · 464 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ersönmez Yarbay (AK Parti), 15 Eylül 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 120. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK CEZA KANUNU TASARISI (SS.664) VE (664'E 1İNCİ EK)); konuşma 464 kelime.
Ersönmez Yarbay (AK Parti, Ankara). “Türk ceza kanunu tasarısı (ss.664) ve (664'e 1inci ek)”. TBMM Genel Kurulu, 120. Birleşim tutanağı, 15 Eylül 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ersonmez-yarbay-22-2004-09-15-turk-ceza-kanunu-tasarisi-ss-664-ve-664-e-1inci-ek-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ERSÖNMEZ YARBAY (Ankara)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan tasarının 118 inci maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Ancak, bu tasarı, maalesef, esas tartışması gereken milletvekillerinin ellerine iki gün önce geçti. Tasarı bir aydır tartışılıyor ve dolayısıyla, bu bir aylık tartışma zamanı içerisinde son sözü söylemesi gereken, oy kullanması gereken milletvekilleri bu tasarıyı iki gün önce ellerine alıyorlar. Ben, hızlı hızlı okumaya çalışıyorum, yakalayabildiğim kadarıyla eleştirmeye çalışıyorum; çünkü, o kadar büyük çelişkiler var ki, böyle bir tasarının milletvekillerinin elinde üç ay öncesinde olması veya en azından ilgi duyanların bunu okuyup tartışmaları, araştırıp soruşturmaları gerekmez miydi diye düşünüyorum ve burada, Meclis Başkanını, tabiî, eleştiriyorum. Meclis Başkanlığı milletvekillerinin hakkını korumamıştır. Böyle önemli bir tasarının görüşülmesinde, bu tasarının, hiç olmazsa, onbeş yirmi gün önce milletvekillerinin ellerinde olması gerekirdi.
Şimdi, 118 inci madde sendikal hakların kullanılmasıyla ilgili. Biraz önce, siyasî hakların kullanılması, daha önce de kamu niteliğindeki meslekî kuruluşların haklarının korunması üzerinde durduk ve daha önce o maddeleri kabul ettik. Şimdi, kamu niteliğindeki meslekî kuruluşların -mesela, berberler odası, kasaplar odası, Ankara Ticaret Odası- faaliyetleri engellenirse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası, siyasî hakları engellenirse iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası... Çünkü, bunu siyasîler hazırlamış; anladığım kadarıyla, onun için, siyasî hakların engellenmesi biraz daha önem arz etmiş.
Sendikal hakların kullanılmasına gelince; sendikal hakları engellenirse, efendim, burada altı aydan iki yıla kadar... Yani, herkes gücüne göre burada cezalandırılıyor. İşte, en güçlü siyasîler; onun için, siyasal hakları engellendiği zaman beş yıl. Ondan sonra işverenler; işverenlerin hakları engellendiği zaman üç yıl. En garipleri işçiler; onların faaliyetleri engellendiği zaman da altı ayla iki yıl arasında hapis cezası öngörülüyor. Böyle bir tutarsızlık olamaz. Bu tartışılmadığı için böyle tutarsızlıklar var.
Şimdi, Türkiye'de özel sektörde çalışan işçilerin bugün sadece yüzde 6'sı sendikalı; sadece yüzde 6'sı! Sendikalar, bugün, sadece kamu kuruluşlarında kalmışlardır; kamu kuruluşlarının dışında sendika yok. Şimdi, ben, hükümete, tabiî, burada soruyorum: Bu maddeyi getiriyoruz ve bu madde yürürlüğe girdiği zaman, acaba, hükümet, bu maddeyi uygulayabilecek mi?! Bütün işverenler, sendikaya üye olan herkesi atıyorlar ve bir müddet sonra işverenler buraya gelecekler; işveren kuruluşları "bu maddeyi değiştirin; bakın, işyeri barışı bozuluyor, biz zaten zor işçi çalıştırıyoruz; şimdi, siz, işçi çalıştırmadığımız için, sendikal faaliyetlere engel olduğumuz için bizi hapsediyorsunuz, dolayısıyla işyerini bozuyorsunuz; onun için bu maddeyi değiştirin" diyecekler ve bir müddet sonra, bu madde, değişmesi için tekrar buraya gelecek. Dolayısıyla, uygulayabileceğimiz şeyleri tartışmamız lazım. Bugün fiilî durum bu. İşçilerin sadece yüzde 6'sı sendikalı çalıştırılıyor; o da büyük holdinglerde; küçükler, orta büyükler çalıştırmıyorlar. Dolayısıyla, acaba, biz bu kanun maddesini uygulayabilir miyiz; işyeri barışını bozmadan, işverenleri küstürmeden, işçilerin haklarını koruyarak biz bunu uygulayabilir miyiz, bunu çok iyi düşünmemiz lazım.
Ben, sadece düşünülsün ve aradaki çelişkiler... Yani işveren olunca üç yıl, siyasîler olunca beş yıl, işçiler olunca bir yıl, altı ay olmaz; böyle bir ayırımcılık olmaz. Bu, Anayasadaki eşitlik ilkesine de aykırıdır. Bu konuyu dikkatlerinize arz ediyor, saygılar sunuyorum.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
24 konuşma daha · 15 Eylül 2004