Serbest bölgeler kanunu ile gümrük kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında (s.s.275)
Aydın Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 10. Birleşim · 3. yasama yılı · 23 Ekim 2008 · 1.041 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ertuğrul Kumcuoğlu (MHP), 23 Ekim 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 10. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SERBEST BÖLGELER KANUNU İLE GÜMRÜK KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI HAKKINDA (S.S.275)); konuşma 1.041 kelime.
Ertuğrul Kumcuoğlu (MHP, Aydın). “Serbest bölgeler kanunu ile gümrük kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında (s.s.275)”. TBMM Genel Kurulu, 10. Birleşim tutanağı, 23 Ekim 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ertugrul-kumcuoglu-23-2008-10-23-serbest-bolgeler-kanunu-ile-gumruk-kanununda-degisiklik-yapilmasina-da (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MHP GRUBU ADINA ERTUĞRUL KUMCUOĞLU (Aydın)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 275 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 2’nci maddesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisinin görüş ve düşüncelerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum. Şahsım ve grubum adına hepinize saygılar sunuyorum.
Sayın Başkan, zaman zaman fırsat buldukça burada işaret etmeye gayret ediyorum. Adalet ve Kalkınma Partisinin yüce heyetimize kanunlaşmak üzere gönderdiği tasarıları tetkik ettiğimde bazı zafiyetler özellikle dikkatimi çekiyor. Bunlardan birincisi, metinlerde çok ciddi Türkçe hataları ve Türkçe zafiyetleri görüyorum. İkincisi, sanki bu tasarılar bürokrasi tarafından kerhen, usulen hazırlanıp da gönderilmiş havası ediniyoruz. Bunun çaresinin ne olabileceği konusunda alınabilecek tedbirleri takdirlerinize bırakıyorum ama biz bu şekilde kanun yapmaya, kanun tedvin etmeye devam edersek ileride ciddi sıkıntılarla karşılaşacağımız muhakkaktır. Ne demek istediğimi müsaade ederseniz hemen bu tasarının bazı maddelerinden hareketle ifade edeyim.
Şimdi, tasarının 4’üncü maddesinde Gümrük Kanunu’nun 152’nci maddesi aynen taşınılıp getiriliyor ve bunun son cümlesi şöyle: “…ve serbest dolaşımdaki eşyanın bir serbest bölgeye konulması nedeniyle normal olarak eşyanın ihracına bağlı olanaklardan yararlandığı yerlerdir.” Ben, gerek gümrük mevzuatına gerek dış ticaret mevzuatına ve dolayısıyla her iki konunun diline aşina bir kimseyim, bunu okuduğum zaman ne söylenmek istediğini aşağı yukarı anlayabiliyorum ama taalluk eden yani ifade edilmek istenen gayenin Türkçede bu şekilde ifade edilmesi doğru da değildir, mümkün de değildir. Sıradan bir insanın bundan neyi ifade etmek istediğini anlaması mümkün değildir. Eğer ben yanlış anlıyorsam, zaten bu kanun maddesi değildir.
Başka bir hususa dikkatinizi çekiyorum yine aynı bu kanunla ilgili olarak. Tasarının 9’uncu maddesiyle Kanun’a bir geçici 7’nci madde eklenmek isteniyor ve deniyor ki: “Bu Kanunun 152 nci maddesinin 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununa aykırı hükümleri Avrupa Birliğine tam üyeliğin gerçekleştiği tarihe kadar uygulanmaz.” Peki, bunu bir yere koyuyorsunuz. Ama söz konusu Gümrük Kanunu’nun 152’nci maddesi aynen bu kanuna monte edilmiş durumda. O zaman böyle garip bir ifade yerine “Gümrük Kanunu’nun 152’nci maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.” demeniz lazım. Şimdi bu madde orada var, aynen duruyor, aynı, kelimesi kelimesine, harfi harfine bu kanuna yerleştiriliyor, ondan sonra deniliyor ki: “O kanunun bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz.” Bunun -tabirimi mazur görün- laubalilikten başka şekilde izah edilmesi mümkün değildir. Böyle şey olmaz. Bu yüce Meclis, bu bin yıllık devlet tarihi olan ülke böyle kanun yapmaz, yapamaz, yapmamalıdır. Ben sadece politikacıları değil, bürokratlarımızı da biraz daha dikkatli olmaya davet ediyorum. Bu kanun, bu madde sakat. Bu hâliyle sakat, bu kanun sakat.
Şimdi gelelim 2’nci maddeye, madem onun hakkında söz aldık. Şimdi ne yapıyorsunuz: Tasarının 2’nci maddesinin birinci paragrafıyla serbest bölgelerde ne tür sınai, ticari ve hizmetle ilgili faaliyetlerin yapılabileceğine dair karar verme yetkisi Ekonomik İşler Yüksek Koordinasyon Kurulundan alınıp Yüksek Planlama Kuruluna veriliyor. 2’nci maddeyle ilgili düzenleme bu. Neden bunu yapıyorsunuz? Ekonomik İşler Yüksek Koordinasyon Kurulu kaldırıldı mı, bilemiyorum; kaldırılacak mı, bilemiyorum. Niye orada bu iş sağlıklı bir şekilde yürütülmedi, bilemiyoruz. Çünkü bize bu konuda bir izahat verilmiyor, “Böyle yaptık.” deniyor. Peki, öyle yapın!
Arkasından devam ediyor. İkinci paragrafı: “Üretici işletmelerin talepleri hariç olmak üzere fiyat, kalite ve standartlarla ilgili olarak kamu kurum ve kuruluşlarına kanunlarla ve diğer mevzuatla verilen yetkiler serbest bölgelerde uygulanmaz.” deniyor. Haa, bu deniyor ama, bu tek başına bir hüküm değil, çünkü geçici 6’ncı maddede bir hüküm var, diyor ki: “Serbest bölgeler, AB ile tam üyeliğin gerçekleştiği tarihe kadar, menşe hükümlerinin uygulanması bakımından ise Türkiye gümrük bölgesi sayılır.” Haa, eğer menşe hükümlerinin uygulanması açısından siz serbest bölgeleri Türkiye gümrük sahası sayıyorsanız, buradan ihraç edilecek malların ayıpları konusunda da sorumlusunuz demektir. Çağımız, standart ve kalite konusunun çok önemli olduğu, çok ön plana çıktığı bir çağ. Şimdi, burada, olayı serbest bölgelerde üretim yapan üreticilerin insafına bırakıyorsunuz. Adam, tamam mı, ben, fiyat, kalite ve standartla ilgili düzenlemelere tabi olmak istiyorum derse olacak, böyle bir talepte bulunmazsa olmayacak. Ama buradan ihraç edilen bir mal yarın bir bebeğin zehirlenmesine sebep olursa sorumlusu kim olacak? Menşe ülkesi siz olduğunuz için siz olacaksınız. Bir de, diyorsunuz ki, bunu üreticinin talebine bırakıyorsunuz. Peki, üretici sizden genel bir müsaade mi alacak? Yani genel olarak “ben ürettiğim her türlü malda kalite, fiyat ve standart hükümlerine tabi olmak istiyorum” mu diyecek veyahut da “ürettiğim şu mallar için bu haktan istifade etmek istiyorum” mu diyecek -veyahut mükellefiyetten- veyahut da her parti başına mı böyle bir talepte bulunacak, bunlar belli değil. Neden belli değil? Çünkü bu hükmü buraya koyuyorsunuz, koyuyorlar ama neden koyduklarının pek farkında değiller. “Elimizin altında bulunsun, sonra düşünürüz, istim arkadan gelsin.” mülahazasıyla bu yapılmakta. Bu, başımıza çok ciddi sıkıntılar çıkarabilecektir ileride. Ben, Sayın Bakanın ve bürokrat arkadaşların dikkatini çekiyorum. Hem burası menşe bakımından Türkiye Cumhuriyeti’nin gümrük hudutları içindedir diyorsunuz, ondan sonra buraya garip bir hüküm koyup, bu konuda, efendim, standartlardan veya kaliteden sorumlu olup olmama konusunda takdiri işletme sahibine bırakıyorsunuz. Hangi hâllerde, nasıl bu sistem çalışacak bilemiyoruz. Onun için, yani, bu kanunu yürütecek mercilerin çok iyi düşünüp gerekli düzenlemeleri önceden yapmaları gerekecek. Yoksa ileride başları ciddi surette ağrır. Bunu burada belirtmekte yarar görüyorum.
Şimdi, burada bu 2’nci maddenin başka bir hususu var. Burada bir de Koordinasyon Kurulu kuruyor. Koordinasyon Kurulu kimlerden kuruluyor, bilmiyoruz. Yani, Hükûmet bu tasarıyı bizim huzurumuza getiriyor, fakat böyle bir koordinasyon kurulunu kimlerle kuracağı konusunda bize hiçbir bilgi vermiyor. Diyor ki bize: “Siz kim oluyorsunuz, kimlerle kurarsam kurarım.” Bu, yakışıklı değil Sayın Bakan; bu, yakışıklı bir ifade değil. Hiç olmazsa gerekçenizin bir yanında söyleyebilirdiniz. Kimler olduğu zaten belli. Bu kanunu yaparken kimlerden akıl aldınız, kimlerle ortak çalıştıysanız -ki o sizin gerekçenizde yok, Bütçe Plan Komisyonunun raporunda var- onlardan müteşekkil bir koordinasyon kurulu kuracaksınız.
Sonra deniliyor ki: “Bu Koordinasyon Kurulunun nasıl çalışacağı ve nasıl kurulacağı yönetmelikle belirlenir.” Bu hükmünüz, beyefendiler, bu hükmünüz, Sayın Bakan, Anayasa’ya aykırıdır. Bu yönetmelik işini fazla istismar ediyorsunuz. Her şeyi yönetmeliğe bağlıyorsunuz. Bakın, Anayasa’nın 124’üncü maddesi ne diyor: “Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere yönetmelikler çıkarabilirler.” Peki, Serbest Bölgeler Genel Müdürlüğü bir kamu tüzel kişiliği mi? Değil, müstakil bir tüzel kişiliği yok. Bakanlık mı? Değil. Başbakanlık mı? Değil. O zaman kim yapar? Başbakanlık yapar. Ama, Başbakanlığın görev sahası değil ki bu. Serbest bölgeler Başbakanlığın görev ve yetki sahasında bir iş değil ki. Çünkü, Anayasa’nın 124’üncü maddesine göre, Başbakanlık, ancak kendi görev alanını ilgilendiren kanunlarda yönetmelik çıkarabilir. Hem bu kanunları buraya getiriyorsunuz, “Bundan sonrası yönetmelikle yürütülür, yönetmelikle idare edilir.” diyorsunuz, ama Anayasa’nın 124’üncü maddesini sürekli göz ardı ediyorsunuz. Bir gün, birisi çıkar ve der ki: “Bunu yapamazsınız.” ve bunu yapamazsınız. Bu yönetmelikle bu işi götüremezsiniz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
72 konuşma daha · 23 Ekim 2008