Organize sanayi bölgeleri kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı, bursa milletvekili mehmet altan karapaşaoğlu'nun; organize sanayi bölgeleri kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi, milliyetçi hareket partisi grup başkanvekili ve izmir milletvekili oktay vural ile izmir milletvekili şenol bal'ın; 4562 sayılı organize sanayi bölgeleri kanununa bir geçici madde eklenmesine dair kanun teklifi, izmir milletvekili ahmet ersin ve 18 milletvekilinin; 4562 sayılı organize sanayi bölgeleri kanununa bir geçici madde eklenmesi hakkında kanun teklifi (s.s: 222)
Ankara Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 10. Birleşim · 3. yasama yılı · 23 Ekim 2008 · 1.300 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma
Kaynak göster
Zekeriya Akıncı (CHP), 23 Ekim 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 10. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ORGANİZE SANAYİ BÖLGELERİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI, BURSA MİLLETVEKİLİ MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU'NUN; ORGANİZE SANAYİ BÖLGELERİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ, MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ GRUP BAŞKANVEKİLİ VE İZMİR MİLLETVEKİLİ OKTAY VURAL İLE İZMİR MİLLETVEKİLİ ŞENOL BAL'IN; 4562 SAYILI ORGANİZE SANAYİ BÖLGELERİ KANUNUNA BİR GEÇİCİ MADDE EKLENMESİNE DAİR KANUN TEKLİFİ, İZMİR MİLLETVEKİLİ AHMET ERSİN VE 18 MİLLETVEKİLİNİN; 4562 SAYILI ORGANİZE SANAYİ BÖLGELERİ KANUNUNA BİR GEÇİCİ MADDE EKLENMESİ HAKKINDA KANUN TEKLİFİ (S.S: 222)); konuşma 1.300 kelime.
Zekeriya Akıncı (CHP, Ankara). “Organize sanayi bölgeleri kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı, bursa milletvekili mehmet altan karapaşaoğlu'nun; organize sanayi bölgeleri kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi, milliyetçi hareket partisi grup başkanvekili ve izmir milletvekili oktay vural ile izmir milletvekili şenol bal'ın; 4562 sayılı organize sanayi bölgeleri kanununa bir geçici madde eklenmesine dair kanun teklifi, izmir milletvekili ahmet ersin ve 18 milletvekilinin; 4562 sayılı organize sanayi bölgeleri kanununa bir geçici madde eklenmesi hakkında kanun teklifi (s.s: 222)”. TBMM Genel Kurulu, 10. Birleşim tutanağı, 23 Ekim 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/zekeriya-akinci-23-2008-10-23-organize-sanayi-bolgeleri-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-kanu (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ZEKERİYA AKINCI (Ankara)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Geçen çarşamba üzerinde görüşmeye başladığımız yasa tasarısını bugün tamamlayacağız. Doğrusu bu yasa tasarısını biz de destekledik. Belli ki kimi düzenlemelere ihtiyaç vardı, bu düzenlemelerin yapılması gerekiyordu; biz de onun gereğini yaptık. Ne yaptık?
Öncelikle 252 olduğu söylenen organize sanayi bölgesinin 8 tanesinin yönetim kurullarının, kurucuları tarafından, müteşebbisler tarafından sonsuza dek yönetilmesinin önünü açtık. Bir de Manisa’daki arkadaşımıza dönük bir vefa borcu ödeyecektik ama ihtiyaç kalmadı, önergeyle de yürürlük tarihini düzeltiyoruz. Herhâlde, bir de çok üstüne vazife olmadığı hâlde Sanayi Bakanlığı, Tarım Bakanlığının yapması gereken bir görevi, bir sorumluluğu kendi üzerine alıyor bu yasa düzenlemesiyle.
Burada konuşma hazırlarken, konuşmaya gelirken… Geçen günlerde birçok sanayiciyle de görüşmeye çalıştım. Aslında sanayicilerin beklentileri çok daha farklı, çok daha başka değerli arkadaşlarım. Yani, biz ne kadar inkâr etmeye çalışırsak çalışalım, onlar, bu ülkede bir büyük ekonomik sıkıntının, bir büyük ekonomik krizin yaşanmakta olduğunu söylüyorlar. Biz galiba iktidarla ya da bu ülkedeki insanlar iktidarla “kriz” tanımı üzerinde bir türlü anlaşamıyoruz. Yani, bu ülkenin borcu 500 milyar dolara çıkıyor, cari açığı 50 milyar doları geçiyor, insanların bire bir kişisel borçları 100 milyar doları aşmış, çiftçi feryat ediyor, Sayın Bakan ne kadar anlatsa da çiftçi feryat ediyor, sanayici büyük sıkıntının içerisinde, işsizlik almış başını gidiyor, 2,5 milyon net işsiz, 2,5 milyon iş aramaktan vazgeçmiş insan -resmî rakamlara göre- yoksulluk diz boyu olmuş, tam bir perişanlık yaşanıyor ama nedense biz, bir türlü, bu ülkede bir kriz yaşanmakta olduğunu kabul etmekten korkuyoruz. Tam bir devekuşu politikası güdüyoruz, sanki başımızı kuma sokunca bir şey olmayacakmış gibi düşünüyoruz. Manşetlere bakıyorsunuz: “Yabancılar kaçıyor.”, “Dolar 1,630’u geçti.” Bunlar var ya da başkaca iç açıcı olmayan haberler var, bilgiler var, yaşadığımız gerçekler var ve biz ısrarla, inatla bunları inkâr etmeye, görmezlikten gelmeye devam ediyoruz.
Bizim Hükûmetin hâli şuna benziyor, aklıma geldi: Bir kriz yeri, yani bir kaza yeri düşünün. Allah göstermesin, kafa çatlamış, göz patlamış, bel kırılmış, el kopmuş, ayak kırılmış ama “Elhamdülillah canımız sağ.” diyoruz biz. Böyle olmaz arkadaşlar! Bu gerçekleri lütfen görelim, kabullenelim. Gerçeklerden kaçarak ya da görmezlikten gelerek bu sorunların üstesinden gelemeyiz, önümüzdeki günlerde de çok daha büyük sıkıntılarla yüz yüze kalırız.
Bakın, mesela ne demek istiyorum: Bu yasa tasarısı vesilesiyle birçok sanayici diyor ki: “Ya, biz şunu bekliyoruz sizden: Sayın Başkanla da konuştuk. Kardeşim, sanayicinin temel sıkıntıları var, önemli sorunları var, bunlara dönük bir çözüm getiriyor musunuz? Yani, sen bana diyor musun ‘Ey sanayici, ey organize sanayi bölgesinde üretim yapan insan, ben sana elektriğini artık bugünkü fiyattan yüzde 20 daha ucuza vereceğim.’ diyebiliyor musun? ‘Doğal gazını daha ucuza sağlayacağım.’ diyebiliyor musun? ‘Senin altyapı yatırımlarına daha büyük öncelik vereceğim, teşvikler vereceğim, kredi kolaylıkları sağlayacağım.’ diyor musun? Biz bunu bekliyoruz, Hükûmetten de sizden de temel isteğimiz budur. Lütfen, bundan sonra bir yasa düzenlemesi yapacaksanız, bizim temel sorunlarımızı çözecek, temel sıkıntılarımıza derman olacak düzenlemeler yapın.” Bu, Sayın Enerji Bakanının geçen hafta görüşmelerde enerji fiyatlarının ucuzluğuna dönük yaptığı açıklamalar da -kendisine söyleyeyim, yok ama duyar- çok büyük tepki topluyor, bilsin. Çünkü başta sanayiciler olmak üzere herkes bu ülkede enerjinin ne kadar pahalı olduğunu, kömürün de, elektriğin de, doğal gazın da ne kadar pahalı olduğunu çok iyi biliyor. Hele hele dünya ortalamalarıyla kıyaslandığında Türkiye'nin nerede olduğunu çok iyi biliyor. Onun için birbirimizi yanıltmayalım. Doğal gaz ucuz olduğu için, elektriğe göre ucuz olduğu için ya da daha temiz olduğu için kısmi bir talep olabilir, bu kimseyi yanıltmasın. Ama doğal gaz Türkiye’de diğer ülkelere göre daha ucuz değil, enerji hiç ucuz değil. Bakın, daha önceki Sanayi Bakanımız Sayın Coşkun, herhâlde 2006’da şunu demiş: “Coşkun, dünyada elektrik enerjisi sanayiye ortalama 55,5 sent/kilovat saatten verilirken, Türkiye’de sanayinin kullandığı enerjinin fiyatının 8,6 sent/kilovat saat civarında olduğuna dikkat çekti.” Ne oldu şimdi, Sayın Coşkun’dan bugüne Türkiye’de fiyatlarda bir düşüş oldu mu, enerji fiyatlarında? Yok, durmadan da zam geliyor. Doğal gaz yüzde 50’yi aşkın bir zam yaşayacak sırf bu sene içinde. Elektriğe zam yapmadık diye övündünüz, anasını ağlattınız, daha beter ettiniz.
Şimdi, üstelik bir rakam var elimde. Elektrik Mühendisleri Odası da açıklama yapmış, diyor ki: “2000 yılının baz alındığı endeks çalışmasına göre Türkiye -ekim ayında yapılan elektrik ve doğal gaz zamları yansımamış hâliyle, üstelik- 596,5 olan Ağustos 2008 endeksiyle tüm OECD ülkelerini geride bıraktı.” Yani, Türkiye’deki enerji fiyatları artışı bütün OECD ülkelerinin üzerinde. Ama Sayın Bakanımız, geçen hafta geldi burada bir tablo çizdi ki, Allah Allah, neredeyse elektriği, suyu, doğal gazı Türk insanı bedava kullanıyor! Lütfen gerçekleri insanlarımızdan saklamayalım, gizlemeyelim. Bunu da bu vesileyle dikkatinize sunmak istiyorum.
Ayrıca, Sanayi Bakanına teşekkür ediyorum. Bir kez daha başsağlığı diliyorum bu vesileyle. Çok ciddi bir değerlendirmesi var bu konuda, onu da dikkatinize sunmak istiyorum. Madem organize sanayi bölgeleriyle ilgili bir değerlendirme yapıyoruz. Diyor ki Sanayi Bakanımız: “Kutsal olan, âdeta bir ibadethane kadar kutsal olan bir yer organize sanayi bölgesi ve aynı kutsallığa sahip, burada yatırım yapan sanayicilerin fabrikalarının temelini atmak, bana göre yapılacak ibadetlerin en büyüğüdür.” Çok doğrudur, çok teşekkür ediyoruz. Türkiye gerçekten de kalkınacaksa, büyüyecekse, krizleri aşacaksa, ülke insanına refah getirecekse, üreterek, sanayileşerek, büyüyerek yapacak bunu. Çok doğru, çok haklı; ama bir şeyi daha söylemek istiyorum Sayın Bakana bu vesileyle: Bu ibadethaneler, sizden gereken ilgiyi ve desteği bekliyor; teşvik konusunda destek bekliyor, kredi konusunda bekliyor, enerji indirimleri konusunda destek bekliyor. “İbadethane” diye tanımladığımız organize sanayi bölgelerine, lütfen, gereken desteği verelim. Önümüzdeki günlerde bizden bunu bekliyorlar.
Değerli arkadaşlarım, bu vesileyle bir şeyi daha dikkatinize sunmak istiyorum, değerli arkadaşlarım not alacaktır: Ankara’da Malıköy civarında dört tane organize sanayi bölgesi var yan yana. Bunlar diyorlar ki: “Bizim arıtma tesislerimiz var, enerji santrallerimiz var. Bunların her biri için, her bir organize sanayi bölgesi ayrı ayrı yer tahsis etmek zorunda, masraf yapmak zorunda. Eğer Bakanlığımız, bu dört tane organize sanayi bölgesinin santraller, arıtma tesisleri ve benzeri ihtiyaçları konusunda ortak çalışma alanlarını yaratabilirse mutlu oluruz.” Elçiye zeval olmaz, ben de Bakanlığımıza bunu iletmiş olayım. Çünkü Ankaralı sanayicinin buna çok ihtiyacı var değerli milletvekilleri, sevgili arkadaşlarım; çünkü -Sanayi Bakanımızın da ifadesini kullanarak söyleyeceğim- Ankara’daki sanayicilerimiz Türkiye’deki sanayicilere göre 2 kat mağdurlar. Niye mağdurlar?
Birincisi: Teşvik politikası nedeniyle Hükûmet mağduru. Bunu kim söylüyor? Sayın Zafer Çağlayan söylüyor, diyor ki: “Ankara, maalesef yanlış teşvik sisteminin kurbanı olmuş bir şehirdir. Bugün Ankara’da yatırım yapmak âdeta aslında cezalandırılır. Ankara’nın hemen iki saat sağında, solunda yatırım yaptığınız zaman her türlü teşvik imkânlarından yararlanırken Ankara’da yatırım yaptığınız zaman bu imkânlardan faydalanamazsınız. Bundan dolayı, yatırım yapan arkadaşlarımı bir kez daha kutluyorum.” Doğrudur, Ankara ve Ankaralı sanayici teşvik politikasının mağdurudur. Ama bunu düzeltecek olan biz değiliz, sizsiniz. Bu düzenlemeyi de önümüzdeki günlerde bekliyoruz.
Ayrıca, sevgili arkadaşlarım, Ankara’nın bir başka mağduriyeti var hiçbir şeye benzemez. O da organize sanayi bölgelerinin Büyükşehir handikabına takılıyor olması, Büyükşehir mağduru, Büyükşehir Belediyesinin mağduru olmasıdır. Hepiniz yakinen biliyorsunuz, Ankara’mızın kendine hayran bir belediye başkanı vardır, billboard’lardan reklamları, resimleri inmez. Bayram geçeli yirmi beş gün olmuştur, Ankara billboard’larının yüzde 75’inde hâlâ elini öptüğü bir yaşlının altında “Bayramda otobüslerimiz ücretsizdir.” afişleri vardır. Gülüyorsunuz değil mi! Maalesef… Herhâlde Kurban Bayramı’na hazırlık yapılıyor!
SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI SONER AKSOY (Kütahya) – Evet…
ZEKERİYA AKINCI (Devamla)Öyle bir Belediye Başkanımız vardır, seçim dönemindeki vaatlerinin yüzde 10’unu -Ankara’da- gerçekleştirmez. Ama sanayiciyle de bu Belediye Başkanımızın bir türlü başı hoş değildir, organize sanayi bölgelerine hep şaşı bakmaktadır. Ee ben mi söylüyorum? Ben söylemiyorum. Yine yıllarca Ankara’da sanayi üretiminin içerisinde bulunmuş çok değerli bir iş adamı bir sanayi dergisine mülakat vermiş, diyor ki: “Büyükşehrin bu bakışı ile OSTİM’e ve diğer organize sanayi bölgelerine herhangi bir hizmet geleceğini sanmıyorum, çünkü Melih Gökçek sanayi bölgelerine olumlu bakmıyor, asfaltlar onarılmıyor, onun dışında hiçbir hizmet getirmek de istemiyor. Oysa her türlü vergiyi esnaftan alıyor. Bununla ilgili olarak, ilçe belediyelerine de ‘hizmet götürmeyin’ şeklinde baskı yapıyor. Umudumuz, mart ayında yapılacak olan seçimlerdir.” Bunu kim söylüyor? Ankara’da yıllardır sanayinin göbeğinde olmuş, OSTİM’in kurucularından, Atisan’ın kurucularından bir iş adamı söylüyor.
ASIM AYKAN (Trabzon)Siyasi provokasyon…
ZEKERİYA AKINCI (Devamla)Efendim, katılmazsınız. Siz de dersiniz ki: Başka biri de şöyle diyor. O sizin bileceğiniz iş.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
72 konuşma daha · 23 Ekim 2008