Serbest bölgeler kanunu ile gümrük kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında (s.s.275)
Bursa Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 10. Birleşim · 3. yasama yılı · 23 Ekim 2008 · 926 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Altan Karapaşaoğlu (AK Parti), 23 Ekim 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 10. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SERBEST BÖLGELER KANUNU İLE GÜMRÜK KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI HAKKINDA (S.S.275)); konuşma 926 kelime.
Mehmet Altan Karapaşaoğlu (AK Parti, Bursa). “Serbest bölgeler kanunu ile gümrük kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında (s.s.275)”. TBMM Genel Kurulu, 10. Birleşim tutanağı, 23 Ekim 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-altan-karapasaoglu-23-2008-10-23-serbest-bolgeler-kanunu-ile-gumruk-kanununda-degisiklik-yapilmasina-da (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa)Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; 275 sıra sayılı Tasarı’nın, serbest bölgelerle ilgili tasarının tümü üzerinde grubum adına söz almış bulunuyorum. Değerli Başkanımızı, Değerli Genel Kurulumuzu saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, geçtiğimiz 20’nci yüzyıl, dünyadaki ticaretin, ekonominin, sermaye dolaşımının globalleştiği, global ekonominin yavaş yavaş yerleşmekte olduğu bir dönem oldu. Bu dönemin en etkili sonuçları da işte, son yirmi yılda, son otuz yılda gözükmeye başladı. Türkiye bunun dışında kalamazdı, nitekim kalmadı da. Ülkemizi idare eden yönetimler bu konuyla ilgili birtakım tedbirleri de aldılar.
Bu arada, ülkelerin ihracatlarını artırmaları gerekiyordu, kendilerini tanıtmaları gerekiyordu, rekabet sistemi içerisine girmeleri gerekiyordu, kalite yönetimi açısından kalitelerini kabul ettirmeleri gerekiyordu. Bunun en pratik ve çıkar yolu olarak ülkeler, birbirleri içerisinde sanayi kuruluşlarını kurmadan önce, böyle serbest bölgelerde birbirlerini tanımak, teknolojilerini birbirlerine tanıtmak, dünya üzerindeki malların dolaşımını kolaylaştırmak amacıyla, hem bulundukları ülkeye ekonomik katkı sağlamak hem de ihracatlarını daha kolay yollarla yapmak gibi bir düzen kurmaya başladılar. Türkiye de bu düzeni kurdu ve serbest bölgelerini oluşturmaya başladı. Şimdi, artık arkamızda yirmi yıllık, asgari yirmi yıllık, belki de daha uzun bir geçmiş var, bir tecrübe var, bir tatbikat var. Şimdi,
(x) 275 S. Sayılı Basmayazı 22/10/2008 tarihli 9’uncu Birleşim Tutanağı’na eklidir.
geçen dönemde yapılan bu uygulamaların sonuçları alınmaya başlandı. Faydalı tarafları, zararlı tarafları, eksik olan tarafları görülmeye başlandı. İşte bu düzenleme ile Türkiye, bu serbest bölge uygulamalarında nerede eksik var, nerede fazla var, nerede hata var, nerede yanlış var bu tip düzenlemeleri yapmak durumunda olduğunu hissetti, gördü. Bunun için de böyle bir düzenleme Plan Bütçe Komisyonuna gelmiş bulunuyor. Serbest bölgelerin, kendi ülkeleri dışında serbest bölgesi olan ülkelere de birtakım ekonomik katkıları oluyor. O ülke ile birtakım ilişkiler kurabiliyorlar. O ülkenin ihracata dönük çalışma yapan sanayicilerine hizmet edebiliyorlar. İşte bunlarla ilgili bu düzenlemeler de Türkiye’de yerini almış bulunuyor.
Değerli arkadaşlar, bu düzenlemelerin ülkemize getirdiği avantajların yanında işte, mal kalitesi, malın fiyatı, malın standardizasyonu noktasında dünya ülkeleriyle artık yarışır hâle gelebilme imkânını bulmuş oluyoruz. Yeni yapılan düzenlemede bu yirmi yıl süreli verilen faaliyet ruhsatı sürelerinin uzatılması gündemde yani kırk dokuz yıla çıkarılması gündemde. Ayrıca, bununla ilgili düzenlemelerde ihracata dönük yatırım üretimini teşvik etmek, doğrudan yabancı yatırımları ülkeye çekmek, teknoloji girişimini hızlandırmak, işletmeleri ihracata yönlendirmek ve uluslararası ticareti geliştirmek amacıyla bu düzenleme yapıldı. İhracatın ülke sanayisine, ülke ekonomisine eğitici bir katkısı olduğunu da kabul etmemiz lazım.
Değerli arkadaşlar, “Serbest bölgelerde, Yüksek Planlama Kurulunca uygun görülecek her türlü sınai, ticari ve hizmetle ilgili faaliyetler yapılabilir. Üretici işletmelerin talepleri -tabii- hariç olmak üzere…” deniliyor. Bu noktada, yapılabilirlik alanı genişletiliyor.
Bunun dışında, serbest bölgelerde birtakım uygulamalara geçit verildi. Bunlardan bir tanesi, serbest bölgelerde üretilen malların ihracıyla ilgili bir konuydu. Bu konuda Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili Sayın Akif Hamzaçebi’nin bir önerisi oldu, o öneriye ben de katılıyorum. Yani o bölgede ihracat yapan üreticinin malının yüzde 85’inin ihraç edilmesi, doğrudan doğruya bu şartın konması ihracatı ve içeriye dönük üretimi, yani istihdamı biraz kısıtlayacak nitelik arz ediyor. Burada bir önerge de var zannediyorum. Bu önergeyle, bu oranın yüzde 50’ye kadar düşürülebilmesi yetkisi Bakanlar Kuruluna verilmek suretiyle, serbest bölgelerdeki bu üretimlerin muhatap oldukları konumlara göre, şartlara göre elastik bir şekle getirilmesinin uygun olacağı kanaati hasıl oldu. Böyle bir düzenleme de var.
Bunun dışında, Maliye Bakanlığının serbest bölgelerden birtakım şikâyetleri vardı vergilerle ilgili olarak. Bu şikâyetlerin giderilmesi noktasında birtakım düzenlemeler de yapıldı.
Ayrıca, Serbest Bölgeler Kanunu’nda bir geçici 7’nci madde var, 9’uncu maddeye eklenmiş. Bu geçici 7’nci maddede, geçtiğimiz hafta Plan Bütçe Komisyonunda alt komisyon çalışmalarını yaptığımız Gümrük Kanunu’yla ilişkisi olan bir konu vardı, o konu da burada düzeltildi. Dolayısıyla, gümrük mevzuatıyla birbirine paralel hâle getirildi.
Bizim serbest bölgelerle ilgili bu çalışmalarımızda, öyle zannediyorum ki Avrupa Birliğinin Türkiye'yi kesin üyeliğe aldığı noktaya kadar sürekli çalışmalarımız, gözlemlemelerimiz devam etmek zorunda olacak. Çünkü Avrupa Birliği ile paralellik arz eden bu düzenlemelerin zaman zaman Avrupa Birliğine uyum sağlaması veyahut da ülkemizin çıkarları istikametinde birtakım düzenlemelerin yapılması bahis konusu olabilir. Bunun için zaten kırk dokuz yıla kadar uzatılacak olan bu sürelerde, önümüzde önemli bir yirmi dokuz yıl bulunuyor. Bu önemli olan yirmi dokuz yılda, bu düzenleme tekrar gözden geçirilmek suretiyle bakılacak.
Burada dikkat çekici bir husus, yine arkadaşımız burada dile getirdi, serbest bölgelerin kıyılarında iş yapan üreticilerin işte bu kıyılarda iş yapabilmesi, devletin tasarruf ve mülkiyeti altında bulunan kıyılarda iş yapabilmesi sorunlu olabilir dendi. Fakat biz bu konuda bir araştırma yaptık. Kıyı Kanunu’nun 11’inci maddesi buna cevaz veriyor. 11’inci madde aynen şöyle diyor: “Bu Kanun hükümlerine göre, kıyıda ve doldurma ve kurutma yoluyla kazanılan araziler üzerinde yapılması mümkün olan yapı ve tesislerin yapılabilmesi için, Maliye ve Gümrük Bakanlığından gerekli iznin alınması zorunludur.” Bununla ilgili “Yapı ruhsatı verilmesinde bu izin belgesi yeterlidir.” deniyor ve izin verilme şekil ve şartları da Bayındırlık ve İskân, Maliye ve Gümrük bakanlıklarınca birlikte tespit edilerek çıkarılacak uygulama yönetmeliğine bağlanıyor. Dolayısıyla o mahzuru da, kıyılardaki bu mahzuru da gündemden çıkarmış bulunuyoruz. Böylece, bu kanundaki birtakım yanlış anlamalar giderildikten başka birtakım düzenlemelere de yer vermiş oluyoruz.
Değerli arkadaşlar, bu düzenlemelerin, öyle zannediyorum ki gruplarımızla birlikte bir ittifak hâlinde çıkarıldığını, eksikliklerinin de yine Genel Kurulda tamamlanmakta olduğunu görüyoruz. Ülkemize yararlı olan bu tasarının, birlikte ve beraberce tartışılarak geçirilmesi memnuniyet vericidir. Hele hele dünyanın şu anda içinde bulunduğu birtakım ekonomik sıkıntıları da göz önünde tutarsak, bir taraftan ülkelerde bir finansman krizi yaşanıyor, bir taraftan bu finansman krizine paralel olarak sanayiyi destekleyen kuruluşların finansmanlarında sıkıntılar meydana geliyor, dolayısıyla üretimlerini etkiliyor. Bu bakımdan, serbest bölgelerin şu noktada mevcudiyetlerinin ve çalışmalarının uygun olduğu, yararlı olacağı, bu global ekonomik krize olumlu katkılar sağlayacağını da ayrıca düşünüyoruz.
Bu katkılarından dolayı da -zaten öne çekilmiş bir konudur- arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz ve kanunun hayırlı uğurlu olmasını, ülkemize yararlı olmasını temenni ederek sözlerime son veriyorum.
Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
72 konuşma daha · 23 Ekim 2008