İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 63. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Tük ceza kanununa geçici iki madde eklenmesi hakkında kanun tas.(ss.361)

Eyüp Fatsa

Ordu Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 63. Birleşim · 2. yasama yılı · 4 Mart 2004 · 738 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Eyüp Fatsa (AK Parti), 4 Mart 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 63. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜK CEZA KANUNUNA GEÇİCİ İKİ MADDE EKLENMESİ HAKKINDA KANUN TAS.(SS.361)); konuşma 738 kelime.

Eyüp Fatsa (AK Parti, Ordu). “Tük ceza kanununa geçici iki madde eklenmesi hakkında kanun tas.(ss.361)”. TBMM Genel Kurulu, 63. Birleşim tutanağı, 4 Mart 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/eyup-fatsa-22-2004-03-04-tuk-ceza-kanununa-gecici-iki-madde-eklenmesi-hakkinda-kanun-tas-ss-36 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA EYÜP FATSA (Ordu)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 361 sıra sayısıyla basılmış ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülmekte olan Türk Ceza Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesine İlişkin Kanun Teklifi üzerinde -ki, bu teklifin altında şahsımın da imzası vardır- Grubum adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, görüşülmekte olan kanun teklifi, Türkiye'de demokrasimizin eriştiği zirve açısından önemli bir göstergedir. Gönül arzu ederdi ki, Türkiyemizde bu tür yasakların oluşmadığı veya bu tür yasakların oluşmasına zemin hazırlayan olayların olmadığı bir ortamda yaşayalım.

Arkadaşlar, 1970'li yılları hep beraber yaşadık. Bu dönem, ülkemiz ve milletimiz açısından, karanlık, zor, sıkıntılı dönemlerdi. Ben de, bu kürsüden, tıpkı, İstiklal Marşı şairimiz merhum Âkif'in "Allah, bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmayı nasip etmesin" dediği gibi, Allah, bu millete, 1970'li yılların şartlarını bir daha yaşatmasın diyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, zira, olağanüstü bir süreçti. Hatırlayın, kurtarılmış şehirler, kurtarılmış mahalleler, kasabalar, köyler, sokaklar; ideolojik bölünmeler, etnik bölünmeler, mezhep farklılıklarından dolayı meydana gelen, hepimizin, milletçe içini kanatan olaylar, üniversite olayları ve sayamayacağım, bugün hiçbirimizin hatırlamak, bir daha da yaşamak istemediği birçok acı olay... Böyle bir süreçten geçtik.

İşte bu süreçte, Türkiye'de yaşayan herkes, Türkiye'nin birçok kurumu da dahil, bu süreçten olumlu veya olumsuz etkilendi; ama, genelde, herkes bundan olumsuz etkilendi. Binlerce üniversite genci, bu süreçte hayatını kaybetti; binlercesi mahkemelerde, hapishanelerde, sıkıyönetim mahkemelerinde, cezaevlerinde çile çekti, sıkıntı çekti; aileler gözyaşına boğuldu, anneler acı ve ıstırap çekti. Hâlâ, bu acı dönemin sıkıntılarını ve yaralarını sarmakta zorluk çekiyoruz.

İşte, bu olağanüstü dönemde, herkesin olumsuz etkilendiği bu karanlık dönemde yaşanılan sıkıntılar neticesinde, gerek sıkıyönetim askerî mahkemelerinde gerekse sivil mahkemelerde ceza almış, düşüncesinden, fikrinden dolayı ceza almış, cezasını çekmiş, şartlı veya bihakkın tahliye olmuş; ama, memnu hakları iade edilmemiş bu binlerce insan aramızda dolaşıyor, seçme ve seçilme hakları yok, vatandaşlık haklarını kullanamıyor, kamuda görev alamıyor, işlerini kuramıyor, vasi tayin etmeden bir şeye karar veremiyor. Düşünce olarak da aralarında siyasî yelpazenin her kesiminden insanlar var; ama, bunlar, bir düşünce ve fikir suçlusudur.

Dolayısıyla, bugün, 2004 yılında, Avrupa'nın, Avrupa Birliğinin kapısına dayanmış, önemli demokratik açılımlar yapmış, reformlar yapmış, Anayasasında düşünce ve fikri suç sayan maddeleri kaldırmış veya onlarla ilgili ciddî düzenlemeler yapmış, uyum paketleri çıkarmış ve en son Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Denetim Komisyonunun insan hakları konusundaki denetiminden de çıkmış bir Türkiye'nin, artık, bu tür yasaklarla ve ayıplarla var olması mümkün değildir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, bugün, çok önemli bir karar verecek ve gerçekten, hatırladığımızda da hepimizin vicdanını karartan ve kanatan bir yarayı burada tedavi etmiş olacaktır; onun için, önemlidir. Bu konuda, özellikle bu kanun teklifinin altında imzası olan ve imza veren bu arkadaşlara destek veren, iktidar ve muhalefet gruplarına mensup milletvekili arkadaşlarımız, çok önemli bir sorumluluk, çok önemli bir görev yerine getiriyor. Bu Meclise yakışan da budur.

Değerli arkadaşlar, bakın, birtakım vehimlerle, birtakım endişelerle, korkularla demokratikleşmek, temel hak ve hürriyetleri, bireysel hakları ihdas etmek mümkün olmadı.

Geçmişte, hatırlayın, 141,142, 163 üncü maddeler, âdeta, birçok şeyin emniyet supabı olarak görülüyor ve dolayısıyla, bunların kalkması halinde, bu ülkede kaos ve anarşi olacağı, birtakım toplumsal olayların vuku bulacağı gibi endişeler yaşandı; ama, kalktı, ne oldu; gördük ki, bu korkuların, bu vehimlerin hepsi yersizmiş.

Türk Ceza Kanununun 312 nci maddesinde değişiklik yapıldı. Terörle Mücadele Kanununun 8 inci maddesi kaldırıldı, 7 nci maddesinde önemli değişiklikler yapıldı. Ölüm cezası kaldırıldı, yeniden yargılanma hakkı verildi, anadilde yayın imkânı geldi. Hep bu vehimlerle, korkularla büyüdük; gördük ki, bu yasaklar kalktığı zaman, bu ülkeye bir şey olmuyor, olması da mümkün değildir. Zira, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, büyük bir devlettir; kendine karşı, millî birliğine, bütünlüğüne karşı, ulusal güvenliğine karşı işlenebilecek veya kalkışılabilecek her türlü suç ve olaya karşı tedbir alabilecek ve bunu bertaraf edebilecek güçtedir. Dolayısıyla, bu vehimlerin hiç kimseye bir faydası olmamıştır, sadece, zaman içerisinde, bu vehimlerden kaynaklanan korkuları ve sıkıntıları yaşadık; işte bu sıkıntılardan, vehimlerden kurtulmanın, çok az da olsa önemli bir göstergesi.

Değerli arkadaşlar, belki konuşulacak çok şey vardır; ama, biz, bütün önyargılardan kurtularak bu kanun teklifini buraya getirdik.

Bu kanun teklifinin Genel Kurula gelmesinde, başta Sayın Başbakanımızın, Adalet Bakanımızın, Anayasa Komisyonu Başkanımızın ve üyelerinin, Adalet Komisyonu Başkanımızın ve özellikle üyelerinin, Adalet Bakanlığı bürokratlarının, Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekillerinin ve özellikle Adana Milletvekilimiz Ziya Beyin, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun ve AK Parti Grubunun önemli desteği ve katkıları olmuştur; emeği geçen herkese, katkısı olan herkese, AK Parti Grubu adına teşekkürlerimi arz ediyorum.

Arkadaşlar, bu yasayla beraber sağlanacak imkânlar, demokratik imkânlar, bir lütuf değildir, bir hakkın iadesidir.

Ben, bu düşüncelerle, bu kanun teklifinin hayırlı olmasını temenni ediyor; Genel Kurulu da saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

25 konuşma daha · 4 Mart 2004

25 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook