2005 mali yılı bütçe kanun tas.(2 nci tur görüşmelerinde) başbakanlık,dış ticaret müsteşarlığı
Gaziantep Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 36. Birleşim · 3. yasama yılı · 21 Aralık 2004 · 1.142 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Fatma Şahin (AK Parti), 21 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2005 MALİ YILI BÜTÇE KANUN TAS.(2 NCİ TUR GÖRÜŞMELERİNDE) BAŞBAKANLIK,DIŞ TİCARET MÜSTEŞARLIĞI); konuşma 1.142 kelime.
Fatma Şahin (AK Parti, Gaziantep). “2005 mali yılı bütçe kanun tas.(2 nci tur görüşmelerinde) başbakanlık,dış ticaret müsteşarlığı”. TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim tutanağı, 21 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/fatma-sahin-22-2004-12-21-2005-mali-yili-butce-kanun-tas-2-nci-tur-gorusmelerinde-basbakanlik (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA FATMA ŞAHİN (Gaziantep)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2005 malî yılı Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı bütçesi üzerinde Grubum adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, hepinize saygılarımı sunuyorum.
2005 yılı bütçesine ve 2005'teki dışticaret hedeflerine geçmeden önce, 2004'teki siyasî ve ekonomik gelişmelere bir göz attığımızda 2005'i daha iyi anlayacağımızı düşündüğümden dolayı, sizlerle bunları paylaşmak istiyorum.
Türkiye, kapı komşusu Irak'taki savaşın ve istikrarsız ortamın yaygınlaşmamasını ve Irak'ta bir an önce istikrarın sağlanmasını temenni etmektedir. Irak'taki savaş, petrol fiyatlarını varil başına 50 doların üzerine çıkardığı gibi, sınır ticaretimizi de olumsuz etkilemektedir.
Türkiye, bu tür olumsuz konjonktürle mücadele ederken, öte yandan da, Avrupa Birliğine tam üyelik konusunda önemli kavşakları dönmektedir ve Türkiye, yeni ufuklara yelken açmaya başlamaktadır.
2004 yılında, dünya ekonomisindeki iyileşme artarak sürmüştür. Dünya gayri safî hâsılasının 2004 yılında yüzde 5 büyümesi beklenmektedir. 2004 yılı için yüzde 4,1 büyümenin öngörüldüğü düşünülecek olursa, beklenenin üzerinde bir performans sergilenmiştir. Amerika Birleşik Devletleri ve Japonya'nın büyüme hızları beklentilerin altında gerçekleşmesine rağmen, yükselen pazarlar iyi performans göstermiştir. Euro bölgesi ekonomilerinde gözle görülür iyileşmeler gözlenmekle birlikte, halen göreceli olarak zayıftır.
Yükselen petrol fiyatları, üretim açıklarının düşmesi gibi faktörler gözönünde bulundurulduğunda, 2005 yılında dünya ekonomisinin yüzde 4,3 büyümesi beklenmektedir.
Önümüzdeki dönemde, dünya ekonomisini olumsuz etkileyecek durumlar da yok değildir. Petrol fiyatlarındaki artışların sürmesi ve Çin ekonomisinin düşüşe geçmesi ihtimali endişe yaratmaktadır.
Bu bağlamda, Türkiye ölçeğinde değerlendirmemizi sürdürdüğümüzde, genel ekonomik veriler itibariyle Türkiye fotoğrafına baktığımızda, iyice kronikleşen enflasyon canavarının beli kırılmış ve uzun yıllardan sonra ilk defa yüzde 10'un altına inmiştir. Aynı şekilde, borçlanma faiz oranlarında da büyük düşüşler yaşanmış olup, faizler yüzde 70'lerden yüzde 20'lere kadar gerilemiştir. Avrupa Birliğinin tarih vermesiyle birlikte borsa da coşmuştur.
Bütün bunlar dışticaretteki sıçramayı tetiklemiştir. Devlet İstatistik Enstitüsü verilerine göre 2004'ün 10 aylık diliminde dışticaret hacmi 128 700 000 000 dolara ulaşmıştır. İhracat rakamlara rekor üstüne rekorlar kırarak 62 milyar doları aşmıştır. Denilebilir ki: "Efendim, ihracat artıyor da, ithalat yerinde mi duruyor, ithalat daha fazla artıyor." İhracattaki artışı görüp de ithalattaki artışı görmemek mümkün değildir. Nitekim, ihracat rakamları 62 milyar dolar olurken, ithalat rakamları da 95 milyar dolar düzeyine ulaşmıştır. Ekonominin ilk altı ayda yüzde 13,5 büyüdüğü bir ülkede ithalatın artmaması mümkün müdür? Çünkü, Türkiye, ekonomisi ve ihracatı artarken, hâlâ dışbağımlılığını, aramalı ithalatına gereksinimini sürdürmektedir. Nitekim, ithalatın yüzde 85'i aramalı ve hammadde ithalatıdır. Tabiatıyla, Türk Lirasının değerlenmesi ithalatı özendirmektedir. Tüketim malları ithalatında da bir canlanma söz konusudur; ama, aynı zamanda, bu durumun, yıllardır baskılanmış ve ötelenmiş taleplerle de ilgili olduğunu unutmamak gerekir. Şunu da belirtmek gerekiyor ki, nihayet, ithalat belli bir doygunluğa ulaşmıştır, bundan sonra tüketim malları ithalatında aşırı bir artış beklenmemektedir. Dolayısıyla, Türkiye'nin dışticaret açığı sorunu her ne kadar bir vakıa ise de, bunun ciddî manada bir soruna dönüştüğü iddiası gerçeği yansıtmamaktadır; çünkü, Türkiye ekonomisi 237 milyar dolarlık gayri safî millî hâsılasıyla Avrupa'nın 10 uncu büyük ekonomisi haline gelmiştir. Turizm gelirlerinden tutun, müteahhitlik hizmetlerine varıncaya kadar birçok sektörde dünya çapında başarı sergilenmektedir.
Dışticaretimiz, hükümetimizin ve Sayın Bakanımızın dinamizmini bire bir yansıtmaktadır. Türk ekonomisinin transformasyonunun başladığı 1980'li yıllarda bir yılda gerçekleştirdiği ihracatın çok daha fazlasını, bugün, Türkiye, bir ayda gerçekleştiriyorsa, hem durup düşünmek, eleştirirken daha ölçülü olmak hem de bu başarı karşısında şapka çıkarmak gerekmez mi?
İhracattaki bu artış göz kamaştırmaktadır; fakat, buraya takılıp kalmadan bir şeyi daha dikkatlerden uzak tutmamak lazımdır; ihracatımız yapısal değişim içerisine girmiş ve bazılarımız fark etmese de, yapısal dönüşümü büyük oranda gerçekleştirmeye başlamıştır. İhracatın onda 9'u sanayi ürünlerinden oluşmaktadır. Otomotiv, tekstil, konfeksiyon ve makine ürünlerinin payı giderek artmakta ve bu üç sektörün ihracat içindeki payı yüzde 30'ları bulmaktadır.
Bütün bunlar iyi güzel de, biraz da sorunlardan bahsedelim denilebilir. Mesela, döviz kurlarındaki pozisyonun ihracat için ne denli büyük olumsuzluklar içerdiğinden, rekabet gücünü zayıflattığından söz edilebilir.
Ancak, ne var ki, Türk Lirasının yabancı paralar karşısında değer kazanmasının, aramadde ve hammadde ihtiyaçlarının karşılanmasında maliyet avantajı getirdiği de unutulmamalıdır. Onun için, Türk Lirasının değer kazanmasının, makro planda ekonomiye katkılarını da gözden ırak tutmamak gerekiyor.
Öte yandan, Dünya Ticaret Örgütü anlaşmaları uyarınca, 2005'ten itibaren kotaların kaldırılacak olmasının tekstil ve konfeksiyon sanayiinde sıkıntılara neden olacağı tartışmaları vardır. Elbette, Türkiye'nin, bu konuyu yakından izlemesi ve timingi iyi ayarlanmış tedbirleri kararlılıkla uygulamaya koyması gerekmektedir. Nitekim, hükümetimiz tarafından, moda-marka teşviki ve Turquality mekanizmalarından oluşan modern destek sistematiği getirilmiştir. Artık, Türk tekstil ve konfeksiyon sektörü, kendisine üst kalite katmanlarını hedef seçmiştir.
Türk tekstil sektörünün, ihracatımızın yaklaşık üçte 1'ini karşıladığını ve gayri resmî rakamlarla 2 300 000 kişiye istihdam sağladığını, diğer sektörleri de yakından etkilediğini düşünecek olursak, tekstille ilgili olarak 2005 yılında sürekli istim üstünde olmak gerekmektedir.
İhracatımızın belini doğrulttuğu bu dönemde sistematik olarak desteklenmesi, hem bu gelişim sürecinin sürekliliği açısından hem de ihracatta yapısal bir başarı için gerekmektedir. Bunun bilincinde olarak, Eximbank, 2004 yılında ihracatçıya büyük destek sağlamıştır. Aralık ayı itibariyle, kredi, sigorta ve garanti programları kapsamında, ihracatçıya, toplam 6 900 000 000 destek sağlanmıştır. Faiz oranları düşürülmüş, kısa vadeli kredi vadeleri bir yıla çıkarılmıştır. İhracatçı KOBİ kredileri hayata geçirilmiştir. Keza, genel bütçe içerisinde yer alan Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonuna 205 000 000 dolar tahsis yapılmıştır.
Değerli arkadaşlar, ihracat rakamlarının rekorlar kırması büyük devlet olarak gecikmiş bir başarı olsa da, elbette, göğsümüzü kabartmaktadır. Ne var ki, Türkiye'nin dışticarette strateji değişikliğine gitmesi rakamsal başarılar kadar önemlidir. Türk ihracatında Avrupa Birliği ülkelerinin ve ABD'nin ağırlıklı yeri vardır. Halbuki, bunun çeşitlenmesi gereği ortadadır. Bu bağlamda, komşu ülkelerle ilişkiler büyük önem arz etmektedir.
Sayın Bakanımız, bir ayağı Türkiye'de, bir ayağı dışarıda olarak, sürekli dış programlara katılmaktadır. Nitekim, bunun sonucu olarak, Türkiye, yıllardır ihmal edilen Ortadoğu pazarına, Asya pazarına ve Uzakdoğu pazarına açılmaya başlamıştır. Türkiye'nin Avrupa Birliğine ihracatı yüzde 29,6 artarken, Birleşik Devletler Topluluğuna ihracatı yüzde 32,6, Ortadoğu'ya yüzde 40,9, Kuzey Afrika ülkelerine yüzde 31,1 artmıştır; Amerika Birleşik Devletlerine olan ihracatında ise, yüzde 27,6'lık bir artış gözükmektedir. 2005 yılı ihracatı 71 000 000 000 dolar olarak hedeflenmiştir.
Değerli arkadaşlar, tabiî, burada, Dış Ticaret Müsteşarlığı bütçesini konuşurken, ihracattaki başarı tablosu baş köşeyi almak durumundadır. Ancak, ne var ki, dünyadaki trendden de bahsetmek suretiyle, dışticaret stratejisine katkı yapmak gereği vardır.
Türk dışticaretinin strateji kurarken mutlaka dikkat etmesi gereken belli başlı hususlar bağlamında şunlar söylenebilir: Türkiye'nin öncü olduğu tekstil, konfeksiyon, demir çelik gibi sektörlerin dünya ticaretinden aldıkları paylar azalmaktadır. Türkiye'nin üstün olduğu sektörler maalesef kaybeden sektörlerdir. Dünya ticaretinin payını en hızlı artıran ofis ve büro malzemeleri sektöründe Türkiye pay alamamaktadır. Otomotivde Türkiye'nin son yıllardaki ihracat artışı dünya ihracatının gelişimiyle paralellik arz etmektedir. Taşıma kolaylığı, tarih ve din birliği gibi unsurlara rağmen, Türkiye'nin çevresindeki çok büyük bir potansiyel yıllardır ihmal edilmiş, âdeta yok sayılmıştır. Hükümetimizin komşu ve çevre ülkelerle ticaret stratejisi, sadece ekonomik değil, aynı zamanda siyasî bir açılımı da sağlamaktadır. Bu pazarlara yönelik ihracatımızın genel ihracat rakamları içerisindeki payı yüzde 30'lara yaklaşmıştır.
Türkiye dışticaret stratejisini bu gelişmeleri dikkate almak suretiyle geliştirmektedir. Avrupa Birliği sürecindeki olumlu gelişmelerin de, Türkiye'nin dışticaretine ve makroekonomik gelişmelere müspet katkı sağlayacağı kuşkusuzdur. Bütün bunlar, AK Parti Hükümetinin sağlamış olduğu istikrar trendinin böyle devam etmesi halinde, Türk ekonomisine, nihayet, sağlıklı bir gelişme sürecini yaşatacaktır. Ekonomisinin gelişmesi ve güçlenmesi ise, Türkiye'yi, dünya siyasetinde baş aktör haline getirecektir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
44 konuşma daha · 21 Aralık 2004