Ceza muhakemeleri usuhlü kan.tas.(s.s.698)
Çorum Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 26. Birleşim · 3. yasama yılı · 3 Aralık 2004 · 787 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Feridun Ayvazoğlu (CHP), 3 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 26. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CEZA MUHAKEMELERİ USUHLÜ KAN.TAS.(S.S.698)); konuşma 787 kelime.
Feridun Ayvazoğlu (CHP, Çorum). “Ceza muhakemeleri usuhlü kan.tas.(s.s.698)”. TBMM Genel Kurulu, 26. Birleşim tutanağı, 3 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/feridun-ayvazoglu-22-2004-12-03-ceza-muhakemeleri-usuhlu-kan-tas-s-s-698 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA FERİDUN AYVAZOĞLU (Çorum)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 698 sıra sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu Tasarısına ilişkin olmak üzere, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Bugün, burada, bu yasa tasarısına ilişkin olmak üzere sunulan görüşlerden şu anlam çıkıyor: Bizler, Türkiye Cumhuriyeti Yüce Meclisi üyeleri olarak, bugüne kadar önümüze getirilen tasarıların temeline baktığımızda, hemen hemen hepsinde bir Avrupa Birliği takıntısı olduğunu görüyoruz. Elbette, Avrupa Birliği yoluna girmek için, ulusça hepimizin umutla beklemiş olduğu ve ulusun, bu yön göstermesi doğrultusunda -partili partisiz, hangi partiden olursa olsun- milletin vekilleri olarak, bizler de, ulusun gösterdiği yolu takip edeceksek, Avrupa Birliği yolundaki bu uyuma oybirliğiyle karar vereceğiz, bu hususta yapılması gereken bütün eylemleri, bütün yasal çalışmaları destekleyeceğiz. Böyle bir yasa tasarısıyla karşı karşıyayız.
Bu yasanın adı, tasarı şeklinde sunulan yasanın adı, ceza yargılama hukukunun gerçekten temel bir yasası olan Ceza Yargılama Kanunu Tasarısıdır. Konuşmalardan ve tarihten sabit olduğu üzere, mevcut yasanın kabul edilmesi, 1929 yılından bugüne kadar uygulanagelen ve olabildiğince de ihtiyaç hâsıl oldukça değişikliğe uğrayan böyle bir yasanın, Türk toplumunun yapısı, temel taşı olan ve bütün insanları ilgilendiren, kamu hukukunun bir parçası olan, Türk Ceza Kanununun kabulünden sonra görüşülmesi ve bu şekilde huzura getirilmesi kadar doğal bir şey olamazdı. Meclise getirilmesini, bizler, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, hepimiz olağan karşıladık, olması gerekir diye karşıladık.
1929 yılından bugüne kadar uygulanan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu, elbette çok çeşitli ihtiyaçlara cevap vermekten uzak kalmaya başlamıştı. Bunun da ötesinde, hepimizin dilinden düşürmediği insan temel hak ve özgürlüklerini, bütün temel kanunlarda, Anayasamızda, Türk Ceza Kanununda ve yargılama ceza hukukunda yer alan bir sistemi ve bu hak ve özgürlükleri nasıl olur da daha geniş bir anlatımla, daha geniş bir uygulama alanıyla gündeme getirip uygulama imkânına kavuşturabiliriz; hepimizin derdi buydu. Bu derdimizi, milletimizin yaşamış olduğu belli sıkıntıları, Ceza Kanunu gibi veya usul kanunları gibi kanunlarla keşke giderebilsek diye düşündüğümüzde, elbette bu yasalara karşı çıkmamız da mümkün değildir. Dizi yasalar adı altında, önümüzdeki günlerde, ceza hukuku alanındaki eksikliğin giderilmesi gereken bir noktada, ceza infaz ve tedbirlerin uygulanmasına ilişkin yasa tasarısı da -sizlere bilgi sunmak açısından- pazartesi günü Adalet Komisyonumuza gelmiştir ve görüşülecektir.
Bu doğrultuda olmak üzere, tasarının 2 nci maddesinde belirtilen tanımlarda, gerçekten, önceki, daha doğrusu şu anda uygulanmakta olan Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunundaki tanımlara göre birhayli değişiklik söz konusudur. Örneğin, 2 nci maddede yer alan şüphelinin tarifi netliğe kavuşturulmuş, sanığın tarifi netliğe kavuşturulmuştur. Anayasamızın 38 inci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan hükme paralel olarak "Sanık: Kovuşturmanın başlamasından itibaren hükmün kesinleşmesine kadar, suç şüphesi altında bulunan kişiyi" denilmek suretiyle, net bir tarif ortaya konulmuştur. Dahası, müdafi ve vekilin tanımı, soruşturma ve kovuşturmanın tanımı, önceki yasaya göre daha net bir hale getirilmiş bulunmaktadır. Devamında "sorgu"dan tutalım "malen sorumlu" tanımına kadar, "suçüstü" tarifine "toplu suç" tanımına "disiplin hapsi" tanımına "ağır cezalı işler" tanımına kadar yapılan bu tanımların, gerçekten, uygulanmakta olan Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunundaki tanımlara göre daha sade ve sistematik olduğunu da bildirmek istiyorum.
Sayın milletvekilleri, elbette, bu tasarıda kanunun adının kısaltılması, daha önceki "Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu" şeklindeki adın "Ceza Muhakemesi Kanunu" şeklinde kısaltılması olumludur.
Yine, az önce saydığımız sistematik ve dil açısından, hiç olmazsa, biraz daha sadeleştirilmiş olması da olumlu bir noktadır; ancak, her ne kadar "muhakeme" ile "yargılama" birbirini karşılamıyor diye "muhakeme" tabiri getirildiyse de, bizim görüşümüz, gerçekten "yargılama" tabirinin "muhakeme" tabirini karşıladığı yönünde idi. Bu noktada, Türk Dil Kurumunca -açıklamalarında olsun, sözlüklerinde olsun- bu tabirlerin birbirini karşıladığının belirtildiğini de sizlere sunmak istiyorum.
Bunlar, önümüzdeki tasarının olumlu yönleri. Olumsuz yönleri, bizden önce grup adına konuşan Sayın Işık tarafından dile getirildi. Bunları tekrar ederek sizlerin vaktini almak istemiyoruz; ancak, gerçekten, bizlerin, burada, milletvekilleri olarak, grup olarak birbirini ikna etmesi önemli değildir değerli arkadaşlarım. Önemli olan, halkımızın, milletimizin, bizler tarafından ikna edilmiş olmasıdır. Eğer böyle bir tasarı için, demokratik kitle örgütleri, sivil toplum kuruluşları, hukukun gerçekten üst düzeydeki kuruluşları, Barolar Birliği tarafından "aceleyle getirilmiş" şeklinde birtakım şüpheler ve iddialar var ise budur önemli olan. Eğer biz, Meclis olarak, iktidardaki AKP olarak, muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bunu, milletimize ve kamuoyuna anlatamadıysak, aktaramadıysak, önemli olan, buradaki aceleciliğin, kamuoyu tarafından da bu şekilde algılandığı ve görüldüğüdür. Yoksa, bizlerin, burada, AKP'li milletvekilleri olarak, Cumhuriyet Halk Partili milletvekilleri olarak birbirimizi ikna etmemiz çok kolay olabilir.
Biz, aylarca, Adalet Komisyonunda, altkomisyonda görev yaptık, bu tasarıları getirdik. Daha önce yasalaştırdığımız Türk Ceza Kanunu, on ay, hatta bir yıla yakın süre içerisinde altkomisyon ve Adalet Komisyonunda görüşüldü ve sonra kanunlaştı; ama, bakıyoruz ki, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu adı altında olmasa da, Ceza Yargılama Usulü Kanunu Tasarısı -gerçekten, kamuoyunca da haklı biçimde eleştirildiği gibi- çok aceleci bir halde huzurumuza getirilmiş oluyor. Bizler, bunu, hukukçu olarak aceleci görmüş olmayabiliriz; ama, önemli olan, az önce dediğimiz gibi, kamuoyunun vicdanlarında "aceleyle, panik içerisinde getirilmiş" kuşkusunun kamuoyuna yerleştirilmesi ve bu şekilde vicdanlarda kalmasıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
29 konuşma daha · 3 Aralık 2004