Ceza muhakemeleri usuhlü kan.tas.(s.s.698)
Çorum Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 26. Birleşim · 3. yasama yılı · 3 Aralık 2004 · 885 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Muzaffer Külcü (AK Parti), 3 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 26. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CEZA MUHAKEMELERİ USUHLÜ KAN.TAS.(S.S.698)); konuşma 885 kelime.
Muzaffer Külcü (AK Parti, Çorum). “Ceza muhakemeleri usuhlü kan.tas.(s.s.698)”. TBMM Genel Kurulu, 26. Birleşim tutanağı, 3 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muzaffer-kulcu-22-2004-12-03-ceza-muhakemeleri-usuhlu-kan-tas-s-s-698 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA MUZAFFER KÜLCÜ (Çorum)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz Ceza Muhakemesi Kanunu Tasarısının 1 inci maddesi üzerinde AK Parti Grubunun görüşlerini ifade etmek için söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Grubum ve şahsım adına Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, iki yıldır, iktidarı ve muhalefetiyle, birçok tasarıyı, burada, bir uzlaşı içerisinde görüşerek kanunlaştırdık. Yaptığımız bu çalışmalar, aziz milletimizin çok uzun zamandan beri beklediği; ama, gerçekleştirilmesi, kanunlaştırılması bir türlü mümkün olmamış çalışmalardır ve bütün konuşmacı arkadaşlarımızın söylediklerine, gerek eleştiri anlamında gerekse katkı anlamında söylenilen bütün sözlere katılmakla birlikte, yaptığımız işler, düzenlediği alanın her birisinde, âdeta, milat olmuştur.
Bugün, burada çalışmalarını yaptığımız Ceza Muhakemeleri Kanunu Tasarısı da, inşallah, yürürlüğe girdiğinde, kendi alanında böyle bir nitelik arz edecektir.
Değerli arkadaşlar, bu çalışmaları yaparken, elbette, Avrupa birliği müktesebatına uyum diye bir hedefimiz var. Zaman zaman, hazırlanacak olan rapor dolayısıyla, sıkıntı yaşadığımız, bazı konuları hızlıca görüşmek ve kanunlaştırmak gibi bir mecburiyeti yaşadığımız da oluyor; ama, bu değişiklikleri yaparken, bu yasaları burada hazırlıyorken, kabul ediyorken, inanıyorum ki, ben, iktidarıyla da muhalefetiyle de her zaman bir konuda hemfikir olduk; bu da, artık, üçüncü binyıla girdiğimiz bir dönemde bu temel hak ve hürriyetleri, yetmiş milyonuyla bizim milletimizin hak ettiğidir. Önümüzde bir Avrupa Birliği hedefi olmasa bile, bizim, bunları, acil bir şekilde, süratle yapıp bitirmemiz gerekmektedir.
Değerli arkadaşlarım, peşpeşe değiştirdiğimiz bu temel kanunların tamamına yakını, cumhuriyetin ilanıyla birlikte, Batı hukukunun kabulüyle birlikte, çoğu da tercüme yoluyla, hukukumuza kazandırılmış ve birçoğu, hem o gün için hem bugün için bizim insanımızı esas itibariyle tarif etmeyen, zaman içerisinde yaşanan değişikliklere paralel olarak, bu kanunlar sosyal hayata uyum sağlayamamış ve bugün, hepsi, karşımızda, peşi peşine değiştirilmesi gereken bir zaruret içerisinde durmaktadır.
Toplumun önünü tıkayan, temel hak ve özgürlükleri olabildiğince kısıtlamış, âdeta, devleti milletten koruyan bir mantık içerisinde olan bu durumu, bu yapıyı kırıp, insanların daha özgür inandığı, daha özgür düşündüğü, daha özgür yaşadığı bir toplumsal yapıyı hep birlikte inşa edeceğiz ve bu süreci başlattık, birlikte de yürütmeye devam ediyoruz.
Değerli arkadaşlar, eylül ayı içerisinde Türk Ceza Kanununu değiştirdik, gerek Türk Ceza Kanununda gerekse iki yıllık süre içerisinde birçok özel kanunda yaptığımız değişikliklerle ve şimdi de, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu Tasarısıyla, bireyi hukukun merkezine koyduk. Bireyin hukukun merkezine koyduk. Bireyin hukukunu her şeyin önüne aldığımız bir sistemi inşa ediyoruz. Bu, modern dünyanın her tarafında böyledir. Artık, insan hakları, çağımızın en önemli değerlerinden birisi haline gelmiştir ve bu insan hakları, temel hak ve hürriyetler, gerek uluslararası yargı tarafından gerekse ulusal yargı tarafından güvence altına alınmıştır ve tabiî ki, esas olan, aslolan, bu düzenlemelerin hukuk metinleri içerisine girmesi değil, bunların geniş bir uygulama alanına kavuşturulması, bir etkin güvence sistemine ulaştırılmış olmasıdır.
Değerli arkadaşlarım, iki yıllık döneme geriye dönüp baktığımızda, iktidar ve muhalefet olarak, ben, 22 nci Dönem Parlamentosunun, temel hak ve özgürlükler anlamında, üzerine düşeni yaptığını ve bu konuda iyi bir sınav verdiğini düşünüyorum ve bu, sadece benim fikrim olarak da ifade edilmiş bir konu değildir; hem içeride hem de Avrupa Birliği nezdinde yaptığımız çalışmalar büyük bir takdirle takip edilmektedir; hatta, o kadar ki, Avrupa Birliği çevrelerinde, bizim iki yılda yaşadığımız bu değişiklik, bu hızlı süreci nasıl oluşturduğumuz onların bile kafasını karıştırır durumdadır; çünkü, onlar da, yıllarca, Türkiye'de, çok söz söyleyen "seçmene selam, yola devam" diyen bir mantıkla siyaset yapıldığını görmüşler, ona alışmışlar ve 22 nci Dönem Parlamentosundan da onu beklemişlerdir; ama, biz, bu konuda üzerimize düşen her şeyi yaptık ve bulunduğumuz noktayla, onurla, gururla iftihar edebiliyoruz.
Değerli arkadaşlar, bir köklü değişiklikten, bir reformdan bahsediyoruz. Hiçbir yerde sancısız bir doğumun olduğu görülmemiştir; eğer, köklü değişiklikler varsa, orada, mutlaka, eleştiri olacaktır ve o geniş değişim içerisinde, mutlaka, eksik yapılan, yanlış yapılan işler olacaktır. Üzerine ne kadar titrersek titreyelim, ne kadar çalışırsak çalışalım, yine, eksik kalan bir yanı mutlaka olacaktır.
Hele, bu değişiklikler ceza hukuku alanıyla ilgili olursa, yani, Türk Ceza Kanunu gibi, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu gibi, Ceza İnfaz Kanunu gibi, yaşlısıyla genciyle, fakiriyle zenginiyle, amiriyle memuruyla toplumun bütün toplumsal kesimlerini ilgilendiren bir temel yasa ise, bu eleştirilerin olması kaçınılmazdır ve söylediğim gibi, ne kadar üzerinde uzun süreli çalışırsak çalışalım, yine, bu eksikler olmaya devam edecektir.
Az önce, Sayın Bakanımız da ifade ettiler. Keşke, biz, bugün, 22 nci Dönem Parlamentosu olarak, peşpeşe bu değişiklikleri yapmak zorunda olmasaydık. Zamanında, günü geldiğinde bu değişiklikler yapılmış olsaydı da, biz de, bugün, tasarılar üzerinde daha uzun tartışarak, daha uzun çalışarak tasarıları kanunlaştırma imkânına sahip olsaydık. Ama, az önce Bekir Bey ifade etti; elli yıldır bu ülkenin gündeminde olan Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun değişikliği ancak bu Parlamentoya nasip olmuştur; Türk Ceza Kanunu da yıllardır tartışılmasına rağmen bu Parlamentoya nasip olmuştur.
Bir sayın milletvekilimiz, eleştiri adına dedi ki: "Meclise hiç gelmemiş, elli yıldır bu Parlamentoda gelip gelip gidenler var." Söyledikten sonra, acaba cevap verilir mi diye beklemeden dışarıya çıkmış beyefendi arkadaşımız. Keşke, önceden yapılsaydı, önceden yapılsaydı da, biz, bugün, Meclis tarihinin hiç tanık olmadığı bir yoğunlukla, bu tartışmaları, bu çalışmaları yapmak zorunda olmasaydık.
Değerli arkadaşlarım, Anamuhalefet Partimizin de, aceleye getirilmiş bir yasa tasarısı olduğu, panik tasarısı olduğu yönünde eleştirileri vardır; ama, vakti çok iyi kullanmak gibi bir mecburiyetimiz var. Hukukçu olan arkadaşlarım uzunca bir zamandan beri biliyorlar, hukukçu olmayan arkadaşlarım da parlamenter olarak çalışmaya başlayınca gördüler ki, yasa tasarılarının hazırlanmasında çok uzun sürelerin geçmesi, ne yazık ki, onların çok olgun, sosyal yaşamda çok faydalı olacak, hukuk alanında çok faydalı olacak tasarılar olduğu anlamına gelmiyor. Öğrencilik yıllarımdan hatırlıyorum; Sulhi Dönmezer Hoca, Türk Ceza Kanunuyla ilgili hemen her hafta Ankara'ya gelirdi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
29 konuşma daha · 3 Aralık 2004