İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 74. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Ceza muhakemeliri usulu kanunu (s.s.803)

Feridun Ayvazoğlu

Çorum Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 74. Birleşim · 3. yasama yılı · 23 Mart 2005 · 867 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Feridun Ayvazoğlu (CHP), 23 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 74. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CEZA MUHAKEMELİRİ USULU KANUNU (S.S.803)); konuşma 867 kelime.

Feridun Ayvazoğlu (CHP, Çorum). “Ceza muhakemeliri usulu kanunu (s.s.803)”. TBMM Genel Kurulu, 74. Birleşim tutanağı, 23 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/feridun-ayvazoglu-22-2005-03-23-ceza-muhakemeliri-usulu-kanunu-s-s-803 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA FERİDUN AYVAZOĞLU (Çorum)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; gecenin bu saatinde bu kadar yoğun bir çalışma sonrası kürsüde sizlere hitap etmenin zorluğu ve sizlerin de o derece dinlemekteki zorluğunu bilerek sözlerime başlamak istiyorum.

Görüşülmekte olan 803 sıra sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun tümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Tabiî, üç haftaya yakın sürede az önce bitirmiş olduğumuz bir yasa tasarısından sonra böyle bir tasarının huzurumuza gelmesiyle ceza muhakemesinin Türk hukukundaki ve kamu hukukundaki yerini çok kısa olarak sizlere sunmanın bizlere düşen bir görev olduğunu belirtmek istiyorum.

Adından da anlaşılacağı üzere, Ceza Muhakemesi Kanunu, Ceza Kanununda belirtilen ve kamu hukukunun olmazsa olmaz hukuku bölümünden olan böyle bir tasarının muhakemesinin ne olduğunu sizlere sunmayı ayrı bir görev olarak biliyoruz. Muhakeme, terim olarak, yine hepimizin hemen hemen bilebildiği ve tahmin edebildiği gibi, ceza verilebilmesindeki yöntemlerin mahkemeler açısından uygulanması gereken kuralları bir bütün olarak getiren tasarı şeklinde, kanun şeklinde adlandırılan bir terim olduğunu belirtmek istiyorum.

Bu tasarı, 7.3.2003 tarihinde hükümet tarafından hazırlanmış ve Yüce Meclise sunulmuştur; yani, iki yıla yakın bir süredir Mecliste gerekli prosedürleri ve komisyonlardaki şekillenmesinden sonra huzurunuza gelmiş bulunuyor.

Yine, ceza ve ceza muhakemesindeki bu uygulamaların ne şekilde yapılacağına, mahkemelerdeki yargılamaların nasıl yerine getirileceğine ve hüküm kurulacağına ilişkin Ceza Muhakemesi Kanununun daha önce yürürlüğe girmediğini, 1 Nisanda yürürlüğe gireceğini de bilmekteyiz.

İşte, bu Ceza Muhakemesi Kanununun yürürlüğüyle ilgili olan bu tasarının bellibaşlı maddelerine ve anabaşlıklarına baktığımızda sizlere kısaca şunları sunmak istiyorum. Daha önce Ceza Muhakemeleri Usul Kanunu olarak adlandırılan ve bu kanunu Ceza Muhakemesi Kanunu şekline dönüştüren yürürlük kanunuyla ilgili gıyabi tutuklama müessesesinin kaldırılarak, istisnaî, belirli suçlar hariç, yakalamaya dönüştürüldüğünü 5 inci madde olarak bildirmek istiyoruz.

Yine, itiraz hükmünün 7 nci maddede; temyiz ve karar düzeltme hükümlerinin 8 inci madde olarak; özellikle temyiz ve karar düzeltme hükümlerinin gerçekten hukukumuzu ve şu anda Yargıtayda bulunan 150 000'e yakın dosyayı ilgilendiren bir hüküm olduğunu da burada huzurlarınızda belirtmek istiyorum.

Ayrı bir müessese olarak şahsî davanın bundan böyle "kamu davası" adını almış olduğunu ve yeni bir uygulamayla uzlaşma sisteminin getirilmiş olduğunu; bunun da bu tasarının 9 uncu maddesinde yer aldığını yine belirtmek istiyorum.

Ceza kararnamesindeki "resen duruşma" hükmünün de yine yürürlük kanunu tasarısında 10 uncu madde olarak yer aldığını belirtmek istiyorum. Tutuklama süresinin 12 nci maddede, müdafi vekil ve uzlaştırıcı ücretinin 13 üncü maddede ve uzlaştırıcılığın yeni bir sistem olduğunu da burada belirtmek istiyorum. Zamanaşımı uygulamasının 15 inci maddede, yürürlükten kaldırılan kanunların da 18 inci maddede tek tek belirtilmiş olduğunu sizlere bilgi olarak sunmak istiyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; her kanun tasarısı görüşülür ve tartışılırken, hepimizin belirttiği gibi, ideallerden, olması gerekenlerden söz ettiğimizi yine Meclis kürsüsünde ve çeşitli ortamlarda bildirmekteyiz. Bunları yerine getirmek görevi de, öncelikle yasa koyucu olarak biz milletvekillerine ve hukukçular dahil, elbette hepimize düşen bir görevdir. Özellikle üst düzey yetkililerinin, belirli konulardaki yazmasından tutalım, konuşmalarına, tartışmalarına ve belli ortamlardaki her kelime, cümle ve tanımlamaların, dileklerin nerelere varabileceğini de öngörmesi gerekir diye düşünmek zorundayız.

Bu çerçevede bakıldığında, bundan bir ay kadar önce, Yargıtayımızın en yetkili ve sorumlu yargıçlarından değerli bir hukukçumuzun, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen laiklikle ilgili bir kararını değerlendirirken kullandığı tanımlar, bizleri gerçekten üzmüştür. Kaldı ki, yetkilimizin, daha sonra, bundan bir hafta kadar önce de, yine, Yargıtayın yetkili kurulundan, Ceza Genel Kurulundan, sanki, bir olaya iki ayrı, farklı karar çıkmış gibi değişik yorumlarının da ortaya çıktığını ve gerçekten, bu tartışmanın da anlamsız bir tartışma şeklinde laikliğe dönüştürüldüğünü üzülerek görmüş bulunuyoruz.

Şimdi, sayın yetkilimiz, değerli hukukçumuz, bir dönemin, yani, Mahmut Esat döneminin artık bitmiş olduğunu, yetmişdokuz yıllık hükümranlığının sona erdiğini, yeni bir dönemin başladığını bildirmekle neyi kastettiği ve diliyoruz, istiyoruz ki, maksadını aşan bir tabir kullandığını bu şekilde bilmek ve bunu böyle algılamak istiyoruz. Eğer, Mahmut Esat Bozkurt'un kim olduğunu ve cumhuriyeti bilen herkesin bunu rahatlıkla bilebildiğini, o yıllarda muasır medeniyet seviyesine ulaşabilmek için çıkarılması gereken yasaların mimarı olan bir kişinin, Adalet Bakanının, görev yaptığını, hepimiz, hemen hemen, bilmek durumundayız.

Değerli milletvekilleri, eğer, bizler, modern, çağdaş hukuku yerleştirmek görevinin, milletvekilleri ve hukukçulara düşen görev olduğunu biliyorsak ve bunu bu şekilde görmek istiyorsak, elbette, biz, hukuk devletindeki kurumların amacının ise, demokratik, laik ve sosyal hukuk devletinin hayatta kalması olması gerektiğini biliyorsak, bunun gereklerini de, bizler, yerine getirmek zorundayız.

Zaman zaman din ve vicdan özgürlüğünün kullanılamayacağından korkulmuştur bu ülkede; ama, hiçbir zaman bu korkunun gerçekleşmemiş, boşa çıkmış olduğunu da hep görmüşüzdür. Özgürlük, hem yaşanmış hem de korunmuştur. Korumayı sağlayan nedir dediğimizde; laik yapının olduğunu hiçbirimiz inkâr edemeyiz. Unutmayalım ki, laiklik korunduğu sürece; din, ticarete ve siyasete alet edilmediği sürece, din ve vicdan özgürlüğü sonuna kadar korunacaktır. Bunun aksi örneklerini hepimiz görüyoruz, en yakın komşu ülkelerimizde görüyoruz ve ibretle seyrediyoruz. Eğer, bunlardan ders almazsak, ders alamazsak, az önceki dediğimiz tartışmaların, bizleri, gerçekten, o komşu ülkelerin sonuna benzer sonlara götürebildiğini de hepimiz görebilmeliyiz.

Bu kanun tasarısına Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz olumlu oy vereceğimizi bildiriyoruz; ancak, diliyoruz ki, biraz sonra veya bunun devamında hiç beklemediğimiz değişiklik önergeleri gelir veya gelmez, o hakkımızı saklı tutmak suretiyle bunu söylemek istiyorum.

Önemli olan şudur değerli milletvekilleri, Türkiyemizde hukukun egemen olduğu, hakların gasp edilmediği özgür bir ülkede ve ulusal hukuk ile evrensel hukukun uzlaştığı bir dünyada, savaştan uzak, barış içerisinde; ama, haklı bir mücadeleyle yaşanabilmesi hepimizin dileğidir diyorum ve çıkarılacak olan bu yürürlük yasasının hepimize hayırlı ve uğurlu olmasını diliyor, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

49 konuşma daha · 23 Mart 2005

49 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook