Anayasa değişikliği
Antalya Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 59. Birleşim · 1. yasama yılı · 1 Nisan 2003 · 999 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Feridun Fikret Baloğlu (CHP), 1 Nisan 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ); konuşma 999 kelime.
Feridun Fikret Baloğlu (CHP, Antalya). “Anayasa değişikliği”. TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim tutanağı, 1 Nisan 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/feridun-fikret-baloglu-22-2003-04-01-anayasa-degisikligi (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Anayasamızın 76, 169 ve 170 inci maddelerinde değişiklik yapılmasına ilişkin kanun teklifinin tümü üzerinde kişisel düşüncelerimi açıklamak için söz almış bulunuyorum.
Çok kısa bir süre önce, milletvekili seçilme yaşının 30'dan 25'e indirilmesi amacıyla, Cumhuriyet Halk Partili milletvekilleri bir önerge vermişlerdi. Yanlış hatırlamıyorsam, İktidar Partisi Grubu, çoğunluğu değil, sanıyorum tamamı -gözümden kaçmış olabilir- bu önergemize ret oyu kullandılar. Aradan geçen süre içinde Cumhuriyet Halk Partisi düşüncelerine yakınlaşmaları, Parlamentodaki ilişkiler açısından son derece olumlu bir gelişme olmuştur.
Aslında, olayın bir başka boyutu daha var. Şimdi, bu yeni değişikliği, İktidar Grubu, büyük bir heyecanla ve acelecilikle huzurumuza getiriyor, Meclisin huzuruna getiriyor. Oysaki, geçmişte, bizim getirdiğimiz bu fırsatı kullanmış olsalardı, 169 ve 170 inci maddeleri, 76 ncı maddeden ayrı ve daha özgür bir biçimde tartışma imkânımız olacaktı, bu imkânı yitirmiş bulunuyoruz.
Umudumuz, Cumhuriyet Halk Partisinin milletvekili dokunulmazlığı konusundaki görüşüne de fazla gecikmeden gelmenizdir, bunu umut ediyorum; ama, bugünkü görüntü, bu umudumuzun pek fazla da haklı olmadığını gösteriyor.
Önümüze getirilen teklif, iki değişik konuyu içeriyor. Birisi, gençlikle ilgilidir, demokratik bir hakkın kullanılmasıyla ilgilidir, gençlerin seçilme haklarının kabulüyle ilgilidir; diğeri, ormanla ilgilidir. Ben, çok merak ediyorum, bu teklifi hazırlayan 213 arkadaşımız, ormanla gençlik arasında nasıl bir bağlantı kurdular? Ormanla seçilme hakkı arasında nasıl bir bağlantı kurdular? Bunun, bizim anlamadığımız veya kavrayamadığımız çok ince bir nedeni varsa, bunu öğrenmenin hakkımız olduğunu düşünüyorum; bunu açıklayacaklarını umut ediyorum.
Değerli milletvekilleri, şimdi, birtakım tahminlerde bulunabiliriz, bu iki farklı görüşün, iki farklı düzenlemenin niye bir arada buraya getirildiğini tartışabiliriz. Belki de, gençlerin 25 yaşında milletvekili seçilme hakkını birkaç ay önce, bir süre önce reddetmiş olmanın doğru olmadığını, seçim bölgelerinize gittiğiniz zaman gördünüz; gecikerek de olsa bu gerçeği gördünüz. Diliyorum, diğer konularda da seçmenlerinizin söylediklerine aynı duyarlılığı gösterirsiniz.
Gençliğin kalbini onarmak konusundaki aceleci tavrınız, böylesine bir harmanı gerekli kılmış olabilir. Yani, ormanla ilgili 169 ve 170 inci maddeleri, gençliğin seçilme hakkıyla ilgili diğer bir Anayasa maddesini bir arada getirmiş olabilirsiniz; ama, maddelerdeki düzenlemelere, hukuk mantığı açısından ve yasal düzenleme açısından baktığımız zaman çok ilginç şeyler görüyoruz. 169 uncu maddeyle ilgili değişiklikte, çok ilginç bir ek var; "işlettirilir" deniliyor. Bunu diğer konuşmacılar da söylediler. Bu değişikliğin temeli budur "işlettirilir" deyimidir. Bu "işlettirilir" deyimi ve bu ekleme, devlet ormanlarının, devlet ve orman köylüsü tarafından kullanılması imkânını kısıtlayan bir düzenlemedir. Bugüne kadar, orman köylüsü, devlet ve kooperatifler -ki bu kooperatifler orman köylülerinin kooperatifleridir- ormanı kullanabiliyorlardı. Şimdi, bu değişiklikteki "işlettirilir" kelimesi, orman köylüsünün dışında, başka bir unsuru getirip buraya oturtuyor. Aslında, orman köylüsü için bir şeyler yapmış olmayı düşünüyorsak, bu "işlettirilir" nedir?! Yani, orman köylüsü, şu anda, ormanın bu bölümünü kullanıyor, ormanı kullanıyor, ormandan yararlanıyor; bizim istediğimiz kadar doğru biçimde, haklı biçimde ve yaygın biçimde kullanmasa da kullanıyor.
Arkadaşlar, "işlettirilir" kelimesiyle köylünün payını azaltacağız. Köylünün ormandan aldığı payı azaltma noktasına geliyoruz. Bunu, orman köylüsü yararına bir düzenleme olarak kime kabul ettirebilirsiniz?! Yani, bugün, şu konuşmaları dinleyen orman köylüleri, bu "işlettirilir" kelimesinin ne anlama geldiğini bilmeyecek kadar eğitimsiz mi?! Böyle mi düşünüyorsunuz?!
Bunun dışında, 170 inci maddedeki değişikliklere baktığımız zaman, orada da bir tuzak göze çarpıyor. "Tuzak" kelimesini özür dileyerek kullanıyorum; belki böyle bir amaç yoktu; ama, böyle bir düzenleme yaparsak, sonunda bir tuzağa düşmüş olduğumuzu görürüz.
Burada "öncelik" deyimi var. 170 inci maddenin düzenlemesinde, orman köylüsüne satışta, kullanmada, tahsiste bir öncelik veriliyor. Burada yapılan nedir; orman köylüsüne öncelik; yani, öyle bir görüntü var ki, orman köylüsüne öncelik tanıyoruz, çok güzel bir şey yapıyoruz. Orman köylüsüne öncelik demek, satışı, tahsisi, kullanmayı ona teklif etmek demektir. Orman köylüsünün cebinde kaç lira olduğunu biliyor musunuz?.. Orman köylüsünün bu teklifi karşılayacak gücü olduğunu düşünebiliyor musunuz.. Sizi suçlamıyorum; Türkiye'nin geldiği noktada geçmiş iktidarların, herkesin payı olabilir; ama, orman köylüsünün reel durumunu, cebindeki parayı, alım gücünü bilmeyen bir tek milletvekili burada olabilir mi?.. Öncelik orman köylüsüne. Bu öncelik, hiçbir zaman kullanılmayacaktır. Bu öncelik kullanılmadığı için, orman köylüsünün dışındaki unsurlar değerli arazileri alacaktır ve sizin sandığınız kadar yüksek değerde almayacaktır. Bu 169 uncu ve 170 inci maddelerdeki düzenlemelerin böylesine yanlış sonuçlar doğurması ihtimalini dikkate almak gerekir. Grubumuz, bu konularda hazırlıklar yaptı, önergeler getirecek. Biz, bu önergelerin peşin hükümle reddedilmeyeceği konusunda bir umut taşıyoruz. Diliyorum ki, o önergeler tartışılır ve o önergelerle daha sağlıklı bir sonuca varılabilir.
Yüzlerce yıldır ormanla iç içe yaşayan, ormanı koruyan orman köylülerinin haklarını vermek istiyorsak, bunu, bir ticaret anlayışıyla yapmamalıyız; bunu, hak edilmiş bir sonuca ulaşmak için yapmalıyız. Toroslarda, yüzlerce yıldan beri yaşayan orman köylüleri var. Hiç kimse, en katı orman savunucusu bile, o orman köylülerinin ormanı yaktığını söyleyemez; oralarda, orman köylüsü eliyle hiç orman yangını çıkmamıştır; çünkü, ormanı sevmişlerdir, korumuşlardır.
Şimdi, biz, o insanlara haklarını vereceğimizi söylüyoruz, 2-B ile tahdit dışına çıkan ormanı vereceğimizi söylüyoruz. Neyle veriyoruz; tam bir ticaret mantığıyla; para istiyoruz. Yani, onların suçu, başka nedenlerle orman dışına çıkmış araziden yararlanmak mı, kalan ormanı korumak mı?.. Onların haklarını vermek zorundayız ve bu haklarını verirken de, bunu hiçbir şarta tabi tutmadan yapmalıyız. Şimdi, bunlardan para istiyoruz. Nedir 2/B arkadaşlar; orman olmaktan çıkmış, bilimsel nedenlerle çıkmış arazi... Orada duruyor; zaten köylü kullanıyor, zaten orman sınırları dışına çıkmış olan arazi Hazinenin. Şimdi, biz, bunu, yeni bir düzenleme gibi gösteriyoruz. Orman köylüsüne yeni ne hak veriyoruz; hiçbir yeni hak verilmiyor. Ben, bunu, bir değişiklik, bir reform gibi Meclisin önüne getirmenin bir çözüm olmadığını düşünüyorum.
Türkiye'de, bugün, ormanlarımızın bir kısmı yağmacıların çabalarına rağmen ülke topraklarını süslemeye devam ediyorsa, ülkemizi anlamlı kılmaya devam ediyorsa, bugün, varılan bu noktada, hâlâ bu ülkede yeşil varsa, bunu sağlayanların içerisinde, orman görevlileri kadar orman köylüleri de vardır. Orman köylülerini, bu çözümün dışında düşünmek mümkün değildir. Eğer bu denge bozulursa, orman köylülerine burada umut verilir; ama, uygulamada büyük umutsuzluklar doğarsa, hayal kırıklıkları doğarsa, bunun sorumlusu biz oluruz ve bunun bedelini bütün Türkiye öder.
Sayın milletvekilleri, Meclise gelen teklif, bu şekliyle yetersizdir ve orman köylüsünün hakkını vermek yerine, onu, yeni keşfedilmiş bir kaynak gibi düşünmenin hemen fark edilen kurnazlığıyla gölgelenmiş bir tekliftir. Bu teklife verilecek oylar ve bunun kabulü, bizi, ağır bir yük altına sokacaktır.
Toprağın sahibi olmak için yıllardır bekleyen insanların duygularına, beklentilerine saygılı olmak hepimizin görevidir. Onun için, orman köylüsünün cebindeki son liralara göz koymak yerine, onun hakkını bedelsiz olarak verelim.
Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
32 konuşma daha · 1 Nisan 2003