Anayasa değişikliği
Denizli Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 59. Birleşim · 1. yasama yılı · 1 Nisan 2003 · 797 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Salih Erdoğan (AK Parti), 1 Nisan 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ); konuşma 797 kelime.
Mehmet Salih Erdoğan (AK Parti, Denizli). “Anayasa değişikliği”. TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim tutanağı, 1 Nisan 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-salih-erdogan-22-2003-04-01-anayasa-degisikligi (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET SALİH ERDOĞAN (Denizli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Anayasanın 169 uncu maddesinin değiştirilmesine ilişkin kanun teklifi hakkında söz almış bulunuyorum; AK Parti Grubu ve şahsım adına Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, ormanlarımız suyumuzdur, toprağımızdır, oksijenimizdir, hayat damarlarımızdır, kısacası, zenginliğimizdir, zenginlik kaynaklarımızdır. Bu zenginliğimizi, bu kaynaklarımızı bugüne kadar yeterince koruduğumuzu ve bu zenginliğimizden yeterince istifade ettiğimizi söylemek mümkün değildir.
Değerli milletvekilleri, 1920 yılında "Baltalık Kanunu" adında bir yasa çıkarılmış, ormanlarımızın işletilmesi köylülere verilmiş, ancak, bu işletmeler, yasal bir zemine oturtulmadığı, gerekli denetim işlevi yerine getirilemediği için, ormanlarımızın tahribatının önüne geçilememiştir. Daha sonra, ekonomik sıkıntı içinde olan devlet, gelir amacıyla, ormanların işletilmesini yerli ve yabancı bazı firmalara kiraya vermiştir.
Yine, o günkü sıkıntılı günler içerisinde, ormanların tahribatını önleyecek gerekli yasal düzenlemelerle birlikte, etkin bir denetim görevi yerine getirilemediği için, bu alanda yasal bazı boşlukların da bulunması nedeniyle, yine, ormanlarımızın kıyımının önüne geçilememiştir.
Bilahara, Orman Yasası çıkarılmış. Orman Kanununun çıkarılmasıyla birlikte, devlet ormanlarının korunması, yasal bir dayanağa kavuşturulmuştur.
1961 ve 1982 Anayasalarımızda, devlet ormanlarının korunması anayasal bir zemine oturtulmuş ve ormanlarımız anayasal güvence altına alınmıştır.
Değerli arkadaşlar, ormanların korunması, ormanların, ormanlık alanların genişletilmesi, geliştirilmesi ve bu alanda gerekli tedbirlerin alınması, devlete ait bir görevdir. Bu nedenle, devlet ormanları özel mülkiyete konu olamaz, devlet ormanları özelleştirilemez ve devlet ormanları zamanaşımıyla iktisap edilemez.
Anayasamıza göre, ormanlarımızı devlet işletir ve devlet yönetir. Üzerinde görüştüğümüz teklifle, ormanlarımızın devletçe yönetilmesi yanında, devletçe işlettirilmesi yetkisi de tanınmaktadır; yani, Anayasamızın 169 uncu maddesindeki "Devlet ormanları kanuna göre Devletçe yönetilir ve işletilir" ibaresi yanına, "Devletçe işlettirilir" ibaresi eklenmektedir.
Ormanlarımızın üçüncü kişilerce işlettirilmesi halinde... Şimdiye kadar ormanların bu hükümle talan edileceği, orman köylülerinin korunmayacağı, işin müteahhitlere havale edileceği ve orman alanlarının mafyanın eline geçeceği şeklinde bazı iddialar ileri sürüldü; bu iddialara katılmak mümkün değildir.
Değerli milletvekilleri, Anayasamızın 169 uncu maddesi genişçe bir maddedir. Bu maddenin üçüncü fıkrasında "Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez. Ormanların tahrip edilmesine yol açan siyasî propaganda yapılamaz; münhasıran orman suçları için genel ve özel af çıkarılamaz. Ormanları yakmak, ormanı yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenen suçlar genel ve özel af kapsamına alınamaz" denmektedir; yani, ormanların korunması hususunda, devletimize, Anayasamız tarafından önemli görevler yüklenmektedir, önemli vazifeler verilmektedir. Eğer, devlet, bu denetim görevini yerine getirecek olursa, hakkıyla yerine getirirse bu endişelerin hiçbirisinin vaki olması mümkün olmayacaktır.
Değerli milletvekilleri, bugüne kadar ormanlarımızı devletimiz işletmiştir; ancak, ormanlarımızın verimli işletildiğini iddia etmek ve söylemek mümkün değildir. Devletin işletmede yetersiz kaldığı durumlarda üçüncü kişiler eliyle ormanlarımızın işletilmesine karşı olmak, öncelikle, özel sektörü mafya gibi değerlendirmek doğru ve insaflı bir değerlendirme olmayacaktır; özel sektörden korkmayalım.
Orman köylüsünün korunması, işletme ve işlettirmeyle ilgili değildir; yakın bir ilişki kurulabilir; ancak, orman köylüsünün kalkınmasını, sadece, ormanlarımızı devlet işlettiği zaman orman köylüsü kalkınır şeklinde bir yoruma vardıracak olursak doğru olmaz; çünkü, bugüne kadar ormanlarımızı, devlet işletmesine rağmen orman köylülerimizin durumunda herhangi bir iyileşme, lehte bir iyileşme söz konusu olmamıştır. Dolayısıyla, orman köylüsünün korunamaması, çok farklı birtakım nedenlere dayanmaktadır; bir kere, orman köylüsünün hayat standardının artırılması gerekir.
Ormanların korunmasının sadece yasalarla mümkün olamayacağı da aşikârdır. Değerli arkadaşlar, orman bilincini geliştirmediğimiz sürece, çevre bilincini insanımızın kafasına bir ideal halinde yerleştirmediğimiz, sokmadığımız sürece, ormanlarımızı ve çevreyi korumak mümkün değildir; öncelikle orman bilincinin yerleştirilmesi gerekir. Yasalar mutlaka önemlidir; ama, bu yasaları hayata geçirmek için bilinç de önemlidir.
Gerçi, özel ormanlarla ilgili; ama, ben, Denizli'nin Çal İlçesinden bir örnek vermek istiyorum. Denizli'nin Çal İlçesinde, yirmi yıl kadar önce, özel orman alanları ihdas edildi, Hazine arazileri parsellendi; 10'ar, 15'er dekarlık parsellere ayrıldı ve bu parseller o yöredeki insanlara verildi; hatta, sadece o yörede oturanlara değil, o yörede görev yapan memurlarımıza da verildi. Onbeş yirmi yıl kadar önce, bu parseller üzerinde özel ormanlar oluşturuldui. Şimdi, şu durumda, bu ağaçlar, hakikaten, büyük bir orman haline geldi. Bu ormana sahip olan, bu parsellerin verildiği kişiler, bugün, bu ormanda piknik yapmaktadır, bu ormandaki ağaçları budamak suretiyle yakacakları odunu temin etmektedir ve bu arkadaşlar, bir ormancıdan daha fazla kendi ormanını korumaktadırlar.
Anlatmak istediğim şudur: Sadece yasa çıkarmakla, sadece yasalarımızı güzel bir hale getirmekle ormanlarımızın korunamayacağını bilmemiz gerekir. Mutlaka, bu yasalarla birlikte, orman bilincinin, orman şuurunun verilmesi, yerleştirilmesi gerekir.
Yine, orman köylülerinin, mutlaka, bu tarım ve hayvancılık yapan kişiler olmaktan kurtarılması gerekir.
Yine, ben, Denizli'nin Babadağ İlçesiyle ilgili örnek vermek istiyorum. Bizim, Denizli Babadağ İlçesi, tekstille uğraşan bir ilçedir; bu ilçemiz, bir dağ üzerine kurulu olup, bütün köyleri, orman köyüdür.
Değerli arkadaşlar, Babadağ'ın köylerine gidin; bütün bu köylerde bugün küçük tezgâhlarla tekstil imalatı yapılmaktadır; bu imalatlar, çok büyük imalatlar olmamasına rağmen köylüler, daha önce o tahrip ettikleri ormana yanmakta ve üzülmektedir. Yine, söylüyorum, bir orman görevlisinden daha titiz bir şekilde, bugün ormanlarını korumaktadırlar.
Öyle ise, gelin, yasalarımızı, çağın gereklerine uygun şekilde düzeltelim, gerekli değişiklikleri yapalım; ancak, bunun yanında, insanımızın hayat standardının yükseltilmesi için, onda orman bilincinin uyanması için gerekli çalışmaları ve gayreti gösterelim.
Değerli milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partili sözcüler, bu Anayasa değişikliğinin yapılması halinde...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
32 konuşma daha · 1 Nisan 2003