Soru önergeleri ve yanıtları konusunda
Ankara Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 59. Birleşim · 1. yasama yılı · 1 Nisan 2003 · 628 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Yakup Kepenek (CHP), 1 Nisan 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SORU ÖNERGELERİ VE YANITLARI KONUSUNDA); konuşma 628 kelime.
Yakup Kepenek (CHP, Ankara). “Soru önergeleri ve yanıtları konusunda”. TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim tutanağı, 1 Nisan 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yakup-kepenek-22-2003-04-01-soru-onergeleri-ve-yanitlari-konusunda (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
YAKUP KEPENEK (Ankara)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, değerli izleyenler; milletvekilinin en önemli görevlerinden, asıl işlevlerinden biri denetimdir. Denetim de, bildiğiniz gibi, soru önergeleri ve Meclis araştırmasıyla olur. Kuşkusuz, birinci görevimiz, yasa çıkarmaktır; ama, bu konuda ne kadar başarılı olduğumuz, her gün, Çankaya'dan yenilen vetolarla bir kez daha gün ışığına çıkıyor. O konuda başarılı sayılmayız. Gel gelelim, denetim işlevimizi de görevimizi de çok iyi yaptığımız söylenemez; çünkü, bu konuda, hükümetin, doğru ve hemen bilgi verme süreçlerini işletmediğini görüyoruz.
Hükümet programında, Sayın Başbakan "Adalet ve Kalkınma Partisinin hükümet etme döneminde, sır kavramının yerini bilgi edinme hakkı alacaktır" diyor. Bilgi edinme hakkı, milletvekillerine ve yurttaşlara zamanında ve doğru bilgi vermekle olur. Hükümet, milletvekillerinin bilgi edinme hakkını sınırlamaktadır. Bakınız, nasıl: Bu Mecliste şimdiye kadar verilen sözlü soru önergelerinin toplamı 342'dir ve bunlardan yalnız 94'ü yanıtlanmıştır; bu, yüzde 28 eder. Bu, çok büyük bir eksiktir. Yazılı soru önergelerinin sayısı 352'dir; bunların biraz daha fazlası, yüzde 74'ü yanıtlanmıştır. Araştırma önergelerinde ise durumumuz hiç de iyi değil. Toplam 54 araştırma önergesi verilmiş; bunların 7'si kabul edilmiş, 6'sı reddedilmiştir ki, ret oranı neredeyse yarı yarıyadır.
Değerli arkadaşlar, bu durum, hükümetin, hesap verme anlayışının ne kadar sınırlı ve yetersiz kaldığının ayrı bir göstergesidir. Bu durum düzeltilmelidir. Daha özelde birkaç örnek vermek isterim: Benim verdiğim 4-5 tane -sözüm ona yanıt aldığım- soru önergesindeki soruların çok büyük bir bölümü yanıtsız bırakılmıştır. Yanıtsız bırakma işi, daha çok kadrolaşmayla ilgilidir. Örneğin, kadrolaşma sürecinde, ne kadarının, sayın bakanların hısım ve akrabalarına üst yönetimde görev verildiği sorusu tümüyle yanıtsız bırakılmış; bu atama işlemlerinin ne kadarının Cumhurbaşkanından döndüğü ne kadarının sürüncemede bırakıldığı yönündeki sorulara tam ve zamanında yanıt verilememiştir. Bunun gibi, enerji konusunda verdiğim bir soru önergesine verilen yanıtlar da yetersiz, eksik ve yanlış bilgilerle doludur.
Dışişleri eski Bakanımızın Beyaz Sarayda yaptığı bir görüşmeye yönelik olarak basında yer alan haberler üzerine verdiğim bir soru önergesine verilen yanıt çok daha ilginçtir; yalnızca, bu haberlerin yalan olduğu söylenmekte ve soru geçiştirilmektedir.
Ek olarak bir önemli konu daha var. Ülkemizde işkence iddialarının, 1980 sonrası için ne kadar geçerli olduğunu sordum; bu alanda verilen yanıt da aynı biçimdedir; soru önergesinin çok büyük bir bölümü ve sorulan sorular yanıtsız kalmıştır.
Bunları bilginize niye sunuyorum; kuşkusuz, öbür arkadaşlarımızın başına da benzer olaylar geliyor. Hemen şu kadarını söyleyeyim; soru önergelerinin yüzde 90'ını Cumhuriyet Halk Partili milletvekilleri vermişlerdir. Sanıyorum, Adalet ve Kalkınma Partili milletvekillerimiz ya çok bilgi sahibidirler ya da soru sorma gereği duymamaktadırlar; ama, Mecliste soru sorma ve yanıt alma süreci tam ve doğru işletilmelidir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
YAKUP KEPENEK (Devamla)Sayın Başkan, yalnız bir dakikanızı rica ediyorum.
BAŞKANBuyurun Sayın Kepenek.
YAKUP KEPENEK (Devamla)Bu bağlamda, sorulara verilen yanıtlar, bu eksiklerden kurtulmalı ve sözlü sorulara, mutlaka, zamanında ve hemen yanıt verilmesinin yolları bulunmalıdır.
Yüzlerce sözlü soru önergesinin yanıtsız bırakılması hem Mecliste hem kamuoyunda, denetim işlevinin, görevinin yapılmadığı biçiminde algılanmakta ve sorgulanmaktadır. Sözlü sorulara yazılı yanıt verilmesi yoluna gidilmemelidir. Sözlü soru kavramı yok edilmemelidir. Mecliste sözlü soru kavramı yok edilmek istenmektedir.
Buna ek olarak, hükümet, hepimiz ve Meclis, soruları yanıtlamaya; soru önergelerine, araştırma önergelerine zaman ayırmaya yönelmeli, zamanını daha çok, bilgilenme, denetim ve açıklık konusunda, alanında göstermelidir. Hükümet, ikincisi olmakla birlikte, yeni başlıyor, hükümet icraatının henüz başındayız. Daha işin başında, soru önergelerinin altında boğulan, bunlara yanıt veremeyen bir hükümet durumuna düşülmemelidir. İcraatın ilerleyen döneminde, daha sonraki aylarda, bu sorular, birikmiş olarak, yanıtsız kalacaktır ve o zaman da, yine, verilen sözler tutulmamış olacaktır; ama, asıl kaygı verici olan, yasama görevine ek olarak, Meclisin yapmakta yetersiz kaldığı asıl önemli konu, bilgi edinme ve denetim konusudur ve hem sözlü hem yazılı sorulara verilen yanıtlar veya verilmeyen yanıtlar, eksikler ve yanlışlar hem de bunların geciktirilmesi ve zamanında yanıtlanmayarak ertelenmesi ve ötelenmesi, toplum açısından da, Meclis açısından da, siyasetin saygınlığı açısından da büyük eksikliktir. Bu eksikliğin bir an önce giderilmesi dileğiyle, hepinize saygılar, sevgiler sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
32 konuşma daha · 1 Nisan 2003