İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 34. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Tarım ürünleri lisanslı depoculuk kanun tasarı (s.s. 701)

Ferit Mevlüt Aslanoğlu

Malatya Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 34. Birleşim · 3. yasama yılı · 16 Aralık 2004 · 1.422 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ferit Mevlüt Aslanoğlu (CHP), 16 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARIM ÜRÜNLERİ LİSANSLI DEPOCULUK KANUN TASARI (S.S. 701)); konuşma 1.422 kelime.

Ferit Mevlüt Aslanoğlu (CHP, Malatya). “Tarım ürünleri lisanslı depoculuk kanun tasarı (s.s. 701)”. TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim tutanağı, 16 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ferit-mevlut-aslanoglu-22-2004-12-16-tarim-urunleri-lisansli-depoculuk-kanun-tasari-s-s-701 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya)Sayın Başkan, Yüce Meclisin çok değerli üyeleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Adana ve Mersin milletvekillerimiz bilir; 1980'li yıllarda, Adana'dan Mersin'e giderken, (X) bankasının antreposu, (Y) bankasının antreposu diye, orada yaklaşık 100 antrepo vardı. Yine, İzmir milletvekillerimiz bilir; İzmir'de, Alsancak'tan itibaren, Bornova yolu üzerinde birsürü antrepo vardı. Bunlar hep yok oldu.

Bu antrepolar ne iş yapıyordu; tüccar malı topluyordu, bu antrepolara koyuyor ve buradan ihracat yapıyordu. Sene 1980... Daha sonra bunlar yok oldu; çünkü, finansman sağlanamadı ve antrepolar boş kaldı. Türk finans sistemi, ürün finanse etmeyi 1985 yılından sonra durdurdu ve o tarihten itibaren, tüm bankalar, ellerinde ne kadar antrepo varsa hepsini sattılar. Bunu, Mersin milletvekillerimiz, Adana milletvekillerimiz bilir.

Şuradan, tasarının gerekçesinden bir ifade okuyacağım: İçinde bulunduğumuz küresel ekonomik düzende, bu sistemi kuran gelişmiş ülkelerin bağımlı ve ikincil pazarı -dikkatinizi çekiyorum- haline gelmekteyiz.

Evet, tarımda şöyleyiz böyleyiz diyoruz; ama, bu tasarının gerekçesinde, küreselleşen dünyada, bu ülkenin, kendi ürettiği üründe, artık, ikincil pazar haline geldiğini belirtiyoruz.

Değerli milletvekilleri, bir kere, çıkaracağımız bu yasa, Türk tarımı için çok olumlu bir yasa, Türk tarımının gelişmesinde çok önemli bir yasa; ancak, tarımın diğer sorunlarını çözmeden... Daha depoya koyacak ürünü bulamayan insanların sorunlarını çözmeye biz sonundan başlıyoruz.

Ben, bu tasarıyı hazırlayanlara teşekkür ediyorum; fakat, çıkarılacak bu yasanın, iki temel boşluğu vardır, iki bacağı eksiktir. Eğer, bu iki bacak tamamlanmazsa, bu yasa işlemez, bu yapılan antrepolar da, tıpkı 80'li yıllardaki gibi bomboş kalır.

Türkiye bir tarım ülkesi. Geçen yıl, bir teşvik yasası çıkarmıştık. Eğer her ilde, özellikle o ilin ürünleri yönünde, bu depolar teşvik kapsamına girmezse, ister o il teşvik kapsamına girsin ister girmesin... Örneğin, Antalya'daki bir depo ile Malatya'daki bir depo arasında hiç fark olmamalı. Eğer, siz, teşvik bölgesine giren illerdeki depoları, teşvik kapsamı içinde sayar, elektriğini yüzde 50 ucuz verirseniz, teşvik bölgesinde olmayan bir depoya pahalı elektrik verirseniz, sistem işlemez, haksız rekabet yaratırsınız. Bir kere, bu bacağı eksik. Mutlaka, tarım teşvik edilmelidir, nerede olursa olsun.

Bir teşvik kanunu çıkardık arkadaşlar, burada günlerce bu kanunu tartıştık ve 1 500 doların altındaki bazı iller girdi, bazı illerimiz de girmedi. Bağırdık; böyle şey olmaz, bu teşvik gereklidir, bu kanunun lafzına asla sözümüz yok dedik. Gereklidir; ama, biz, Hakkâri'ye uygulayacağımız teşvik oranıyla... İllere ayırmayın. Hasbelkader, Keban Barajından dolayı Elazığ'ın girmemesini veya tek bir baca olmayan Tunceli'nin de bu kapsama girmemesini, hiçbirimiz içimize sindiremedik. Ne oldu; ben size söyleyeyim arkadaşlar, üç ile gitti bu yatırım, üç ilde var. Üç il; Düzce, Afyon, Malatya... Üç veya beş ile gitti. Bir tane fabrika gitmedi güneydoğuya; bu teşvik kapsamından bir tek fabrika gitmedi. Amacımız, güneydoğuda, az gelişmiş yörelerdeki işsizliğe istihdam yaratmak değil miydi?! Maalesef, bu yasa, işlemeyen bir yasa oldu.

Devlet baba sözünde durmalı. Bu kapsamda bu teşvik çıktı; başladı, eski işletmeler-yeni işletmeler ayırımı. Maalesef, elektrik bedelleri -hani yüzde 50 ucuz verecektik ya- dokuz ay geçti kanun çıktığından beri, daha geçen ay yürürlüğe girdi. Paralar hesaplarına yattı. Maalesef, insanlar çekemiyor -öyle bir cezaî şart var ki- acaba bir daha değiştirirler mi diye.

Bir kere, yasa martta çıktı. "Eski işletmeler oniki ayın dörtte 3'ü kadar sürede işçilerini tamamlarsa onlar da yararlanacak" dediler. Biz yasayı martta çıkardık. Bir kere, oniki ay değil, hiç değilse, bu insanların müracaat ettiği tarihten itibaren geçen sürenin dörtte 3'ünü yapmak hakkaniyettir, adiliyettir. Maalesef, hâlâ, eski işletmeler her türlü hukukî altyapısını yapmasına rağmen, bunlara paraları ödenmiyor. Bir kere, devlet babanın ağzından bir şey çıkar. "Ben bunu uygulayacağım" dediği zaman, yarın, bir şekilde, şöyle oldu, böyle oldu diye, eğer, bu kurumlar çalışmazsa, devlete güven sarsılır. Devlet verdiği sözü tutmalıdır.

Onun için, Sayın Bakanım, eğer, bu yasanın teşvik bacağı tamamlanmazsa, tüm illerdeki -Kırıkkale dahil, Uşak dahil, Van dahil, Kars dahil, Edirne dahil- tüm bu antrepoları, bu depoları, aynı şekilde, eşit koşullarda -elektriğiyle, arsa tahsisiyle- o yasadan yararlandıramazsak haksız rekabet olur, Antalya'daki üreticiye yazık olur; çünkü, bunların ağırlıklı harcadığı şey elektrik. Eğer, siz, elektriği, Antalya'ya göre, diyelim ki, teşvik belgesi olan Burdur'da yüzde 50 ucuz verirseniz, Antalya'daki yatırımcıya büyük zarar verirsiniz. Onun için, tarım konusunda kim, hangi yatırımı yapıyorsa, tüm illerde eşit koşullarda olmalıdır. Bu bacak tamamlanmazsa, bu işlemez değerli milletvekilleri.

Bir ikinci bacağı; para yoksa, hiçbir şey işlemez. Eğer, siz köylüye yardım etmek istiyorsanız... Çünkü, yine kanunun gerekçesinde var, köylünün ürününün para etmesini istiyorsunuz. Köylünün hasat dönemi bittiği anda, düğünü var, çocuğunu okula kaydedecek, köylünün bir sürü masrafı var; bunların parasını mutlak temin etmeli. Eğer, temin edemezse köylü ürününü yok pahasına satıyor; Türkiye'de bunun sahibi yok Sayın Bakanım. Eğer, siz, antrepoya, depoya teslim edilen ürünleri bir şekilde ürün bedelinin belli bir kısmı kadar önfinansman sağlamazsanız "teslim et depoya, bunun yüzde 30'u, yüzde 40'ı kadar, getir makbuzu, al paranı" diye bir finansman sistemi geliştirmezsek, yine bu yasa işlemez.

Onun için, bu yasanın en önemli ikinci eksik bacağı budur değerli milletvekilleri. Bir şekilde, köylü, depoya teslim ettiği ve makbuzunu aldığı ürün bedelinin belli kısmını mutlaka gidip tak diye parasını almalıdır. Bunu sağlarsak, üreticiyi koruruz; bunu sağlarsak, ürünü ucuz sattırmayız; bunu sağlarsak, buradan gelen kaynak her tarafa yayılır. Onun için, finansman bacağı mutlaka olmalıdır. Finansman bacağı işlemeyen hiçbir şey ayakta duramaz, yaşayamaz. Onun için, Sayın Bakanım, bu yasanın diğer bir bacağı olan finansman bacağını da mutlaka belli bir seviyeye getirmeliyiz. Aksi halde, bu yasadan hiçbir verim elde edemeyiz.

Tabiî, özellikle, bir başka konu depo, depolamak... Bunlar güzel şeyler; ama, eğer, belli standartta ambalajlamayı, belli standartta markayı yaratamazsak, yine Türk ürünlerinin ihracında büyük sorunlar yaratırız; yani, bunun yanında markalaşmayı ve -ambalaj sanayiimiz çok ileri gitmesine rağmen- standart ambalajlamayı da ortaya koymazsak, yine bu yasadan yeterince verim alamayız.

Değerli milletvekilleri, tabiî, devlet baba hiç kimseyi ayıramaz. İnsanını ayırmadığı gibi, hiçbir ürününü de ayırmamalıdır. Sayın Bakanım, hâlâ hazmedemiyorum, hâlâ hazmedemiyorum; fındığın ağacı mı yandı Sayın Bakanım; fındığın ağacı mı dondu? Türkiye'nin tüm insanları, tüm köylüleri sizin öz evladınızdır; bundan hiç kuşkum yok; ama, senede bir kere ürün veren herhangi bir..

DURSUN AKDEMİR (Iğdır)Mesela kayısı.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla)Ben fındıkçıya niye veriyorsunuz demiyorum. Helal olsun eğer zarar gördüyse; teşekkür ederim size.

HALUK KOÇ (Samsun)O da hakkıyla değil; bir sürü eşitsizlikle.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla)Haa!.. Ama, kayısı ağacı da bir kere ürün veriyor, bir kere veriyor; fındık kadar o da enerji veriyor insanlara. Eğer...

FİKRET BADAZLI (Antalya)Aganigi!..Aganigi!..

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla)Evet; kayısı ye, gençleşirsin sayın milletvekilim; biliyorsun değil mi!.. Her sabah bir tane ye, hiçbir hastalık gelmez sana!..

AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya)Göremedik ama biz.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla)Göndereyim; tamam.

HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale)Ama, çekirdeği de enerji veriyor.

DURSUN AKDEMİR (Iğdır)Iğdır kayısısı da var.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla)Tabiî.

Sayın Bakanım, hazmedemiyorum. Bir kere donuyor. Fındık da donuyor. Tabiî, karşımıza, Sayın Bakanın karşısına, Tabiî Afetler Yasası, 2090 sayılı Yasa... "Mal varlığının yüzde 40'ını kaybetmek." Fındıkçının traktörü mü dondu ya?! Fındıkçının traktörü mü dondu?! Evi mi dondu?!

HALUK KOÇ (Samsun)Fındıkçının tavuklarını bile sattılar.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla)İki; Sayın Bakanım bana cevap vermiş; diyor ki: "Siz Malatyalı olarak başka ürünleriniz var." Sayın Bakanım, Ordu'da fındık da var, mısır da var, soya fasulyesi de var, her şey var.

HALİL ÜRÜN (Konya)Yok, hayır yok.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla)Onun için hazmedemiyorum, hazmedemiyorum.

Sayın Bakanım, size son derece saygı duyuyorum; ama, bunu her seferinde, hep dile getireceğim. Siz, insanları öz-üvey diye ayırmazsanız, ürünlerinizi de öz-üvey diye ayırmayın. Bir şey donduysa, o da donmuştur bu da donmuştur. Ona veriyorsanız buna da vereceksiniz. Onun için, hassaten, bir kez daha sizden istirham ediyorum Sayın Bakanım.

Tabiî, bunun en büyük çözümü tarımsal sigorta. Bu eğer zorunlu hale gelmezse, bunları hep konuşuruz. Tabiî, Türkiye'nin klasik ürünleri var; pancar, tütün, bir de bölgelerin değişik ürünleri üzüm, incir, fındık. Tabiî, Türk tarımında bir şekilde başka ürüne geçilmediği sürece hep bunları yaşarız. Pancar bitti, tütün de gitti maşallah, şimdi sıra geldi sigara fabrikalarına.

Sayın milletvekilleri, bir şey söylüyorum; sigara fabrikaları yeniden satışa çıktı, 5 sigara fabrikası; bir de mevcut 500 000 000 kilo tütünleriyle. İnanın, bunlar tek tek satılsın, üç yıl sonra, beş yıl sonra Türkiye'nin hiçbir yerinden bir gramlık tütünü kimse almaz. Hep ithal tütün gelecek. Ne olursunuz, eğer bir şey yapıyorsak, Türk tarımının geleceğini de hep düşünmek zorundayız. İnanın, bir gram tütün almazlar; çünkü, kendi köylüsünü düşünüyor.

Dün, Sayın Mustafa Gazalcı, yine, burada, bu konuşmayı yaparken, hatta bana sordu. Bütün dünyada artık iki şirket var; düopol diyorlar bunlara. Şimdi, biz, kendi markamızı yaratarak, gelin tripol olalım ya, gelin tripol olalım. Bu ülke, bir Japon Tobacco, bir Amerikan Tobacco... Tüm dünyada, artık, bunların hiçbiri, sigara ürettikleri yerlerin tütününü kullanmıyorlar. Amerikan Tobacco, tamamen, artık, diyor ki: "Kardeşim, ben, Virjinya tütünü getireceğim." Almazlar bizim köylümüzün tütününü. Hassaten, bu sigara fabrikalarının özelleştirilmesinde...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla)Sayın Başkan, toparlıyorum.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

21 konuşma daha · 16 Aralık 2004

21 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook