İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 57. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanunda değişiklik (mit,emniyet, jandarma da telefon dinlenmesi) (s.s. 1070)

Hakkı Ülkü

İzmir Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 57. Birleşim · 4. yasama yılı · 1 Şubat 2006 · 1.345 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hakkı Ülkü (CHP), 1 Şubat 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUNDA DEĞİŞİKLİK (MİT,EMNİYET, JANDARMA DA TELEFON DİNLENMESİ) (S.S. 1070)); konuşma 1.345 kelime.

Hakkı Ülkü (CHP, İzmir). “Bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanunda değişiklik (mit,emniyet, jandarma da telefon dinlenmesi) (s.s. 1070)”. TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim tutanağı, 1 Şubat 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hakki-ulku-22-2006-02-01-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanunda-degisiklik-mit-em (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA HAKKI ÜLKÜ (İzmir)Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; 1070 sıra sayılı Kırşehir Milletvekili Hacı Turan'ın, Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi üzerinde söz almış bulunuyorum; Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; bilindiği gibi, halk arasında "telekulak" olarak bilinen, MİT, Emniyet ve Jandarmanın dinleme faaliyetinin tek elde toplanması ve bu amaçla, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının kurulmasına dair yasa, 23 Temmuz 2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir; ancak, AKP'li arkadaşlar, bu yasada, kurulacak olan Başkanlığa ilişkin kadro ihdası yapmayı unuttuğu için, tam beş ay sonra, tutup, 15 yeni üniversite kurulmasına ilişkin 5447 sayılı Yasaya bir ek yaparak, bu hatayı gidermeye çalışmışlardır; fakat, 15 üniversite kurulmasına ilişkin Yasa, Cumhurbaşkanından dönünce, kurulması planlanan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı, yine, personelsiz kalmış ve bu

(x) 1070 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Başkanlığın kurulmasına dair yasada belirtilen süre, 23 Ocak 2006 günü bitmiş olduğu için, Başkanlığın son dokuz gündür yapmakta olduğu, iletişimin dinlenmesi, tespiti ve kayda alınması işlemleri hukuken tartışmalı hale gelmiştir; yani, şu anda bir boşluk vardır.

Şimdi, milletvekili arkadaşımız Hacı Turan'ın vermiş olduğu yasa teklifiyle, altyapısının kurulması ve kadro ihdası, bu hatalar nedeniyle, geciken Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının devreye girmesi için, 23 Temmuz 2006'ya kadar, altı ay daha süre tanınması isteniyor.

Değerli arkadaşlar, elbetteki, devletin güvenliğinin sağlanması için, güvenlik hizmeti yapan kamu görevlilerinin, bu hizmetleri yerine getirirken, ortaya çıkan ihtiyaçlarının giderilmesi, bizim temel görevlerimiz arasındadır. Biz de, bu görevin bilinci içerisindeyiz, muhalefet olarak da, buna, elbette, destek vermek isteriz. Fakat, görüşmekte olduğumuz kanun teklifi, hazırlanış nedenlerinden sunuluş biçimine, gerekçelerinden içeriğine kadar tam bir mizah örneğidir, üstelik de bir kara mizah örneğidir ve AKP'nin yasa yapma anlayışını da açıkça gözler önüne sermektedir. AKP 'yle birlikte, Meclisin çalışma biçiminde düzensizlik, acelecilik, işin kolayına kaçma, karma karışık bir yasa yapma süreci ortaya çıkmış durumdadır. Darmadağınık, her parçası bir yerde, hatalı ve eksik bir şekilde kabul edilmiş yasalardan biri de, şu anda görüşmekte olduğumuz teklifin, eksikliklerini gidermeye çalıştığı 5447 sayılı Yasadır.

Öncelikle şunu söylemeliyim; Avrupa Birliğiyle, pek çok konuda olduğu gibi, mevzuatımızın uyumlu hale getirilmesi için de yoğun bir çalışma dönemine girdik; fakat, hükümetin ortaya koyduğu icraatların hiçbirinde Avrupa Birliği anlayışını, Avrupa Birliği vizyonunu göremediğimiz gibi, Meclis çalışmalarında da göremiyoruz. İşte, görüşmekte olduğumuz yasa tasarısının adından içeriğine, gidermeye çalıştığı hatalara kadar, bu, açıkça ortadadır.

Öncelikle, insan hak ve özgürlükleriyle ilgili böylesine önemli bir konunun, bir milletvekili arkadaşımızın kanun teklifi olarak değil de, isterdik ki, Bakanlar Kurulunun bir tasarısı olarak önümüze gelsin. Konunun önemi bakımından bunun altını özellikle çizmek istiyorum; çünkü, alışılmamış bir durumdur bu. Bu yasa teklifinin gerekçesinde de belirtildiği gibi, oluşturulan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının kadro ihdası, üzerinde değişiklik yapılan 5397 sayılı Yasada da değil, 15 yeni üniversite kurulmasıyla ilgili 5447 sayılı Yasaya ek yapılarak bir düzenlemeye gidilmesi istenmiştir. Kurulan başkanlığın, acil bir şekilde personel ihdasına dair bir ihtiyacı oluşunca da, hükümet, komisyonlarda bulunan tasarı ve tekliflere bakıp en hızlı hangisi çıkacaksa, kadro ihdaslarını ona eklemeyi uygun görmüştür.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; bu olay, amaç birliği taşımayan iki hususun aynı kanun içinde, yasa tasarısı içinde bulunmasıdır ki, son derece yanlıştır. Anayasa Mahkemesinin temel ilkelerinden birisi de budur. Farklı amaçların yasa içerisinde bulunması sakıncalıdır. Daha evvelki verdiği kararlarda bunlar zaten mevcuttur. Birisi üniversite kurulmasıyla, birisi istihbarat ve Telekomünikasyon Kurumuyla ilgili bir konu, aynı yerde düzenleniyor. Cumhurbaşkanının bir kere daha görüşülmek üzere, tasarıyı iade etmesini vesile bilerek, bu yanlışı düzeltmek gerekiyordu; fakat, maalesef, AKP'li arkadaşlarımız, buna gerek duymadılar.

Teklifin biçimi, sunuluşu açısından ikinci değinmek istediğim konu ise, 1070 sıra sayılı komisyon raporuna, komisyonda görevli Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarımızın görüşlerinin ve çekincelerinin yansımamış olmasıdır. Üstelik, biz, komisyon görüşmelerinde "çekimser" diye oy kullanmamıza rağmen, bunlar dikkate alınmamış, bu anlamda da komisyon raporuna, komisyon raporu değil "AKP raporu" demek daha doğru olur diye düşünüyorum.

Kamuoyuna "telekulak kanunu" olarak yansıyan bu düzenlemedeki dinleme olgusu, geçmiş itibariyle elde edilen bilgilerin kamunun temel güvenlik ihtiyaçları dışında, kişi/kurum amaçları doğrultusunda ya da başka amaçlar doğrultusunda kullanılması tehlikesini de birlikte getirmektedir. Geçmişte bunun çok örneklerini gördük. Bu bakımdan bunun önüne geçilmesi gerekiyor. Önüne geçmenin yolu da, denetim fonksiyonunu doğru düzgün, hukuk devleti ilkesine uygun bir şekilde düzenlemektir. Eğer, denetim fonksiyonu tam anlamıyla açığa kavuşturulabilirse, yasanın istismar edilme tehlikesi biraz daha safdışı edilmiş olabilir.

Bilindiği gibi, şu anda Emniyet Genel Müdürlüğü teftiş edilebiliyor; ama, İstihbarat Daire Başkanlığı teftiş edilmiyor, edilemiyor. Bunun cevabını da doğrusu merak etmekteyiz. Bugün, Sayın Bakana da bu konuyla ilgili bir soru yöneltmek istiyorum. İstihbarat birimlerinin de denetlenmesi gerekiyor; bunun geçmişte çok örneklerini gördük; denetlenmiyor, neden denetlenmiyor, sadece soruşturuluyor Sayın Bakan?

Bir de, skandal söz konusu olduğunda hemen, bakıyorsunuz, bir soruşturma açılıyor; ama, hepimiz biliyoruz ki, soruşturma bir başka şey, denetim başka bir şey. Soruşturmayı denetimle karıştırmamak gerekiyor, buna dikkat etmemiz gerekiyor. Denetimle ilgili konu 5397 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde düzenleniyor. Maddede "bu maddede yer alan faaliyetlerin denetimi, sıralı kurum amirleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve ilgili bakanlığın teftiş elemanları ve Başbakanın özel olarak yetkilendireceği kişi veya komisyon tarafından yapılır" denilmektedir. Burada kullanılan ve denetimin Başbakanın özel olarak yetkilendireceği kişi veya komisyon tarafından da yapılmasını öngören düzenleme tümden yanlıştır; bırakalım yanlışı, Anayasaya tam anlamıyla aykırıdır; çünkü, öncelikle belirtilen, denetimi yapacak kişi veya komisyon üyelerinin niteliklerinin, atanmalarının, görev ve yetkilerinin, hak ve yükümlülüklerinin, aylık ve ödeneklerle ilgili özlük işlerinin Anayasanın 128 inci maddesi doğrultusunda kanunla yapılması gerekmektedir; halbuki, kanunda kullanılan ibarelerde, Başbakan tarafından denetimle görevlendirilecek kişi veya komisyon üyelerinin niteliklerini göstermek üzere kanunda bir düzenleme yapılmadığı görülmüştür.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; yasaya ilişkin bir diğer kaygımız da "devlet sırrı" kavramı. Devlet sırrı elbette çok önemli bir şey; bunun açıklığa kavuşturulması gerekiyordu; çünkü, denetimi bile olmayan bir birimin, uygulayıcılarına, tanımı bile olmayan hukuk devleti anlayışıyla örtüşmeyecek geniş bir takdir yetkisi veriliyor. İnsanların güvenliğini asıl olarak kanunlar ve hukuk sağlar, bir hukuk devletinin amacı da tam olarak budur, bu olmalıdır; insanların haklarını ve güvenliğini hukuk üstünlüğü içerisinde korumak. Bu nedenle, yaptığımız kanunlarda, boşlukların ve muğlaklıkların bulunmasına kesinlikle yer veremeyiz, vermemeliyiz. Sayın Başbakanı ve oluşturulacak başkanlığın çalışanlarını tenzih ederim; ama, yarın, bu makamları, kimlerin, hangi niyette olduğu bilinmeyen kişi ya da grupların dolduracağını bilemeyiz.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; bu arada, Meclis Başkanımız, geçtiğimiz hafta, Meclis İçtüzüğünde değişiklik yapılması için, parti liderleriyle çeşitli görüşmeler yaptı. Planlanan değişiklik tasarısı içinde, 12 Ekim 2005 tarihinde Meclis Başkanlığına da sunmuş olduğum, isteyen milletvekillerinin bizzat başvurusu halinde dokunulmazlıklarının kaldırılabilmesini amaçlayan İçtüzük değişiklik teklifime de yer verilmiş olması, ülkemiz adına, Parlamentomuz adına sevindirici bir gelişmedir. Milletvekillerinin, haklarındaki suçlamalardan kurtulabilmesi için, Anayasanın 36 ncı maddesindeki yargılanabilme hakkından yararlanabilmesi gerekiyor. Türkiye Büyük Millet Meclisini, daha demokratik, daha güvenilir ve daha verimli bir hale getirmek de bizlerin elinde. Her çıktığımda, burada her konuşmamda, aşağı yukarı bunları dile getiriyorum; ama, bir kez daha dile getirmekte yarar buldum.

Bir başka şey daha söylemek istiyorum değerli arkadaşlar; Bilgi Edinme Hakkı Yasası çıktı. Bu Yasa, sonra, bazı aksaklıklar nedeniyle değişikliğe uğradı. Bu değişiklik nedeniyle de, insanlar, Bilgi Edinme Hakkı Yasasından yararlanmak için, hiçbir şeyin gizli kalmaması doğrultusunda, başta resmî dairelerden olmak üzere, birçok bakanlıktan bilgi almak için, başvuru hakkını kullanmak istediler ve kullanıyorlar; ancak, bu başvuru haklarına cevap verilmediğini, gerek Türkiye Büyük Millet Meclisi Dilekçe Komisyonuna gelen yazılardan, gerekse bize intikal eden bazı yazılardan, mektuplardan anlıyoruz. Bırakalım bazı yazı ve mektupların bize gelmesini, kendi başımıza gelen bazı olaylardan bir tane somut örnek vermek istiyorum:

Kendi yöremizde, İzmir'de, Bakırçay yöresinde, Aliağa'da tapuda son beş yıl içerisinde el değiştirmiş olanların ada, pafta, parsel numaralarını istiyorum, bunların sahipliğinin kimlerden kimlere geçtiğini araştırıyorum, soruyorum; Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünden gelen yanıtta "bu bilgiler gizlidir, verilemez" diye bir durumla karşılaşıyoruz.

Bu, tıpkı, son günlerin en önemli tartışması olan, özellikle başta liderler olmak üzere, Parlamentodaki tüm arkadaşlarımızın mal varlığının, sanki yasakmış gibi, sanki suçmuş gibi, açıklanmaması ya da açıklanamaması… Oysa, ister Başbakan, ister diğer siyasî partilerin genel başkanları ve bu arada bizim Genel Başkanımız, dilediği zaman kendisi hiçbir yüksünmeye gerek duymaksızın, yasaların suç saymadığı bir eylemi, yani mal varlığını dilediği zaman kamuoyuna açıklayabilir ve bu da Parlamentoyu saygın bir konuma oturtabilir diye düşünüyoruz. O nedenle, Sayın Başbakanın içinde bulunduğu psikozu bırakıp, en kısa zamanda mal varlığını açıklamasını bekliyoruz. Bu, en az bugün görüştüğümüz telekulak yasası kadar önemlidir diye düşünüyorum.

Bir daha dokunulmazlıklarla ilgili konuda söz almak istemediğimi; ama, söz almak istersem, bu defa kürsüye baş vurma yerine, belki de kürsüyü de kırabileceğimi belirtmek istiyorum.

Hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

31 konuşma daha · 1 Şubat 2006

31 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook