Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)
İzmir Milletvekili ·
Genel Kurul, 99. Birleşim · 4. yasama yılı · 2 Mayıs 2010 · 910 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Harun Öztürk, 2 Mayıs 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 99. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 910 kelime.
Harun Öztürk (İzmir). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 99. Birleşim tutanağı, 2 Mayıs 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/harun-ozturk-23-2010-05-02-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
HARUN ÖZTÜRK (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisinin lehinde söz aldım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Konuşmama başlamadan önce şehitlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına, Türk Silahlı Kuvvetlerine ve yüce milletimize başsağlığı ve sabır diliyorum.
Değerli milletvekilleri, terörle ilgili mücadeleyi bırakıp terör örgütüyle uzlaşma yollarının aranmakta olmasından duyduğum üzüntüyü belirtmek istiyorum. Yitirilen canlarda Türk Silahlı Kuvvetlerini terörist ilan etmeye kalkanların vebalinin büyük olduğunu ifade etmek istiyorum.
Değerli milletvekilleri, evet, Anayasa değişikliklerinin ikinci tur görüşmelerine bugün başlıyoruz. “AKP Anayasası” dediğimiz kadar, bu Anayasa bir “tombala anayasası” olarak da anılacağı için, tombaladan önergelerimize talihin gülüp gülmeyeceğini bilmediğimden, bu vesileyle görüşlerimi bir kez daha sizlerle paylaşmak istiyorum.
Değerli milletvekilleri, bu Anayasa değişikliği, milletin ihtiyaçlarından doğmamıştır. Değişikliğin içinde ne işsize iş, ne yoksula aş, ne esnafa siftah, ne memur ve emekliye zam, ne daha iyi sağlık, ne daha iyi eğitim, ne daha iyi güvenlik, ne teröre çözüm, ne de iddia edildiği gibi demokrasi vardır. Bu Anayasa değişikliği, kendisini mevcut anayasal düzene uyduramayan AKP’nin Anayasa’yı kendisine uydurma arzusundan doğmuştur. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının ifadesiyle, “AKP, yeni bir kapatma davası açılabileceğini hissetmiştir.” Hissetmiş ve bir önceki kapatma davası sonrasında Sayın Kılıç’ın “Bu Anayasa’yla bir daha karşımıza gelme.” uyarısını hatırlamıştır.
AKP, kapatılma korkusunu Demokles’in kılıcı gibi görmekte ve bu korkudan tümüyle kurtulmak istemektedir. Bunun için, Anayasa Mahkemesine yönlendirebileceği yargıçlar atamayı yeterli görmemekte, “Beni kapatacaksanız benim iznimi almak zorundasınız.” demektedir. Dünyanın neresinde suç zanlısına “Senin hakkında dava açabilir miyiz?” diye sorulur? AKP, bu değişiklikle dava açma izninin kendisinden alınmasını istemektedir. Uzun uzun yazıldığına bakmayın, parti kapatılmasına ilişkin değişiklik, “siyasi partiler kapatılamaz” demeye gelmektedir. “İnsanlar için idam cezası kaldırıldığına göre siyasi partiler için de kaldırılmalıdır.” denilerek demagoji yapılmaktadır. Çünkü, aralarında hiçbir benzerlik yoktur. İdam edilen bir insanı tekrar hayata döndürebiliyor musunuz? Ama kapatılan siyasi partinin devamı niteliğinde bir parti kurabiliyorsunuz.
Geçmişte, yargıya güvenmediği için dokunulmazlıkları kaldırmadıklarını söyleyenler, bugün güvenecekleri yargıyı oluşturmanın peşine düşmüşlerdir. AKP kendi yargıçlarını tayin ederek, ayarlayarak, Başbakan, bakan ve milletvekillerini bekleyen suç dosyalarından kurtarmak; yargıyı, muhalifleri üzerinde baskı gücü olarak kullanmak istemektedir. İdari yargının yerindelik denetimi engellenerek Hükûmetin ve belediyelerin özelleştirme ve altyapı yatırımları başta olmak üzere pek çok faaliyeti yargı denetimi dışına çıkarılmak istenmektedir.
AKP, yargıyı tümüyle kontrolüne alarak Anayasa’ya aykırı uygulamaları yaygınlaştırmak niyetindedir. Yargıda değişiklik, barajların, santrallerin, doğal kaynakların, kara ve demiryollarının, limanların istenilen bedelden istenilen kişilere satılabileceği, kişiye özel düzenlemeler yapılabileceği, kişiye özel aflar çıkarılabileceği, ormanların ve sit alanlarının tahrip edilebileceği, yolsuzluklara yasal kılıf hazırlanabileceği anlamına gelmektedir. Yargının yürütmenin kontrolüne girmesi, yargının özelleştirilmesiyle eş değerdir.
AKP, devlette kadrolaşmanın önündeki yargı engelinden tümüyle kurtulmak istemektedir.
AKP, bundan böyle, mahkemeye işi düşenlerin de kendisine muhtaç olmasını istemektedir.
Değişiklikle, sözde, yargının bağımsızlığının ve tarafsızlığının sağlanmasının amaçlandığı söylenmektedir. AKP’nin kontrolüne geçecek bir Anayasa Mahkemesi ve HSYK ile nasıl olacak da yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı sağlanacaktır? Anayasa Mahkemesi üyesi sayısı 11 asil 4 yedek üyeden 17 asil üyeye çıkarılırken yüksek yargıdan seçilenlerin sayısının 9’dan 7’ye indirilmesi mi yargının bağımsızlığını sağlayacaktır? Sayıştay ve YÖK’ten Anayasa Mahkemesine seçilen üye sayısının 2’den 5’e çıkarılması mı yargının tarafsızlığını sağlayacaktır? Kırk beş yaşında üye seçilen, on iki yıl görev yaptıktan sonra emekliliğine sekiz yıl kala görev süresi biten ve Hükûmetin eline bakmak zorunda kalan yargıç mı tarafsızlığı sağlayacaktır? HSYK üyesi sayısı 12’den 34’e çıkarılırken, yüksek yargıdan seçilenlerin sayısının 10’da bırakılması mı yargı bağımsızlığını sağlayacaktır? Adalet Bakanı ve Müsteşarının HSYK’da konumları daha da güçlendirilerek tutulması mı yargının tarafsızlığını sağlayacaktır? Yürütmenin doğrudan vesayetine girecek olan yeni 6 üye mi HSYK’nın tarafsızlığını sağlayacaktır?
HSYK kararlarının yargıya açık olmadığından şikâyet ediyorsunuz. Niçin tüm disiplin kararlarına yargı yolunu açmıyorsunuz? Yargı bağımsızlığı için gerekli olduğu hâlde, yargıçları niçin Bakanlığın vesayeti altında tutmaya devam ediyorsunuz? Özlük işlerini niçin HSYK’ya aktarmıyorsunuz? Yargıç ve savcıların denetimini niçin tümüyle HSYK’ya bırakmıyorsunuz? Hâkim ve savcıların, HSYK’da görmek istedikleri asil ve yedek üye sayısı kadar adaya oy vermelerini niçin engelliyorsunuz? Her seçmenin bir adaya oy vermesine bazı tarikatların daha iyi organize olacaklarını mı düşünüyorsunuz?
Değerli milletvekilleri, AKP, bu düzenleme ile, Anayasa’nın değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek maddelerini başka maddelerde oynayarak işlevsiz bırakmaktadır. Kurucu iktidar olan halk tarafından, değiştirilmesinin teklif dahi edilmesi yasaklanan Anayasa maddelerinin, dolanarak da olsa etkisiz kılınmaya çalışılması Anayasa’da izin verilmeyen bir yetkinin yasama organınca kullanılması anlamına gelmektedir ve yok hükmündedir. Yüksek yargıyla ilgili bu değişikliklerin gerçekleşmesi hâlinde, sıranın, değiştirilmesi teklif edilemeyecek maddelerin doğrudan değiştirilmesine geleceğinden kuşkunuz olmasın.
Güçler ayrılığı işliyorsa hukuk devleti vardır, hukuk devleti varsa demokrasi vardır. Demokrasi, hukuk devleti ve insan haklarının güvencesidir. Bu değişiklikte yapıldığı gibi güçler ayrılığının yok edilmesine göz yummak, hukuk dışı bir yönetime boyun eğmek demektir.
Bu teklif, AKP’nin 2’nci kez Anayasa’yı ihlal girişimidir. AKP’nin bu eylemi, Anayasa’nın 153’üncü maddesinin son fıkrasına açıkça aykırılık teşkil etmektedir ve AKP bunun sonucuna katlanmalıdır. Bu değişiklik dâhil, bugüne kadar yapılan on yedi değişiklikten niçin sadece AKP’nin yaptığı iki değişiklik mahkemelik olacaktır? AKP, bu soruyu kendi kendine sormalıdır. Uzlaşma aramadan, dayatmacı bir anlayışla gerçekleştirilen bu değişiklikler vesilesiyle, millet yüksek yargıyla karşı karşıya getirilmek istenmektedir. AKP, referandum ihtimalini dikkate alarak teklife millete şirin görünecek bazı eklemeler yapmıştır ancak bu şirin görünen değişikliklere daha yakından baktığımızda, gerçekte yeni bir şey getirmedikleri fark edilecektir.
Gerçekten, Hükûmete sormak gerekir: Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife malullerinin dul ve yetimleriyle, malul ve gaziler için ne yapmak istediniz de bu ifadelerin Anayasa’da yer almaması size engel oldu? Bütün milletin özel hayatını Anayasa’da kişisel verilerin korunması hükmünün olmaması nedeniyle mi dinlediniz? Büyük vergi kaçakçılarının yurt dışına çıkış yasağının kaldırılması milleti o kadar mı çok ilgilendirmektedir? Çocukları her türlü istismara ve şiddete karşı koruyamamanızın sebebi, devletin buna ilişkin tedbirleri alacağını Anayasa’ya yazmamasından mıdır? Grev hakkını içermeyen düzenlemeyle memurları kandıracağınızı mı zannediyorsunuz?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
43 konuşma daha · 2 Mayıs 2010