İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 25. BİRLEŞİM · SALI

Mustafa cumhur ersümer ile zeki çakan haklarında meclis soruşturması açılmasına ilişkin (9/4-7)

Hasan Aydın

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 25. Birleşim · 2. yasama yılı · 9 Aralık 2003 · 1.142 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hasan Aydın (CHP), 9 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER İLE ZEKİ ÇAKAN HAKLARINDA MECLİS SORUŞTURMASI AÇILMASINA İLİŞKİN (9/4-7)); konuşma 1.142 kelime.

Hasan Aydın (CHP, İstanbul). “Mustafa cumhur ersümer ile zeki çakan haklarında meclis soruşturması açılmasına ilişkin (9/4-7)”. TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim tutanağı, 9 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasan-aydin-22-2-2003-12-09-mustafa-cumhur-ersumer-ile-zeki-cakan-haklarinda-meclis-sorusturmasi-a (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

HASAN AYDIN (İstanbul)Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Tabiî, önemli bir meseleyi görüşmekteyiz. Ben, arkadaşlarımın değinmiş olduğu kısımlara tekrar değinmek istemiyorum, başka noktaların altını çizmek istiyorum.

Söz konusu bu proje, 1 289 kilometrelik bir proje ve bu projeyle birlikte -elimizdeki kayıtlar, veriler doğruysa- Türkiye, çok ciddî bir düzeyde, Rus doğalgazına bağımlı hale gelmiş durumdadır. Türkiye, dışarıdan almış olduğu doğalgazın -ortalama olarak- yüzde 67'sini Rusya'dan almaktadır. Bu oran, Avrupa Birliğine üye ülkelerde yüzde 30'lar civarındadır, hatta, Avrupa Komisyonunda, bunun sınırlanması benimsenmiştir.

Bu projenin, bu şekilde, yaşama geçirildiği günden bugüne kadar, millî menfaatlar açısından değerlendirildiğinde, ülkemizin yararınadır diyebileceğimiz bir proje olduğunu söylemek mümkün değil. Geçmişte bu projeyi savunan bakan arkadaşlarımız "eğer, biz, bu şekilde, Rusya'ya bağımlı olacaksak, biz de onlara para vererek Rusya'nın ekonomisini bağımlı hale getirmişiz" demektedirler; hatta "Rusya 2 700 000 000 dolar yatırım yaparak, böyle bir projede bizden daha fazla risk aldı" demektedirler.

Değerli arkadaşlarım, elektrik üretimimizin yüzde 50'si doğalgaza bağımlı hale gelmiştir.

Bu projede, çok önemli bir olay işlenmiştir. Samsun-Ankara hattı -arkadaşlarım da ifade ettiler- ihalesiz verilmiş; ama, çıkan haberler yanlış değilse, bir şirket, 250 000 000 dolar öneri yapmış; ama, bu şirkete cevap bile verilmemiş ve 339 000 000 dolara bir başka şirkete verilmiş.

Bu projenin bir başka yanı; özellikle, Karadeniz'in altından geçen projenin, coğrafî yapısının, bu projeye uygunsuzluğudur ve koşulları son derece zordur. Daha önce, Meksika Körfezinde, 1 500 metre derinlikte -en fazla derin olan- 100 kilometre uzunluğunda bir proje var ve bu proje ise, 2 150 metre derinlikte ve coğrafî koşullara direnme noktasında büyük bir sıkıntı ile karşı karşıya.

Değerli arkadaşlarım, biz, eğer, Türkmenistan'dan gaz almış olsaydık, bunu 40 dolara alacaktık; ama, o zaman, bizim, 2 milyar dolar harcayarak, bu boru hattını kendimizin döşemesi gerekirdi; bu da, Rusya'ya, yıllık vermiş olduğumuz 1 küsur milyar dolarlık parayla mukayese edildiğinde, aşağı yukarı iki yıllık bir paraya denk gelmektedir.

Burada ilginç bir şey var. Türk İnşaat Mühendislik Firmasının hisseleri var, BOTAŞ'ın yüzde 35, Gamanın yüzde 15,6; fakat, bir tane hisse var ki, çok ilginç; bu hisse, yüzde 4,4 civarında olan, ama, "hamili" diye ifade edilen ve maalesef, şu ana kadar da kime ait olduğu bilinmeyen bir hisse söz konusu. Neden hamilidir, neden gizlidir; onu, elbette, bu soruşturma açılması kabul edilirse, Yüce Divana da giderse, orada daha da açığa çıkacak diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, ben, burada, uzun uzun anlatıp, gerçekten, bu projenin, Türkiye'ye gerek malî yönden gerek stratejik yönden vermiş olduğu zararları anlatıp -daha önce arkadaşlarım da uzunca anlattıkları için- başınızı tekrar ağrıtmak istemiyorum. Elbette, bu, çok önemli bir görevdir; Türkiye Büyük Millet Meclisinin, belki de, bu yasama döneminde yapmış olduğu en önemli işlerden birisi olacaktır ve inanıyorum ki, yarından itibaren, Türkiye insanı, halkımız bu olaya çok daha ilgi gösterecek ve bu Parlamentonun, geçmişte, ülkemizin yararına olmayan eylemler karşısında, işler karşısında bir duruş aldığını gözleyecek, gözlemleyecek, belki de takdir edecektir.

Değerli arkadaşlarım, önemli bir iş yapıyoruz ve suçları varsa cezalarını alsınlar, yoksa aklansınlar gibi bir çabanın içerisindeyiz, bir gelenek yaratmaya çalışıyoruz. Eğer varsa, bu ülkede yetim hakkı yiyenlerin gerçekten de hesap vermelerini sağlamak gerek; çünkü, bu Parlamento, ülkemizde yaşayan 70 000 000 insanın umudu durumunda. Bu Parlamento iyi şeyler yaptığı zaman ülkemiz rahatlayacak, ferahlayacak; bu Parlamento görevlerini ifa etmediği zaman, dünlerde olduğu gibi, ülkemizin trendi, gelişmesi, büyümesi, mutluluğu, refahı daha da kötüye gidecektir.

Bu Parlamento yapıyor değerli arkadaşlarım, bunu. Bu nedenle de çok önemli bir şey yapıyor; biz yapıyoruz. İki nedenle yapıyoruz; birisi -kaybedilmiş olan zararları, anladığım kadarıyla, burada telafi etmek mümkün değil- bundan sonraki zararları engellemek; ikincisi, Türkiye'de, ben yaptım, ettim, oldu, bitti diyenlere, bundan sonra yapmayın, ayağınızı denk alın; bundan sonra böyle bir şey yaparsanız bunun hesabı sorulacaktır noktasında, ülkede, yeni bir geleneği, yeni bir teamülü yaratmaktır. Çok önemli bir şeydir. Biz yapıyoruz. Ama, bizim cephemizden de işlere bir bakmamız lazım değerli arkadaşlarım. Eğer, suçlu diye varsaydığımız, yargı tarafından, suçlu ya da suçsuz oldukları ortaya çıkacak olan dünkü ülke yöneticilerinin, bakanlarının tarafımızdan Yüce Divana gönderilmesi girişimi söz konusu ise, öncelikle, ben, vatandaşlarımızın bizim de ne durumda olduğumuza baktıklarını düşünüyorum.

Bu Parlamentoda 129 dosya var. Vatandaş, şu anda bizim bu iddialarımızı dinlerken, aynı zamanda, bu Parlamentonun ne durumda olduğunu da merak etmektedir. 129 dosya vardır. Bu 129 dosyanın, geçmiş olan bu bir yıl içerisinde, sadece bizim niyetimize, istemimize göre değil; ama, aynı zamanda, bir anayasal zorunluluk olarak Parlamentoya inmesi gerekirdi. Bu konuda, hâkimlerin, mahkemelerin bizden istediklerinin ve bizden istemesi gerekenlerin, bizim tarafımızdan görevimizin ifa edilmesi gerekirdi; ama, bu bir yıl içerisinde Türkiye Büyük Millet Meclisine gelmesi gereken 129 dosya bir tarafta beklemektedir.

Bunu neden söylüyorum; eğer, bu Parlamento temiz bir sayfa açacaksa, beyaz bir sayfa açacaksa, bu Parlamento, böyle bir girişimiyle vatandaşını ikna edecekse, halkın siyasete yeniden güvenini inşa edecekse, ben, bu güven inşaını, öncelikle, bugün bu Parlamentoda üye olarak bulunan milletvekili arkadaşlarımızdan başlatmamız gerektiğini düşünüyorum. Aksi takdirde, dünlerde olduğu gibi, benden değilse, benim partimden değilse, bir de suç işlemişse -hele hele bizim ülkemizde, suçluya karşı mücadelede vatandaş büyük bir destek vermektedir- bu desteği de alırız diyerek, ülkede yeni bir beyaz sayfa açmak mümkün değildir.

Biz, Cumhuriyet Halk Partili milletvekilleri olarak, Cumhuriyet Halk Partisine ait olan, Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerine ait olan dosyaların derhal gündeme getirilmesi ricasında bulunduk defalarca. Adalet ve Kalkınma Partili arkadaşlarımız kendi dosyalarını hangi nedenle getirmiyorlar, bilemeyiz. Anayasanın işlemesi gereken bir kurumunun neden işletilmediğini kendilerine sormamız gerekir. Yani, Anayasaya göre yapmamız gereken bir görev, bu Parlamento tarafından şu anda yapılmamaktadır. Gündeme gelmesi gereken, Meclise gelmesi gereken dosyalar gelmemektedir. Neden gelmemektedir?

Bu Parlamentodaki milletvekili arkadaşlarımız, hiçbir şeyden korkmamalıdırlar. İddia eden tarafın diğer tarafı suçladığı ya da kesin suçlu olduğu anlamına gelmemektedir. Hiçbirimizin omzunda, sırtında bir yük kalmamalıdır ki, bizim bu noktadaki iddialarımızın, yeni bir beyaz sayfa açma girişimlerimizin vatandaş tarafından benimsenmesini, yeni bir umuda dönüşmesini, bir vicdan rahatlığına dönüşmesini sağlayabilelim.

Sevgili arkadaşlarım, bakınız, ben size bir şey söylemek istiyorum; yine iyiniyetle söylemek istiyorum. Geçtiğimiz günlerde, geçmişte bu Parlamentoda bulunan bazı milletvekili arkadaşlarımın da Genel Başkanı olan Sayın Erbakan bir ceza aldı ve eğer yeni bir durum olmazsa, Sayın Erbakan hapse girecek. Sayın Erbakan hapse girecek; ama, Sayın Erbakan'la aynı suçu işlediği iddia edilen, aynı davada yargılanan arkadaşlarımızın -yanlış hatırlamıyorsam- bugün bu Parlamentoda biri İçişleri Bakanı, biri Dışişleri Bakanı. Şimdi, bu İçişleri Bakanımızın, Dışişleri Bakanımızın, ceza almış olan ve yeni bir durum ortaya çıkmazsa hapse girecek olan Sayın Erbakan'la birlikte aynı davada aynı durumda olan bu arkadaşlarımızın, Parlamentoda bulunmaları, İçişleri Bakanı olmaları, Dışişleri Bakanı olmaları ve böyle bir resim karşısında, şu önümüzde bulunan dosyaları görüşmemizin, toplumun vicdanını rahatlatabileceği konusunda gerçekten emin olabiliyor muyuz? Yani, bizim hakkımızdaki iddialar, bu Parlamentoda bulunan milletvekilleri hakkındaki dosyalar gündeme getirilmiyor. Neden; çünkü, bunun muhatabı biziz. Çünkü, bu dosyaları gündeme getirmesi gereken biziz, bu Parlamento. Şimdi, vatandaş bize şöyle diyecek: "Peki kardeşim, sizi kutluyoruz, tebrik ediyoruz, geçen dönemlerde usule uygun olmayan, hakka, adalete, hukuka uygun olmayan uygulamalar karşısındaki duruşunuzu kutluyoruz. Bu ülke, bu nedenle bu hale geldi. Bu ülkenin, gerçekten, bu halden kurtulması lazım. Gerçekten, birilerinin bunu yapması lazım. Tabiî ki, bu birileri Parlamentodur Yüce Meclistir..."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

17 konuşma daha · 9 Aralık 2003

17 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook