İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 25. BİRLEŞİM · SALI

Mesut yılmaz ve güneş taner haklarında meclis soruşturması açılmasına ilişkin (9/ 5-6 )

Ahmet Sırrı Özbek

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 25. Birleşim · 2. yasama yılı · 9 Aralık 2003 · 1.048 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ahmet Sırrı Özbek (CHP), 9 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MESUT YILMAZ VE GÜNEŞ TANER HAKLARINDA MECLİS SORUŞTURMASI AÇILMASINA İLİŞKİN (9/ 5-6 )); konuşma 1.048 kelime.

Ahmet Sırrı Özbek (CHP, İstanbul). “Mesut yılmaz ve güneş taner haklarında meclis soruşturması açılmasına ilişkin (9/ 5-6 )”. TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim tutanağı, 9 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-sirri-ozbek-22-2003-12-09-mesut-yilmaz-ve-gunes-taner-haklarinda-meclis-sorusturmasi-acilmasina (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AHMET SIRRI ÖZBEK (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkbank ihalesi sürecinde malın satımında ve değerinde fesat oluşturacak ilişki ve görüşmelere girdikleri ve bu eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 205 inci maddesine uyduğu iddiasıyla eski Başbakan Mesut Yılmaz ve Devlet eski Bakanı Güneş Taner haklarında Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önerge üzerinde görüşlerimi açıklamak istiyorum.

Sayın milletvekilleri, Türkbank ihalesine ilişkin olarak, kamuoyunun ve Yüce Heyetinizin bilgilerini yeniden tazelemek istiyorum. Türk Ticaret Bankası, özelleştirme kapsamına alınıyor ve 4 Ağustos 1998 tarihine ihale günü veriliyor. İhaleyi yapacak olan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Emniyet Genel Müdürlüğünden, ihale dosyası alan firma ve şahıslarla ilgili olarak detaylı bilgi istiyor. Bu yazıyla ilgili cevap, ihaleden bir gün önce, bütün ilgili birimlere ulaştırılıyor. Bu yazıda, özetle "ihaleye katılanlar çeteler tarafından tehdit ediliyor" deniliyor ve dolayısıyla, ihaleye fesat karıştırılacağı belirtiliyor. Bu yazıya rağmen ihale yapılıyor ve bu yazının geldiği tarihten itibaren 1 ay 4 gün sonra, ihale, Hazine tarafından onaylanıyor. Elbette ki, Emniyetin bu yazısı, dönemin Başbakanı Sayın Mesut Yılmaz ve ilgili Bakan Güneş Taner'e de iletilmiştir. Ancak, daha sonra yapılan soruşturmada, bu yazının, Başbakanlık makamında, Kozmik Büroda kaybolduğu söylenmiştir. Buna inanmak mümkün müdür?!

Değerli milletvekilleri, ihaleden önce, dönemin Başbakanı Sayın Mesut Yılmaz'ın, MİT tarafından, Korkmaz Yiğit'le ilgili olarak uyarıldığı da bir gerçektir. Yine, Hazine bürokratları, ihaleye fesat karıştırılacağı hususunu, dönemin Bakanı Güneş Taner'e iletmişler; ancak, hiçbir sonuç alamamışlardır. Bütün bu uyarılara rağmen Başbakan, bir televizyon kanalı avantası karşılığında arabulucu olan Kamuran Çörtük aracılığıyla Korkmaz Yiğit'le pazarlık yapmış ve Türk Ticaret Bankasının satışı, bu minval üzere gerçekleşmiştir. Ayrıca, Korkmaz Yiğit'e gereken kredi de, dönemin Devlet Bakanı Güneş Taner tarafından temin edilmeye çalışılmıştır. Bunların hepsi, soruşturma tutanaklarında, Meclis araştırması tutanaklarında mevcuttur.

Değerli arkadaşlar, ne zaman ki, 13 Ekim 1998'de, Korkmaz Yiğit kasetleri televizyonlarda reyting rekorları kırmaya başladı; işte o zaman, takke düştü, kel göründü. Cumhuriyet Halk Partisi, o gün, yine üzerine düşen görevi yerine getirdi; Başbakan Mesut Yılmaz hakkında gensoru önergesi verdi ve 25 Kasım 1998 tarihinde yapılan oylamayla, 55 inci hükümet düşürüldü. Bununla yetinilmedi, Başbakan Mesut Yılmaz ve Devlet Bakanı Güneş Taner hakkında Meclis soruşturması açılması için başvuruda bulunuldu ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde, soruşturma komisyonu kuruldu.

Sayın milletvekilleri, hepinizin bildiği gibi, 20 nci Yasama Döneminde, Türkbank ihalesiyle ilgili olarak açılan Meclis soruşturması sonucunda, Mesut Yılmaz ve Güneş Taner'in Yüce Divana gönderilmesi talebi, hepimizin bildiği meşhur aklama ve paklama operasyonuyla, 8'e 7 oy çokluğuyla reddedilmiştir. O dönemde, bildiğiniz gibi, Tansu Çiller'le ilgili soruşturma komisyonu ile Mesut Yılmaz ve Güneş Taner'le ilgili soruşturma komisyonları, aynı gün ve aynı saatte, Büyük Millet Meclisi çatısı altında, ayrı ayrı salonlarda toplandılar; her iki salon arasında kurulan mobil telefon bağıyla, aynı anda oylandılar; hem Tansu Çiller hem de Mesut Yılmaz ve Güneş Taner, aynı oylarla, 8'e 7 oyla, Yüce Divana gitmekten kurtuldular.

Değerli milletvekilleri, o günleri hatırlayınız; bizler, rozetlerimizi takmaktan, milletvekiliyiz demekten utanır hale gelmiştik; ama, o soygun ve çete düzeninin adını istikrar koyan çevreler, bu utancı ortadan kaldırıp, çetelerden, soygunculardan ve onların işbirlikçileri olan siyasetçilerden hesap sormak isteyen Cumhuriyet Halk Partisine, istikrarı bozuyor diye, silahşorlarıyla, kalemleriyle ve kameralarıyla saldırdılar. Gerçekten, bu çevreler, istikrarlı bir soygun düzeni kurmuşlardı; bankaları, bakanlıkları, SSK'yı, Bağ-Kuru, Emekli Sandığını, Kızılayı, özelleştirilecek kurumları, KİT'leri, Tekeli, belediyeleri -aklınıza ne geliyorsa- vakıfları, hazineyi soydular, hortumladılar. Kısacası, kanımızı, iliğimizi emdiler. Şairin dediği gibi "bunlar engerekler ve çıyanlardır, bunlar ekmeğimize, aşımıza göz koyanlardır" tanıyın bunları lütfen. (CHP sıralarından alkışlar)

İşte, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Deniz Baykal, bu soygun düzenine, bu sözümona istikrara çomak sokunca, bu düzenin silahşor, kalemşor ve kameralarının saldırısına uğradı ve seçimlerde barajı aşamadı. O dönemde, sadece bankalardan hortumlanan para miktarı 3 milyar dolar civarında iken, bu soyguna dayalı istikrar düzenine son verilseydi, Cumhuriyet Halk Partisinin ve Sayın Deniz Baykal'ın uyarılarına kulak verilseydi, bugün, 50 milyar dolara varan hortumlama yapılmamış olacaktı.

Değerli milletvekilleri, bizler, artık olanlar oldu diyemeyiz. Elbette ki, Yüce Heyetiniz bir yargı makamı değildir. Biz, kendimizi yargı yerine koyamayız; ama, bu Yüce Meclise düşen önemli görevler vardır. Eğer, memleketi siyasetçiler yönetecekse -ki, yönetecektir- siyasete ve siyasetçiye, layık olduğu itibarı mutlaka kazandırmalıyız, soygun ve talan döneminin siyasî sorumlularını mutlaka yargı önüne çıkarmalıyız. Konutta ihale pazarlığı yapan başbakanlar, çetelerin talimatıyla hareket eden başbakan ve bakanlar, ihale dosyalarındaki gizli teklifleri evinde açan hanımefendi başbakanlar artık hesaplarını vermelidirler. Mafya-siyasetçi ilişkisini, gelecek kuşaklarımız için, mutlaka tasfiye edecek yöntemleri bulmalı ve önlemleri almalıyız.

Değerli milletvekilleri, bakınız, 8'e 7 çoğunlukla aklanıp paklanan siyasetçiler villalarında, yatlarında, katlarında keyif sürerken, aynı suçla suçlanan şahıslar, önce devlet güvenlik mahkemesinde, bilahara, yapılan bir yasa değişikliğiyle, devlet güvenlik mahkemesinden alınarak, İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinde, teşekkül oluşturarak Türk Ticaret Bankasının resmî ihalesine fesat karıştırmak suçuyla yargılanmaktadırlar. Bu davanın sanıkları, Korkmaz Yiğit başta olmak üzere, Hayyam Garipoğlu, Emin Cankurtaran ve Erol Evcil gibi birkaç kişi daha. Dört yıldır devam eden bu davada sanıkların talebine ve yüzleşme isteğine, özellikle Korkmaz Yiğit'in Mesut Yılmaz'la yüzleşme isteğine rağmen, Mesut Yılmaz, tüm çağrılara rağmen mahkeme huzuruna getirilememiştir. Son celsede de Mesut Yılmaz yüzleşmekten kaçarak, talimatla Bodrum mahkemelerinde ifade vermek istediğini söylemiştir. Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesine yazılan talimatta da Güneş Taner'in ifadesi alınmak istenmiş; ancak, ne yazık ki, Güneş Taner, tüm aramalara rağmen adresinde bulunamıyor. Şu garipliğe bakın Allahınızı severseniz; devletin bakanlığını yapmış önemli bir kişi, bütün aramalara rağmen bir yıldır bulunamıyor!..

Değerli milletvekilleri, Meclis soruşturması açılması bu nedenle çok önem kazanmaktadır. Mahkemeden kaçan bu siyasetçileri, biz, mahkemeye göndermeliyiz; aklanacaklarsa, aklanma yerleri mahkemelerdir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu dava dört yıldır sürüyor ve bitmiyor, ne zaman biteceği de meçhuldür. Peki, bu teşekkülün, yani çetenin siyasî kanadını es mi geçeceğiz; elbette ki hayır. Bu önergeyi kabul etmeliyiz. Türkiye Büyük Millet Meclisi soruşturma komisyonu kurulacak olursa, mahkemelerin ulaşamayacağı bilgi ve belgelere ulaşılacaktır; bir muamma olarak kalan Güneş Taner, Rauf Tamer, Murat Demirel ve Mete Has ilişkisi bile açıklığa kavuşabilecektir; böylece, temiz siyaset için siyasetçinin de hesabını verebilmesinin yolu açılacaktır.

Sayın milletvekilleri, siyaset kurumunun bundan böyle ülkemizin Çobanyıldızı olmasını sağlamalıyız; mafya ve çetelerin Başbakanlık konutuna girip çıktıkları, yumruklarıyla Başbakanın burnunu kırdıkları, bakanlara talimat verdikleri dönemi bir daha açılmamak üzere yargı önünde kapatmalıyız; bize düşen bu olmalıdır

Değerli milletvekilleri, bize düşen ikinci ve bence en önemli görevlerden birisi de, suçlanan eski siyasîlerin Yüce Divana gitme yollarını açıyoruz, eyvallah; peki, mevcut siyasîleri, yani bizleri ne yapacağız; hâlâ, dokunulmazlık zırhı içerisinde koruyacak ve kollayacak mıyız?! Bakınız, temiz Türkiye'yi böyle yaratamayız. Eğer toplumu gerçekten temizlemeye niyetiniz varsa, işe, bugünkü yöneticilerden başlamalıyız. Kendi hesabını veremeyenler, başkalarından hesap soramazlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

17 konuşma daha · 9 Aralık 2003

17 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook