Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)
Şırnak Milletvekili ·
Genel Kurul, 99. Birleşim · 4. yasama yılı · 2 Mayıs 2010 · 517 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hasip Kaplan, 2 Mayıs 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 99. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 517 kelime.
Hasip Kaplan (Şırnak). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 99. Birleşim tutanağı, 2 Mayıs 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2010-05-02-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas-2 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
HASİP KAPLAN (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu 12 Eylül darbe Anayasası değiştirilmeden istediğiniz kadar madde değiştirin tekrar dönüp dönüp madde değiştirmeye devam edeceksiniz.
Bakın, 1’inci madde de aynıydı, bu da 2’nci kez, 2001’de değiştirilmiş bu fıkra. Şimdi ne ihtiyaç doğdu tekrar değiştiriyoruz? Yani arkadaşlar, bunun özünü, ruhunu, silsilesini değiştirmedikten sonra bu Anayasa’nın… İşte, 2001’de değiştirirsiniz, yedi sene sonra gelirsiniz, tekrar değiştirmeye kalkarsınız, bir şey değişmez çünkü bu Anayasa’nın darbe ruhu girişindedir, dibacesinde yazıyor. Şimdi “Niye bu konu bu şekilde geliyor?” diye soruyorsunuz. Önerge verdik “Kesinleşmiş mahkeme kararı yoksa yurt dışı yasağı olmasın.” dedik.
Basit birkaç örnek vereceğim. Bakın, bugüne kadar siyasi yasaklar kime uygulanmış, şöyle birkaç örnek vereyim. 2007, çok uzağa gitmeyelim, dönemimize ilişkin: 195.537, Türkiye’ye giriş yasağı olanlar. Kim bunlar söyler misiniz? Türkiye’ye giriş yasağı. Türkiye’den çıkış yasağının 32.417’si mahkemelerce verilmiş; 284.913 tanesi de İçişleri Bakanlığının verdiği yasaklılar. Şimdi, bunu bırakın bir kenara, TMSF bile 40 bin kişinin yurt dışı yasağını vermiş. Mahkeme bile değil TMSF veriyor. Hatta, bankacıların üç aylık bebeklerinin dahi yurt dışına çıkışı yasaklanıyor. İnsan hakları, hukuk denen bir şey var, üç aylık bebeğin yasak kapsamına alınmasının mantığı ne? Velhasıl devlete borç nedeniyle yurt dışı yasağı olanların sayısı 350 bin. Şimdi buyurun, etti mi 1 milyon, 1 milyon yasaklı. Niye? Hani masumiyet karinesi vardı, hani insanlar yargılanmadan, hüküm kurulmadan, kesin mahkeme kararı olmadan masum sayılırlardı? Al sana, daha yargılanmadan -çünkü çoğu idari karar- soruşturma açılmadan, mahkeme aşaması olmadan yasaklı durumuna getirip cezalandırıyorsunuz ya ekonomik suçtan ya siyasi. Ama siyasi yasak… Nerede başlar aslında bu yurt dışı yasakları? Hep solculara, hep muhalefete. Alın Nazım Hikmet’i, siyasi yasağı vardır; alın Abidin Dino’yu, 1956’da siyasi yasağı vardır; alın Ruhi Su’yu, kanserli olmasına rağmen yurt dışına gidememiştir, siyasi yasağı vardır.
Yakın tarihe gelelim, sizin döneminizde, maşallah, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanının savcı ifadesini alıyor, “Yurt dışına çıkışın yasak.” Kardeşim, bu 1 milyonluk Diyarbakır kentinin yüzde 70’inin oyunu alarak seçildi, geldi; yerel yönetimler için yurt dışında gidip çalışması lazım, gelmesi lazım. Gelin, şart koşalım, Türkiye’nin bütün varlıklarını tapulayın, eğer benim belediye başkanım Türkiye’den yurt dışına çıkarsa o zaman haklısınız öyle bir kaygı varsa. Öyle bir kaygı yokken niye bir belediye başkanıma, Büyükşehir Belediye Başkanıma yasak koyma ihtiyacını duyuyorsunuz?
Şimdi, burada getirmişsiniz bir öneri, diyorsunuz ki: “Soruşturma ve yargılama kapsamında hâkim kararıyla…”
Hâkimlerin nasıl matbu kararlar verdiğini bilmiyor musunuz? Savcıların çekmecelerinde, nöbetçi hâkimlerin çekmecelerinde hazır matbu kararlar var. O kararları da emniyete vermişler, jandarmaya vermişler. Ellerinde, istediğine yazıyor, basıyor, gönderiyor, ondan sonra e-devlet bilgisayarına gönderiyor. Yapmayın arkadaşlar!
Biz burada bir önerge getiriyoruz. Hukuk istiyorsanız buyurun, kesinleşmiş mahkeme kararıyla bu yasağı koyalım; biz bunu diyoruz. Ama şunu açıklıkla söyleyeyim ki, maalesef, bizim söylediklerimizi -bir türlü- algılama konusunda bir sıkıntı var. Biz diyoruz ki: “Bazı şeyleri yapın.” Önerilerimiz var, sizlere dosya verdik, teklifiniz geldiği gün verdik; hem Anayasa’yla ilgili verdik hem Siyasi Partiler, Seçim Yasası’yla.
Bize “Pazarlık yapıyor.” diyorlar. Biz pazarlık yapmayız arkadaşlar. Demokratik ölçülerin pazarlığı olmaz, demokrasinin pazarlığı olmaz, ilkelerinin pazarlığı olmaz, demokrasinin ölçülerinin pazarlığı olmaz, şeffaflığın, çoğulculuğun, katılımcılığın pazarlığı olmaz arkadaşlar. Bunu bir türlü anlatamıyoruz, bunlar pazarlık konusu edilecek değerler değildir.
Arkadaşlar, şimdi şunu ifade etmek istiyorum: Biz ne demişiz? Yüzde 10 barajını…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
43 konuşma daha · 2 Mayıs 2010